1. * 5651 Sayılı Kanun'a göre TÜM ÜYELERİMİZ yaptıkları paylaşımlardan sorumludur.
    * Telif hakkına konu olan eserlerin yasal olmayan şekilde paylaşıldığını ve yasal haklarının çiğnendiğini düşünen hak sahiplerinin İLETİŞİM bölümünden bize ulaşmaları durumunda ilgili şikayet incelenip gereği 1 (bir) hafta içinde gereği yapılacaktır.
    E-posta adresimiz

Batı Avrupa'da İlk Meclisler

Konusu 'Dünya Tarihi' forumundadır ve KıRMıZı tarafından 19 Ocak 2009 başlatılmıştır.

  1. KıRMıZı
    Aşık

    KıRMıZı TeK BaşıNa CUMHURİYET V.I.P

    Katılım:
    22 Şubat 2008
    Mesajlar:
    27.187
    Beğenileri:
    4.782
    Ödül Puanları:
    11.580
    Cinsiyet:
    Bayan
    Meslek:
    Karmaşıkkk
    Yer:
    TÜRKİYE
    Banka:
    384 ÇTL
    Batı Avrupa'da İlk Meclisler

    Batı Avrupa’da feodal düzen sürerken bazı bölgelerde krallıklar güçlenip otoriteyi ele aldılar.Ekonomik ilişkilerin oluşturduğu sosyal kurumlar ve yönetim tarzı feodal karakterini uzun süre devam ettirmiştir.Zamanla güçlenen burjuva sınıfının egemenliği eline almak için yürüttüğü mücadele toprak sahiplerini temsil eden krallıklara karşı olmuştur.İngiltere’nin coğrafi ve sosyal dokusu biraz değişik özellikler taşıdığı için feodalite,Batı Avrupa’da olduğu gibi sağlam köklere dayanmıyordu.Dolayısı ile krallık,güçlü konumunu daha kolay koruyabiliyordu.Burjuva sınıfının ülke otoritesini temsil eden krallığa karşı olan mücadelesinin Batı Avrupa’ya oranla daha erken başlamasının sebeplerinden en önemlisi bu durumdur.Fransa’da feodalite daha kuvvetli,krallığın bu düzen üzerindeki otoritesi sağlam olduğu için sınıflar arasındaki çatışma daha geç başlamış ve kanlı bir devrimle bitmiştir.

    Günümüzdeki demokrasi kavramı ve onu algılama tarzımız ile geçmişteki anlamını karıştırmamak için yirminci yüzyıldan önceki dönemlerdekilere ‘Klasik Demokrasi’ denir.Klasik demokrasi bugünkü niteliklerine doğru gelişim gösterirken,parlamenter sistemin de gelişmesini ele alma zorunluğu vardır.Belki de parlamento kurumunun gelişmesini incelemeyi ön planda tutmalıyız.Zira parlamenter sistemin kapsamı büyüdükçe halkın daha geniş şekilde temsil edilmesi mümkün olmuştu.Uzun bir zaman sürecini göz önünde tutarsak kral ile parlamento arasında karşılıklı yetki ve sorumluluk ilişkisini daha kolay anlayabiliriz.

    İngiltere’nin Batı Roma İmparatorluğunun egemenliğinden kurtulması hemen hemen beşinci yüzyılda gerçekleşti.Her türlü ekonomik ve sosyal mücadele 600 yıl kadar sürdükten sonra siyasi birlik ancak onbirinci yüzyılda sağlanabildi.1066 yılında gerçekleşen Norman saldırılarından önce kurulmuş olan krallıklarda danışma meclisleri diyebileceğimiz kurumlar vardı.’Vitan’ adı verilen bu meclislerde kralın danışmanları,kontlar,baronlar ve yüksek rütbeli subaylar biraraya geliyorlardı.Kralların sadece fikir almak için oluşturdukları bu müesseselerin hiçbir yasama yetkisi yoktu.

    Normandiya dükü Guillaume İngiltere tahtı üzerinde hak sahibi olduğunu ileri sürerek 1066 yılında Britanya adasına saldırdı.Tarihte Hastings Savaşı adı verilen son bir çarpışmadan sonra ülkenin tümünü eline geçirdi. Guillaume toprakları kendi adamları arasında paylaştırdı.Böylece toprak sahibi olan yeni soylu sınıfın merkezi otoriteye karşı başkaldırması önlenmiş oluyordu.O dönemlerin ekonomik yapısından dolayı devlet feodal özelliktedir,ülkedeki siyasi birliği mutlak monarşi olarak kral sağlamaktadır.Üstelik Guillaume Normandiya’da uyguladığı feodal düzeni şimdi İngiltere’de yerleştirmişti.Artık ülkede zayıf değil sağlam bir feodalite uygulaması vardı.Ancak istila öncesi Vitan’ın etkileri tümüyle ortadan kalkmış değildi.Feodalitenin kendine özgü olan hukuk kurallarına göre vasallar,senyörlerini askeri güç ve mali olarak destekledikleri gibi kurmuş oldukları birtakım örgütlerle de katkıda bulunurlardı.Buna karşılık krallar da uygun dönemlerde vasalları ile toplanır,onlara danışırdı.Ama en önemli olay, vergi konusunda vasalların rıza göstermesidir.İngiltere’de bu olay biraz farklılık göstermiştir.

    Magnum Concilium danışma meclisi ,bir diğer latince deyim olan Curia Regis ise kral meclisi anlamına gelirler.1066 yılından önce mevcut olan Vitan’ların etkisi bu meclislerde kendisini göstermişti.Soylu sınıflar ile din adamlarının üst kademelerdeki temsilcilerinin oluşturduğu bu meclisler,kralın fikir danıştığı sosyal kurumlardır.Başlangıçta kurumsal olarak sürekli bir fonksiyonları yoktu.Dolayısı ile toplantıları da belirli zamanları kapsamıyordu.Daha çok yargı alanında faaliyet gösteriyordu.O zamanlar kralın bizzat kendisinin baktığı davalara bakıyorlar veya diğer yargı kararları için bir çeşit yargıtay görevi yürütüyorlardı.Diğer taraftan idari işlerde yaptıkları önerilere uyup uymamak kralın takdirine kalmış bir olaydı.

    Feodal düzen iyice yerleştikten sonra toprak sahiplerinin gücü iyice pekişti.Soylu sınıf olarak üretim araçlarının sahibi oldukları için toplumun üstyapısını oluşturan sosyal olgularda daha fazla sözsahibi olmaya başladılar.Onikinci yüzyıla gelindiğinde krallar,kendi kişiliklerinde toplamış oldukları birçok yetkiyi soylu sınıflara mensup kişilerle paylaşmak zorunda kalmışlardı.Olayların gelişim sürecinde yetki paylaşması feodal soyluların lehinine doğru sapmasına devam etti.Nihayet 1215 yılında kral Yurtsuz John imzaladığı Magna Carta Libertatum,yani Büyük Özgürlük Fermanı ile egemenliğinin soylular adına kısıtlanmasını kabul etti.

    Magna Carta Libertatum’un imzalanması için mücadele eden feodal beylerin en büyük destekçisi orta sınıf halktı.Artık kral ile soylu sınıfın görev ve yetkileri karşılıklı olarak belirlenmişti.Kral eskisi gibi başına buyruk davranamayacak,yürürlüğe konan yasalara uymak zorunda kalacak ve kişilere tanıdığı hakları koruyacaktı.Batı Avrupa’da feodal ilişkilerin en koyu olduğu bir dönemde İngiltere’de gelinen bu aşama her yönüyle ilginçti.Sözkonusu fermanda kişi dokunulmazlığı ile kişi güvenliği ön planda tutulmuştu.Bir yargı organı tarafından karar verilmemişse kişiler tutuklanamıyordu.Kralın halktan keyfine göre vergi toplaması artık sözkonusu bile değildir.Ayrıca kralın kendisi olsun,veya kendisinin görevlendirdiği kişiler olsun devlet adına görev yapan herkes denetlenebilecekti.

    Magnum Concilium’un danışma kurulu olmaktan çıkıp denetleme fonksiyonunu kazanma süreci ileriki yıllarda daha da kapsamlı olacak ve parlamenter sisteme kadar gidecektir.



    Kaynak: Devrimler Ans./Burjuva devrimleri
     

Sayfayı Paylaş