1. * 5651 Sayılı Kanun'a göre TÜM ÜYELERİMİZ yaptıkları paylaşımlardan sorumludur.
    * Telif hakkına konu olan eserlerin yasal olmayan şekilde paylaşıldığını ve yasal haklarının çiğnendiğini düşünen hak sahiplerinin İLETİŞİM bölümünden bize ulaşmaları durumunda ilgili şikayet incelenip gereği 1 (bir) hafta içinde gereği yapılacaktır.
    E-posta adresimiz

Bedirhan Gökçe Şiirleri

Konusu 'Şairlerden' forumundadır ve Defne tarafından 14 Haziran 2006 başlatılmıştır.

  1. Defne

    Defne Aktif

    Katılım:
    8 Haziran 2006
    Mesajlar:
    423
    Beğenileri:
    22
    Ödül Puanları:
    630
    Banka:
    18 ÇTL
    Sen benim gözümde bir hiçsin artık,
    Nefretim aşkımı aştı bu gece
    Bugün ki sözlerin söz müydü artık
    Son sözün sabrımı aştı bu gece


    Kolayca bitsin bu diyemedin de
    Salladın savurdun basiretsizce
    Hiç mi ders almadın onca gezdik de
    Yağmurun rahmeti aştı bu gece

    Yürümeyen neydi,ilişkimiz mi?
    Günüm bomboş deyişimiz mi?
    Sensiz yaşayamam çelişkimiz mi?
    Yalanın doğrunu aştı bu gece

    Evlenmek hayali kapımda idi
    Giriş kat evimin boyası yeni
    Mobilyan,takımın, alınmış idi
    Vuslatım tadını aştı bu gece

    Yemedim yedirdim ne varsa sana
    Üç kuruşum olsa verirdim daha
    Memurdum yoksuldum hatırlasana
    Hafızam haddini aştı bu gece

    Ayakların donmuş,üşümüştün de
    Gece yatamamış üzülmüştüm de
    Bir ay oruç tutup yememiştim de
    O çizmen boyunu aştı bu gece

    Yapılan söylenmez, gelmezmiş dile
    Allahtan beklenir kul bilmese de
    Kızgınlığım buna, sebep ise de
    Sabrım miadını aştı bu gece

    Onca gez toz benle,seviyorum de
    Sonra git nişanlan bir de ona de
    °°°°°°°°lik değil, nedir bu söyle
    Küfrüm edebimi aştı bu gece

    Sana son bir sözüm, nasihatım var
    Aldığım ahlakla bir terbiyem var
    Senin doğuran ana deyip geçmek var
    Saygım adabımı tuttu bu gece
    Gönlümün romanı bitti bu gece
    Hangisine yansam şimdi gün gece
    Ömrümden beş yıl gitti bu gece

    BEDİRHAN GÖKÇE
     
  2. cırcırböcee

    cırcırböcee V.I.P V.I.P

    Katılım:
    13 Haziran 2006
    Mesajlar:
    3.525
    Beğenileri:
    66
    Ödül Puanları:
    2.880
    Banka:
    335 ÇTL
    Merhaba anne, Yine ben geldim.

    Merak etme okuldan çıktımda geldim.
    Annelerde babalar gibi merak eder mi bilmiyorum ama
    Ali ‘Okula gitmezsem annem çok kızar, merak eder’ demişti de
    Onun için söylüyorum.
    Geçen hafta öğretmen,
    Sağ elimde sarımsak, sol elimde soğan dedirte dedirte
    Öğretti sağımı solumu.
    Ben biliyorum artık Anne sağım neresi, solum neresi.
    Ağrıyan yanımın neresi olduğunu şimdi iyi biliyorum anne.
    Hani geçen geldiğimde “şuram acıyor işte şuram” demiştim de
    Bir türlü söyleyememiştim ya acıyan yanımı anne
    Bak şimdi söylüyorum
    Şuram işte,

    Sol yanım çok acıyor anne.
    Hem de her gün acıyor anne her gün.
    Dün sabah annesi Ayşe’nin saçlarını örmüştü.
    Elinden tutup okula getirdi.
    Yakası da danteldi.
    Zil çalınca öptü, “hadi yavrum sınıfa” dedi.
    Bende ağladım,

    Ağladım hiç de utanmadım.
    Öğretmen ne oldu dedi.
    “Düştüm dizim çok acıyor” dedim. yalan söyledim anne.
    Dizim acımıyordu ama sol yanım çok acıyordu anne.
    Bugün bende saçım örülsün istedim.
    Babam ördü ama onunki gibi olmadı.
    Dantel yaka istedim.
    Babam ‘Ben bilmem ki kızım’ dedi.
    “Bari okula sen götür” dedim.
    ‘kızım, iş’ dedi.

    Bende “banane dedim, ağladım.
    ‘kızım, ekmek’ dedi babam.
    Sustum ama okula giderken yine ağladım anne.
    Ha bide sol yanım yine çok acıdı anne.
    Herkesin çorapları bembeyaz, benimkiler gri gibi.
    Zeynep ‘annem beyazlara renkli çamaşır katmadan
    yıkıyormuş’ dedi.

    Babam hepsini birlikte yıkıyor.
    Babam çamaşır yıkamasını bilmiyor mu anne?
    Uff babam, her gün domates peynir koyuyor beslenmeme.
    Üzülmesin diye söylemiyorum ama
    Arkadaşlarım her gün kurabiye, börek, pasta getiriyor.
    Biliyorum babam pasta yapmasını bilmez anne.
    Hava kararıyor, ben gideyim anne.
    Babam bilmiyor kaçıp kaçıp sana geldiğimi.
    Duyarsa kızmaz ama çok üzülür biliyorum.
    Kim bozuyor toprağını,
    Çiçeklerini kim koparıyor.
    İzin verme anne ne olur toprağına el sürdürme.
    Eve gidince aklıma geliyor bide bunun için ağlıyorum anne.
    Bak kavanoz yanımda, toprağından bir avuç daha alayım.
    Biliyor musun anne her gelişimde aldığım topraklarını şu kavanozda biriktirdim.
    Üzerine de resmini yapıştırıp başucuma koydum.
    Her sabah onu öpüyor kokluyorum.
    Kimseye söyleme ama anne.
    Bazen de konuşuyorum onunla.
    Ne yapayım seni çok özlüyorum anne.
    Ha unutmadan,

    Öğretmen yarın anneyi anlatan bir yazı yazacaksınız dedi.
    Ben babama yazdıracağım.
    Öğretmen anlarsa çok kızar ama banane kızarsa kızsın.
    Ben seni hiç görmedim ki neyi, nasıl anlatacağım anne.
    Senin adın geçince sol yanım acıyor anne.
    Hiç bir şey yutamıyorum.
    Bazen de dayanamayıp ağlıyorum.
    Kağıda da böyle yazamam ya anne.
    Ben gidiyorum anne,
    Toprağını öpeyim, sende rüyama gel beni öp.
    Mutlaka gel anne,

    Sen rüyama gelmeyince sol yanımın acısıyla uyanıyorum anne.

    Sol yanım acıyor anne.
    İşte tam şurası,

    Sol yanım çok acıyor anne.
    Seni çok özledim,

    Anne çook.



    Bedirhan Gökçe
     
  3. kelebek

    kelebek -ütopik- V.I.P

    Katılım:
    9 Haziran 2006
    Mesajlar:
    8.680
    Beğenileri:
    132
    Ödül Puanları:
    4.730
    Banka:
    573 ÇTL
    ben de tam bu şiiri ekliyordum sonra aslında eklenmiş olduğunu farkettim ve biraz yukarı çekilmesi gerektiğini düşündüm.
    Gerçekten çok güzel bir şiir ellerine sağlık canımm
     
  4. YoRuMSuZ
    Avare

    YoRuMSuZ Biz işimize bakalım!

    Katılım:
    7 Haziran 2006
    Mesajlar:
    24.433
    Beğenileri:
    7.360
    Ödül Puanları:
    11.330
    Cinsiyet:
    Bay
    Banka:
    8.871 ÇTL
    Off yaaa. Hüzünlendim yine. çocukluğumdan beri hep uzaktayım ailemden.
     
  5. YoRuMSuZ
    Avare

    YoRuMSuZ Biz işimize bakalım!

    Katılım:
    7 Haziran 2006
    Mesajlar:
    24.433
    Beğenileri:
    7.360
    Ödül Puanları:
    11.330
    Cinsiyet:
    Bay
    Banka:
    8.871 ÇTL
    Ben güzel laflar edemem,
    Süslü kelimeleriyse hiç beceremem.
    Ne hayat bilgisinden gayrı kitap okudum.
    Ne de okul gördüm, ilkokuldan gayri.
    Islak görünümlü, kazık gibi saçlarıma dokunduğunda ;
    Bu nasıl briyantin demiştin.
    Ben limon kullanırım diyememiştim.
    Sadece, beğendin mi demiştim.
    Hamburger yerken ketçapa, salça dermiş,
    Becerememiş köftesini yere düşürmüştüm.
    Hele bir gece yanık yanık efkarlı bir türkü okurken,
    Dire Straits'i hiç dinledin mi dediğin de;
    O şarkıyı çok severim demiştim.
    Sen anlam veremediğim bir şekilde kahkahayla gülmüş,
    Bense bir halt ettiğimi anlamış ve susmuştum...
    Nereden bilebilirdim,
    Dre Straits'in bir şarkı değil de, grup olduğunu...
    Ama sen hep anlayışlıydın, hep olgundun, hep farklı.
    Ben ise her zaman pot kırmaya hazır.
    Her kelimesi facia bir şöfor parçası.
    Sen hep hatalarıma gülüp geçen, benim moral kaynağım.
    Hayatta beni anlayan tek insandın.
    İlkokul mezunu olmamı yüzüme vurmamış,
    Ortaokulu dışardan bitirdiğimden nasıl gururlanmış, bana çay ısmarlamıştın...
    Çünkü, ben çayı, sen kolayı severdin.
    Sen kola kadar serinleten,
    Bense çay kadar yakan.
    Benzetme sanatının mübalağasız örnekleriydik.
    Her sabah bugün olmayacaksın korkusuyla uyanmış,
    Her gece aynı korkuyla yatmıştım...
    Hele arkadaşların ve arkadaş sohbetlerin,
    Her birinin delip geçen, küçük düşüren sözleri,
    Ve senin sürekli savunmaların.
    Israrla duymak istemediğim ama her seferinde yüzüme bir yumruk gibi inen,
    Kızım bırak bu herifi sözleri.
    Ama sen bırakmadın, ama sen hep tuttun.
    Sen tuttukça, ben de hep kendime kahrettim...
    İçime kustum...
    O kara kızın vizen nasıldı sözüne hemen atlamış.
    Yurtdışına mı gidiyorsun diye şaşkın şaşkın bakarken,
    Yine herkesin gülüşüyle, yerin dibine batmıştım.
    Nerden bileydim, vizenin yazılı sınav olduğunu, kahretsin !
    Benin en iyi yaptığım şey araba kullanmaktı.
    Hayalimse ; hep bir arabaya sahip olmak,
    Bir minibüs alıp, bir okulun servis şöförlüğünü yapacak,
    Kendi arabamla, kendi paramı kazanıp,
    Bak okumuşlar bu kadar paramı kazanıyor diyebilmekti.
    Ama o da olmadı.
    Hep başkalarının arabalarında çalıştım.
    Gündüz servis attım, gece Ankara sokaklarında...
    Yine başkalarının taksilerinde...
    Yanık türküler dinleyip, şoförlük yaptım.
    Ankara'nın karanlık sokaklarını,
    Barları, pavyonları, sarhoşları topladım.
    Kimse senin kadar anlayışlı değildi.
    Ne baban, ne annen, ne de kardeşlerin.
    Belki de haklıydılar.
    Sen üniversite mezunu, rahatlıklar içinde.
    Ben ise, ortaokulu dışardan bitirme.
    Sorunlarla iç içe...
    Aslında, bende nice umutları olan, nice hayallere gebe,
    Kendi çapında bitirim bir şofördüm.
    Evet, şo-för...
    İngilizce'sini de öğrendim, Driver-Sürücü.
    Taksi zaten ingilizcede de taksiymiş, dün otelci kadın söyledi.
    Bak yine abuk-sabuk konuşmaya başladım.
    Ama dedim ya ben de hayalleri olan,
    Belki Çiçek Abbas'ı on kere izleyen,
    Kendi çapında bir İlyas Salman'ım, kim bilir?
    Hadi yeniden diyebilmek ne kadar zor bugün.
    Hadi baştan yani...
    Göz bebeklerimizin her biri farklı yöne terlerken,
    Bir daha diyebilmek ne kadar zor gülüm...
    Biliyor musun? Saçlarım dökülmeye başladı.
    Limondan mı ne ...
    Hamburgercilerin ise hepsinden nefret eder oldum.
    Makarnayı bile salçasız yiyorum. Ketçapsız yani...
    Ne süslü kelimelerle güzel laflar edebildim sana.
    Ne de şiir yazabildim...
    Ha unutmadan ;
    Bir şiir yazmıştım ya sana ;
    Orhan Gencebay'ındı. Sen nasıl olsa dinlemezdin,
    Bilmezdin o tür şarkıları...
    "Hatasız kul olmaz, hatamla sev beni"
    Ama sen yine de, anılarında da olsa, hatıralarımla sev beni.
    Bana bir kravat almıştın ya, biz sözlenince takarsın diye,
    Dün kapıcının oğlu evlendi, son hatıranda onunla gitti...
    Dün kapıcının oğlu evlendi, yüreğimde onunla gitti...
    Dün kapıcının oğlu evlendi, şoför bendim.
    Dün kapıcının oğlu beni benden etti, gitti...
    Gitti...
    Gitti...
     
  6. kelebek

    kelebek -ütopik- V.I.P

    Katılım:
    9 Haziran 2006
    Mesajlar:
    8.680
    Beğenileri:
    132
    Ödül Puanları:
    4.730
    Banka:
    573 ÇTL
    çok güzelmiş yaa daha önce okumamıştım çok beğendim
     
  7. kelebek

    kelebek -ütopik- V.I.P

    Katılım:
    9 Haziran 2006
    Mesajlar:
    8.680
    Beğenileri:
    132
    Ödül Puanları:
    4.730
    Banka:
    573 ÇTL
    Mektubun yenice geçti elime,
    Selamını duymak yeteyo gardaş.
    Dağ başı bi çaruk esküttüğümüz.
    Boz dağlar gözümde tüteyo gardaş

    Gardaş, Hambırgın yolları asfalt.
    Adamların kafaları sıfır nımara tıraşlı.
    Afyon içiciler, itle, manyakla,
    Turken raus, Turken raus diye bağırıyorlar.

    Heh
    Ulen noldu da değişti devran.
    Çok deel 25-30 yıl önce bizi bandoynan karşıladılar.
    Bunca yıl gavurun pisliğiynen uğraş,
    Sonra sana düşman gibi baksınlar,
    Ataş verip, düneğini yaksınlar,
    Adamanın ağarına gidiyor gardaş

    Gardaş, vaktı geçmiş alamanyanın,
    İrecebe söle, havas etmesin,
    İneğini, danasını neyi satmasın.
    Gavurun parası kıymetli emme,
    İliğini sömürüyo adamın.

    Kel Musanın Abdıllayı bildin mi?
    Böyük kız gavura kaçtı diyolar.
    Adı Hans mıymış neymiş, Sarı bir oğlan.
    Abdıllah düştükçe düştü diyolar.

    Hayat bu gavırın sürdüğü hayat.
    Bizimkisi gün tüketmek neydecen.
    Onlar gibi yaşamaya kaktın mı,
    Kendinden öteye düşünmeyecen.

    Bizim pavlikada bir alman var. Glaus,
    Çok eyi gardaşım olsun. Bazı iş çıkışı bize geleyyo,
    Yemek sarımsaklıysa yemeyyo.
    Yemekte sarımsak olmaz mı gardaş?

    Bazı gıcık almanlar çıkeyyo,
    Sırtını döneyyo, burun bükeyyo,
    Diyo hör Türk, siz çok kötü kokeyyo,
    Çöpçü… gül kokacak değil ya gardaş…

    Bu Almanlar çok acayip bir millet.
    Yere tükürene bağırıyorla.
    Heh Yetmeyyo, polizay çağırıyo,
    Adamın gülesi geleyyo,

    Gardaş, bir mercedes aldım, gırmızı,
    Gayri tufalete yayan gitme yok
    Çatlasın elleme mıhtarın kızı.
    Eee… Başı göğe erdi gedesalihle evlendi de haspam.
    Er yerine gomazdı bizi

    Orda ne var, ne yok, havalar nasıl
    Ekinler, koyunlar, kuzular nasıl,
    Sen nasılsın Muhammed, Fadime nasıl?
    Selamı selama eklerim gardaş
    Tez elden bi cüvap beklerim gardaş​
     
  8. KıRMıZı
    Aşık

    KıRMıZı TeK BaşıNa CUMHURİYET V.I.P

    Katılım:
    22 Şubat 2008
    Mesajlar:
    27.187
    Beğenileri:
    4.782
    Ödül Puanları:
    11.580
    Cinsiyet:
    Bayan
    Meslek:
    Karmaşıkkk
    Yer:
    TÜRKİYE
    Banka:
    384 ÇTL
    ANAM GELIR

    Sakalıma kır düştü,
    Söylemeyin anama.
    Üzülürde ağlar,
    Ağlar sonra, bilirim.

    Hepsi hepsi üç tane
    Üç tel ne ki sakalda
    Üzüldüğüne değmez,
    Değmez sonra bilirim.
    Gözlerime bir baksın,
    Bir baksın anam şöyle.
    Derdi gözümden okur,
    Okur sonra bilirim

    Yine İstanbul anlatırım,
    Anlatırım neşeyle.
    Neşemde hüzün bulur,
    Bulur sonra, bilirim.

    Ana bir şey yok derim,
    Sen dua et gizlice.
    Anam hep dua eder,
    Eder sonra bilirim.

    Ölüm haberim gelir
    Bir gün bir gazetede.
    Peşimden anam gelir,
    Hemen gelir, bilirim.
     
  9. KıRMıZı
    Aşık

    KıRMıZı TeK BaşıNa CUMHURİYET V.I.P

    Katılım:
    22 Şubat 2008
    Mesajlar:
    27.187
    Beğenileri:
    4.782
    Ödül Puanları:
    11.580
    Cinsiyet:
    Bayan
    Meslek:
    Karmaşıkkk
    Yer:
    TÜRKİYE
    Banka:
    384 ÇTL
    ANKARA

    Hey gidi Ankara hey
    Beni de benzettin ya kendine
    Astın suratımı, resmileştirdin beni
    Hey gidi Ankara hey
    Beni de benzettin ya kendine
    Yüzümde bürokrat gülümsemesi
    İçimde politik çıkmazlar
    Kaçıncı aşktı tattığım akşamlarında
    Kızılay'da yürüyemeden el ele ayrıldığım
    Bir gecelik duygu esnemesinde
    Yalnızlığımla kendimi evime attığım
    Tutamadığım mevsimlerini doya doya
    Kaybettiğim kendimi herhangi bir sokağın
    Herhangi bir ayrımında...
    Geçerken ömrüm giriş katlarında, üşüdüm titredim.
    Otuz yaşıma girerken bir yaz akşamında,
    Bekar evlerinin soluk aydınlığında kötü alışkanlıklar edindim.
    Hiçbir kıza yalan söylemedim Ankara.
    Ama bir ebruli akşamda, ezan seslerine karıştı çığlığım.
    Oyalıyormuşum kendimi geçici heveslerde.
    Kar çiçekleri açıverdi yüreğimde,
    Sen aşk de buna, ben çıkmaz sokak Ankara.
    Delik olan cebime koyacaktım tüm hüzünlerimi
    Yine şiirler çalıp şairlerin soluk nefesli kitaplarından,
    Şarkılar şarkılar düzecektim ona ve Ankara,
    Çelik renkli gecelerine dağıttığım yıldızlardan,
    Taç yapacaktım sarı saçlarına.
    Gözlerindeki yeşilden sürecektim antik yalnızlığına.
    İkimizin de paylaşacağı birisi olacaktı hayatımda.
    Anlarsın ya sen Ankara, ben ve o.
    Üç kişilik bir dünya kuracaktık,
    Gözyaşlarının kahkahaya karıştığı şu dünyada.
    Duygu sevinecekti,
    Telefon edip Zeynep'e evleniyormuş diyecekti.
    Frekansını yakalamışken tam da mutluluğunun,
    Çankaya'dan bir rüzgar esti.
    Kıskandın ya bizi helal olsun sana
    Şu ölümlü dünyada kendin gibi bir dünya görmeden,
    Boğacaksın öylemi, kalabalık kaldırımlarında beni.
    Hüzne doyacağım öylemi, senin gibi gecekondularında.
    Benim gibi bir bozkır çocuğu,
    Meram akşamlarında çiçeklerin nasıl olgunlaştığını bilirim ben.
    Çözmüşken şifresini tam da hayatın
    korkma Ankara korkma
    Yazılmamış bir şiirin okundukça çoğalan ilk kelimesinde,
    Akıp giderken kaderimiz iki ayrı yöne,
    Mutlaka buluşacak vuslat denizinde.
    Ankara korkma okuduğu duaları anamın ikimizi de kurtaracak.
    hiç ummadığın bir günde, şöyle güneş burcundayken sevinçlerin
    sen bana alışacaksın ben de sana Ankara
     
  10. KıRMıZı
    Aşık

    KıRMıZı TeK BaşıNa CUMHURİYET V.I.P

    Katılım:
    22 Şubat 2008
    Mesajlar:
    27.187
    Beğenileri:
    4.782
    Ödül Puanları:
    11.580
    Cinsiyet:
    Bayan
    Meslek:
    Karmaşıkkk
    Yer:
    TÜRKİYE
    Banka:
    384 ÇTL
    AYASOFYA GARIPTI

    Dolaştım İstanbul'u sabaha karşı
    Aşiyan, Eyüp Sultan, Kapalıçarşı
    İçimdeki hüzünle durdum önünde,
    Ayasofya garipti, ben ağlamaklı.

    Şimdi Eyüp'teyim ben, sabah namazı
    Hiçbir yerde bulamam burdaki hazzı.
    İndim Sultan Ahmet'e bir hüzün sardı,
    Ayasofya garipti, ben ağlamaklı.

    Gözlerim kan çanağı, çıktım dışarı,
    Caminin tam önünde simitçi hacı.
    Kan kırmızı o çayda yine o vardı,
    Ayasofya garipti, ben ağlamaklı...
     

Sayfayı Paylaş