1. * 5651 Sayılı Kanun'a göre TÜM ÜYELERİMİZ yaptıkları paylaşımlardan sorumludur.
    * Telif hakkına konu olan eserlerin yasal olmayan şekilde paylaşıldığını ve yasal haklarının çiğnendiğini düşünen hak sahiplerinin İLETİŞİM bölümünden bize ulaşmaları durumunda ilgili şikayet incelenip gereği 1 (bir) hafta içinde gereği yapılacaktır.
    E-posta adresimiz

Basmacı Haraketi

Konusu 'Osmanlı Tarihi' forumundadır ve wien06 tarafından 2 Şubat 2009 başlatılmıştır.

  1. wien06

    wien06 V.I.P V.I.P

    Katılım:
    30 Ağustos 2007
    Mesajlar:
    6.117
    Beğenileri:
    148
    Ödül Puanları:
    4.480
    Meslek:
    Serbest
    Yer:
    Viyana
    Banka:
    292 ÇTL
    [​IMG]
    Enver Paşa

    Kelime olarak Özbekçede haydut, yağmacı vs. manalara gelmesi itibariyle hareketin çıkış noktasının ve amacının göz ardı edilmesine yol açmıştır. Bu bağlamada Ruslar tarafından niçin “Basmacılık” tabirinin yaygınlaştırıldığı anlaşılmaktadır. Batılı yazarlar ise isim ile hareketin muhtevası arasındaki uyuşmazlığı “Korbaşılık” tabiri ile aşmaya çalışmışlardır.

    Hareketin amacına ve çıkış sebeplerine gelindiğinde ise dönemlendirme hususunun önemi ortaya çıkmaktadır. Çünkü temelde bağımsızlık mücadelesi olarak tebarüz eden Basmacılık benzeri hareketlere XIX. yüzyılın II. yarısında da tesadüf edilmektedir. Basmacılık ile Bolşevik ihtilâlinden sonra ortaya çıkan bağımsızlık çabaları ifade edilmektedir.

    Hareketin çıkış sebepleri bağımsızlık hedefleri bir kenara bırakıldığında çeşitlilik arz etmektedir: Sovyet yazarlar genel olarak bölgedeki Bolşevik idarecilerin keyfî tutumlarını neden olarak göstermektedirler. Ancak işin ekonomik yönünün etkisi de büyük olmuştur. Pamuk tarımı yaygınlaştırma çabaları Türklerin hayvancılığa dayalı iktisadî faâliyetini menfî yönde etkilemiştir. Öte yandan Türkistan’a sürekli Rus kolonyalistler taşınması ve yürütülen soykırım politikası ihitlâlin meydana getirdiği ortamda “ceditçi” aydınların özgürlük fikirlerini halka benimsetme imkanını verdi. Neticede halkın elinde isyan etmekten başka bir şey kalmamıştı. Beyaz ve Kızıl ordular arasındaki savaş da Türkleri olumsuz etkilemekteydi. Savaş koşullarında 2 Kasım 1917’de tüm ulusların bağımsız olma hakkını benimsediklerini beyan eden emperyalizm karşıtı Bolşevikler Şubat 1918’de yeni bir sömürgecilik mücadelesi başlatarak “Türkistan Millî Muhtar Hükümeyti”ni ortadan kaldırma kararı aldı. Bu tabîi biçimde halk arasında infialin doğmasına yol açtı.


    Fergana’da Yürütülen Basmacılık Hareketleri

    31 Ocak 1918’de Taşkent Sovyeti, Türkistan Millî Muhtar Hükümeti’nin ilgası ve üyelerinin tutuklanması kararını aldı. 18 Şubat’ta Kızıl Ordu milisleri ve Ermeniler Hokand’ı ele geçirdiler. Bunun üzerine harekete geçen Basmacılar gerilla taktiklerini kullanarak kayıplar verdirmeye başladılar. Basmacıların etkinliği Rusların otoritelerini şehir merkezlerinden öteye taşıyamamalarına yol açtı.

    Şir Mehmed Bek komutasında faâliyet gösteren Basmacıların sayısı 28.500 idi. Bolşevikler ise asıl askeri mücadeleyi Beyazlara karşı yürütüyorlardı. Bu nedenle Kızıl Ordu’nun Orenburg’u aşarak Türkistan’da savaşan Ruslara ikmal göndermeye başlaması dengelerin Basmacılar aleyhine değişmesine neden oldu. Basmacılar arasında Bolşeviklerin saflarına geçenler oldu. Mart ortalarına kadar Basmacıların büyük çoğunluğu kızıl ordu tarafına geçti.

    Bu gelişmelerden sonra Fergana’da Şir Muhammed Bek etkili olmaya başladı. Müslüman Hükümet başkanı ve başkomutan olan Şir Muhammed Bek kendisinden daha kuvvetli olan kızıl ordu karşısında 1923’e kadar mücadelesini sürdürdü.


    Hîve’de Yürütülen Basmacılık Hareketleri

    Ekim 1917 sonrasında Hîve’de han ile Genç Hîvelier arasında iyi münasebetler söz konusuydu. Ancak Özbek-Türkmen çatışması yaşanmaktaydı. Türkmen Cüneyd Han’ın Hîve’yi kuşatmasının ardından Genç Hîveliler Kızıl Ordudan yardım alarak muhasarayı kaldırdılar. Ancak 1918’de Cüneyd Han Hîve’yi ele geçirmeyi başardı. Özbeklerin oluşturduğu Genç Hîveliler ise harekete geçerek 25 Aralık 1919’da Rus yardımıyla kenti tekrar ele geçirdiler ve 1 Şubat 1920’de hanlığı tasfiye ederek komünist ya da sosyalist olmayan bir Hîve Halk Cumhuriyeti kurdular. Ancak Ruslar devletin bu yapısından dolayı hükümeti dağıttılar. Bu da hâlâ mücadelesini sürdüren Cüneyd Han’ın güç kazanmasını sağladı.

    Han 1924’te Hîve’yi ele geçirme girişiminin akamete uğramasının ardından 1931’e kadar Hîve’de mücadelesini sürdürdü. Ancak artan baskı dolayısıyla önce İran üzerinden daha sonra da Afganistan’dan Ruslar ile savaşmaya devam etti.


    Buhara’da Yürütülen Basmacılık Hareketleri

    Buhara’da Emirlik Genç Buharalılar ve Ruslar tarafından yıkılınca Emir Doğu Buhara’da Ruslara karşı savaşmaya başladı. Buhara uleması ise Türkistan’daki bağımsızlık mücadelesinin tek bir merkezde birleşmesi için çalışıyordu. Nitekim Emir de 1921’de Afganistan’a sığınmadan önce Fergana basmacıları ile birlikte hareket etmeye başlamıştı.

    Buhara’daki basmacıların düzenli birlikler hâline getirilmesi yolunda Türkiyeli subayların katkısıyla bazı adımlar atılmaya çabalandı. Ancak 20.000 kişilik bir kuvvete liderlik eden İbrahim Lakay diğer basmacılar ile birleşmekten ziyade kendi bağımsızlığını tesis etmeye çalışıyordu. Bu arada Buhara Hükümet başkanı Osman Hoca, Enver Paşa ile işbirliğine gitti.


    Enver Paşa’nın Basmacılara Katılması

    1921’de Buharaya gelen Enver Paşa’nın ilk hedefi basmacı hareketine tek merkezden komuta etmekti. 20.000 kişilik kuvveti ile Doğu Buhara’da etkili olmaya başlasa da İbrahim Lakay’ın Enver Paşa’nın sunduğu ortak hareket etme teklifini geri çevirmesi ve kendisini gözetim altına alması Enver Paşa’nın faâliyetini ve millî bağımsızlık hareketini olumsuz etkiledi.

    Ruslar Enver Paşa’nın katılımıyla güç kazanan Basmacılık hareketinin bir iç mesele olmaktan çıkıp diğer devletlerin müdahale edeceği bir meseleye dönüşmesini göz alamazlardı. Önce 100.000 kişilik bir birlik sevk ettiler. Ardından da 15 Haziran 1922’de Enver Paşa’yı mağlup ettiler. 4 Ağustos 1922’de ise Enver Paşa şehit oldu. Enver Paşa hareket için önemli bir kayıp olsa da Basmacılar 1934’e kadar mücadelelerini sürdürmüşlerdir.

    Türkistan’daki bu son milli ayaklanmadan gerekli dersleri çıkaran Sovyet idaresi öncelikle Türkler arasındaki milli birlik ve bilinci doğuran amilleri ortadan kaldırmaya yöneldi. Bu duruma binaen Türkistan coğrafyasının önemli bir kısmı parçalanarak Kırgızistan, Özbekistan, Türkmenistan, Tacikistan, Kazakistan Sovyet cumhuriyetleri teşkil edildi. Tek bir vatanın ifâdesi olarak ortaya çıkan Türkistan tabiri yerine bölge için coğrafî bir terim olan Orta Asya adı kullanılmaya başlandı. Türkiye Türkleri ile milli bağlarının tamamen koparılması için önce Türkiye’deki gibi Arap kaynaklı Türk alfabesi yerine Latin alfabesi kullanma zorunluluğu getirildi. Ancak daha sonra 1928’de Türkiye’nin de Latin alfabesini kullanmaya başlaması üzerine Türkistan Türkleri, her biri kendine has özellikleri olan yani birini okuyabilenin diğerini okuyamadığı on dokuz farklı Kiril alfabesini kullanmaya zorlandı.

    1926’dan başlayarak ceditçi Türk aydınları takibata maruz kaldığı gibi bütünleştirici bir unsur olarak ortaya çıkan din olgusu da Türklerin yaşamlarından zorla çıkarılmaya çalışıldı. Bu çerçevede değerlendirilebilecek çabalara örnek olarak 1927-1928 yılları arasında sade Nakşibendî tarikatından 1,5-2 milyon Müslüman’ın katledilmesi gösterilebilir.

    1930’lu yıllarda ise Türkler üzerindeki baskı ve şiddet giderek arttı ve Sovyet idaresini benimsemeyen milliyetçi aydınlar katledilmeye başlandı. 1937-9 yılları arasında rejim muhaliflerine yönelik olarak yürütülen tutuklama, sürgün ve katliamlardan Türkler de nasibini aldı.

    Tüm bu faâliyet ile temelde Türk milletini kolay boyun eğen bir topluluk hâline getirme hedefi güdülmüştü.
     
Benzer Konular:
Yüklüyor...

Sayfayı Paylaş