1. * 5651 Sayılı Kanun'a göre TÜM ÜYELERİMİZ yaptıkları paylaşımlardan sorumludur.
    * Telif hakkına konu olan eserlerin yasal olmayan şekilde paylaşıldığını ve yasal haklarının çiğnendiğini düşünen hak sahiplerinin İLETİŞİM bölümünden bize ulaşmaları durumunda ilgili şikayet incelenip gereği 1 (bir) hafta içinde gereği yapılacaktır.
    E-posta adresimiz

Başöğretmen Atatürk

Konusu 'Devrimleri, İlkeleri' forumundadır ve wien06 tarafından 5 Mayıs 2008 başlatılmıştır.

  1. wien06

    wien06 V.I.P V.I.P

    Katılım:
    30 Ağustos 2007
    Mesajlar:
    6.117
    Beğenileri:
    148
    Ödül Puanları:
    4.480
    Meslek:
    Serbest
    Yer:
    Viyana
    Banka:
    292 ÇTL
    Atatürk'ü düşündüğümüzde aklımıza ilk gelen sıfatları; "askerî dâhi", "büyük milli kahraman", "benzersiz komutan", "emsalsiz lider", "en büyük inkılâpçı", "büyük devlet adamı"dır. Ancak, Atatürk'ün kendisinin belki de en çok benimsediği sıfatı "Başöğretmen"di. Yakınlarına pek çok kereler "Ben her şeyden önce öğretmenim. Ben Milletin öğretmeniyim" demişti. "Devlet Başkanı olmasaydım Milli Eğitim Bakanı" olurdum sözleri de onun eğitim konusundaki hassasiyetinin göstergelerinden biridir. Ayrıca, "öğretmen ordusu olmadan asker ordusunun çabalarının boşa gideceğini, milletleri yalnız ve ancak öğretmenlerin kurtarabileceğini, öğretmensiz bir toplumun millet olamayacağını" söyleyen de Atatürk'tür.

    Cumhuriyetimizin ilânının hemen ardından başlayan eğitim çalışmaları, Atatürk'ün dehasının ve cumhuriyetin ilânından uzun zaman önce plânladığı ve hâyâl ettiği güçlü, ileri ve çağdaş Türkiye'nin temelini oluşturmaktadır.


    [​IMG]
    Mersin'de Öğretmen ve öğrencilerin önünden geçerken - 19 Kasım 1937

    İyi eğitim, iyi bir gelecek sağlar. Bu anlamda Atatürk'ün eğitim anlayışını bir bütün olarak değerlendirmek gerekmektedir. Atatürk'ün kurduğu eğitim sistemi kendimize yabancılaşmadan, dilimizden, dinimizden, kültürümüzden uzaklaşmadan, geçmişimizi bilerek, bugünümüzü sağlamak ve geleceğimizi plânlamak temeli üzerine oturtulmuştur. O'nun hep vurguladığı "Çağdaş Uygarlık Seviyesi"ne ulaşmak köklerini unutmadan hep yenilenmek, en yeniyi takip etmek ve yeniyi üretmektir. Günümüzde yapıldığı gibi "batı uygarlığını taklit etmek" anlamına gelmemektir.
    Atatürk'ün başlattığı eğitim reformunun en önemli parçalarından biri "Dil Eğitimi"dir. Latin kökenli Türk alfabesinin kabulü ve "Dil Devrimi" sayesinde, eğitim tarihimizde dev bir adım atılmıştır. Arapça ve Türkçe arasındaki yapısal farklılıklar yüzünden doğan karmaşık yazı dili ortadan kaldırılmış ve Türkçe'nin yapısına uygun Latin kökenli harflerin kabulü ile tüm ülkede okuma-yazma seferberliği başlamıştır. Prof. Suna Kili Türk Devrim Tarihi'nin Üçüncü Cildinde şöyle demektedir:
    "1 Ocak 1929, yeni Türk alfabesi ile okuyup yazmayı öğretmek, bunu halka yaymak için Cumhuriyet tarihinde en güçlü, en yaygın girişimlerin başlatıldığı tarihtir. Bu tarihte "Millet Mektepleri" (Ulus Okulları) açılmış, başta bu okulların "baş muallim" (baş öğretmen)i Mustafa Kemal olmak üzere yeni alfabeyi öğrenen herkes tüm yurtta, köyde, kentte tüm olanakları kullanarak bu okullarda kadın erkek, genç yaşlı tüm yurttaşlara okuyup yazmayı öğretmeye koyulmuştur. Gazeteler Türk alfabesiyle yayınlanmaya başlamış, yoğun çalışmalar sonucu Mustafa Kemal'in en yakın arkadaşlarının bile kuşku ile karşıladığı bu güçlü atılım, devrimin büyük önderinin direnci, dayatması ve itişi ile kısa sürede okuma yazma bilenler çoğalmıştır. Bugün Türkiye'de hâlâ okuma yazma bilmeyenler varsa, bu, aradan bunca yıl geçmesine karşın, devrimin büyük önderinin gösterdiği doğrultuda yoğun bir çaba gösterilmesinden ilköğretimin tüm ülkeye, kadın erkek tüm yurttaşlara ulaştırılmasından; her yere ilkokul açılamaması yanında "ulus okulları" geleneğinin bırakılmış olmasından, eğitimde halklaşmanın yozlaştırılmasından kaynaklanmaktadır."
    Atatürk'ün dil eğitimi ile ilgili yazışmaları, onun bu konuda harcadığı emeğin bir göstergesi olacaktır.
     
  2. wien06

    wien06 V.I.P V.I.P

    Katılım:
    30 Ağustos 2007
    Mesajlar:
    6.117
    Beğenileri:
    148
    Ödül Puanları:
    4.480
    Meslek:
    Serbest
    Yer:
    Viyana
    Banka:
    292 ÇTL
    21 Eylül 1928 Harf inkılâbı Başöğretmeni Ankara'da

    "...Herşeyden evvel, her inkişafın ilk yapı taşı olan meseleye temas etmek isterim. Her vasıtadan evvel büyük Türk Milleti'ne, onun bütün emeklerini kısır yapan çorak yol haricinde kolay bir okuma yazma anahtarı vermek lâzımdır.

    Büyük Türk Milleti, cehaletten az emekle kısa yoldan ancak kendi güzel ve asîl diline kolay uyan böyle bir vasıta ile sıyrılabilir. Bu okuma yazma anahtarı ancak Lâtin esasından alınan Türk Alfabesidir.


    [​IMG]
    Harf İnkilabı Başöğretmeni Ankara'da - 21 Eylül 1928

    Basit bir tecrübe Lâtin esasından Türk harflerinin, Türk diline ne kadar uygun olduğunu, şehirde ve köyde, yaşı ilerlemiş Türk evlâtlarının ne kadar kolay okuyup yazdıklarını güneş gibi meydana çıkarmıştır.

    Büyük Millet Meclisi'nin kararile Türk harflerinin kat'iyet ve kanuniyet kazanması bu memleketin yükselme mücadelesinde başlıbaşına bir geçit olacaktır. Milletler ailesine münevver, yetişmiş büyük bir milletin dili olarak, elbette girecek olan Türkçe'ye bu yeni canlılığı kazandıracak olan Üçüncü Büyük Millet Meclisi, yalnız ebedî Türk tarihinde değil, bütün insanlık tarihinde mümtaz bir sima kalacaktır.

    Efendiler! Türk harflerinin kabulile hepimize, bu memleketin bütün vatanını seven yetişkin evlâtlarına mühim bir vazife teveccüh ediyor; bu vazife, milletimizin kâmilen okuyup yazmak için gösterdiği şevk ve aşka bilfiil hizmet ve yardım etmektir. Hepimiz, hususî ve umumî hayatımızda rastgeldiğimiz okuyup yazma bilmeyen erkek, kadın, her vatandaşımıza öğretmek için tehalük göstermeliyiz. Bu milletin asırlardanberi hallolunamayan bir ihtiyacı birkaç sene içinde tamamen temin edilmek, yakın ufukta gözlerimizi kamaştıran bir muvaffakiyet güneşidir.
    Hiçbir muzafferiyetin hatlarile kıyas kabul etmeyen bir muvaffakiyetin heyecanı içindeyiz. Vatandaşlarımızı cehaletten kurtaracak bir sade muallimliğin vicdanî hazzı mevcudiyetimizi işba etmiştir.

    Aziz Arkadaşlarım;
    Yüksek ve ebedî yadigârınızla büyük Türk Milleti yeni bir nur âlemine girecektir."
    (Türkiye Büyük Millet Meclisi : 1.11.1928)


    (Zabıt Ceridesi : Dere :III, Cilt V : s.2,5)
     

Sayfayı Paylaş