1. * 5651 Sayılı Kanun'a göre TÜM ÜYELERİMİZ yaptıkları paylaşımlardan sorumludur.
    * Telif hakkına konu olan eserlerin yasal olmayan şekilde paylaşıldığını ve yasal haklarının çiğnendiğini düşünen hak sahiplerinin İLETİŞİM bölümünden bize ulaşmaları durumunda ilgili şikayet incelenip gereği 1 (bir) hafta içinde gereği yapılacaktır.
    E-posta adresimiz

Batı Medeniyeti mi, Türk medeniyeti mi?

Konusu 'Makaleler, Araştırma Yazıları' forumundadır ve Defne tarafından 26 Ekim 2006 başlatılmıştır.

  1. Defne

    Defne Aktif

    Katılım:
    8 Haziran 2006
    Mesajlar:
    423
    Beğenileri:
    22
    Ödül Puanları:
    630
    Banka:
    18 ÇTL
    Biz batıya beğenilmek zorunda değiliz. Devlet olarak en parlak dönemlerimiz de biz Avrupa’nın nasihatleriyle hareket etmedik. Ne zaman Avrupa’ya şirin görünmek ihtiyacını hissetmişsek , o zaman itibarımızı ve haysiyetimizi kaybettik. Avrupa’nın dediğini yapmak demek kendi medeniyetimizden vazgeçmek demektir. ……
    Yavuz Sultan Selim döneminde Macar elçisi gelir ve padişahın huzuruna çıkarılır. Padişah elçi huzuruna gelince kılıcını kınından yarıya kadar sıyırır. Elçi huzurdan çıktıktan sonra da kılıcını kınına sokar. Elçi Macaristan’a geri dönünce kendisine ne gördüğünü sorarlar. Oda kılıcın ışıltısından başka bir şey göremediğinden bahseder. Yavuz’da kılıç kında olmadıkça bunların başının hep böyle eğik olacağını, kılıç kınında olursa da onların başının dikileceğini söyler.
    Türk milletinin tarih sahnesine çıktığı günden günümüze kadar geçen süreye bir bakarsak düştüğü sıkıntılı bir durumdan hiçbir zaman başkalarının yardımıyla kurtulmamıştır. Mazlum milletlere yardım etmek Türk milletine ait bir özelliktir. Avrupalılar bencil ve doyumsuzdur. Medeni sandığımız Avrupa ilim ve teknikte ileri gitse de bizim ulaştığımız medeniyet seviyesine ulaşamamıştır. Biz ne zaman onlarla uyuşmaya, anlaşmaya yönelmişsek onlar hemen bunu değerlendirmişler , bazı masum ve zararsız gibi görünen bahanelerin arkasına saklanarak sinsi planlarını uygulamışlardır. Osmanlının son dönemlerindeki isteklerinin sonunda Osmanlıya ne olmuşsa; bugün aynı isteklerinin sonu da aynı olacaktır. Gidişat aynıdır. AB hayaliyle girdiğimiz bu yanlış yolda kandırıldığımızı anladığımız da; zaman geçmiş olmaz inşallah. Çünkü on yıl önce kendi kendine yeten on ülkeden biri olan ülkemiz, bugün temel tarım ürünlerinde bile dışarıya muhtaç duruma gelmiştir. Milli gelir de gerçekte bir artış olmamıştır. Rakamlarla oynanarak halkımız kandırılmaktadır. Kendini kurtaramayanı kimse kurtarmaz.
    Sırası gelince Atatürk’ü sevmeyi tekellerinde sananlar nedense Ata’nın gençliğe hitabesini pas geçebilmektedirler. Ata’ nın “Biliyoruz ki batı ile uyuşma Türkiye’nin kaçınılmaz olarak köleleştirilmesi anlamına gelecektir.” sözünü atlayanlar Ata’nın Çanakkale savaşında Anzak kayıpları için söylediği sözlerden diyalog masallarına yol bulabilmektedirler. Ata’nın “Tam bağımsızlık ancak ekonomik bağımsızlıkla mümkündür.” sözünü bilenler, söyleyenler ; cumhuriyetin kazanımları olan devlet kurumlarını yabancılara satabilmektedirler. Sahibinin sesi basın ve yayın organları kanalı ile de çok yararlı bir şeyler yaptıkları intibaını halka vermek istemektedirler. Şimdi kısmi bir bahar yaşanır, yaşatırlar belki ama elbette bir gün kaçınılmaz gerçekle yüzleşilecektir. Biz sömürge, onlar patron olacaktır. Bizim ülkeden kazanılan paralar, burada kalacakken dışarı akacaktır.
    Sonuç olarak top yekün kandırılmaktayız. Bu gidiş Osmanlının sonu ile aynıdır. Her yönden kuşatılmaktayız. Devlet her gün kan kaybetmektedir. Kendine bile zarar vereni cezalandıramaz duruma düşürülmektedir. Devlet ve millet malına zarar verenler aynı işi tekrar tekrar yapabilmektedirler. Bize bu kanunları çıkarttıranlar bıyık altından gülmekte ve devleti daha zayıf hale getirmeye çalışmaya devam etmektedirler. Yeni istekler ileri sürmektedirler. Bu yol bizi aydınlığa çıkarmaz. Bir an önce milletimiz ve aydınlarımız(ruhunu ve vicdanını satan aydınlar hariç) harekete geçmelidir. Ata’nın dediği gibi” Efendiler, muhterem milletime tavsiye ederim ki; sinesinden yetiştirerek başının üstüne kadar çıkaracağı adamların kanlarında ve vicdanlarındaki asil cevheri tahlil etmek dikkatinden bir an bile feragat etmesinler.” sözünün gereğini yapmak için çaba göstermelidirler. Kendi temellerimizin üzerine kendi medeniyetimizi kurmalıyız. Kendimiz olduğumuz da, kendimize döndüğümüz de, kendimize güvendiğimiz de kurtuluş yakındır!.......

    İbrahim Vural
     

Sayfayı Paylaş