1. * 5651 Sayılı Kanun'a göre TÜM ÜYELERİMİZ yaptıkları paylaşımlardan sorumludur.
    * Telif hakkına konu olan eserlerin yasal olmayan şekilde paylaşıldığını ve yasal haklarının çiğnendiğini düşünen hak sahiplerinin İLETİŞİM bölümünden bize ulaşmaları durumunda ilgili şikayet incelenip gereği 1 (bir) hafta içinde gereği yapılacaktır.
    E-posta adresimiz

Başbakan Gerçeği

Konusu 'Tartışma' forumundadır ve Mavi Gül tarafından 3 Kasım 2010 başlatılmıştır.

  1. Mavi Gül
    Avare

    Mavi Gül ѕση_¢ıqℓıк Özel üye

    Katılım:
    3 Mayıs 2009
    Mesajlar:
    4.647
    Beğenileri:
    375
    Ödül Puanları:
    3.730
    Yer:
    Misafir Sevmez
    Banka:
    677 ÇTL
    1_AKBİL GERÇEĞİ....


    1999'da gündeme gelen ve 2002'de fırtına gibi bir operasyonla başlayan Akbil davası bitti. 37 sanıklı yolsuzluk davasında 29 sanık beraat etti, Başbakan Erdoğan ise yargılanamadı.

    02/12/2003 (487 defa okundu)

    RADİKAL - İSTANBUL - Trilyonluk yolsuzluk iddialarının ele alındığı Akbil davasında suçlu bulunamadı. 37 sanıklı davada 29 sanık beraat ederken Başbakan Recep Tayyip Erdoğan dahil dört milletvekili sanığın yargılanması durduruldu.
    İstanbul Belediye Başkanı Ali Müfit Gürtuna hakkında Danıştay ve Yargıtay'ın almış olduğu 'erteleme kararı'na uyuldu. Yurtdışındaki iki sanığın dosyası da ayrıldı. Yargılama sırasında ölen bir sanığın dosyası da ortadan kalktı.
    Sanıklar gelmedi
    Başbakan Recep Tayyip Erdoğan ile İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ali Müfit Gürtuna'nın da aralarında olduğu 'Akbil davası' dün Üsküdar 2. Ağır Ceza Mahkemesi'nde görüldü. Duruşmaya tutuksuz sanıklardan katılan olmadı.
    Başbakan Erdoğan adına avukatları Nevzat Er ve Numan Güzey, Gürtuna adına da avukatı Ramazan Arıtürk hazır bulundu. Erdoğan ve Gürtuna'nın avukatları, davanın düşürülmesini istedi.
    Davayı karara bağlayan mahkeme heyeti, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan ile AKP'li Mehmet Mustafa Açıkalın, İdris Naim Şahin ve Mikail Arslan'ın milletvekili olmalarını dikkate alarak, Anayasa'nın 83. maddesi uyarınca dosyalarının ayrılmasına karar verdi. Aynı madde uyarınca dokunulmazlıklarının kaldırılması için dosyanın Meclis'e gönderilmesi kararlaştırıldı.
    Gürtuna da kurtuldu
    Mahkeme heyeti, Gürtuna hakkında da, bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre 'zimmet' suçundan beraat kararı verdi. 'Görevi ihmal' suçundan ise 2001 yılında Danıştay ve Yargıtay tarafından 'erteleme' kararları dikkate alınarak yeniden hüküm kurulmadı.
    Yurtdışında bulundukları saptanan sanıklar Nilgün Beyazyüz ve Abdülkadir Burşen'in dosyası ayrılırken, yargılama sırasında vefat eden Basri Mete hakkındaki dava da ortadan kalkmış oldu.
    En az 15 yıl isteniyordu
    Mahkeme heyeti, iddianamede yer alan 'zimmet, kamu taşıma biletlerinde kalpazanlık, resmi evrakta sahtecilik ve cürüm işlemek amacıyla teşekkül oluşturmak' suçlarına dair kesin ve inandırıcı delil olmadığı gerekçesiyle diğer 29 sanığın da beraatine karar verdi. Sanıkların 15 yıldan az olmamak şartıyla ağır hapis cezasına çarptırılması isteniyordu.
    '2.5 trilyonluk kaçak'
    Davanın açılmasında etkili olan eski CHP İstanbul İl Başkanı Mehmet Bölük ise duruşma sonrası yaptığı açıklamada, Akbil sisteminin her türlü yolsuzluğa açık olduğunu söyledi. Sisteme elle müdahale yapıldığı yolunda dört bilirkişi raporu bulunduğunu belirten Bölük, "Akbil dosyasındaki deliller, Belbim yöneticilerince silinmiştir. Silinemeyen 2.5 trilyon liralık yolsuzluk tespit edilmiştir. Kararı temyiz edeceğim. Mahkeme, bence bu davayı anlayamamıştır. Sanık avukatları da anlayamamıştır. Bence deliller vardır, ancak onları anlayacak mekanizma yoktur" dedi.
    Gelirin kayıt dışı olduğu iddia edilmişti
    Akbil sistemindeki trilyonluk yolsuzluk iddiaları, 1999 yılında eski CHP İstanbul İl Başkanı Mehmet Bölük tarafından ortaya atıldı. İTÜ Elektrik-Elektronik Fakültesi öğretim üyesi Berk Üstündağ ile Bölük'ün suç duyuruları üzerine Sarıyer Cumhuriyet Savcılığı fezleke hazırladı. Akbil sisteminde kontör tüketim tutarlarının doğru bir şekilde kayıtlara geçirilmediği öne sürüldü. Fezleke, 'görevsizlik' kararıyla Üsküdar Cumhuriyet Savcılığı'na yollandı.
    Savcılık 2002 yılında operasyon hızlandı ve ağır ceza mahkemesinde dava açıldı. İddianamede, fezlekedeki iddialara ilaveten sahte Akbil kullanımı yapıldığı, kayıt dışı Akbil gelirlerinin yandaş şirket ve partiye aktarıldığı öne sürüldü.
    Bilirkişi: Elle müdahaleye açık
    Yargılama sırasında dava dosyasına konulan bilirkişi raporlarında, Akbil sisteminin suiistimale açık olduğu belirtildi. Raporlarda, sistemdeki teknik eksikliklerin, sistemi elle müdahaleye açık hale getirdiği belirtildi. Ancak raporlarda, bu yolun menfaat için kullanılıp kullanılmadığının tespit edilemediği ifade edildi. Rapordaki belirsiz ifadeler üzerine mahkemenin talebi üzerine yeniden hazırlanan raporda,
    'Belbim A.Ş.'den diğer şirketlere yapılan para aktarımlarının usule uygun olduğu' kaydedildi.
    'Para havuz hesaplara aktı'
    Dava dosyasında yer alan 23 Haziran 2003 tarihli Başbakanlık Hazine Müsteşarlığı Hazine Kontrolörleri Kurulu'nun raporunda ise Belbim'in Akıllı Bilet projesini ihale açılmadan üstlendiği, tahsil edilen bilet bedellerinin kayıtlara geçirilmediği, bankalarda oluşturulan havuz hesaplarına yatırıldığı ve bu hesaplardan çeşitli kuruluşlara aktarıldığı öne sürülüyor.

    2_YASİN EL KADI GERÇEĞİ....


    Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın 'kendime inandığım gibi inanıyorum", Savcı İdris Ermeydan'ın "Hayırsever bir işadamıdır" dediği Yasin El Kadı, hâlâ Birleşmiş Milletler'in terör listesinde...

    Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın masum olduğunu söylediği Yasin El Kadı kimdir?
    Yasin El Kadı, Birleşmiş Milletler'in terörist listesinde yer alan Suudi Arabistanlı bir işadamıdır. 11 Eylül olaylarından önce Suudi Arabistan ve Türkiye'de de muhtelif yatırımlar yapmıştır. ABD'yi hedef alan 11 Eylül terör saldırılarından sonra BM Güvenlik Konseyi'nin 28 Eylül 2001 tarihinde kabul ettiği 1373 sayılı kararda yer alan, "El Kaide ve Taliban mensubu olan ya da bu örgütlerle bağlantılı kişiler ve kurumlar" listesinde Yasin El Kadı'nın da ismi geçiyor.

    BM Kararı ne öngörüyor?
    BM kararı, BM üyesi ülkelerin El Kaide ile mücadele için işbirliği yapmalarını, bu çerçevede listede ismi geçen kişilerin mal varlıklarını "ivedilikle" dondurmalarını öngörüyor. BM üyeleri, bu karar çerçevesinde listede adı geçen kişilerin ülkeye giriş ve geçişlerini engellemek yükümlülüğü altında.

    Türkiye BM kararı üzerine ne yaptı?
    BM Güvenlik Konseyi'nin aldığı bu karar üzerine 30 Aralık 2001 tarihli ve 24626 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Bakanlar Kurulu kararı (BELGE 1) ile 131 kişinin Türkiye'deki mal varlıkları donduruldu. Bu karar, "BM Güvenlik Konseyi'nin terör örgütlerinin ve terörizmi finanse eden kişi ve kuruluşların faaliyetlerine engel olunmasına ilişkin kararları doğrultusunda yayımlanan listede yer alan kişi ve kuruluşlara karşı uygulanacak önlemleri" düzenliyor.
    Bakanlar Kurulu kararının ardından bankalar, tapu müdürlükleri TMSF, BDDK ve SPK gibi diğer resmi kurumlara gönderilen yazılarla El Kadı'nın Türkiye'deki tüm mal varlığı, hak ve alacakları donduruldu; bu konuda yapılacak işlemler Maliye Bakanlığı'nın iznine bağlandı. Bir başka deyişle, bu konuda en yetkili kişi Maliye Bakanı Kemal Unakıtan.

    LİSTE HÂLÂ YÜRÜRLÜKTE
    Resmi Gazete'de yayımlanan bu karar hâlâ yürürlükte mi?
    Evet, söz konusu karar süreli olmadığı için hâlâ yürürlükte. Karara konu olan liste bundan önce üç dört kez güncelleştirildi. Bazı isimler çıkartılırken, çok sayıda ekleme yapıldı. Ancak ismi çıkartılanlar arasında Yasin El Kadı yer almadı. Bir başka anlatımla, Yasin El Kadı, bugün itibarıyla Türkiye'nin yasal mevzuatı çerçevesinde "terörizmle bağlantılı" bir şahıs statüsünde bulunuyor.

    TÜRKİYE'YE GİRİŞİ YASAK
    Peki, Yasin El Kadı BM'nin listesinde yer almaya devam ediyor mu?
    Evet, ediyor. BM'nin listesi her yıl güncelleştiriliyor. En son güncelleştirme, 25 Nisan 2006 tarihinde yapıldı. BM'nin Taliban ve El Kaide'ye uygulanan yaptırımları denetleyen 1267 sayılı özel komitesinin bu tarihte güncelleştirdiği listenin 60. sırasında Yasin El Kadı'nın ismi yer alıyor. (BELGE 2)

    AKP hükümeti Yasin El Kadı'yı terörist statüsünden çıkarabilir mi?
    Bunun için yeni bir Bakanlar Kurulu kararının çıkartılabilmesi gerekir. Böyle bir karar ancak El Kadı'nın BM listesinden çıkmasıyla mümkün olabilir. Bu olmadan El Kadı hakkındaki kararın kaldırılması, özellikle uluslararası terörizmle mücadele gibi hassas bir konuda BM kararına aykırı hareket edildiği şeklinde yorumlanabilir.

    Yasin El Kadı isterse Türkiye'ye girebilir mi?
    2001 yılında Bakanlar Kurulu'nun kabul ettiği listenin uygulamaya konulmasıyla birlikte, Yasin El Kadı'nın Türkiye'ye girişi de yasaklanmış bulunuyor. Türk Emniyet teşkilatının bilgisayar kayıtlarında ismi yasaklılar arasında yer alıyor. Bu yasak kaldırılmış değil. Bu nedenle, Kadı istese bile Türkiye'ye giriş yapamaz. Türkiye'ye girmeye çalışırsa, havaalanı ya da sınır kapısından geri gönderilecek.

    KÜRESEL TERÖRİST!
    ABD, El Kadı'yı terörist olarak görüyor mu?
    ABD Hazine Bakanlığı'nın terörün finansmanını önlemek için yürüttüğü program çerçevesinde El Kadı, terörü finanse edenler listesinde yer alıyor. Bu liste en son 19 Haziran 2006 tarihinde güncellenmişti. Listede El Kadı hakkında 'küresel terörist' ifadesi kullanılıyor. (BELGE 3)

    Avrupa Birliği El Kadı'ya nasıl bakıyor?
    ABD'den farklı değil. AB Konseyi, 21 Mayıs 2002'de benimsediği 5949/02 sayılı ortak tutum belgesiyle, BM Güvenlik Konseyi'nin söz konusu kararlarını AB mevzuatına dahil etti. Böylelikle BM kararları AB politikası haline geldi.
    Yasin El Kadı hakkında Türkiye'de 2001'den sonra herhangi bir soruşturma açıldı mı?
    Evet. 11 Eylül saldırılarından sonra Dışişleri Bakanlığı'nın koordinasyonunda Genelkurmay, MİT, Emniyet, İçişleri ve Maliye Bakanlıkları temsilcilerinden oluşan bir komisyon kuruldu. Komisyon, terör listesindeki isimlerin durumunu büyüteç altına yatırdı. Bu arada Maliye Bakanlığı Başmüfettişi Hamza Kaçar, 2001 yılında dönemin Maliye Bakanı Sümer Oral tarafından Yasin El Kadı'nın hesaplarını incelemekle görevlendirildi.
    Kaçar 10 Şubat 2004 tarihinde Maliye Bakanı Kemal Unakıtan tarafından başka bir göreve atandı. Kaçar, yeni görevine gittikten sonra tamamladığı soruşturma raporunu 31 Mart 2004 tarihinde Mali Suçlar Araştırma Kurulu'na (MASAK) gönderdi. Başmüfettiş, raporunda kendisine baskı yapıldığını öne sürerek, El Kadı ile ilgili konunun terör ve kara para yönünden Cumhuriyet Savcılığı ve Devlet Güvenlik Mahkemesi tarafından soruşturulmasını talep etti. MASAK, 6 Mayıs 2004 tarihinde raporu İstanbul Cumhuriyet Savcılığı'na gönderdi.

    Savcılık bu talep karşısında ne yaptı?
    Cumhuriyet Savcısı İdris Ermeydan, 30 Aralık 2004 tarihinde terör örgütü üyesi olmak ve terör örgütüne yardım etmek iddialarıyla ilgili soruşturmada takipsizlik kararı aldı. Terör soruşturmasını yürüten Savcı İdris Ermeydan, takipsizlik kararında "El Kadı hayırsever bir işadamıdır. El Kadı'nın terörizmle ilişkili olduğuna dair bir emareye rastlanamamıştır" dedi. (BELGE 4) İstanbul Cumhuriyet Savcısı Sadi Yoldaş da Yasin El Kadı hakkında 24 Aralık 2004 tarihinde kara para soruşturmasından takipsizlik kararı verdi. Bu kararın dayanağını Maliye Bakanlığı'nın El Kadı'yı savunan 11 Kasım 2004 tarihli raporu oluşturdu. Maliye Bakanlığı her iki karara da itiraz etmedi.

    Takipsizlik kararı neden tartışılıyor?
    Savcı Ermeydan'ın terörle ilgili soruşturmada takipsizlik kararının en çok tartışma yaratan noktası, BM kararı ve Resmi Gazete'de yayımlanan Bakanlar Kurulu kararına rağmen Savcı'nın El Kadı hakkında "terörle bağlantılı olduğuna dair emareye rastlanmadığını" belirtmiş olması. Bakanlar Kurulu kararı yürürlükte olduğu için, Savcı'nın bu mütalaası kafa karıştırıyor. Adalet Bakanı Cemil Çiçek, yetkisi olmadığı için savcının bu kararına itiraz etmesinin söz konusu olamayacağını açıkladı. Yasin El Kadı, geçen hafta sonunda Vatan, Yeni Şafak ve Tercüman gazetelerine verdiği paralı ilanlarda, hakkındaki takipsizlik kararlarını kesin yargı kararı gibi göstermeye çalıştı. CHP de eksik soruşturma yapıldığı gerekçesiyle takipsizlik kararlarına karşı Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı'na itirazda bulundu. CHP, ayrıca takipsizlik kararı veren savcılar hakkında da Kartal Cumhuriyet Savcılığı'na suç duyurusunda bulundu. Bu aşamada söz konusu başvuruların sonucu bekleniyor. Ayrıca, Danıştay'da da görülmekte olan bir dosya var.

    DANIŞTAY'DAKİ DAVA
    Yasin El Kadı Danıştay'da neden dava açtı? Bu davanın akıbeti nedir?
    Yasin El Kadı, 2002 yılında isminin Bakanlar Kurulu'nun El Kaide bağlantılı teröristler listesinden çıkarılması ve mal varlığı üzerindeki tedbirin kaldırılması için Danıştay 10. Daire'ye başvurdu. Danıştay 10. Daire, 2002 yılında El Kadı'nın yürütmenin durdurulması talebini reddetti. Daire, 4 yıldır El Kadı'nın talebini sonuca bağlamış değil.

    Yasin El Kadı Türkiye'de hangi işlere girmişti?
    El Kadı, 1993 yılında Mehmet Fatih Saraç ile Ella Film Prodüksiyon Ltd. Şirketi'ni, 1995 yılında da yine Saraç ile birlikte Caravan Dış Ticaret Ltd. Şirketi'ni kurdu. Caravan şirketinin ortaklığı ile BİM Mağazacılık, Ak Gıda A.Ş, Nimet Gıda A.Ş, Sağlam İnşaat A.Ş, Ecmel Tekstil Ltd. Şirketi gibi işletmelerde ortaklık ve yöneticilik yaptı. 1995'te kurulan BİM'deki ortaklarından biri Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın danışmanı Cüneyd Zapsu'ydu; bir diğer ortak ise Korkut Özal...
    Ayrıca 1999 yılında babası Abdullah Kadı adına Sarıyer Kiptaş konutlarında bir cami yaptırdı. Yasin El Kadı, 11 Eylül terör saldırılarından yaklaşık iki ay kadar sonra 15 Kasım 2001 tarihinde BİM'deki hisselerini ortağı Mehmet Saraç'a devretti. Diğer şirketlerdeki hisselerini de sonradan yine Saraç'a devretti.
    3_AHMET ERDOĞAN HAPİSTEN NASIL KURTULDU...


    Trafik kazası
    Burak Erdoğan 11 Mayıs 1998 tarihinde Şişli Abide-i Hürriyet Caddesi'nde meydana gelen trafik kazası ile Türkiye gündemine gelmiştir. TRT İstanbul Radyosu sanatçısı Sevim Tanürek'in Burak Erdoğan'ın kullandığı arabanın çarpması sonucu hayatını kaybettiği olayda Sevim Tanürek 8/8 suçlu bulunmuştur.
    Hakkında açılan davada, mahkeme Burak Erdoğan'ı 3 ay hapse mahkum etmiş, bu ceza 1998 rayiçleriyle 540 bin lira para cezasına çevrilmiştir.
    3_BURAK ERDOĞANIN ŞİRKETLERİ VE GEMİ GERÇEĞİ...(NASIL ALDIYSA...)

    Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın oğlu Ahmet Burak Erdoğan’ın ortak olduğu MB Denizcilik şirketi ilk gemisini aldı. MB Denizcilik’in ikinci bir gemi için de pazarlıkları son aşamaya getirdiği öğrenildi.

    Ocak ayında kurulan MB Denizcilik’in ortakları 25 Ocak 2007 tarihli Türkiye Ticaret Sicili Gazetesi’ne göre yüzde 50’şer payla Ahmet Burak Erdoğan ile Mecit Mert Çetinkaya olarak görünüyor. Şirketin merkezi Üsküdar Salacak’ta. Geminin devir işlemleri 6 Şubat’ta yapıldı. Gemi daha önce Gürgem Deniz Nakliyat’a aitti.

    Değeri 4-5 milyon $

    Ahmet Burak Erdoğan’a armatör sıfatı kazandıran gemi 1991 yılında inşa edildi. 4 bin 495 dwt ton ağırlığındaki geminin 18 Şubat 2004’te Ahmet Fatoğlu olan adının değiştirildiği ve Safran 1 adını aldığı öğrenildi. 95.7 metre uzunluğundaki geminin piyasa değerinin ikinci elde 4-5 milyon dolar olduğu belirtiliyor. Geminin kapasitesinin 200 TIR’ın gerçekleştirebileceği taşımaya eş değer olduğu da öğrenildi.

    Erdoğan’ın ikinci şirketi

    Safran 1 adlı kuru yük gemisini satın alan BM Denizcilik, Ahmet Burak Erdoğan’ın bu alandaki ilk şirketi değil. Ahmet Burak Erdoğan daha önce amcası Mustafa Erdoğan ve eşi Sema Ketenci’nin babası Osman Ketenci ile birlikte Turkuaz adlı şirketi kurmuştu. 2006 yılı Nisan ayında adı Bumerz Denizcilik olarak değiştirilen şirketin

    1 milyon YTL olan sermayesi geçen ay 2 milyon YTL’ye çıkartıldı. Şirkette yüzde 25 hissesi olan Ahmet Burak Erdoğan da sermaye artırımı için gemi alımının dışında bu şirkete de 250 bin YTL sermaye ekledi.

    Bumerz Denizcilik’de ayrıca Başbakan Erdoğan’ın kız kardeşi Vesile İlgen’in eşi Ziya İlgen ile, yine aile dostları aynı köyden Mustafa Gündoğan da ortak olarak görünüyor. Gündoğan’ın hissesi yüzde 10, İlgen’in hissesi ise yüzde 15 oranında. Diğer 3 isim yüzde 25’lik hisseyi kontrol ediyor.

    Mert Çetinkaya’nın nikah şahidi Başbakan Erdoğan

    MB Denizcilik’in faaliyet gösterdiği Salacak’taki merkezde 3 şirket daha var. Mecit Çetinkaya Denizcilik Taşımacılık Pazarlama Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi 1997’de kurulmuş. Şirketin ortakları Mecit Çetinkaya ile eşi Binnur Çetinkaya.

    Aynı adresteki Çetinkaya Armatörlük Gemi İşletmeciliği Ticaret ve Sanayi Anonim Şirketi ise 21 Temmuz 1995’te kurulmuş. 10 bin YTL sermayeli bu şirketin yönetim kurulu üyeleri Mecit Çetinkaya, Binnur Çetinkaya ve Mert Mecit Çetinkaya’dan oluşuyor. Bu adresteki üçüncü şirket Manta Denizcilik Nakliyat ve Ticaret Limited Şirketi. 4 Mayıs 1998’de kurulan şirketin ortakları Mert Mecit Çetinkaya ile babası Mecit Çetinkaya.

    Erdoğan ailesinin Çetinkayalar ile tanışıklığı eskiye dayanıyor. Başbakan Erdoğan Ağustos 2005’te, Mert Mecit Çetinkaya ile merhum tekstilci Ahmet Gazioğlu’nun kızı Ahu Gazioğlu’nun nikahında şahitlik yapmıştı. Çırağan Sarayı’ndaki nikahı da İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Kadir Topbaş kıymıştı.

    Gemiyi satan Remzi Gür’ün yakın dostu Hasan Doğan

    Ahmet Burak Erdoğan’ın gemiyi satın aldığı Gürgem Deniz Nakliyat Turizm ve Ticaret Limited Şirketi de çok tanıdık çıktı. Gürgem Deniz Nakliyat, 13 Şubat 2001’de kuruldu. 10 bin YTL sermayeli şirketin yüzde 50’şer hissesi Hasan Doğan’a ve Hüseyin Doğan’a ait görünüyor. Hasan Doğan ve Hüseyin Doğan sözkonusu hisseleri 2004 yılında şirketin eski sahipleri Burhan Özer ve Sadet Şen’den satın almışlar.

    Hasan Doğan, Başbakan Erdoğan’a oldukça yakın bir isim. Ekinlik tatillerinin değişmez misafirleri arasında yer alıyor. Hasan Doğan’ın ablası Remzi Gür ile evli. Remzi Gür ile de Ramsey’de ortaklar
     
  2. Mavi Gül
    Avare

    Mavi Gül ѕση_¢ıqℓıк Özel üye

    Katılım:
    3 Mayıs 2009
    Mesajlar:
    4.647
    Beğenileri:
    375
    Ödül Puanları:
    3.730
    Yer:
    Misafir Sevmez
    Banka:
    677 ÇTL
    1_ERDOĞANIN MAL VARLIĞI.....


    İşte Erdoğan'ın sakladığı şirket!!!

    Evet Türkiye'de AKP Genel Başkanı ve Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın mal varlığını, yapılan oynamalarıyla, saklanmaya çalışan meblağlarıyla ilk açıklayan medya kuruluşu olan JÖNTÜRK, konuya son noktaları da koyuyor... JÖNTÜRK, Erdoğan'ın uzun yıllar özenle mal beyanlarının dışında tutmaya çalıştığı şirketini de ortaya çıkarıyor. İşte ticaret sicil belgeleri, ortakları ve de faaliyet alanıyla Erdoğan'ın sakladığı o şirket (Maalesef JÖNTÜRK'ten saklanmıyor):
    Tarih: 1 Nisan 1981... Kasımpaşa Yeniyol Caddesi 86/12'de İstanbul Pres Döküm Sanayi Anonim Şirketi, faaliyete geçiyordu. Tescil için 22 Nisan 1981 tarihinde İstanbul Ticaret Odası'na müracaata bulunan şirketin ortakları arasında 26 Şubat 1954'te Ahmet'ten olma Tenzile'den doğma Recep Tayyip Erdoğan da bulunuyordu... Bir diğer ortak da Erdoğan'ın kayınbiraderi Hüseyin Gülbaran'dı...
    Şirket kuruluşu 1 Mayıs 1981 tarihinde Ticaret Sicil Gazetesi'nde yayımlanıyor ve Recep Tayyip Erdoğan'ın 1 milyon TL ile ortaklığı kayıtlara geçiyordu. Şirketin tescilinin ardından yapılan görev dağılımında da Recep Tayyip Erdoğan, İdare Meclisi Başkan Vekili oluyordu...
    Yıllar içinde şirketin hissedarları değişti. Örneğin, Erdoğan'ın kayınbiraderi Hüseyin Gülbaran, ortaklıktan ayrıldı. Fakat, Erdoğan'ın ortaklığı İstanbul Belediye Başkanlığı yaptığı dönemin sonlarına kadar devam edecekti...



    Şirketin 1990'lı yıllardaki durumunu, ortaklarını gösteren belgeler...
    ... Ve de dönemin İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı (1994-1998) şimdinin Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan, hiç bir mal beyanında bu şirketten söz etmiyordu...
    Öyle ya, bu şirketteki 1981 yılının 1 milyon TL'si ne olmuştu, hisselerini devrettiğinde ne kadar para almıştı, bu soruların yanıtları maalesef hiç bir biçimde gündeme getirilmedi.
    Evet, JÖNTÜRK eşeledikçe Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın İnternet üzerinden açıklanan mal varlığıyla ilgili şaibeler daha da artıyor...
    Evet Erdoğan, siyasi tarihinde ilk mal beyanını 1994 yılında İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı seçildikten sonra veriyordu.

    1994 yılındaki mal beyanı belgesi
    Bu ilk mal beyanına göre, Erdoğan'ın kendisine ait İstanbul Bolluca köyünde 376 metrekare arsası (100 milyon lira), kendisine ait Rize Güneysu'da 2 bin metrekare tarlası (500 milyon), kendisine ait Kulaksız mahallesi Beyoğlu'nda 65 metrekare dairesi (200 milyon lira), kendisine ait İstanbul Maltepe'de dairesi (500 milyon lira), kendisine ait 100 bin Alman markı (2 milyar 100 milyon lira), kendisine ait 50 bin doları (1 milyar 600 milyon lira), Burak Gıda Ticaret ve Sanayi Limited Şirketi'nden yüzde 10 hisse, eşi Emine Erdoğan'a ait 10 adet altın bilezik (50 milyon lira), eşine ait 1 adet beşibirlik (50 milyon lira).
    O dönemde ABD dolarının 320 bin lira olduğu dikkate alındığında Erdoğan ailesi o tarihlerde Burak Gıda'dan alınan kâr payı hariç 169 bin dolarlık bir mal varlığına sahipti (Bugünkü değerle 230 bin YTL civarında)..
    Erdoğan, 10 Ocak 1995 yılında ikinci kez mal beyanında bulunuyordu. Burada, önceki mal beyanına göre iki değişiklik göze çarpıyordu.

    1995 yılındaki mal beyanı belgesi
    Erdoğan'ın mal beyanında 1994 yılındakinde bulunan Maltepe'deki daire artık yoktu, ancak eşi Emine Erdoğan adına 29 Aralık 2004 tarihinde 469 milyon 983 bin liraya alınan Ford Escort otomobil 700 milyon değer gösterilerek yer alıyordu.

    Emine Erdoğan'a 1994 yılının son ayında alınan otomobilin faturası
    Evet, ilginç bir şekilde yeni alınan bir otomobilin ertesi gün satılmak istense ikinci el araç sınıfına düşeceği ve fiyatının artacağı yerde Erdoğanlar'ın Fort Escort otomobili 10 gün içinde iki misli değer kazanıyordu.
    Bu mal beyanında ayrıca, Rize'deki tarla, Beyoğlu'ndaki daire ve İstanbul Bolluca'daki arsa da iki misli değer kazanmış olarak gösteriliyordu (Böylece bugünkü rakamlarla mal varlığı toplamı yaklaşık 500 bin YTL'ye ulaşıyordu).
    Erdoğan'ın bundan sonraki mal bildirimi 10 Mayıs 1997 tarihinde yapılıyordu. Bu bildirimde öncekine oranla küçük bazı değişiklikler göze çarpıyordu.

    1997 yılındaki mal bildirimi belgesi..
    Bu mal bildiriminde Emine Erdoğan'ın otomobilini değiştirdiği (Opel'e transfer olduğu), Burak Gıda'nın listeden çıkarıldığı ve yerine Emniyet Gıda'nın yüzde 40 hissesinin konulduğu görülüyordu.
    Daha önceki mal beyanlarında gösterilen taşınır ve taşınmaz malların da iki yıl öncesine göre yaklaşık yüzde 100 civarında (Bu artış oranı Emine Erdoğan'ın bileziklerinde neredeyse yüzde 1500 civarında) artış gösteriyordu (Bugünkü değerlerle mal varlığı 1 milyon YTL civarında)...
    Recep Tayyip Erdoğan, belediye başkanlığı görevinin sona ermesinden tam 25 gün sonra 1 Aralık 1998'te de mal bildiriminde bulunuyordu.

    1998 yılındaki mal beyanı belgesi..
    Erdoğan'ın bu yeni mal beyanından Beyoğlu Kulaksız'taki evi, eşi Emine Erdoğan üzerine kayıtlı Opel otomobili sattığı ve bunların yerine kendi üzerine 1998 model Passat otomobil ve Samandıra'da 1800 metrekare arsa satın aldığı anlaşılıyordu.
    Erdoğan ayrıca, bir yıl önce yüzde 40 hissesine sahip olduğu Emniyet Gıda'nın bu sefer 40 milyar değerle yüzde 20'sine sahip görünüyordu (O günkü değerlerin bugünkü karşılığı olarak servet 1 milyon 500 bin YTL civarında).
    Erdoğan 1994-1998 yılları arasındaki belediye başkanlığı döneminde toplam 13 milyar 846 milyon 346 bin 113 lira da maaş almıştı.
    Büyük artış...
    Erdoğan AKP'nin kuruluşundan yaklaşık bir ay sonra 10 Eylül 2001 tarihinde bu kez AKP Genel Başkanı sıfatıyla yeni bir mal beyanında bulunuyordu.

    2001 yılındaki mal varlığı belgesi
    Bu beyanda Erdoğan'ın Bolluca beldesinde 376 metrekare arsası (40 milyar değerle), Rize Güneysu'da 2 bin metrekare arazisi (10 milyar değerle), yüzde 12 şirket ortaklığı (95 milyar lira), yüzde 12 şirket ortaklığı (25 milyar lira), yüzde 12 şirket ortaklığı (1 milyar lira), 340 bin ABD doları, 130 bin Alman markı, 174 adet Cumhuriyet altını (14 milyar 300 milyon lira), eşi Emine Erdoğaün'a ait muhtelif takılar (7 milyar 800 milyon lira), Emine Erdoğan'a ait Passat otomobil (10 milyar lira) mal varlığı olduğu belirtiliyordu.
    Beyanın en ilginç bölümü de kuşkusuz Erdoğan'ın oğlu Burak'a 220 bin ABD doları ve 55 bin Alman markı borçlu olduğunun gösterilmesiydi.

    2001 yılındaki mal varlığı belgesi
    Erdoğan seçimler öncesinde gazetecilere verdiği bir demeçte mal varlığının 1 milyon dolar civarında olduğunu söylüyordu. Bu sözler üzerine inceleme başlatan Mülkiye Müfettişleri, Erdoğan'ın 1998 ile 2001 yılları arasındaki servetinin yaklaşık 10 kat arttığını ortaya çıkarıyorlardı.
    Bunun üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı'ndan Erdoğan'ın malvarlığındaki ciddi artışın soruşturulmasını talep ediyordu.
    Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı, "Mal Bildiriminde Bulunulması, Rüşvet ve Yolsuzlukla Mücadele Yasası'na Muhalefet" suçundan Erdoğan hakkında dava açıyordu.
    ...Ve de bu davada 5 yıl 10 ay hapis istemiyle yargılanan Erdoğan, AKP iktidara geldikten sonra ilginç bir biçimde "Yeterli delil bulunamadığı" gerekçesiyle beraat ediyordu.
    Fakaaat, Erdoğan'ın malvarlığındaki gözle görülür artış (Bugünkü rakamlarla 2 milyon YTL, 1,5 milyon dolar civarında) JÖNTÜRK'ün yayımladığı bu belgelerde açıkça belli oluyordu. Hem de, yapılan onamalarla, değeri artırılan arabalarla, oğluna borçlu gözüküp kaçırılan rakamlarla....

    2_ERDOĞANIN ŞİRKETİ NE FAKİRMİŞ MEĞER...


    Erdoğan'ın şirketleri fakir çıktı. İyi de.....


    AKP Genel Başkanı ve Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın 1,5 milyon doları bulan servetinin en önemli kaynağı olarak gösterdiği şirketler fakir çıktı. Erdoğan'ın Satışlarından 1.2 trilyon lira gelir elde ettiğini açıkladığı şirketler, "zarar ettikleri" için devlete vergi bile ödememişler. Tabii bu durum akıllara zarar içindeki şirketlerin nasıl bu denli değerli oldukları ve de eğer bu kadar değerleri varsa devletten vergi mi kaçırdıkları sorularını akla getirdi. İşte Türkiye'de ilk kez JÖNTÜRK'ün yayımladığı Erdoğan'ın şirketlerinin vergi beyanları:

    Bilindigi gibi Recep Tayyip Erdoğan, "İçim sızlaya sızlaya devrettim" dediği şirket hisselerinin satışından 1.2 trilyon lira (1.2 milyon YTL) gelir elde ettiğini açıklamıştı.
    Fakat JÖNTÜRK'ün ele geçirdiği vergi beyannameleri sözkonusu şirketlerin (Emniyet Gıda A.Ş, İhsan Gıda Ltd., İhsan Gıda A.Ş. ve Yenidoğan Gıda Pazarlama A.Ş.) "fakir" olduklarını gösteriyor. Erdoğan'ın dört şirketi de yıllardır zarar gösterip vergi ödemiyorlarmış.
    İşte bu dört şirketin vergi beyannemelerinde bildirimde bulundukları vergiye tabi gelirleri :




    Şimdi yukarıdaki vergi bildirimlerine bakıldığında Başbakan'ın şirketlerinin yıllardır zarar gösterip vergi ödemedikleri ortaya çıkıyor. Sözkonusu şirketler ayrıca, yıllardır yürürlüğe konulan vergi aflarından da yararlanmışlar (Her şirkete ait beyannamelerin altındaki tablolar)...
    Şimdi şu sorulara yanıt verilmesi gerekiyor:
    1) Zarar ettikleri gösterilen şirketlerin hisseleri Recep Tayyip Erdoğan sattığında nasıl 1.2 trilyon TL'lik bir değere ulaşıyor?
    2)Eğer bu şirketlerin hisseleri bu denli değerliyse, belgelerin de ortaya koyduğu gibi zarar gösterip devletten vergi kaçırılmış olunmuyor mu?
    Evet Erdoğan bu soruların yanıtlarını açıklamadıkça, mal varlığı üzerindeki şaibe ortadan kalkmayacak...
    3_bit davaları....

    Erdoğan ve Gürtuna dönemini kapsayan 150 klasörlük dava, İstanbul Ağır Ceza'da açıldı. 3 savcının hazırladığı iddianamenin ana temasını ''geleceğin başbakanını hazırlama ve cihat yapmayı amaçlayan devasa bir suç teşekkülü''
    iddiası oluşturdu

    İSTANBUL Büyükşehir Belediyesi tarihinin en büyük yolsuzluk davası açıldı.
    Sanıklar için, ''Geleceğin başbakanını hazırlama ve cihat yapmayı amaçlayan devasa bir suç teşekkülü'' iddiasında bulunuldu.
    Recep Tayyip Erdoğan ve Ali Müfit Gürtuna dönemi (1994-2000) belediye ve BİT'lerin yan kuruluşlarından 58 ve Albayrak Turizm Seyahat İnşaat ve Ticaret A.Ş.'nin 12 yöneticisinden oluşan 6'sı gıyabında 10'u tutuklu toplam
    70 sanık, Ağır Ceza'lık oldu.
    Recep Tayyip Erdoğan ve Büyükşehir Belediye Başkanı Ali Müfit Gürtuna'nın dosyaları ise daha önce Yargıtay'a gönderilmişti. İstanbul Ağır Ceza'da açılan davanın iddianamesini, Cumhuriyet Savcıları Erol Canözkan, Rasim Işıkaltın ve Hüseyin Yıldız tam 150 klasör tutan belge ve bilgileri inceleyerek hazırladı.
    5 AYRI SUÇLAMA
    3 savcı tarafından hazırlanan, 150 klasör ekli 74 sayfalık iddianamede,
    sanıkların 'cürüm işlemek için teşekkül oluşturmak', 'ihaleye fesat
    karıştırmak', 'emniyeti suistimal', 'gerçeğe aykırı beyanda bulunmak' ve
    'sahte vekaletname düzenleyip kullanmak' suçlamalarıyla 3 yıldan 75 yıla
    kadar ağır hapisleri istendi.
    13 ay önce başlatılan soruşturma sonunda dava açıldı. 74 sayfalık
    iddianamede, Mülkiye Başmüfettişliği, Teftiş Kurulu Başkanlığı ve 4 ayrı
    bilirkişi raporlarındaki bulgulara geniş yer verildi.
    İddianamede Recep Tayyip Erdoğan ve arkadaşlarına yöneltilen suçlamalar şöyle:
    ''İstanbul Büyükşehir Belediyesi bünyesinde, siyasi ve sosyal bir görüşten
    kaynaklanan bir amaç ile cürüm işlemek için devasa bir teşekkül
    oluşturulduğu, ihalelere fesat karıştırıldığı, ihalelere esas şartnamelerin
    Albayrak Grubu'nun menfaatleri doğrultusunda hazırlandığı, satın almalara ve gerçeği yansıtmayan işlere karşın büyük ödemelerin yapıldığı, hayali
    şirketlere naylon ve sahte fatura ile ödeme yapıldığı, toplanan paraların
    kendilerince bilinen bazı kişiler elinde toplanarak özel amaçları
    doğrultusunda kullanıldığı ve tüm bu yollar ile siyasi, sosyal ve ekonomik
    amaçları gerçekleştirmek amacıyla, organize bir şekilde suç işlemek için
    gerek İstanbul Büyükşehir Belediyesi içinde ve gerekçe dışında teşekkül
    oluşturmak suretiyle belediye parasının nitelikli yollarla, 'geleceğin
    başbakanını hazırlamak ve cihat yapmak' amacıyla yönlendirildiği ve bu
    paraların zimmete geçirildiği...''
    ALBAYRAK'LA İLİŞKİLER
    İddianamede, dönemin Büyükşehir Belediye Başkanı Recep Tayyip Erdoğan ile Meclis Üyesi Nuri Albayrak'ın dostluk ilişkisinin zamanla Büyükşehir Belediyesi ve bağlı şirketlerdeki yetkilileri de içine alan bir
    organizasyona dönüştüğü öne sürüldü.
    Bu organizasyonun siyasi-sosyal faaliyetleri yanında, maddi kaynakları
    usulsüz ve fesat karıştırılmış işlemlerle aldıkları kamu ihalelerinden
    sağladıkları, Albayrak Grubu'nun belediye mal ve hizmet alımında
    tekelleştirildiği iddia edildi. Albayrak'ın şartnamelere uymayan, ihaleler
    aldığı, gerek görüldüğünde mafyavari yöntemlere başvurdukları öne sürüldü.
    Onlar 46 klasörle Yargıtay'da
    İSTANBUL Büyükşehir Belediyesi'ndeki yolsuzluklarla ilgili İstanbul DGM Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen soruşturmada eski Başkan Recep Tayyip Erdoğan ile Başkan Ali Müfit Gürtuna hakkındaki iddiaları içeren dosyalar, fezleke ile Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı'na gönderildi. BİT soruşturmasını yürüten ve İGDAŞ, belediyeden Albayrak Şirketler Grubu'na verilen ihaleler, Halk Ekmek ve ağaç dikimine ilişkin soruşturma dosyasını, görevsizlik kararı vererek İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı'na gönderen DGM Savcısı Abdülaziz Özatlan, yolsuzluk iddialarını 46 klasörde topladı.
    Belediye başkanı olmaları nedeniyle, Gürtuna ve Erdoğan hakkında işlem
    yapmayan Savcı Özatlan, içlerinde BİT soruşturmasına ilişkin çeşitli
    iddialar bulunan dosyayı değerlendirilmek üzere, fezlekeyle birlikte,
    Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı'na yolladı.
    'Yolsuzlukların başı'
    Erdoğan ve Gürtuna dönemini kapsayan yolsuzluklar ile ilgili İddianamede,
    müfettiş sorgusuna da yer verildi. Büyükşehir Park ve Bahçeler Müdürü Ali
    Karakoç ifadesinde, İSTAÇ Yönetim Kurulu Başkanı Necmi Kadıoğlu'nun, kendisine ''Ağaç alımlarına itiraz etme. Bunlar küçük hadiseler. Geleceğin başbakanını hazırlamak için çaba harcıyoruz. Ben geleceğin Maliye Bakanı olacağım. Bizimle ters düşmezsen, sen de Tarım Bakanı olabilirsin'' dediğini öne sürdü. Karakoç daha sonraki 400 bin ağaç ihalesine de karşı çıkmasına rağmen, ağaçların yurt içinden alınmasını sağlayamadığını söyledi.
    Büyükşehir Genel Sekreter Yardımcısı Mahmut Kuş da sanıklardan Adem Baştürk'ün Tayyip Erdoğan'ın, eski Genel Sekreter Mustafa Açıkalın'ın ise
    Albayraklar'ın adamı olduğunu öne sürerek, Necmi Kadıoğlu'nu da belediyedeki 'bütün yolsuzlukların başındaki kişi' diye tanımladı. Mahmut Kuş, Albayrak'ların belediyeden aldığı çöp ve araç kiralama ihalesinde şartnameyi değiştirdiğini öne sürdü

    4_başbakanın atama listesi(bakın ne kadar adil...)


    eti-bor genel müdürü m. ahmet dere
    (akp balıkesir milletvekili turan çömez'in eniştesi.)
    erdemir başkanvekili abdullah şener
    (başbakan yardımcısı abdüllatif şener'in kardeşi.)
    şeker fabrikaları genel müdürü mehmet azmi aksu
    (içişleri bakanı abdülkadir aksu'nun kardeşi.)
    tcdd genel müdürü süleyman karaman
    (tayyip erdoğan'ın yakın dostu. iett eski genel müdür yardımcısı.
    ulaştırma bakanı binali yıldırım'ın halasının oğlu.)
    toki başkan vekili erdoğan bayraktar
    (tayyip erdoğan'ın istanbul büyükşehir belediyesi'ndeki ekibinden)
    sağlık bakanlığı müsteşar yardımcısı cihanser erel
    (maliye bakanı kemal unakıtan'ın kayınbiraderi.)
    sağlık bakanlığı personel genel müdürü muhittin bal
    (akp milletvekili adayı.)
    sağlık bakanlığı hudut ve sahiller sağlık genel müdür vekili orhan
    fevzi gümrükçüoğlu
    (erdoğan'ın belediye başkanlığı döneminde yolsuzluk iddiasıyla yargılanan mustafa albayrak'a sahte işkence raporu verdiği gerekçesiyle yargılandı.)
    kültür bakanlığı müsteşarı mustafa isen
    (imam hatip lisesi çıkışlı. dini yayınlar yapan akça yayınevi'nin danışmanı.gazi üniversitesi edebiyat fakültesi'nin eski dekanı.)
    kültür bakanlığı müsteşar yardımcısı ibrahim atalay
    (devlet bakanı beşir atalay'ın yeğeni.)
    tarım bakanlığı makam şoförü mehmet oğuz
    (tarım bakanı sami güçlü'nün bacanağı.)
    tarımsal araştırmalar genel müd.lüğü'ne atanan doç.dr.hasan ekiz
    (tarım bakanı sami güçlü'nün teyzesinin oğlu.)
    dış ticaret müsteşar yardımcısı ülker güzel
    (hasan celal güzel'in eşi.)
    köy hizmetleri genel müdür vekili ali altintaş
    (tarım bakanı sami güçlü'nün konya'dan hemşehrisi.)
    enerji bakanlığı başdanışmanı yasin kalem
    (refahyol enerji bakanı recai kutan'ın özel kalem müdürü.)
    enerji bakanlığı bakan danışmanı osman ilter
    (enerji bakanı hilmi güler'in kayınbiraderi.)
    maliye bakanlığı danışmanı hasan gül
    (refahyol döneminde bütçe daire başkanlığı görevi yaptı.)
    maliye bakanlığı danışmanı ömer duman
    (refahyol döneminde ankara defterdar yardımcılığı yaptı.)
    başbakanlık müsteşarı fikret üçcan
    (kültür bakanlığı eski müsteşarı. şeriat eğitimi veren el ezher mezunu hüsnü özer'in atama belgesinde imzası bulunuyor.)
    başbakanlık müsteşar yardımcısı ahmet şirin
    (refahyol hükümeti dönemi maliye bakanlığı müsteşar yardımcısı.)
    karayolları genel müdürlüğü'ne atatan sabri erbakan
    (kapatılan rp'nin başkanı necmettin erbakan'ın yeğeni.)
    ssk istanbul bölge müdürü akif feyizoğlu
    (tayyip erdoğan'ın mahkemeye gitmemesi için ishal raporu veren hikmet feyizoğlu'nun kardeşi.)
    başbakanlık müsteşar yardımcısı mustafa esen
    (28 şubat sürecinde soruşturma geçirmiş eski gümüşhane valisi.)
    büyükelçi ahmet davutoğlu
    (başbakan abdullah gül'ün danışmanı.)
    istanbul sağlık müdür vekili dr. mustafa bakar
    (haseki hastanesi başhekim yardımcısı.)
    ulaştırma bakanlığı müsteşar yardımcısı kemal albayrak
    (akp eski milletvekili.)
    tüpraş yönetim kurulu başkanı kahraman emmioğlu
    (tayyip erdoğan'ın belediye başkanlığı döneminde genel sekreteri.)
    tbmm başkanlığı başdanışmanı haluk akşit
    (güldal akşit'in eşi.)
    başbakanlık idari ve mali işler daire başkanı mehmet gürbüz
    (başbakan abdullah gül'ün hemşehrisi, başbakanlık müfettişi.)
    bingöl valisi hüseyin avni coş
    (istanbul büyükşehir belediyesi'ne bağlı bit'lerde yolsuzluk soruşturmalarında (akbil) görev alan ve 'işlem yapılmasına gerek görmeyen' mülkiye başmüfettişi.)
    izmir valisi yusuf ziya göksu
    (içişleri bakanı abdülkadir aksu'nun yakın akrabası.)
    rize valisi enver salihoğlu
    (ist.büyükşehir belediyesi'ne bağlı bit'lerde yolsuzluk - akbil soruşturmalarında görev alan ve 'işlem yapılmasına gerek görmeyen' mülkiye başmüfettişi.)
    batman valisi efkan ala
    (erkan mumcu'nun danışmanı.)
    dsi genel müdürü veysel eroğlu
    (tayyip erdoğan'ın belediye başkanlığı döneminde iski genel müdürü.)
    aycell yönetim kurulu üyesi osman yildirim coşkun
    (sanayi ve ticaret bakanı ali coşkun'un oğlu.)
    aycell yönetim kurulu üyesi erkan topal
    (akp istanbul il başkan yardımcısı.)
    aycell yönetim kurulu üyesi osman d. ilgin
    (akp konya milletvekili adayı.)
    aycell yönetim kurulu üyesi cahit paksoy
    (türktel türkiye genel müdürü ve telekom yönetim kurulu üyesi.)
    aycell yönetim kurulu üyesi ihsan elhan
    (elma bilgisayar'ın sahibi.)
    aycell denetim kurulu üyesi tayfun çataltepe
    (türktel amerika genel müdürü.)
    aycell denetim kurulu üyesi m.nuri karaman
    (fp ankara milletvekili adayı.)
    spk danışmanı abdullah cengiz makas
    (abdüllatif şener'in özel kalem müdürü.)
    milli eğitim bakanlığı apk başkanlığı'na atanan mahmut evkuran
    (erkan mumcu'nun danışmanı.)
    thy genel müdürü abdurrahman gündoğdu
    (tayyip erdoğan döneminde ist.büyükşehir bel.ulaşım sanayi ve ticaret a.ş genel müdürü ve müdür yardımcılığı görevleri yaptı.)
    thy yönetim kurulu üyesi candan karlitekin
    (istanbul büyükşehir belediyesi'nde görev yaptı.)
    thy yönetim kurulu üyesi ömer dinçer
    (tayyip erdoğan'ın istanbul büyükşehir belediye başkanlığı döneminde bit'lerden sorumlu başkanlık danışmanı.)
    thy yönetim kurulu üyesi mehmet büyükekşi
    (ziylan ayakkabıları'nın yön.kurulu bşk.erdoğan'a yakın bir isim.)
    petkim yönetim kurulu üyesi kerem ali sürekli
    (akp izmir büyükşehir belediye başkanlığı için ismi geçti.)
    başkent elektrik a.ş. genel müdür yardımcısı ibrahim kapusuz
    (akp grup başkanvekili salih kapusuz'un yeğeni.)
    başbakanlık özel kalem müdürü hikmet bulduk
    (tayyip erdoğan'ın yakın dostu.)
    kamu bankaları ortak yönetim kurulu başkanı zeki sayin
    (iski'de erdoğan'ın sağ kolu olarak görev yaptı.)
    ziraat bankası genel müdürü can okan çağlar
    (family finans'ta görev yaptı, partiye yakın.)
    başbakanlık basın ve halkla ilişkiler kadrosuyla özel kalem'e atanan emine esma doğan
    (akp'nin kurucusu, milletvekili aday adayı.)
    başbakan müşaviri yavuz selim araz
    (rp ankara il eski başkanı, milletvekili adayı.)
    başbakanlık müsteşarlığı özel kalem müdürlüğü'ne atanan doğan aktaş
    (açıktan atandı.64 yaşında.'61 yaş kararnamesi ile dışişleri'nde pek çok bürokrat emekli edilirken, doğan aktaş'a yüksek emekli aylığı alabilmesi için kıyak yapılıyor.)
    devlet bakanı özel kalem müdürü şükrü öztürk
    (sağlık bakanlığı'nın evrakta sahtecilik suçundan açığa aldığı memur.)
    tarım ve köyişleri bakanlığı müsteşar yardımcısı aziz babacan
    (ali babacan'ın amcasının oğlu. dpt'de uzman olarak görev yapıyordu.)
    orman bakanlığı özel kalem müdürlüğü'ne atanan hakki sütlüoğlu
    (çevre bakanlığı'ndan alınan imdat sütlüoğlu'nun amcaoğlu.)
    tarım bakanlığı koruma ve kontrol genel müdürlüğü'ne atanan nihat pakdil
    (tbmm başkan vekili nevzat pakdil'in kardeşi.)
    sağlık bakanlığı müsteşarı necdet ünüvar
    (bakan recep akdağ'ın üniversiteden arkadaşı.)
    milli eğitim bakanı müsteşar yardımcısı dr. şaban şimşek
    (bakan hüseyin çelik'in van 100. yıl üniversitesi'nden okul arkadaşı.)
    istanbul müftüsü abidin zeynel tambağ
    (akp beyoğlu ilçe başkanı arif erdoğan at'ın ilçe başkanlığı mührüyle diyanet'ten sorumlu devlet bakanı mehmet aydın'a yazı yazdığı ortaya çıktı.)
    vakıflar genel müdürlüğü'ne atanan yusuf beyazit
    (istanbul büyükşehir belediyesi emlak ve istimlak daire başkanı.)
    gençlik ve spor genel müdürü mehmet atay
    (istanbul büyükşehir belediyesi spor aş genel müdürü.)
    istanbul il sağlık müdürü erman tuncer
    (istanbul büyükşehir belediyesi başkan danışmanı.)
    ereğli demir çelik işletmeleri yönetim kurulu başkanlığı'na atanan
    recai berber
    (iski genel müdür yardımcısı.)
    karadeniz ereğlisi milli eğitim müdürü nuri yilmaz
    ('atatürk düşmanlığı' ve 'türbana izin vermek' suçlarından kınama cezası aldı.)
    özelleştirme idaresi basın danışmanı nilüfer yücel
    (akp ankara milletvekili aday adayı.)
    türkiye şeker fabrikaları genel müdür yardımcısı kemal güven önder
    (63 yaşında. ali coşkun'un eşinin yeğeni.)
    dsi samsun bölge müdürlüğü'ne atanan halit uzunkaya
    (akp samsun milletvekili musa uzunkaya'nın akrabası.)
    dsi özel kalem büro müdürü cihan pektaş
    (iski'de görev yaptı.)
    dsi genel müdürlüğü basın müşaviri cemal nogay
    (iski'de görev yaptı.)
    meb müsteşar yardımcısı salih çelik
    (soruşturma geçirdiği için ismi şaibeli.)
    meb talim ve terbiye kurulu üyesi ahmet bedük
    (dyp'li saffet arıkan bedük'ün kardeşi.)
    adıyaman şeker genel müdür yardımcısı mahmut mühürdaroğlu
    (sp eski milletvekili ertan yülek'in akrabası.)
    şeker şirketi enstitü müdürlüğü'ne atanan yalçin koçer
    (sanayi bakanı ali coşkun'un arkadaşı.)
    şeker fabrikaları tarımsal mekanizasyon ve pancar dışı ürünler daire başkanlığı'na atanan metin akdağci (sanayi bakanı ali coşkun'un arkadaşı.)
    adalet bakanlığı personel genel müdürlüğü'ne vekaleten atanan
    nesrin yilmazcan
    (akp kahramanmaraş milletvekili mehmet yılmazcan'ın eşi.)
    özelleştirme idaresi başkan yardımcısı hasan köktaş
    (akp trabzon milletvekili kemalettin göktaş'ın yeğeni.)
    ziraat bankası murahhas azası nur zahit keskin
    (bankacı olma şartını taşımıyor.)
    milli eğitim bakanlığı din öğretimi genel müdürü irfan aycan
    (akp ankara milletvekili sait yazıcıoğlu'nun a.ü. ilahiyat fakültesi yaptığı dönemdeki yardımcısı.)
    meb yurtdışı eğitim öğretim genel müdürlüğü'ne atanan hasan kaplan
    (dyp'li eski milletvekili necmettin cevheri'nin akrabası

    5_şeyhle namaz davası...

    Şeyh’le namaz







    10 aylık hapis cezası onanan İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Tayyip Erdoğan, restore ettirdiği Maktül Mustafa Paşa Camii'nde, bir Nakşibendi şeyhinin kıldırdığı cuma namazında saf tuttu. Diyanet'e henüz devredilmeyen camiye imam bile atanmadı.


    İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Recep Tayyip Erdoğan, Eyüp'te 100 milyar liraya restore ettirdiği ve henüz Diyanet İşleri tarafından imam bile atanmayan Maktül Mustafa Paşa Camii'nin açılışında, bir Nakşibendi şeyhinin kıldırdığı cuma namazına katıldı. Diyanet İşleri'ne henüz devredilmeyen ve imam ataması da yapılmayan tarihi caminin açılış namazı bir Nakşibendi şeyhi tarafından kıldırıldı. Başkan Erdoğan'ın, namazı kimin kıldıracağından bilgisi olmadığını öne süren üst düzey bir belediye yetkilisi, Diyanet'e devredilecek olan tarihi caminin, Nakşibendi Tarikatı'nca sahiplenilemeyeceğini söyledi. Belediye yetkilisi, eskiden tekke olarak kullanılan yapıların da belediye tarafından klasik el sanatları atölyesine dönüştürüleceğini belirterek, şunları söyledi: ‘‘Restorasyon yeni tamamlandı. Diyanet'e devredilmediği için cemaatin içinden biri namaz kıldırdı. Başkan da oraya gelinceye kadar kimin namaz kıldıracağını bilmiyordu. Tarikat buraya yıllarca sahip çıkmadığı için duvarın kenarında bile gecekondular vardı. Uzun yıllar uhrevi ve dini anlamda kullanılan bir yer değildi, tamamen işgal edilmişti. Nakşibendi Tarikatı'yla buranın bir ilgisi yok. Diyanet'e devredildikten sonra kim gelecek, o bizi ilgilendirmez. Tarikat sahiplenemez, çünkü caminin avlusundaki binalar, belediye tarafından ebru gibi klasik el sanatlarının öğretildiği sanat atölyesi olarak kullanılacak. Buraya üniversite öğrencileri gelecek.’’


    YIKILMADIM, AYAKTAYIM


    Siyasi yaşamı, Diyarbakır DGM'nin verdiği 10 aylık hapis cezasının Yargıtay'ca onanmasıyla biten Erdoğan, dün İstanbul'da bazı tesislerin açılışını yaparken, ‘‘Yıkılmadım, dimdik ayaktayım. Bu şarkı bitmeyecek. 4 ay dinleneceğim. Pişeceğim ve karşınıza daha pişmiş geleceğim’’ dedi. ‘‘Bugüne kadar değil savaş çağrısı yapmak, barıştan, kardeşlikten, sevgiden başka bir çağrı yapmayan Tayyip Erdoğan'ı böyle bir yere oturtmaya kimsenin gücü yetmeyecektir’’ diyen Erdoğan, dün Eminönü'nde restore edilen tarihi Kirazhan'ı hizmete soktu, İSKİ Eminönü İçmesuyu Şebekesi'ni, Eyüp'te de İSKİ Münzevi İçmesuyu Terfi İstasyonunu törenle açtı. Kalabalığa yumuşak mesajlar gönderen Erdoğan, özellikle ‘İşte ordu, işte komutan’, ‘Vur de vuralım, öl de ölelim’ şeklindeki slogan atanlara, ‘‘Sizden özellikle istiyorum. Böyle bağırmayın. Bir ordumuz var, bir de komutanımız zaten var. Bizi siyasi platformda nerede görmek istiyorsanız, o şekilde slogan atın. Puslu havayı sevenlere lütfen malzeme vermeyin. 'Öl de ölelim' de demeyin. Ben sizin ölmenize değil. Yaşayarak bütün kötülükleri öldürmenize talibim’’ diye seslendi.


    Nakşi camisi


    Padişah tarafından öldürtüldüğü için ‘maktül’ diye anılan Sadrazam Mustafa Paşa tarafından 1755 yılında inşa ettirilen cami, 1774 yılında Nakşibendi Tarikatı şeyhlerinden Seyit Ahmet Efendi'nin imamlık yapması ve avlusuna inşa ettirilen tekkeyle, Nakşibendilerin ibadethanesi haline gelmişti. Nakşibendi şeyhlerinin imamlık, hocalık yaptıkları ve ölümlerinden sonra avlusuna defnedildikleri Maktül Mustafa Paşa Camii, Cumhuriyet Dönemi'nde tekke ve zaviyelerin kapatılmasından sonra harabeye dönmüştü.


    Cezadan 1 gün sonra


    İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın bir Nakşibendi şeyhinin arkasında kıldığı namazın, 10 aylık cezasının onanmasından bir gün sonraya rastlaması dikkat çekti. Namazda, Beyoğlu Belediye Başkanı Nusret Bayraktar da, Tayyip Erdoğan'la saf tuttu
     
  3. Mavi Gül
    Avare

    Mavi Gül ѕση_¢ıqℓıк Özel üye

    Katılım:
    3 Mayıs 2009
    Mesajlar:
    4.647
    Beğenileri:
    375
    Ödül Puanları:
    3.730
    Yer:
    Misafir Sevmez
    Banka:
    677 ÇTL
    6_başbakanımızın güzel lafları...


    1_ demokrasi bizim için bir amaç değil araçtır
    2_demokrasi bizim için bir tramvaydır istediğimiz durağa gelince ineriz>
    3_referansımız islamdır tek hedefimiz islam devletidir
    egemenlik kayıtsız şartsız milletindir lafı koskoca bir yalan egemenlik kayıtsız şartsız allahındır
    4_mustafa kemal dinsizliği
     

Sayfayı Paylaş