1. * 5651 Sayılı Kanun'a göre TÜM ÜYELERİMİZ yaptıkları paylaşımlardan sorumludur.
    * Telif hakkına konu olan eserlerin yasal olmayan şekilde paylaşıldığını ve yasal haklarının çiğnendiğini düşünen hak sahiplerinin İLETİŞİM bölümünden bize ulaşmaları durumunda ilgili şikayet incelenip gereği 1 (bir) hafta içinde gereği yapılacaktır.
    E-posta adresimiz

BARISMANCO ya benzemem :))iste bu yüzden

Konusu 'İlginç Yazılar' forumundadır ve 43ZORBEY43 tarafından 5 Kasım 2008 başlatılmıştır.

  1. 43ZORBEY43

    43ZORBEY43 Üye

    Katılım:
    4 Kasım 2008
    Mesajlar:
    41
    Beğenileri:
    0
    Ödül Puanları:
    170
    Meslek:
    söför
    Yer:
    KÜTAHYA
    Banka:
    0 ÇTL
    “2023” ŞİİRİ ve “Kayaların Oğlu!”
    Barış Manço’nun Türk Milleti’ne Vasiyeti!
    [​IMG]
    [FONT=Georgia, Arial, Helvetica, sans-serif]Barış Manço’nun pek bilinmeyen / güme gitmiş eserlerinden biri olan ve "Kayaların Oğlu" şiirini bu ülkenin gündemine sokabilmek için, yayınladığım "Siyaset Peygamber Mesleğidir / Amerika Kâbe'nin Üstünde Dansöz Oynatacak" kitabımın önsözünü "Kayaların Oğlu"na ayırdım.
    Bu da yetmedi, "Kayaların Oğlu" ile ilgili “Kayaların Oğlu Nöbette!” bir makale yazdım ve bunu Barış Manço ile ilgili olan "Türk Kültürü'nün Karbon Kâğıdı / Barış Manço Destanı" kitabımda yayınladım.
    Bu da yetmedi, katıldığım bütün radyo programlarında ve televizyon programlarında da gündemde tuttum. Konuşmama başlarken ve bitirirken "Kayaların Oğlu" şiirinden bir dörtlük okuyarak başladım ve bitirdim. Denizli'de millet bu şiiri neredeyse ezberledi, nasip olur da bir gün ulusal televizyonlardan milletime seslenme fırsatım olursa bütün Türkiye'ye de ezberleteceğim.[/FONT]​
    [FONT=Georgia, Arial, Helvetica, sans-serif]“KAYALARIN OĞLU” ve “2023 TÜRKİYESİ”…

    [/FONT]
    [FONT=Georgia, Arial, Helvetica, sans-serif]"Kayaların Oğlu"nun içinde geçen "2023", Cumhuriyetimizin çeşitli badireler atlatacağı ve 100 yıl içinde olgunlaşacağı ve o andan itibaren o asrın "Türk Asrı" olacağını anlatmaktadır[/FONT]
    [FONT=Georgia, Arial, Helvetica, sans-serif]Çünkü Cumhuriyetimiz 1923 kurulmuştur. 1923 tarihteki en büyük "Türk Devrimleri"nden biridir. Yani "yeni bir Kayaların Oğlu", Tarihinde hiçbir dönemde hiç kimseye boyun eğmemesine rağmen, Osmanlı İmparatorluğu zamanında 200 yıllık kötü gidişe rağmen toparlanamayan ve yok olma aşamasına gelen Türk adı / vatanı, 1923'deki Türk Devrimi ile yeniden doğmuştur, yaralarını saracaktır, 200 yıllık çöküşü 100 yılda yükselişe döndürecek ve 2023'de tarihte olduğu gibi gene Türk gücünü, zekâsını, çalışkanlığını dünyaya gösterecektir. [/FONT]
    [FONT=Georgia, Arial, Helvetica, sans-serif]Yani Türkler, 200 yıllık o çöküşten beri süren "dünyada kervanın arkasında nal toplama"dan kurtulacak ve yeniden dünya tarihinde olduğu gibi İnsanlık Kervanı'nda (bilimde, siyasette, sanatta, sporda, ekonomide büyük başarılar kazanarak) eski parlak dönemlerine dönecektir. Barış Manço’nun bahsettiği bu "yeni bir Kayaların Oğlu" bir kişi değil, "zihniyet devrimi"ni yapmış olacak olan "Türk Milleti"dir. Türkiye Cumhuriyeti, asırlık öz kardeşleri olan –şiirdeki ifadesiyle- "asırlardır sağında-solunda durmakta olan diğer Çınarlar'la birlikte" bu destanı yazacaktır. Yani Türkler, başta Türkiye Cumhuriyeti olmak üzere diğer Türki Cumhuriyetleri ile birlikte dünyada yeniden kervanın önüne geçecektir.
    [/FONT]
    [FONT=Georgia, Arial, Helvetica, sans-serif]TÜRK DESTANI, “BİRLİK - BERABERLİĞE” BAĞLI![/FONT]
    [FONT=Georgia, Arial, Helvetica, sans-serif]"Kayaların Oğlu"nu zaman diliminden / tarihlerden soyutlarsak, o zaman bu şiirin verdiği mesaj daha da bir anlam kazanır. Bu gözle bakarsak benim diyeceğim şudur: "Kayaların Oğlu" şiiri, "Barış Manço'nun Türk Milleti'ne VASİYETİ'dir!"[/FONT]
    [FONT=Georgia, Arial, Helvetica, sans-serif]Özellikle benim sürekli gündemde tutmaya çalıştığım o bölüm, Türklerin yeniden Dünya Markası olabilmesinin olmazsa olmaz şartıdır. O bölümde şöyle deniyor:[/FONT]
    [FONT=Georgia, Arial, Helvetica, sans-serif]Sayısız irili-ufaklı kaya parçaları vardır bu topraklarda,[/FONT]
    [FONT=Georgia, Arial, Helvetica, sans-serif]Ve sen benim oğlum ve sen Kayaların Oğlu,[/FONT]
    [FONT=Georgia, Arial, Helvetica, sans-serif]Bu taşı toprağı bir arada tutacaksın![/FONT]
    [FONT=Georgia, Arial, Helvetica, sans-serif]Kolay değil Kayaların Oğlu olmak![/FONT]
    [FONT=Georgia, Arial, Helvetica, sans-serif]Kuzeyden esen soğuk rüzgâra, [/FONT]
    [FONT=Georgia, Arial, Helvetica, sans-serif]Güneyden esen kavurucu sıcağa karşı,[/FONT]
    [FONT=Georgia, Arial, Helvetica, sans-serif]Koruyacaksın onları![/FONT]
    [FONT=Georgia, Arial, Helvetica, sans-serif]Evet bu böyledir. Sözlerinin tamamını [/FONT][Linkleri görebilmek için ÜYE olmalısınız!..][FONT=Georgia, Arial, Helvetica, sans-serif] linkinden / bağlantısından izleyebileceğiniz bu şiirde belirtildiği gibi, Türkiye Türk-Kürt-Laz-Çerkez onlarca “irili-ufaklı kaya parçaları”ndan oluşan bir ülkedir. Güçlü olması da bunların “bir arada tutulması” ile mümkündür. Son yıllarda bu etnik kökenler sürekli kaşınmakta ve bu “irili-ufaklı kaya parçaları” bağlı olduğu bütünden koparılmaya çalışılmaktadır. Bu Millet “2023”ü görmek istiyorsa veya “2023”ü görmesi gerektiği gibi görmek istiyorsa, buna dikkat edecek. Bu kalleşçe oyunu bozacak olanlarsa başta Kürt Kardaşlarımdır. Çünkü bu tehlikeli oyunun en büyüğü onların üzerinde oynanmaktadır.[/FONT]
    [FONT=Georgia, Arial, Helvetica, sans-serif]2023’de “sayısız irili-ufakalı kaya parçaları”nın bir arada olduğu ve Cumhuriyetimizin 100.yılında tarihe “Türk Asrı”nı yaşattığımızı görmek umuduyla, Barış Manço ağabeymizi vefatının 9.yılında da rahmetle anıyorum. [/FONT]
    [FONT=Georgia, Arial, Helvetica, sans-serif]Sevgili Barış Manço! Türk Milleti’ne Vasiyetin gözüyle baktığım “2023” şiirinde söylediklerinin icabını yapacağız. Dış güçlerin bütün kalleşçe oyunlarına rağmen bu “sayısız irili-ufaklı kaya parçaları”nın bir arada tutmaya çalışacağız. Yetiştirdiğin Adam Olacak Çocukların bu “sayısız irili-ufaklı kaya parçalarının” birbirinden ayrılmasına izin vermeyecek. [/FONT]
    [FONT=Georgia, Arial, Helvetica, sans-serif]Yani; gözün arkada kalmasın. Çünkü Türkiye’de, Kayaların Oğlu nöbette!...[/FONT]
    Ruhun şad mekanın CENNET olsun BARIS agabeyyy
     
  2. Hazangülü

    Hazangülü Forum Onuru

    Katılım:
    7 Haziran 2006
    Mesajlar:
    9.885
    Beğenileri:
    117
    Ödül Puanları:
    4.480
    Banka:
    991 ÇTL
    [YT]flydUdJrXFA[/YT]​
     
  3. KıRMıZı
    Aşık

    KıRMıZı TeK BaşıNa CUMHURİYET V.I.P

    Katılım:
    22 Şubat 2008
    Mesajlar:
    27.187
    Beğenileri:
    4.785
    Ödül Puanları:
    11.580
    Cinsiyet:
    Bayan
    Meslek:
    Karmaşıkkk
    Yer:
    TÜRKİYE
    Banka:
    387 ÇTL
    1 Ocak 1943 tarihini gösterirken takvimler ve pek sıcakken savaşan dünyamız, İstanbul'un Anadolu yakasında doğan çocuğun ismiyle sarsılıp, "yahu yeter artık" demiş midir bilinmez, ama adı "Barış" konulan çocuğun ailesinin mevcut dünya koşullarından memnun olduğu söylenemezdi herhalde...İlk çocuklarına Savaş ismini koyan aile, ikinci çocuklarını savaş sonrası neslin önemli bir figürü olacağını muhtemelen öngörmemişlerdi, ama o, hem anneden gelen müzik yeteneğini değerlendirmiş, hem de hiçbir şeyin eskisi gibi olmasına razı olmayan bir kuşağın müziği rockn'rollu, savaş görmüş varoluşçu Sartre ağabeyini tanımıştı.

    Saçın uzun olmasının ne demeye geldiğini bilmiş, sanılanın aksine toplumuna ilk andan itibaren "toplan" veya "gevşe" diyerek hükmedememişti. Bitli beatnik olarak dışlandığı, şişman twistçi genç olarak tebessümle karşılandığı ve hatta Moğollar'la çıktığı bir turnede minibüsüne bomba konulduğu olmuştu.

    Ülkemizin geçtiği yerlerden o da geçmiş, o da evrilmiş, bilinçlenmiş, körelmiş; ancak bizden bir iki adım öteye gidebilmiş ve kaplumbağanın öyküsünü kendi bünyesinde tamamlamıştır.

    Başlangıç itibari ile şanslı bir çocuktur. Annesi Rikkat Uyanık radyo sanatçısıdır. Haylazdır, ama Galatasaray Lisesi'nin öğrencisi olabilecek kadar seçkinler sınıfındadır. Ne gariptir ki müziğimizin batılılaşmayla koşut yerlileşmesinin öncüleri bir şekilde seçkin aile çocuklarıdır. Erkin Koray, Cem Karaca gibi bu öncüleri takip edenler ise Ersen, Edip Akbayram gibi nispeten gariban çocuklardır. Bu da çok doğaldır. Seçkin aile çocukları önce batının dillerinde şarkı söyleyip "taklit" aşamasını geride bırakmasalar ve bu müziğin Türkçe yapılabileceğini kabul ettirmeselerdi, dinleyicilerin Akbayram ve Ersen'in söyleyeceği Tom Jones, Peppino Di Capri şarkılarına itibar edeceklerini düşünmek hayalcilik olurdu.

    Bu nedenle Ah Güzel İstanbul filminde kepazelik olarak lanse edilen bu denemeleri yapmak bu genç seçkinler için riskli, ama tarihsel misyonları için kaçınılmazdı.

    Manço'nun kaçınılmaz misyonu önce 1958 yılında Kafadarlar adlı grubuyla başladı. Bu grubu ilk formatı bir koroyu andıran ve ilk konser hiti(!) Twinkle Twinkle Little Star olan Harmoniler izledi. Harmoniler zamanla önemli bir rockn'roll grubu, 1961 yılından sonra ise twist grubu oldu.

    1961 yılında ilk Harmoniler'den Manço’yla çalışmayı sürdüren tek kişi Yavuz Beşorak’tı. Gruptaki asli görevi piyanistlik olan Beşorak, slow rock parçalarda vokale geçiyor, Manço da piyanoda yer alıyordu. Presley, Jerry Lee Lewis, Little Richard ve Gene Vincent’in coverlarını yapan grubun repertuvarını Great Balls of Fire, Jenny Jenny, She’s Got It, Where Is My Heart, Run Samson Run, Trouble, Long Tall Sally, Runaway gibi şarkılar oluşturuyordu. Ayrıca Manço’nun ilk bestesi de konserlerde çalınmaktaydı. “Dream Girl” adlı Balkan melodilerini hatırlatan bu şarkı Ankara'da Çiftlik Parkında düzenlenen bir yarışmada en iyi beste ödülü kazanmıştı.
    Harmoniler’in 1961 yılı kadrosu şu şekildeydi: Piyanoda Yavuz Beşorak, elektro gitarlarda Rıza Omayer ve Emre Gönenç, bateride Fikret Zolan, tenor saksofonda Oğuz Kayıhan, ritm gitar ve vokalde Barış Manço.
    1962 yılındaki Harmoniler kadrosunda ilk Harmoniler'de de bulunan Asaf Savaş Akat bu kez saksofoncu olarak grupta yer alıyordu. Grubun diğer üyeleri : elektro gitarlarda Mehmet Şahinbaş ve Şanal Pınar, davulda Batur Pere ve piano ve basta yeralan Osman Önder idi.
    Taşplak üretiminde yabancı şirketlerin tekelini kıran Mihran Gürciyan'ın şirketi Grafson ile anlaşan Manço ve Harmoniler o yıl geçerli olan twist akımının etkisiyle Let’s Twist Again / The Twist ve The Jet / Twistin’ USA adlı 45'liklerini bu şirketten yayınlamışlardır. Çıt Çıt Twist / Dream Girl ise biri ilk türkü düzenlemesi, diğeri ilk bestesi olması hasebiyle Manço'nun daha 19 yaşındayken yaptığı bir ileri çalışma olarak 45'lik tarihimize geçmiştir. Bu 3 plağın özelliği ülkemizin yerli bir sanatçıya ait ilk batı müziği tarzında kaydedilmiş 45'likleri olmaları idi. Özellikle 3.plak ile Kara Tren, Burçak Tarlası gibi plaklardan çok daha önce yetkin bir düzenlemeyle folk müziğine bir batı müziği sanatçısının getirdiği yoruma şahit olmamız bu plakların önemini arttırmaktadır.
    Grup konser repertuvarlarında da yer verdikleri 9/8'lik bir türkü olan Kızılcıklar ve Urfanın Etrafı Dumanlı Dağlar adlı türküleri de bu plakların kayıt sessionında çalmışlar, ama bu iki şarkı belki de fazla cesur olarak nitelendirilerek 45'lik olarak basılmamıştır. Bu kayıtların gün yüzüne çıkması için ise 1978 yılında Grafson tarafından yayınlanan Altın Aranjmanlar adlı tanıtım toplama uzunçalarını (sampler) beklemek gerekecekti.

    1963 yılında Belçika Kraliyet Akademisinde eğitimini sürdürmek için Manço'ya ilk kez gurbet yolu göründü. Mihran Gürciyan'dan 45'likler için aldığı avans ile Belçika'ya ulaştı. İlk yılını geçim kaygısıyla yapılan ufak tefek işler ve okul ağırlıklı olarak geçirirken, 1964 yılında uzunca bir aradan sonra ilk müziksel ürünlerini vermeye başladı. Adamo'nun menajeri de olan ve aynı zamanda mizah içerikli plakları ile bilinen Henry Salvador'un Rigolo plak şirketiyle sözleşme imzaladı. Bu şirkette 1964 yılında içinde "Baby Sitter", "Jenny Jenny", "Quelle Peste"(Poison Ivy), "Un Autre Amour Que Toi"(Handy Man) adlı şarkıların bulunduğu bir E.P. yaptı. Bu plağında Manço'ya Johnny Hallyday'in orkestrası Jacques Dan Jean eşlik ediyordu. Bu dönemde Manço, "Kızılcıklar" adlı 9/8'lik türkünün de içerisinde yer alacağı bir uzunçalar tasarlıyordu. Ancak böyle bir LP gerçekleşmedi ve Manço'nun ilk uzunçaları için 1975 sonunu beklemesi gerekti. (Korsan Dünden Bugüne Lpsini tabii ki saymıyoruz.)

    15 Haziran 1965'te ise Manço, Liege kentinde "Yıldızlar Şemsiyesi" adlı konsere katıldı. Bu konserde çoğunluğu genç ve amatör gruplar oluşturuyordu. En ünlü isim ise Claude Francois idi. Altı kişilik ve içerisinde Türk olarak yalnızca kuzeni Şafak Yüzbaşıgil'in bulunduğu Golden Rollers eşliğinde sahneye çıkan Manço'nun yanısıra bir yıl sonra birleşeceği Les Mistigris grubu da bu konserin bir başka katılımcısıydı.

    1966 yılında ise .Barış Manço önce haberleriyle sonra da bizzat ülkeye gelmesiyle müzik gündeminde yerini aldı. Belçika'da katıldığı "Folklore et Amitie" Festivali’nde Manço, Golden Rollers dışında The Folk 4 adlı Türklerden oluşan bir grupla Kara Tren, Urfanın Etrafı, Bolu Beyi, Aman Avcı Vurma Beni, Çıt Çıt Twist, Kızılcıklar Oldu Mu ve Fransızcası olan Bien Fair Pour Toi şeklinde bir repertuvar sundu. Aynı dönemde Manço, şarkı sözü yazarı Andrei Soulac ile MANLAC adında bir prodüksiyon-halkla ilişkiler firması kurdu.

    1966'nın yaz aylarında ise Türkiye'ye gelen Manço'nun yanında bu kez Les Mistigris adlı yeni grubu vardı. Les Mistigris grubunda davulda Francis Lonneux, gitarda Christian Lacombes, basta Paul Vanderbossche'den bulunuyordu. Manço, bu grupla birlikte radyo programlarına katıldı. Sahibinin Sesi şirketine "Bien Fait Pour Toi (Kızılcıklar)/Aman Avcı Vurma Beni" ve "Une Fille/Il Arrivera"yi plak olarak yaptı. Tabii söylemeye bile lüzum yok: Barış Manço da uzun saçlı olarak ülkeye döndü.

    1967 yılının yaz aylarında yine Les Mistigris ile Türkiye'ye gelen Manço As Klüpte de konser vermeyi ihmal etmedi.

    Manço'nun Les Mistigris ile yaptığı son kayıtlar, 1967 sonlarına doğru bir EP'de toplanarak piyasaya sürüldü. Bu EP'de sonradan Kol Düğmeleri olarak bilinecek olan Bizim Gibi-Big Boss Man-Seher Vakti-Good Golly Miss Molly adlı şarkılar yer alıyordu. Barış Manço'nun 1968 başında Mazhar Alanson, Fuat Güner, Ali Serdar ve Mithat Danışan'dan oluşan Kaygısızlar ile birleşmesi üzerine İngilizce olan parçalar eski haliyle bırakılmak üzere Türkçe eserler Kaygısızlar eşliğinde yeniden kaydedilerek yayınlanacaktı. Barış Manço'nun Sayan'dan çıkardığı bu ilk plakta Bizim Gibi adlı şarkı Kol Düğmeleri olarak değişecekti.

    Barış Manço & Kaygısızlar, Kol Düğmeleri / Big Boss Man / Seher Vakti / Good Golly Miss Molly parçalarını içeren EP’lerini 1968'de yayınlayıp oldukça geniş bir popülarite elde ettiler. Manço’nun Liege kentinde eğitimine devam etmesi nedeniyle yaz aylarında bir araya gelebilen topluluk üçüncü 45’likleri Bebek / Keep Lookin’le birlikte psychedelic öğeleri Anadolu’nun mistizmiyle birleştirerek vermeye başladılar. Günümüzde yaygın algılanışı manevi değerlere zarar vermeyen bir popülist olan Manço, 68 yılında şarlatan, ukala bir beatnik olarak lanse ediliyordu.

    Barış Manço ise Kaygısızlar’la “Trip / Karanlıklar İçinde”, “Kirpiklerin Ok Ok Eyle / Ağlama Değmez Hayat”, “Kağızman / Anadolu”, ve Paris’te doldurulan “Flower of Love / Boğaziçi” plaklarını yaptı. Psychedelic tınıların içerisine serpiştirdiği doğu müziğiyle kendine özgü bir east & west soundu oluşturdu. Bu plaklardan “Ağlama Değmez Hayat” altın plak aldı.

    1970 yılı Barış Manço'nun psychedelic rock'tan tipik anadolu pop sularına açıldığı bir yıl oldu. Kaygısızlar olmadan girdiği bu yeni yılda Barış Manço, Jonathan Glemser, Onkhan Tunca (basitçe Okan Tunca), Mounir Ghattas adlı üç müzisyen ile Türkiye'de "...Ve" diye bilinen yurtdışında ise"Etc" adıyla lanse ettiği yeni bir grupla çalışmaya başlamıştı. Bu grup ile "Derule / Küçük Bir Gece Müziği" adlı plağı kaydeden Manço, 1970'in başında halen acid rock icra etmekten bahseden bir müzisyenken aynı yılın Ağustos ayında Dağlar Dağlar adlı plağını yayınlayarak günümüzdeki Barış Manço algısının temellerini atıyordu.

    Bu plak herşeyin hem popülist, hem de avantgarde bir uslupla yapılabildiği büyülü senemiz 1970'in ruhuna uygun olarak aynı şarkının iki farklı yorumu ile piyasaya sürüldü. İlk yorumda, ki bu Türk kulak yapısına daha yatkın bir düzenlemeye sahip olduğu için Türk dinleyicisinin ilgisine mazhar olmuştu, Barış Manço ile kemençe sanatçısı Cüneyt Orhon'un beraberce geleneksel bir icrayı benimserken, arka yüzünde ise Manço ile Ve grubunun PSYCHEDELİC-BLUES formunda yaptıkları bir başka versiyon yer alıyordu. Plağın arka yüzü acid rock dönemi Manço fanlarının beğenisini kazanmıştı. (Örneğin, bu biyografinin yazarı...)

    1970 Ekim'inde Barış Manço'nun Fransa'da Pathe şirketiyle anlaşarak bir LP hazırlığı içerisinde bulunduğu şeklindeki klasik uzunçalar şaiyaları hortlasa da bu plak da gerçekleşmeyen Manço plaklarından biri olacaktı.

    1970 sonlarında Ve grubundan ayrılan Barış Manço o dönemde Fransa'da bulunan ve solist arayışı içinde olan Moğollar grubu ile birleşti. Manchomongol adlı grubun ilk Türkiye konseri ise 1971 Nisan'ında Manço'nun Platin Plak ödül töreninde gerçekleşti. Bu konserde, Kirpiklerin Ok Ok Eyle, Derule, Suzanne(sonradan Şehrazat olarak yayınlanacak), Behind The Dark, Ağrı Dağı Efsanesi(13 dakikalık Murat Ses versiyonu), Dağlar Dağlar, İşte Hendek İşte Deve, Binboğanın Kızı, Garip Çoban gibi karma bir repertuvarı sergilediler.

    Mayıs ayına kadar olan süreçte Barış Manço Moğollar ile 2 ayrı versiyondan oluşmak üzere İşte Hendek İşte Deve, Katip Arzuhalim Yaz Yare Böyle ve Binboğanın Kızı'nı kaydettiler.

    1971 Mayıs'ında Barış Manço'nun kabakulak olması nedeniyle grup çalışmaları kesintiye uğrarken, Mançomongol anlaşmazlığının su yüzüne çıkması için Manço'nun hastalığı bir bahane oldu. Manço'nun hastalığı 2. haftasındayken Moğollar yeni solist arayışlarına giriştiler. Mayıs sonlarına kadar kah birlikte LP yapma, kah ayrılma kararı alan Manchomongol Haziran ayında kesin olarak dağıldı.

    Barış Manço'nun şirketi Sayan ile anlaşmazlığa düştüğü bu dönemde Haziran ayı içerisinde "İşte Hendek İşte Deve-Katip Arzuhalim" plağı yayınlandı. Çok zaman geçmeden de Binboğanın Kızı Fikret Kızılok takviyeli Kaygısızlar ile birlikte 1969 civarında kaydedildiğini tahmin ettiğimiz Ay Osman arka yüzünü oluşturmak üzere Barış Manço'nun onayı olmadan piyasaya sürüldü.

    Moğollar'dan ayrıldıktan sonra Barış Manço, Kurtalan Ekspres'in temellerini atmak üzere çalışmalarına başladı. Bu yönde, Kaygısızlar ve Milliyet Liselerarası Müzik Yarışması gruplarından topladığı elemanlarla yeni grubunu kurmaya koyuldu. Manchomongol'un ses teknisyeni Celal Güven'in de bulunduğu yeni grubu ile ilk konserini 1971 Ağustos'unda Yeşilköy Reks sinemasında gerçekleştirdi.

    Bu konserde Ali Serdar ve Nur Moray davulda, Özkan Uğur basta, Celal Güven tumbada, Fuat Güner gitarda, Erdinç Avcı flütte Barış Manço'ya eşlik ettiler. Sözkonusu konserde Barış Manço ve ekibi Ay Osman, Dağlar Dağlar, Derule, Katip Arzuhalim, Binboğanın Kızı, İşte Hendek İşte Deve adlı yapıtlarını seslendirdiler. Bu konserin akabinde Manço'nun develerle karşılandığı meşhur Kıbrıs konseri için yola çıkarken Özkan Uğur, Ali Serdar ve Erdinç Avcı gruptan ayrılınca yerleri Ohannes Kemer(gitar ve yaylı tambur/Kadıköy Ticaret Lisesi), Hüdai Özgüder (davul) ve Mithat Danışan (bass- eski Kaygısızlar elemanı) ile takviye edildi. Bu konserde ayrıca Kemal Ebcioğlu'nun org çaldığı bilinmektedir. İlk örovizyon şarkımız Seninle Bir Dakikanın bestecisi olan Ebcioğlu grubun süreklilik kazanmayan klavyecilerinden biri idi.

    Bu konserden sonra Fuat Güner eski arkadaşı Mazhar Alanson ile çalışmak üzere gruptan ayrıldı. Grubun Kurtalan Ekspres ismiyle anılması için ise 1972 yılını beklemek gerekti. 1972 Mart'ında ise Hüdai Özgüder'in yerine Engin Yörükoğlu, Fuat Güner'in yerine ise 1969 yılındaki Kadıköy Ticaret Lisesi'nin efsanevi kadrosunun şefi Nezih Cihanoğlu katılacaktır.

    Barış Manço, 1971 yılında kurduğu grubun ismini nihayet 72 Şubat'ında koyar.. İlk etapta ismi Kurtalan olarak açıklanan grup, Tunuslu davulcusu (Mounir Ghattas) ve İngiliz gitaristi(Jonathan Glemser) ve diğer elemanlardan toplam 8 kişiden oluşacak şekilde kurulacak ve Fransa'da Mançofolia adı altında plak dolduracaktı.

    Manço, "Derule" adlı plağı Türkçe olarak bir Fransız yapımcısı tarafından Avrupa diskoteklerine sunulurken, bir yandan da asker kaçağı olduğu yönünde suçlamalara hedef oluyordu. 1972 Nisan'ında Manço koltuğunun altında askerlik şubesine ibraz etmek için gerekli belgeler bulunmak üzere yurda döndü. Yanında Paris'te karşılaşıp Türkiyeye dönme konusunda ikna ettiği Moğollar'ın eski bateristi Engin Yörükoğlu'yu da alarak artık isminin Kurtalan Ekspres olması kesinleşmiş olan grubunu kurdu.

    1972 Mayıs'ında ise grup stüdyoya girerek Ölüm Allah'ın Emri ve Gamzedeyim Deva Bulmam adlı şarkıları kaydetti. Mayıs sonunda ise grup, veda konserini vererek Manço'yu askere uğurladı.

    1972 Haziran'ında Kurtalan Ekspres'in ilk plağı Türküola tarafından yayınlandı. İlk plağın yayınlandığı bu dönemde eski şirketi Sayan da boş durmayarak sonradan toplatılacak olan Fil İle Kurbağa-Je Te Retevaires adlı ilk yüzü Kaygısızlar, ikinci yüzü Les Mistigris eşliğinde kaydedilmiş tarihi materyalleri 45'lik olarak yayınladı. Bununla da yetinmeyen şirket, Manço'nun ilk LP'isini yayınlayıverdi. Bebek şarkısının Lory ismiyle kaydedilmiş versiyonu ve Kağızman'ın farklı bir versiyonunu da içeren bu LP, resmi korsanın önemli bir vesikasıdır. (Benzer bir korsan plak 2 yıl sonra Edip Akbayram'ın ilk uzunçaları kisvesi altında sözkonusu şirket tarafından yapılacaktır.)

    Türküola tarafından yayınlanan Ölüm Allah'ın Emri-Gamzedeyim Deva Bulmam adlı plakta ise Ohannes Kemer (yaylı tambur, gitar), Nur Moray(davul), Engin Yörükoğlu(davul), Celal Güven(perküsyon), Özkan Uğur(bass), Nezih Cihanoğlu(gitar) Kurtalan Ekspresi temsilen çalıyorlardı. Konuk müzisyenler ise Yılmaz Şenkal(klarinet), Şenol Aka (kanun), İrfan Küçükçağlar (keman), Yaşar Işın (keman), Metin Çetinöz(çello), Bahattin Duyarlar(keman) şeklindeydi. Daha önce Manço'nun Fransa'ya gitmesi üzerine kısa süreliğine Dönüşüm grubunda da çalmış olan Ohannes Kemer, aynı yılın Temmuz ayında Erol Büyükburç’un Elçiler grubuna transfer oldu. Aynı ay içerisinde Türküola tarafında Manço'nun eski şirketi Sayan tarafından izinsiz yayınlanmış olan "Binboğanın Kızı" ve "Fil İle Kurbağa" adlı plaklar toplatıldı. Eylül ayında ise Nezih Cihanoğlu, Durul Gence'nin topluluğuna(Asia Minor Mission), Özkan Uğur da Erkin Koray'ın TER grubuna katıldı.

    Barış Manço'nun eğitim dönemi biter bitmez konser ortamından uzak kalsa da plak ile dinleyiciye ulaşma yollarını denedi. Kirkor Kalender(gitar), Ohannes Kemer(gitar, yaylı tambur), Özkan Uğur, Engin Yörükoğlu, Nur Moray, Erdinç Avcı (flüt) tarafından yeniden kurulan Kurtalan Ekspres ile Küheylan-Lambaya Püf De adlı şarkıları kaydederek uzaktan çekilmiş peruklu fotoğrafının bulunduğu bir zarfla piyasaya sürdü.

    Küheylan şarkısı aynı zamanda Manço'nun isminin sağcıya çıkmasına neden olan ilk eserdir. Parçada geçen aslıhan, neslihan, özümüze dönelim gibi sözler orta zekalılar tarafından orta asya özlemi olarak algılanmıştır. Şubat 1973'de yayınlanan bu plağı Manço'nun askerliğinin sonlarına tamamladığı Genç Osman (1973 Ağustos) takip etti. Genç Osman'ın da bir serhat türküsü olması Manço'nun sağ cenahta yer aldığı zanlarını kuvvetlendirdi. Bu plakta Moğollar'ın beyni sayılan Murat Ses'in de grubun saflarına katılmış olması Kurtalan için önemli bir kazanç olmuştur.

    Moğollar sonrasında Ağrı Dağı Efsanesi ile Turkish Rock türünü yapılandıran Ses, Kurtalan'a katılımıyla grubun anadolu pop döneminin Ohannes Kemer ile birlikte en önemli yapıtaşlarından biri oldu. Ses, Manço üzerindeki etkisini gruptan ayrıldıktan sonra da özellikle 1975'de 2023 ve 1979'da Yeni Bir Gün albümleri ile sürdürecektir. Murat Ses'in katılımıyla grup önce gitarsız bir formatta Genç Osman-Gönül Dağı plağını kaydetti. Ohannes Kemer yaylı sazları yönetirken, Özkan Uğur basta, Engin Yörükoğlu ve Nur Moray davulda, Celal Güven ise perküsyonda yer aldı. Bu dönemde Murat Ses'in gruba katkısı anadolu pop'un beylik rifflerinin ötesinde bir rock jazz yaklaşımını içermektedir.

    Yıl sonuna doğru terhis olan Barış Manço, 1 Aralık 1973 tarihinde Ankara Dedeman Sinemasında ilk konserini verdi.

    1974 yılında Kurtalan Ekspres'in davulcularından Engin Yörükoğlu askere gitti ve davulcu sayısı teke düştü. Buna karşılık Ohannes'in yaylı sazlara yönelmesinden dolayı doldurulması gereken gitarist boşluğu Murat Ses ile Ağrı Dağı Efsanesinde de çalışmış olan Mustafa Sarışın ile dolduruldu. Sarışın, yaylı tambur, saz gibi enstrümanları da Ağrı Dağı Efsanesi döneminde denemiş bir müzisyen olmasına rağmen bu yeteneklerini Kurtalan'da kullanmaya fırsat bulamamıştır.

    1974 yılı içerisinde bu kadro ile "Nazar Eyle-Gülme Ha Gülme" adlı 45'liklerini kaydettiler. Bu iki çalışma Baykoca Destanı adlı bir konsept çalışmadan alınma şarkılar olmakla birlikte ilk etapta 45'lik olarak yayınlanmak zorunda kalındı. Daha sonra Nazar Eyle adlı çalışma 2023 LP'sinin kapsamında yer alan Baykoca Destanı'ndan çıkartıldı. Öte yandan Destan, Manço'nun etc. grubuyla yıllar önce kaydettiği "Gelinlik Kızların Dansı" gibi temalarla zenginleştirilerek 1975 sonlarına doğru bambaşka bir şekil alacaktı.

    1974 yılında Avusturalya turnesine çıkan grup orada verdiği konserlerin kaydedilerek kaset olarak yayınlanması tasarısı hiçbir zaman gerçekleşmedi. Bu turnenin en önemli sonuçlarından biri de grubun en önemli vagonlarından Ohannes Kemer'in Avusturalya'da kalarak Gurbet adlı bir grup kurmasıydı.

    Ohannes Kemer, Ali Çeviköz (bas),Faruk Öztürkmen(solo gitar), Vedat Kurangil (davul) tarafından kurulan grubun ömrü 1975 ortalarında Kemer'in Türkiye'ye dönüşüne kadar devam etti.

    1974 Eylül ayında ise bir fuar bitiminde Kurtalan Ekspres istikrarsız bir döneme adım atıyordu. Murat Ses'in bulunduğu kadro gruptan ayrılırken, 1978 sonuna kadar sürekli değişen elemanlarla çalışan yeni bir grup oluşuyordu. Bu kadronun özelliği grup harcının tutmaması, bu nedenle müzisyenlerin yaratıcılıklarını sınırlı olarak kullanmalarıydı.

    2023 albümünün tamamlandığı 1975 sonuna kadar Kurtalan Ekspres'in değişmeyen elemanları Oktay Aldoğan, Nur Moray, Celal Güven ve Mithat Danışan'dı. Klavyeci eksikliğini 1975 yılında Yalçın Gürbüz ile kısa süreli olarak geçiştirilirken (Ben Bilirim'de org çalan bu müzisyen/mühendisimizi 1999 Ağustos depreminde kaybettik.) bu işi çoğunlukla Barış Manço kendi maharetiyle kotarmıştır. Gitaristler ise Nurhan Özcan (1974 sonu Bir Bahar Akşamı-Estergon Kalesi ve 2023'de bazı bölümler), Ohannes Kemer(2023 LP), Samim Boztaş(Ben Bilirim-2023) gibi müzisyenlerdi. Nur Moray davulda çoğunlukla sabit kalırken, gruba kalıcı olarak katılan Caner Bora ve geçici olarak çalmış olan Sefa Ulaştır gibi isimler de isimlerini Kurtalan hanesine yazdırdılar.

    Kurtalan Ekspres'in 1975 yılında Hollanda'da Combo adlı Türk orkestrasından bazı müzisyenler ile desteklendiği de bilinmektedir.

    1975 sonunda yayınlanan 2023 uzunçaları Manço ile Kurtalan'ın kadro istikarsızlığına rağmen Türk Rock ve hatta elektronik müziği açısından önemli bir albümdür. Albümün elekronik müzik parçasının aynı zamanda albüme ismini vermesi yapılan işin ne denli öncül bir hadise olduğunu açıklamaya yeter de artar bile...

    Kayaların Oğlu'nda filtrelenmiş davul makinaları ile o yıl yayınlanmış olan Jean Michael Jarre'in Oxygene albümüne gönderme yaparken, 2023'de ise Zager and Evans'ın In The Year 2525 şarkısına nazire yapan bir melodi ile cumhuriyet'in 100. yılına fütürist bir elektronik destan yazmıştır.

    Manço bu ilk uzunçalarında 2023,Baykoca Destanı gibi iki Ağır Türk Müziği örneğinin yanısıra Tavuklara Kışşt De, Acıh Da Bağa Vir gibi çalışmalarıyla kendi mizah anlayışından örnekler sunuyordu. Müziğiyle mizahı bütünleyen Frank Zappa'nın getirdiği soluğu Türk anlayışına uygun olarak yeniden üreten Manço, hayatının sonuna kadar onunla özdeşleşecek olan şarkı sözü tavrını bu plakta geri dönülemez şekilde ortaya koyuyordu.

    1976'nın Mart ayında CBS ile anlaşan Manço, bu uluslararası şirket için Belçika'da çalışmalara başladı. George Hayes orkestrası eşliğinde yapılacak bu çalışmada, easy listening tarzı plakları ile bilinen Francis Goya da Manço'ya gitarıyla eşlik ediyordu. Manço'nun Baris Mancho ismiyle lanse edileceği bu projenin ilk formatında Manço'nun Rodos'a Doğru adında bir bestesi de yer alıyor. İlk şarkı listesi şu şekilde açıklanmıştı: 2023, Yine Yol Göründü, Uzun İnce Bir Yoldayım, Dragon Fly, The End of The Beginning, Lonely Man, Hawks Fly (Altı çizili olanlar albümde yer almadı. Dragon Fly ise muhtelif Almanya baskı kasetler ve Almanya baskı Yeni Bir Gün LP’sinde ve Baris Mancho albümünün CD formatında Sony tarafndan yeniden yayınlanması münasebetiyle yayınlanmıştır.)

    Baris Mancho adlı uzunçalar Temmuz 1976'da tamamlandı. Maliyeti 2 milyon TL'sı olan bu plak 1977'nin Mart ayında piyasaya sürüldü.

    1976 yılının yazında Türkiye'ye dönen Manço'nun Kurtalan Ekspresine Dadaşlar'dan ayrılan Fehiman Uğurdemir ve Özkan Uğur katıdı. Özkan'ın gruptan ayrılması üzerine eski Bunalımlar ve Erkin Koray elemanı Ahmet Güvenç basta yerini aldı. Kurtalan'ın klavyecisi ise Dadaşlar'dan gruba geçen Kılıç Danışman idi. Bu kadro yıllar sonra Levent Yüksel'in 2. albümü için uyguladığı bir espiriyle "Barış Manço'nun Yeni Plağı" adıyla Rezil Dede-Vu Ha Vur adlı çalışmaları kaydettiler.

    Baris Mancho'nun tanıtım konserini 1977'nin Ocak ayında Suadiye Atlantik sinemasında verdi. Konser kadrosunda Fehiman yerine CBS albümünde de çalan Ohannes Kemer (vaftiz adıyla Ovanis Kemeryan), Ahmet Güvenç, Caner Bora, Kılıç Danışman, Celal Güven yer aldı. Konserde, Ben Bilirim, Rezil Dede, Uzun ince bir yoldayım, Yol Verin Ağalar Beyler, Lonely Man, Acıh Da Bağa Vir, Kolbastı, Yine Yol Göründü, Nick The Chopper, 2023 (İngilizce sözlü hali, yani; Lady of The Seventh Sky), Vur Ha Vur adlı şarkılar seslendirildi.

    Bu konser, Küheylan, Estergon Kalesi, Genç Osman, Vur Ha Vur gibi şarkılardan dolayı sorgulanan Manço kimliğinin tartışmaya yer bırakmaz şekilde açıklığa kavuştuğu bir konserdi.

    Barış Manço, bu konserde sol cenahta yer aldığını açıklamış ve Vur Ha Vur'u sol yumruğu havada söylemiştir. Acıh da Bağa Vir şarkısını okurken ise Süleyman Demirel taklidi yapmış, göbeğini şişirip "Böyyük Türkiyede mebuslara yeni bir zam daha geldi. Eee napalım acıh da bağa vir" sözlerini de ekleyivermiştir. 80'li yıllar boyunca apolitik bir çizgiyi takip edecek Manço'nun politik duruşunu net bir biçimde ifade ettiği ilk ve son konser bu olacaktır.

    1977 Mart ayında hem beklenen LP yayınlandı hem de "Little Darling- Emerald Garden" 45'liği...Aynı dönemde Barış Manço, sağ-sol gibi yatay bir düşünceyi değil, ihtiyar-genç gibi dikey bir ayrımın varlığını savunduğunu açıkladı. Haziran ayında ise Barış Manço, Edip Akbayram ve Ahmet Özhan CHP'yi desteklediklerini açıkladılar.

    1977 Temmuz'unda İzmir'de çalışmaya başlayan Manço 3 ay boyunca gazino programı yaptı. Bu dönemde CHP'yi desteklediğini vurgularken "tarafsızlık kaypaklıktır" demenin ucuz bir laf olduğunu ifade etti. Ayrıca, taraflılığın sonunun olmadığını ve işin insanların birbirlerini vurmasına kadar getirildiğini de bu dönemde ekledi.

    1977 Eylül sonuna doğru bir ameliyat için Belçika'ya giden Manço'nun sağlık sorunlarının başlangıcı da bu dönem oldu. 22 Ekim 1977'de Tur Organizasyonun düzenlediği bir anadolu turnesine katılan Manço'nun alt kadrosu Neşe Alkan, Bilgen Bengü, Altan Karındaş, Muzaffer Hepgüler'den oluşuyordu. Kurtalan Ekspres'teki istikrarsızlık ise devam ediyordu. Kılıç Danışman, bu turne öncesinde Kurtalan Ekspres'ten ayrılıp Biricik'in grubu ile bir başka anadolu turnesine çıktı. Kurtalan'a gitarist olarak Özkan Uğur giriş yaptı.

    Kasım 1977'de turnenin Balıkesir etabında İstanbul Vatan Mühendislik son sınıf öğrencisi Yaşar Topçu'nun öldürülmesi sonucu büyüyen olaylar Barış Manço Kurtalan Ekspres'in de ülkücülerin saldırısına uğramasına neden oldu.

    1978 Aralık'ında Barış Manço, İngiltere'nin ünlü Rainbow sahnesinde konser verdi. Hepatit hastası olarak çıktığı konserin sonunda apar topar hastahaneye kaldırıldı. Bu konserde Ohannes Kemer gruba sadece İngiltere etabı için katılırken, Kılıç Danışman da yuvaya döndü. Anadolu turnesi için katılan Özkan'ın gruptan ayrılması ile eski Kaygısız Fuat Güner gitarist olarak gruba katıldı. Diğer Kurtalan elemanları ise Oktay Aldoğan, Caner Bora, Celal Güven, Ahmet Güvenç idi.

    Hastahane sonrası Manço'nun Türkiye'ye Jonathan Glemser ile kuracağı yeni Kurtalan ile döneceği söylense de Mayıs 1978'e kadar Manço'nun X ışını tedavisi bitmediği için bu grup gerçekleşemedi. Manço'nun hastalığı döneminde ise Caner Bora, Ahmet Güvenç ve Oktay Aldoğan kısa bir süre için Cem Karaca'nın Edirdahan topluluğuna katıldılar.

    1978 Haziran'ında Türkiye'ye dönen Manço yeni plağını hazırlamaya koyuldu. Böylelikle Yeni Bir Gün albümü sessionları da başlatılmış oldu. Bu plağın ilk tasarımı double lp formatındadır. Kamil kızı Zeynep ile Karacaoğlu Ahmet'in öyküsünün bulunacağı bu plakta ayrıca Yeni Bir Gün konsept çalışması da yer alıyor. Kadri Şençalar'ın "Neyleyim Köşkü Neyleyim Sarayı", "Yemen Türküsü" plakta bulunacağı açıklanmış diğer çalışmalardır. Yemen Türküsü, Almanya kökenli bazı kasetlerde ve 45lik olarak yayınlansa da diğer iki çalışmanın izine rastlanılamamıştır.

    1978 sonuna doğru yayınlanan uzunçalar tek plaklık bir uzun çalar olarak piyasaya sürüldü. Bu albümde gitarda Fuat Güner'in yanısıra Güner'in tavsiye ettiği genç bir müzisyen olan Bahadır Akkuzu gruba katıldı. Yıllar içinde görüntü olarak Ohannes Kemer'in yerini alma çabasını ön plana çıkaracak olan Akkuzu müzikal anlamda grubun gerisinde kalacaktır.

    Konu olarak Earth and Fire'ın "Song of the Marching Children" andıran Yeni Bir Gün çalışmasının yanısıra, Kaygısızlar döneminde yapılmış Boğaziçi ve Flower of Love şarkılarının elden geçirilmiş halleri olan Çoban Yıldızı ve Bir Selam Sana, 2023'ün tematik devamı olan 2024, sıkı bir ethno jazz çalışması olan Ham Meyvayı Kopardılar Dalından (Rainbow konserinde vokal partilari Oktay Aldoğan tarafından çalınarak ilk kez enstrümental olarak lanse edilmişti.), elektronik müzik ve kraut rock sınırlarında dolaşan Gesi Bağları ve Barış Manço şarkı tavrının güzide örnekleri Sarı Çizmeli Mehmet Ağa ve Aynalı Kemer yer alıyordu. Ne Ola Yar Ola adlı şarkı ise Manço mistizminin doruğudur.

    2023'den farklı olarak oturmuş bir çekirdek kadronun maharetlerinin sergilendiği bu uzunçalarda belirgin bir jazz tınısı dikkat çekmektedir.

    Bu uzunçaların tanıtımı ise 1978 Aralık'ında Şan Sineması'nda verdiği "Giderayak" konseri ile yapıldı. Avrupa turnesi öncesi yaptığı bu konserde, Aynalı Kemer, Gesi Bağları, Sarı Çizmeli Mehmet Ağa, Bir Selam Sana, Çoban Yıldızı, Kol Bastı, Lambaya Püf De, Acıh Da Bağa Vir, 2024, Yine Yol Göründü Gurbete, Ne Ola Yar Ola, Ham Meyva ve potbori şeklinde Dağlar Dağlar, İşte Hendek İşte Deve, Gamzedeyim, Nazar Eyle, Ben Bilirim,ayrıca Nick The Chopper, Kısa Bir Günün Öyküsü (Yeni Bir Gün) çalındı ve söylendi.

    Yeni Bir Gün, Barış Manço'nun uluslararası kariyer anlamındaki savaşı sırasında ihmal ettiği Türkiye cephesine dönüşünü ve yerini sağlamlaştırmasını sağlamıştır. Manço, pek çok röportajında bu dönemi ustalığa geçiş olarak nitelendirmiştir. 1979 yılnda Cem Karaca'nın Türkiye'de etkinliğini yitirmeye başlaması da Manço'nun yeniden doğuşunu hızlandıran önemli bir faktördü.
     
  4. KıRMıZı
    Aşık

    KıRMıZı TeK BaşıNa CUMHURİYET V.I.P

    Katılım:
    22 Şubat 2008
    Mesajlar:
    27.187
    Beğenileri:
    4.785
    Ödül Puanları:
    11.580
    Cinsiyet:
    Bayan
    Meslek:
    Karmaşıkkk
    Yer:
    TÜRKİYE
    Banka:
    387 ÇTL
    Yavuz Plak ile anlaşmazlığa düşen Manço, bir an önce şirket değiştirme arayışları içerisinde Yavuz'a olan 1 albümlük borcunu sadece kaset olarak çıkan "20. Sanat Yılı Disko Manço"yu yaparak ödeme yoluna gitti. Kasetin Almanyadaki Türk işçileri eliyle Türkiye'de korsanının çıkarılması ise Türkiye'de bu albümün plaklaştırılmaması için bahane oldu. Bu albüm kaset formatında Yeni Bir Gün uzunçalarından şarkılarla desteklenmiş, yeni kayıt olarak Şan Sineması konserinde yaptığı potborinin stüdyo ortamında düşük kalitede bir düzenlemeyle ve nispeten az enstrümanla yeniden seslendirilmiş hali yer almaktadır. Albümden bize kalan tek neşe vesilesi ise Nick The Chopper'in Türkçe verisyonundaki "Anne Bana Çay Yap Demli Olsun. Baba Bana Para Ver Binlik olsun." sözleri ve şarkının içinde ortaya çıkan chipmonk sesli yaratıkların "Aslan Barış Abi Aslan Kurtalan Ekspres" tezahuratlarıdır.

    1980 yılında topluluğa sax ve flütte Serdar Ertürk katıldı. Ayrıca, Almanya'ya yerleşme planları yapan Fehiman Uğurdemir de Kurtalan'ın vagonlarından biri oldu. Kılıç Danışman ise grubun bazen katılan bazen ayrılan uçarı elemanı durumundaydı. Bu dönemde örneğin Ağustos ayı konserlerinde Kurtalan Ekspres'te klavyeli çalgıları Serdar Ertürk, Fehiman Uğurdemir ve Barış Manço'nun ortaklaşa çaldıklarını görüyoruz.

    1980'de 8 Kasım'da Emek sinemasında, 9 Kasım'da ise Suadiye Atlantik Sinemasında gerçekleştirilen "Özlenen Randevu" konserleri o yılın en fazla ses getiren Manço canlı performanslarıdır. Bu konserde daha önceleri Kaygısızlar döneminde Suzanne olarak konserlerde seslendirilen Şehrazat bu kez Korsakov'un eseri intro olarak seslendirilmek suretiyle yeni haliyle dinleyici karşısına çıkıyordu. Bu konserlerde, Fehiman Uğurdemir, Bahadır Akkuzu, Ahmet Güvenç, Celal Güven, Caner Bora, Serdar Ertürk ve Nejat Tekdal (klavye) yer alıyordu. Şehrazat'ta ise gruba 4 senfoni orkestrası müzisyeni eşlik ediyordu. Konserin bir başka süprizi ise Arapça olarak seslendirilen İşte Hendek İşte Deve idi.

    1980 Ekim'inde ise daha önce Nazan Şoray tarafından plak yapılmış olan Hal Hal arka yüzünde önceleri Disko Manço'da editsiz olarak yer alan Eğri Büğrü ile birlikte yer alıyordu. Bu plakta Nejat Tekdal gruba dahil olmadığı için klavyeli sazları (Manço'nun deyimiyle tuşlu sentez çalgılarını) Barış Manço çalıyordu.

    1981 yılında Temmuz ayında tamamlanan kayıtlar sonucunda funky tınılarla bezeli Barış Manço albümü Sözüm Meclisten Dışarı yayınlandı. Popüler ile avantgarde arasında garip bir yer işgal eden albüm geniş bir kitle tarafından kabul gördü. O dönemde keşfedilemeyip gelecekte Manço'nun alameti farikalarından biri olacak olan Dönence, bir EMS synthesizer harikası olarak müzik dünyamıza kazınırken (Manço, bu cihazın kullanımını Almanya'da elektronik müzik eğitimi görmüş olan Gökçen Kaynatan'dan öğrenmiştir.), Moog solosuyla Türk dinleyicisinin kulağını anolog synthe tınısına açık kılan Gülpembe, rap denemesi Sözüm Meclisten Dışarı (açık bir ritminin olmaması sizleri yanıltmasın), uzun klasik introsuyla Şehrazat ve 2023 serisinin son halkası olan 2025 bu albümün geleceğe kalan sıradışı unsurları idi. Albümün geri kalan bölümü ise funky bir Kurtalan Ekspresin performansı ile bezelidir.

    Kılıç Danışman'ın aralıklarla gruba girip çıktığı bu dönemde Manço'nun Egemen Bostancı ile 1002. Gece Masalları adlı bir müzikal tasarladığı görülmektedir. Bostancı ile anlaşamayan Manço bu çalışmanın ana temasını 1983 albümü Estafurullah Ne Haddimize kapsamında yayınladı.

    1983 albümü Manço'nun ahlaki anlamda fütüvetnamelerden fırlamış gibi damıtılmış Manço sözlerinin yer aldığı bir albümdür. Köksüzlük ve liberal yeniden türediciliğin yükselen değer kabul edildiği 24 Ocak sonrası bankerzede günlerin içinde Eski Bir Fincan, Kazma, Halil İbrahim Sofrası bu zorlu geçişi yaşayan Türk halkı için tabiri caizse ilaç gibi şarkılardı. İlginçtir ki, Türklerin kendi değerlerinden kopmayı iyice kabullendikleri 90'ların ikinci yarısında Manço popülaritesi de ölümüne kadar ertelenecektir.

    1984 yılında Jean Jaques Falaisse'in Kurtalan Ekspres'e katılımı ile uzun süredir özlemi çekilen klavyeci istikrarına 2 sene boyunca kavuşulmuş olur. Falaisse, Yamaha DX-7 ile grubun ilk digital synthesizer çalan elemanı oldu. Bahadır Akkuzu'nun askere gittiği bu dönemde grubun en kıdemli üyesi Celal Güven grubun sözcüsü olur. 24 Ayar albümünün maketini de ortaya çıkartan Celal Güven ve Falaisse olur. 24 Ayar albümü, Kurtalan Ekspres'in 2. plana itilerek Manço'nun grup müziğinden kopuşunun ilk göstergesi olmuştur.

    Sözler itibarıyla zaman zaman mutasavvıf bir uslubun benimsendiği (Dört Kapı) albümde Manço, yaşadığı dönemin iyi bir gözlemcisi olduğunu göstermiştir. Lahburger, kapımızda bekleyen Amerikan yaşam stilinin ve hızlı tüketim alışkanlıklarının mevcut dinamiklerle nasıl bir senteze ulaşacağı konusunda oluşturduğu simgesel bir fütürizm çalışmasıdır. Albüm tınısı dönemin baskın türü new wave ve 80'lere özgü pop ve rock yaklaşımlarının anadolu pop ile sentezlenmiş halidir.

    1986 yılının Barış Manço'su J.J. Falaisse'in ülkesine dönmesi üzerine klavyesiz kalmış (Ömür Gidel'in özellikle 1983 sonrası joker keyboardçu olmasına rağmen) Kurtalan Ekspres ile ilişkilerini yeniden masaya yatırmış idi. Bireysel anlamda popüler olan Manço, gelişen eşlik teknolojileri nedeniyle grubu sahnede koruyarak albümlerden çekme niyetindeydi. Bahadır Akkuzu'nun dönüşü ile birlikte sözcülük Celal Güven'den alınarak Akkuzu'yu verildi. Değmesin Yağlı Boya albümünde de süpervizörlük Bahadır Akkuzu'ya verildi. Albümde Caner Bora tamamen devre dışı bırakılırken klavyeli sazlara Garo Mafyan konuk müzisyen olarak katıldı. Manço'nun gelecekteki albümlerinin kara haberi olarak Mafyan iki şarkının düzenlemesini bizzat üstlendi.

    Konserler ile sınırlanmış olan Kurtalan Ekspres'de Caner Bora aşamalı olarak devre dışında kalırken, önce dijital perküsyonda sonra da davulda Bahadır Akkuzu'nun kardeşi Cihangir Akkuzu ismi grup ile birlikte anılmaya başlandı. Klavyeli çalgılarda Ufuk Yıldırım yer alırken zaman zaman da Garo Mafyan klavyeci olarak gruba katıldı.

    Kurtalan Ekspres'in fiili olarak sona ermesi ise 1988 yılında Celal Güven'in gruptan ayrılması ile gerçekleşmiştir. Celal Güven'in yerini alan Hüseyin Cebeci'yi 1988 yılında Full Aksesuar Manço plağında Barış Manço'nun müziğine giren vokalistler Özlem Yüksek ve Yeşim Vatan takip etti.

    1988 yılında yayınlanan son Barış Manço plağında Garo Mafyan ve Ufuk Yıldırım syntheclavier ve midi düzenlemeler ile yer alırken Bahadır Akkuzu zaman zaman cozz eden gitarıyla bu sounda katkıda bulundu. Yetişkin mi çocuk mu olduğunu anlayamadığımız hanım vokaller ise içimizi daraltmakta birebir etkili oldular.

    1988 albümünde Barış Manço karizmasının bir parçasını oluşturan epik karakter Kul Ahmet ile grup müziğinden ziyade unutulan bazı değerleri dile getiren Barış Abi imajını sürdürmeyi yeğledi.

    88 yılında Manço'nun televizyonda 7'den 77'ye programına başlamasıyla beraber, artık müzikle uğraşacak pek zamanı olmayan meşgul bir Barış Abi'dir full aksesuar Manço'muz...

    1989 yılında Darısı Başımıza albümü ile yine mesaj veren ama müzik veremeyen bir Barış abi vardır karşımızda. Besteler kötü olmamakla beraber albümün yapım ve düzenleme aşamasında ruhsuz bir Manço vardır bu albümde.

    1991 yılında Japonya'yı keşfeden Manço, Kurtalan'a Elif Turhan ve Eser Taşkıran'ın da katılımıyla 3 klavyeli 3 perküsyonlu 2 vokalistli ışık gösterileriyle büyütülmeye çalışılan, ancak albüm kayıtlarından hallice ses verebilen bir yurttan sesler korosu eşliğinde Japonya konserleri verdi. Bu konser dizisi, 1996 yayınlanan Live In Japan albümü ile özetlendi. Böylelikle 1983'den o döneme kadar yayınlanmış gerçek anlamda ilk Kurtalan Ekspres albümü gerçekleşmiş oldu.

    1992 yılında Mega Manço'yu yapan Barış Manço, Ayı, Süleyman gibi şarkılarla kendini dinletmeyi başarsa da 92 sonrası "pop patlaması" diye tabir edilen kör döğüşünde onun uyguladığı formülü uygulayan bir sürü yeni yetmenin kol gezdiği bir ortamda 1988 ve 1989 yılında uyguladığı bilgisayarlı formülün eskisi kadar prim yapmadığını farketti.

    1995 yılında kendi içinde bir olumlu geri dönüş yapan Manço, Müsadenizle Çocuklar albümünde sac ayakları Garo Mafyan tarafından oluşturulmakla birlikte Kurtalan Ekspres elemanlarından katkılar almayı ihmal etmeden, 1989'dan beri ilk akustik tınılı albümünü yaptı. Ancak albümün popüler şarkısı Müsadenizle Çocuklar eski tas eski hamam formülüne rağbet ettiği için Manço'nun toparlanma yönündeki çabası gözlerden kaçtı.

    Bu dönemde Barış Manço'nun 80'lerdeki apolitik tavrından sıyrılıp, 28 Şubat, 12 Eylül gibi demokrasinin kesintiye uğradığı dönemleri doğru bir yerden değerlendirerek "darbe" olarak nitelendirmiş ve bu dönemlerde halkın türküye sığındığını bir televizyon programında ifade etmiştir. Muhtelif üniversiteleri dolaşarak konferans verdiği bu yeni dönemde piyasa koşulları ve kendisini 88 yılından bu yana konumlandırdığı yer itibari ile fiilen emekliliğini ilan etmiş gibidir.

    1996 yılında yayınlanan canlı albümün akabinde Manço'nun televizyon programlarına dahi özel TV kanallarından müşteri bulamaz duruma geldiğine şahit oluyoruz. Bu dönemde belgesel projelerini gerçekleştirme yönünde çalışan Manço, müziğe gerçek anlamda döneceği bir projeye soyundu. Kablumbağanın Öyküsü adlı bu albüm projesi dönemin iğrenç "nostalji" eğilimi nedeniyle Emre Plak tarafından geri çevrilmesi üzerine Mançoloji adlı bir "en iyiler" toplamasında karar kılındı.

    Mançoloji adlı "en iyiler" albümü için 1999 31 Ocak'daki ani ölümüne kadar yapılan kayıtlar 1990'lar boyunca yapılmış en iyi stüdyo kayıtları olmakla beraber yapımcı firma tarafından empoze edilmiş bazı düzenlemeler (örneğin alaturka Dağlar Dağlar yorumu) bu albümün tamamen Barış Manço albümü olmasını engellemiştir. Düzenlemelerin Kurtalan Ekspres'in son 10 yılında bulunmuş klavyeci Eser Taşkıran tarafından yapılmış olması olumlu bir puan olmakla beraber, çalan personel Kurtalan Ekspres personelinden ziyade piyasa müzisyenlerinden oluşması albümü ister istemez tınısal ayırt edilebilirlikten uzaklaştırdı. Manço'nun vefatının ardından oluşan rantın değerlendirilmesi amacıyla tekli bir albüm oluşturacak kadar iyi materyal içeren albüm, aceleye getirilmiş miksajıyla ve "o bizi çok sevmişti." tarzından salya sümük kapağıyla tam bir istismar vesikasına dönüştü.

    Barış Manço, ülkenin algı kodları itibari ile kendini kilit bir yerde konumlandırması ve batılılaşma yönündeki kör ve sağır ilerleyişimizde bu topraklardan gelen güven verici bazı sıcaklılıkları oynadığı rolün içerisine özenle serpiştirmesi nedeniyle toplumsal güven arayışımızın bir simgesi gibiydi. Öte yandan ölümüne yakın o da hepimiz gibi veya hepimizin olması gerektiği gibi huzursuzdu. Bu huzursuzluğuna ölümünden sonra yayınlanan ucube saygı albümü, Barış Manço senfonisi olduğu iddia edilen "tavşanın suyunun suyu" albüm ve tabii ki 2023 olduğu iddia edilen "yasalı buysa korsanı ne olsun?" dedirten garabet de biraz da kemik sızlaması aroması katıyordur.
     

Sayfayı Paylaş