1. * 5651 Sayılı Kanun'a göre TÜM ÜYELERİMİZ yaptıkları paylaşımlardan sorumludur.
    * Telif hakkına konu olan eserlerin yasal olmayan şekilde paylaşıldığını ve yasal haklarının çiğnendiğini düşünen hak sahiplerinin İLETİŞİM bölümünden bize ulaşmaları durumunda ilgili şikayet incelenip gereği 1 (bir) hafta içinde gereği yapılacaktır.
    E-posta adresimiz

Bekir Kaplan - Beklenmeyen Misafir..

Konusu 'Şairlerden' forumundadır ve ...SAKLI CeNNeT__ tarafından 3 Ekim 2012 başlatılmıştır.

  1. ...SAKLI CeNNeT__

    ...SAKLI CeNNeT__ ♥ Pєяναηє Döηєя Aşk ♥

    Katılım:
    6 Temmuz 2011
    Mesajlar:
    16.250
    Beğenileri:
    81
    Ödül Puanları:
    4.980
    Yer:
    ♥ Bєη Hєp Sєηdєyim ♥
    Banka:
    110 ÇTL





    Soğuk ve karlıydı akşamın derinliği
    Yerler ıslak, ayaklarım gibi
    Ayaklarımda meçhul bir yorgunluk
    Dudaklarımdan ciğerlerime cılız bir soluk
    Asırlarca mı yürümüşüm ne
    Bir kapı var bak ilerde
    Çökmüş olsa da bedenime ölüm
    Az daha dayan iki gözüm

    Vardım kapıya lakin açılır mı?
    Gözlerinden gönlüme ateşin saçılır mı?
    Beklenmeyen misafirdim ben
    Kabul eder misin düşünmeden

    Kapının ardındaki;
    Ey ayağı çıplak, suratı ablak
    Dön de bir haline bak
    Neden geldin kapıma
    Bakmaz mısın alın yazıma
    Benim yazımda nur var, hayat var
    Gönlüm sedd-i Çindir, aşılmaz duvar
    Senin ise aklın avare, gönlün divane
    Gönle girmeye ararsın bahane
    Hayır yok bu kör nefisten sana
    Bir canan gerek sendeki cana

    Kapıdaki;
    Canan cana meftun olan mıdır?
    Aşık maşuka hayran kalan mıdır?
    Mecnun’a gerek yoktur Leyla
    Leyla gönüldeki muamma
    Kibritin kendisidir ateşi yakan
    Lakin ateşin esasıdır içeride yanan
    Sen yak ateşi kibrit misali
    Bekletme kapında beklenmeyen misafiri

    Kapının ardındaki;
    Bulduysan şayet aşkı bu hayatta
    Gerek kalmaz dahi ateşin yakmaya
    Ah aciz! Bir idrak edebilsen
    Yanan sensin yakan da sen
    Şayet gereği yoksa Mecnun’a Leyla’nın
    Ne diye durursun önünde kapımın
    Var git hadi o zaman bu ilden
    Su içmek mekruh sana bu sebilden

    Kapıdaki;
    Dersin ki ateş de sensin, kibrit te sen
    Lakin lazım olan sendedir bir bilsen
    Vurmak lazım kibriti kava, taşı taşa
    Ateş düşer mi yoksa kuruya yaşa
    Bir kıvılcıma muhtaçtır hepsi
    İşte sensin kıvılcımın ta kendisi

    Kapının ardındaki;
    Ey kendi şaşkın, yüreği taşkın
    Ahvali nedir sendeki bu aşkın
    Ne yaptım ki ben sana
    Dolanırsın peşimde yana yana
    Muhabbet etseydim birkaç kelime
    Derdim hayrandır sözüme dilime
    Güzellik desen değilim dillere destan
    Söyle nedir beni sana hayran kılan

    Kapıdaki;
    Ey dilber! İster bağla kendine, ister çöz
    Muhabbet dediğin birkaç kuru söz
    Güzellik dediğin şekil verilmiş toprak
    O dahi güz ağacı gibi dökülür yaprak yaprak
    Neden yandın diye sual olur mu ateşe?
    Aşığa sebepsizdir gönüldeki muhabbet, neşe
    Sebep istersen dön bir bak kalbine
    O, aşkın evidir, söz geçiremez kimse…'



    Bekir Kaplan''
     

Sayfayı Paylaş