1. * 5651 Sayılı Kanun'a göre TÜM ÜYELERİMİZ yaptıkları paylaşımlardan sorumludur.
    * Telif hakkına konu olan eserlerin yasal olmayan şekilde paylaşıldığını ve yasal haklarının çiğnendiğini düşünen hak sahiplerinin İLETİŞİM bölümünden bize ulaşmaları durumunda ilgili şikayet incelenip gereği 1 (bir) hafta içinde gereği yapılacaktır.
    E-posta adresimiz

Başbakan Erdoğan, Kılıçdaroğlu'nun Suriye Mektubuna Mektupla Cevap Verdi

Konusu 'Sadece Magazin Haberleri' forumundadır ve Papatya tarafından 29 Ağustos 2012 başlatılmıştır.

  1. Papatya
    Meşgul

    Papatya Sözlerimi Geri Alamam.* Süper Moderatör

    Katılım:
    6 Ağustos 2012
    Mesajlar:
    16.306
    Beğenileri:
    5.863
    Ödül Puanları:
    10.980
    Yer:
    Seattle.
    Banka:
    5.549 ÇTL


    Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, kendisine Suriye ile ilgili mektup gönderen Chp Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu'na cevap gönderdi. Mektubunda Chp liderinin Suriye'de yaşananları anlayamadığını ve yanlış tavır takındığını belirten Erdoğan, "Bu konuyu bir iç siyaset malzemesi yapmak, ahlaki ve siyasi bir yanlış olmanın ötesinde, gözlerimizin önündeki ağır insani krizin sorumlusu olan rejime destek vermek anlamana gelmektedir." ifadelerini kullandı.

    Kılıçdaroğlu'nun "Suriye konusunda Türkiye'nin, başka hiçbir ülkeyle kıyaslanamayacak kadar ağırlık ve etkisi vardır." tespitin, Ak Parti hükümetlerinin genel politika yaklaşımının ve hususen Suriye politikasının öneminin altını çizen bir tespit olduğunu belirten Erdoğan, "Kuşkusuz Ak Parti hükümetleri döneminde Türk dış politikası içerik zenginliğine ve yüksek performansa kavuşmuştur. 2011 yılı başından itibaren Suriye'de yaşanan gelişmelere karşı Türkiye'nin 'etkili ağırlık koyabilecek iken bunu yapamadığı' iddianız ise gerçeklerle bağdaşmamaktadır." dedi.

    HEP HALKLARIN YANINDA YER ALDIK

    Arap halklarının meşru demokratik talepleri ile başlayan süreçte Türkiye'nin açık ve net bir şekilde halkların yanında yer aldığını, Tunus, Mısır ve Libya'da olduğu gibi Suriye'de de diktatör rejime karşı duran halkın taleplerini desteklediğini aktaran Başbakan Erdoğan, şöyle devam etti: "Bu çerçevede, Cumhuriyet Halk Partisi'nin de haklı olan halklardan yana daima açık ve net bir tutum içerisinde olması beklenirdi. Zalim ile mazlum, katil ile maktul, haklı ile haksız arasında ayrım yapmayan siyasi bir tutum, insani ve ahlaki değildir. Chp yönetimi bu insani ve ahlaki zaaf ile maluldür. Bu tutumun Suriye krizine çözüm üretmesi mümkün değildir."

    Bölgedeki gelişmeleri güçlerin dayatması olarak görmenin her şeyden önce meşru talepler ile meydanlara çıkan halkların iradesine karşı saygısızlık olduğunu vurgulayan Başbakan, "Bu tavır, bölgedeki gelişmeleri algılayamamak ve tarihin yanlış tarafında yer almakla eş anlamlıdır. Üstelik halkını katleden rejimi cesaretlendirme olarak anlaşılmaktadır." ifadelerini kullandı.

    TÜM DİPLOMATİK KANALLARI KULLANDIK

    Suriye'deki olayların başladığı Şubat 2011'den, olayların tırmandığı Eylül 2011 tarihine kadar hükümetin Suriye'de diyalog, ulusal mutabakat ve siyasi reform için her tür diplomatik kanalı kullandığını belirten Erdoğan, şunları kaydetti: "Rejimi, reform konusunda ikna etmeye Türkiye Cumhuriyeti Başbakanı olarak, Esed ile yaptığım görüşmelerin yanı sıra, özel temsilcilerim aracılığıyla verdiğim mesajlar her zaman Suriye'nin birlik içerisinde reform sürecinin gerçekleşmesine yönelik olmuştur. Fakat bu mesajlar rejim tarafından karşılıksız bırakılmış ve halka yönelik katliamlar giderek artmıştır."

    Bundan sonra hükümetin, sorunun çözümü için Arap Birliği inisiyatifi ile bölgesel bir girişim başlattığını belirten Erdoğan, şu bilgileri verdi: "Arap Birliği de Türkiye'nin ortaya koymuş olduğu yol haritası üzerinden rejimi geçiş sürecine ikna etmeye çalışmış fakat rejimin kan dökmeye devam etmesi üzerine gönderdiği gözlemcileri geri çekmek ve girişimini sona erdirmek durumunda kalmıştır. Arap Birliği girişiminin başarısız olması sonucunda konu, Birleşmiş Milletler'e taşınmıştır. Türkiye bu uluslararası sürece de tam destek vermiştir. Bu aşamada Suriye rejimi, Birleşmiş Milletler ve Arap Birliği'nin ortak temsilcisi olarak atanan Annan'ın sunduğu 6 maddelik planı kabul ettiğini ilan etmiş ancak bu planın hiçbir maddesini uygulamamıştır. Birleşmiş Milletler Genel Kurulu'nda Rusya ve Çin'in vetoları yüzünden karar mekanizmaları tıkanmış ve bu süreç de başarısız olmuştur. Bunun üzerine Türkiye, barışçıl çözüm arayışlarını devam ettirerek Suriye Halkının Dostları inisiyatifini başlatmıştır. Bu çerçevede Suriye halkının yanında yer alan uluslararası toplumun tüm üyeleri sırasıyla Tunus, Türkiye ve Fransa'da toplanmıştır. Fas'ta yapılacak olan bir sonraki toplantıda barışçıl çözüm arayışları devam ettirilecektir."

    CENEVRE'DE ÇÖZÜM ARAYIŞLARINI SÜRDÜRDÜK

    Bütün uluslararası aktörlerin sürece dahil edilmesi amacıyla 30 Haziran 2012 tarihinde Cenevre'de Suriye toplantısı yapıldığını ve Türkiye'nin bu toplantıda da çözüm arayışlarını sürdürdüğünü vurgulayan Başbakan Erdoğan, "Türkiye'nin içinde bulunduğu ve destek verdiği bu girişimlerin tek hedefi, Suriye'nin toprak bütünlüğünün korunması ve Suriye halkının meşru demokratik talepleri çerçevesinde, kendi seçtiği yöneticiler eliyle barış ve birlik içinde yaşamasıdır." dedi.

    Bu bağlamda, 3 Ağustos 2012 tarihinde 133 ülkenin, Birleşmiş Milletler Genel Kurulu'nda, Türkiye'nin perspektifi ile paralel olarak, Suriye'de dökülen kanın durması ve geçiş süreci için bir karar aldığını hatırlatan Erdoğan, "Öte yandan, hükümetimiz, Suriye meselesinde farklı bir tutum içerisinde olan Rusya, Çin ve İran ile krizin aşılması amacıyla görüşmeleri devam ettirmektedir. Geçen Süre içinde Başbakan olarak bu ülkelere yaptığım ziyaretlerde, Suriye meselesini muhataplarımla etraflı bir şekilde ele aldım. Bu çabalarımı da sürdürmeye devam edeceğim." ifadelerini kullandı.

    ESED 20 BİN SİVİLİ KATLETTİ

    Gelinen noktada 20 bin sivilin Esed rejimi tarafından katledildiğini, yüz binlercesinin de mülteci olarak komşu ülkelere sığınmak durumunda kaldığını kaydeden Erdoğan, Türkiye'ye sığınan mülteci sayısının, 80 bini aştığını aktardı. Erdoğan, mektubunda şu vurguyu yaptı: "Katliamdan, bombalardan, tecavüz, işkence ve ölümden kaçan bu insanlara kucak açmak, Türkiye'nin ahlaki, siyasi ve tarihi sorumluluğudur. Bu konuyu bir iç siyaset malzemesi yapmak, ahlaki ve siyasi bir yanlış olmanın ötesinde, gözlerimizin önündeki ağır insani krizin sorumlusu olan rejime destek vermek anlamana gelmektedir."

    SURİYE HALKININ YANINDA OLMAYA DEVAM EDECEĞİZ

    Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, mektubunu şöyle bitirdi: "Tarafınızdan bize gönderilen mektup, şimdiye kadar geçilmiş aşamaları yeni bir plan olarak takdim etmektedir. Türkiye'nin Mart 2011 'den bu yana üzerinde çalıştığı ve en son Cenevre toplantısı sonrası yayınlanan bildiride yer alan planı, yeni ve orijinal bir öneri gibi sunmaktasınız. ve yine mektubunuzda, Suriye rejiminin katliamlara devam etmek konusundaki ısrarının, her türlü çözüm sürecini baltaladığını görmezden gelmektesiniz. Ulusal, ikili, bölgesel ve küresel düzeyde yürütülen girişimler, Suriye rejiminin çözümsüzlük ve katliamlarla sürdürmekteki ısrarı nedeniyle akamete uğramış durumdadır. Bugün itibariyle Suriye'de tüm meşruiyetini yitirmiş bir rejim vardır. Şimdiye kadar tüm yaşananlar görmezden gelinip, bu rejimin bir çözümün meşru bir tarafı gibi gösterilmeye çalışılması, Suriye'deki derin insani krizin sorumlusu olan rejime destek vermek anlamına gelmektedir. Mazlum milletlere ilham kaynağı olmuş bir tarihi mirasa sahibiz. Dış politikamız, bu tarihi mirasın devama olarak ahlaki ve siyasi ilkelere sıkı sıkıya bağlıdır, bu da halkların iradesinden yana olmamızı gerektirir. Bu ilkeler çerçevesinde yürüttüğümüz devlet politikasına muhalefet partilerinin, toplum kesimlerinin ve yazılı ve görsel medyanın destek vermesi, Türkiye'nin ve Suriye halkının yüksek menfaatlerinin bir gereğidir. Suriye'nin geleceğini Suriye halkının hür iradesi belirleyecektir ve hükümetimiz bu süreçte Suriye halkının yanında olmaya devam edecektir."



     

Sayfayı Paylaş