Bekir Sıtkı ERDOĞAN Şiirleri

Katılım
16 Şbt 2009
Mesajlar
343
Beğeniler
14
Yaş
28
#1



Maria

Sustu Another Life gazinosu
Sustu şarkılar,
Paletimde renk sustu, fırçamda şekil
Ve bu gece ilk defa şimal körfezinde
Sustu Peramos'un mazgallarından
Şehre pancur pancur dökülen arya,
Artık ne tayfalar mevcut, ne komondoslar,
Ne o kor tenli, kızıl saçlı kanarya.

Bu medar ikliminin tenha gecesinde
Sardı bambu kamışlarını pişman bir sükut
Sardı bu sızı
Hani birdenbire bazen bütün etrafımızı
Sapsarı bir şüphe sarar ya
İşte öylesine berbat bir hal var.
Hiç bir şey düşünmek istemiyorum, hiç bir şey
Ama dördüncü tarassut kulesinde
Bir şüpheli sinyal var
Hayır hayır yalan bütün bunlar
Artık ne kadere inanıyorum ne fala
Yalan söylüyor o falcı kadın
O hintli parya.
Ben yalnız sana inanıyorum
Yalnız sana, Marya...

Beni kahrediyor böyle geçen her gece
Bu hoyrat yıldızlar, bu su, bu okyanus, bu yer
Ve gökyüzünde emanet duran şu asma fener.
İnan ki sevgili Marya
Ne varsa hepsi yalan, hepsi keder
Ve hepsi omuzumun üstünde çaresiz bir yük
Ve hepsi angarya.

Biliyorum bu sabah güneşle beraber biliyorum
Bir vapur demirleyecek bu nankör limanda
Pol'un ebedi matemine rağmen
Virjini olabilirdi bu vapurda
Ama sen yoksun biliyorum sen yoksun.
Baharda geleceğim diyordun hani
Haydi gel daha ne bekliyorsun işte mevsim bahar ya.

Fırçam neden böyle titrer bilir misin?
Ve neden resimlerimde fon sapsarı
Anlıyorsun değil mi yavrum
Bütün kağıtlara sinmiş anlıyorsun
Bu tropikal zehir, bu müzmin malarya,
Sensiz nasıl da boş iskele, sensiz nasıl da tenha şehir
Müfreze nöbetçilerinin gözü önünde
Koydan yıldızları çalmışlar bir bir,
Yine de birkaç çımacı, birkaç palikarya.
Ama kim düşünür yıldızları,
Yüzbaşı Arnold'u vurmuş yerliler
Matemler içinde tekmil batarya.

Bu insanlar, bu gök, bu deniz, bu yer
Birer birer kaybolmaya mahkum, birer birer
Biz ki çoktan bu sapsarı hasret içinde susuz
Biz ki çoktan beri kaybolmuşuz.

Nasıl, ağlıyor musun Marya? ..
Sil gözlerini, sil yavrum
Bizim yokluğumuzdan ne çıkar
Aşkımız var ya...

Bekir Sıtkı ERDOĞAN
 
Katılım
16 Şbt 2009
Mesajlar
343
Beğeniler
14
Yaş
28
#2



Güz Düşünceleri

Bu sabah gökyüzü daha bir yorgun,
Daha bir dumanlı,
Daha bir derin!
Şu anda, omzumdan tanıdık bir el,
Tutup silkelese şöyle bir güzel,
Kurtulsam yükünden düşüncelerin...

Bekir Sıtkı ERDOĞAN
 

YoRuMSuZ

Biz işimize bakalım...
Katılım
7 Hzr 2006
Mesajlar
37,482
Beğeniler
9,017
Takım
GALATASARAY
#3
Ahh bu dizeler, hissederek yazılanların tadı bir başka oluyor, yaşanmış, satırlara dökülmüş...
 
Katılım
16 Şbt 2009
Mesajlar
343
Beğeniler
14
Yaş
28
#4



Yağmurda Unutulan Şarkı

Önce bir yağmur bir yağmur iki gözüm
Önce ıpıslak iki kuş
Sonra yıkılmış evrenler geçti vitrinlerden
Sonra insanlar iki gözüm
İnsanlar
Kahrolmuş

Islak senaryolar üstüne ta iç boşluktan
Boyut boyut yalnızlıklar ağıyordu
Öksüz anılar üstüne iki gözüm
Kırık ikindiler üstüne
Kuşkulu bir yağmur yağıyordu

İkişer üçer yitiriyordum seni kavşaklarda
Yollar ayak bileklerime dolanıyordu hep
Taş taş çöküyordu en kutsal yapılar
Yüzler karanlıktı iki gözüm
Düşünceler dar
Bir geçit bulamıyordum sana
Ellerim yordamlarını yitirmişti üstelik
Hep yabancıydı çaldığım kapılar

Oysaki, son çağrımdı bu ta can köşemden
Oysa yürek yürek son yeşermemdi
Çağ çağ, kanat kanat, sevgi, ışık, nur
Ah sonra o yağmur iki gözüm
Ah sonra o
Yağmur

Şimdi,
En kırık vaktidir uzak imbatların
Öykümüzün en yaralı yerinden
Damlar yüreğime ılık bir sızı
Sonra birden duyar gibi olurum
Hoyrat yağmurlar altında
Martı çığlıklarına karışıp giden
Çocuksu şarkımızı...

Bekir Sıtkı ERDOĞAN
 
Katılım
16 Şbt 2009
Mesajlar
343
Beğeniler
14
Yaş
28
#5



Suda Ayak İzleri

Önce bir deniz düşer aklıma
Masmavi bir şarkı başlar derinden.
Sonra yosun kokan ıslak bir rüzgar;
Saf saf, serin serin gelir,
Rüzgarda lirik fısıltılar,
Rüzgarda ilkbahar sahillerinden
Müjdeler taşıyan sözlerin gelir!

Açılır hayale kıvrak bir yelken,
Çözülür dolaşır mısralar bir bir.
Ve sen gelirsin uzaklardan sen;
Hani o en yitik efsanelerden
Ta ruhuma gülen gözlerin gelir.

Çocuksu bir umut karışır tuza,
Tüm katı gerçekler çözülür, erir.
Kıyıdan bir gölge uzar sonsuza
Yasaklar, incecik bir geçit verir;
Üzerinden ürkek, belli belirsiz
Üzerinden kaçak yakamozlarla
Bana doğru ayak izlerin gelir.

Bekir Sıtkı ERDOĞAN
 
Katılım
16 Şbt 2009
Mesajlar
343
Beğeniler
14
Yaş
28
#6



Adak

Ve yıllardan sonra sevgili Maria
Gökyüzü simsiyah
Yeryüzü ak pak
Bir yolun düşerse Another Life'a
Zaman gözlerimden çoktan çözülmüş
Mesafe avcumdan kaymış olacak

Ve bu şiirler böyle perişan
Böyle darmadağın bir mezat vakti
Sakın ortalarda kalmasın bu hak
Bu öksüz kurbanlar sevgili yavrum
Hep sana armağan
Hep sana adak

Bekir Sıtkı ERDOĞAN
 
Katılım
16 Şbt 2009
Mesajlar
343
Beğeniler
14
Yaş
28
#7





Sessiz Senfoni

Ellerin vardı, sıcak ve masum.
Ellerin, hayal gibi, düş gibi...
O zaman talihime yardı ellerin.
Beyaz bir gecede, iki kuş gibi,
Omzuma nasıl da konardı ellerin?..

Hangi rüzgarlarda şimdi kim bilir?
O değirmen altı, o zümrüt koru,
İlk dörtlü yoncayı bulduğumuz yer,
Ya o çapkın çapkın kestanecikler!...
Hani bir yerleri çimdiklenir hafifçe,
Kanardı ellerin!
Mendilimi sarardım üstüne,
Avcumda sahici bir hasta gibi
İncecik incecik yanardı ellerin!

Bazan kızar hırçınlaşırdı birden;
Ruhumu kaldırır, kaldırır boşlukta,
Oysa bilmez miyim atamazdı!
Geceler sonsuzdu, geceler derin;
Bir şeyler düşünür anlatamazdı
Kahrından kaskatı donardı ellerin!

İnsan, soyununca hissediyor,
Gittikçe katılaştığını yerin!..
Tanıdık bir film geçiyordu gözlerimden,
Gel gör ki, en güzel yerinde,
Ansızın kopardı ellerin!

Sonra, dört yabancı el,
Dört yorgun omuz,
Mezat kapısında bir kuşluk vakti,
Çekince ipini mesafelerin;
Ayak uçlarıma yığıldı sonsuz!..
Bir tünel gerindi sefil, kapkara!
Bir yokluk hıçkıra hıçkıra güldü!
Büyüdü göz çukurları kırık heykellerin!
Böyle bilmediğim uzak yollara,
Beni bırakmasa ne vardı ellerin!

Romanımız, ne kadar güzel başlamıştı,
Ve işte böyle sonu!..
Şimdi, ışıklar sığ,
Gölgeler derin...
Mor sarmaşıklarla örtük balkonu,
Kafur kokusundan, od ağacından,
Dört arşın geceye sardı ellerin…

Bekir Sıtkı ERDOĞAN
 
Katılım
16 Şbt 2009
Mesajlar
343
Beğeniler
14
Yaş
28
#8



Sen Yağmadığın Anda Yalandır Ska-lar-ya*

Ta dipte yarım gökyüzü, üç bin kapı çığlık!
Ta dipte bütün bir gece siz varsınız artık...
Onlar, buna bir kuşkulu sinyal diyecekler,
Ya da bir şifreli arya!
Sen yağmana bak sevgili dost, yağmana bak sen,
Sen yağmadığın anda yalandır ska-lar-ya!

Mevsim deseler, mavide mevsim süresiz yaz...
Bir yaprağı anlatmağa binlerce şiir az.
Söz var ki, basit dillere sözlüklere sığmaz!
Manaya şekil, maddeye candır ska-lar-ya!

Bir damla güneş, mahşere döndürdü bilinci;
Sıyrıldı sedef giysilerinden iki inci.
Tanrım, yediden yetmişe vermiş bu sevinci,
Bir mutlu heves, bir heyecandır ska-lar-ya!

Her gün biri başlar, birinin devri dolunca...
Hiç başka duyan var mı acep gurbeti bunca?
Her yol bu duraktan geçer akşamlar olunca;
Her bağrı yanık yolcuya handır ska-lar-ya!

Bir sırca saray, toprağı hakkın tapusundan.
Besbelli ki bir dost eli geçmiş yapısından!
Boş dönmiyecek kimse bu hacet kapısından,
Her dosta barış, düşmana kandır ska-lar-ya!

Bir sevgi yeter gönlüme, bir parça güler yüz.
Yıllarca yarım kaldı kitap, inmedi son cüz!
Hep böyle tüter ta can evimden gece gündüz;
Eşyayı saran mavi dumandır ska-lar-ya...

Dıştan, bu ömür bahcesi bir kupkuru arsa,
Her yaprağı bir cennet olur ehli açarsa.
Gel sevgili dost, topla senin burda nen varsa!
Tam meyvelerin olduğu andır ska-lar-ya.

Bekir Sıtkı ERDOĞAN

* Skalarya (şeytan çarmıhı); denizcilikte kullanılan ip merdivene verilen addır.
 

Benzer konular

Top