1. * 5651 Sayılı Kanun'a göre TÜM ÜYELERİMİZ yaptıkları paylaşımlardan sorumludur.
    * Telif hakkına konu olan eserlerin yasal olmayan şekilde paylaşıldığını ve yasal haklarının çiğnendiğini düşünen hak sahiplerinin İLETİŞİM bölümünden bize ulaşmaları durumunda ilgili şikayet incelenip gereği 1 (bir) hafta içinde gereği yapılacaktır.
    E-posta adresimiz

Bekir Sıtkı ERDOĞAN Şiirleri

Konusu 'Şairlerden' forumundadır ve sovalye tarafından 2 Nisan 2011 başlatılmıştır.

  1. sovalye

    sovalye Aktif

    Katılım:
    16 Şubat 2009
    Mesajlar:
    320
    Beğenileri:
    3
    Ödül Puanları:
    630
    Banka:
    5 ÇTL
    [​IMG]


    Maria

    Sustu Another Life gazinosu
    Sustu şarkılar,
    Paletimde renk sustu, fırçamda şekil
    Ve bu gece ilk defa şimal körfezinde
    Sustu Peramos'un mazgallarından
    Şehre pancur pancur dökülen arya,
    Artık ne tayfalar mevcut, ne komondoslar,
    Ne o kor tenli, kızıl saçlı kanarya.

    Bu medar ikliminin tenha gecesinde
    Sardı bambu kamışlarını pişman bir sükut
    Sardı bu sızı
    Hani birdenbire bazen bütün etrafımızı
    Sapsarı bir şüphe sarar ya
    İşte öylesine berbat bir hal var.
    Hiç bir şey düşünmek istemiyorum, hiç bir şey
    Ama dördüncü tarassut kulesinde
    Bir şüpheli sinyal var
    Hayır hayır yalan bütün bunlar
    Artık ne kadere inanıyorum ne fala
    Yalan söylüyor o falcı kadın
    O hintli parya.
    Ben yalnız sana inanıyorum
    Yalnız sana, Marya...

    Beni kahrediyor böyle geçen her gece
    Bu hoyrat yıldızlar, bu su, bu okyanus, bu yer
    Ve gökyüzünde emanet duran şu asma fener.
    İnan ki sevgili Marya
    Ne varsa hepsi yalan, hepsi keder
    Ve hepsi omuzumun üstünde çaresiz bir yük
    Ve hepsi angarya.

    Biliyorum bu sabah güneşle beraber biliyorum
    Bir vapur demirleyecek bu nankör limanda
    Pol'un ebedi matemine rağmen
    Virjini olabilirdi bu vapurda
    Ama sen yoksun biliyorum sen yoksun.
    Baharda geleceğim diyordun hani
    Haydi gel daha ne bekliyorsun işte mevsim bahar ya.

    Fırçam neden böyle titrer bilir misin?
    Ve neden resimlerimde fon sapsarı
    Anlıyorsun değil mi yavrum
    Bütün kağıtlara sinmiş anlıyorsun
    Bu tropikal zehir, bu müzmin malarya,
    Sensiz nasıl da boş iskele, sensiz nasıl da tenha şehir
    Müfreze nöbetçilerinin gözü önünde
    Koydan yıldızları çalmışlar bir bir,
    Yine de birkaç çımacı, birkaç palikarya.
    Ama kim düşünür yıldızları,
    Yüzbaşı Arnold'u vurmuş yerliler
    Matemler içinde tekmil batarya.

    Bu insanlar, bu gök, bu deniz, bu yer
    Birer birer kaybolmaya mahkum, birer birer
    Biz ki çoktan bu sapsarı hasret içinde susuz
    Biz ki çoktan beri kaybolmuşuz.

    Nasıl, ağlıyor musun Marya? ..
    Sil gözlerini, sil yavrum
    Bizim yokluğumuzdan ne çıkar
    Aşkımız var ya...

    Bekir Sıtkı ERDOĞAN
     
  2. sovalye

    sovalye Aktif

    Katılım:
    16 Şubat 2009
    Mesajlar:
    320
    Beğenileri:
    3
    Ödül Puanları:
    630
    Banka:
    5 ÇTL
    [​IMG]


    Güz Düşünceleri

    Bu sabah gökyüzü daha bir yorgun,
    Daha bir dumanlı,
    Daha bir derin!
    Şu anda, omzumdan tanıdık bir el,
    Tutup silkelese şöyle bir güzel,
    Kurtulsam yükünden düşüncelerin...

    Bekir Sıtkı ERDOĞAN
     
  3. YoRuMSuZ
    Avare

    YoRuMSuZ Biz işimize bakalım!

    Katılım:
    7 Haziran 2006
    Mesajlar:
    24.427
    Beğenileri:
    7.353
    Ödül Puanları:
    11.330
    Cinsiyet:
    Bay
    Banka:
    8.770 ÇTL
    Ahh bu dizeler, hissederek yazılanların tadı bir başka oluyor, yaşanmış, satırlara dökülmüş...
     
  4. sovalye

    sovalye Aktif

    Katılım:
    16 Şubat 2009
    Mesajlar:
    320
    Beğenileri:
    3
    Ödül Puanları:
    630
    Banka:
    5 ÇTL
    [​IMG]


    Yağmurda Unutulan Şarkı

    Önce bir yağmur bir yağmur iki gözüm
    Önce ıpıslak iki kuş
    Sonra yıkılmış evrenler geçti vitrinlerden
    Sonra insanlar iki gözüm
    İnsanlar
    Kahrolmuş

    Islak senaryolar üstüne ta iç boşluktan
    Boyut boyut yalnızlıklar ağıyordu
    Öksüz anılar üstüne iki gözüm
    Kırık ikindiler üstüne
    Kuşkulu bir yağmur yağıyordu

    İkişer üçer yitiriyordum seni kavşaklarda
    Yollar ayak bileklerime dolanıyordu hep
    Taş taş çöküyordu en kutsal yapılar
    Yüzler karanlıktı iki gözüm
    Düşünceler dar
    Bir geçit bulamıyordum sana
    Ellerim yordamlarını yitirmişti üstelik
    Hep yabancıydı çaldığım kapılar

    Oysaki, son çağrımdı bu ta can köşemden
    Oysa yürek yürek son yeşermemdi
    Çağ çağ, kanat kanat, sevgi, ışık, nur
    Ah sonra o yağmur iki gözüm
    Ah sonra o
    Yağmur

    Şimdi,
    En kırık vaktidir uzak imbatların
    Öykümüzün en yaralı yerinden
    Damlar yüreğime ılık bir sızı
    Sonra birden duyar gibi olurum
    Hoyrat yağmurlar altında
    Martı çığlıklarına karışıp giden
    Çocuksu şarkımızı...

    Bekir Sıtkı ERDOĞAN
     
  5. sovalye

    sovalye Aktif

    Katılım:
    16 Şubat 2009
    Mesajlar:
    320
    Beğenileri:
    3
    Ödül Puanları:
    630
    Banka:
    5 ÇTL
    [​IMG]


    Suda Ayak İzleri

    Önce bir deniz düşer aklıma
    Masmavi bir şarkı başlar derinden.
    Sonra yosun kokan ıslak bir rüzgar;
    Saf saf, serin serin gelir,
    Rüzgarda lirik fısıltılar,
    Rüzgarda ilkbahar sahillerinden
    Müjdeler taşıyan sözlerin gelir!

    Açılır hayale kıvrak bir yelken,
    Çözülür dolaşır mısralar bir bir.
    Ve sen gelirsin uzaklardan sen;
    Hani o en yitik efsanelerden
    Ta ruhuma gülen gözlerin gelir.

    Çocuksu bir umut karışır tuza,
    Tüm katı gerçekler çözülür, erir.
    Kıyıdan bir gölge uzar sonsuza
    Yasaklar, incecik bir geçit verir;
    Üzerinden ürkek, belli belirsiz
    Üzerinden kaçak yakamozlarla
    Bana doğru ayak izlerin gelir.

    Bekir Sıtkı ERDOĞAN
     
  6. sovalye

    sovalye Aktif

    Katılım:
    16 Şubat 2009
    Mesajlar:
    320
    Beğenileri:
    3
    Ödül Puanları:
    630
    Banka:
    5 ÇTL
    [​IMG]


    Adak

    Ve yıllardan sonra sevgili Maria
    Gökyüzü simsiyah
    Yeryüzü ak pak
    Bir yolun düşerse Another Life'a
    Zaman gözlerimden çoktan çözülmüş
    Mesafe avcumdan kaymış olacak

    Ve bu şiirler böyle perişan
    Böyle darmadağın bir mezat vakti
    Sakın ortalarda kalmasın bu hak
    Bu öksüz kurbanlar sevgili yavrum
    Hep sana armağan
    Hep sana adak

    Bekir Sıtkı ERDOĞAN
     
  7. sovalye

    sovalye Aktif

    Katılım:
    16 Şubat 2009
    Mesajlar:
    320
    Beğenileri:
    3
    Ödül Puanları:
    630
    Banka:
    5 ÇTL
    [​IMG]




    Sessiz Senfoni

    Ellerin vardı, sıcak ve masum.
    Ellerin, hayal gibi, düş gibi...
    O zaman talihime yardı ellerin.
    Beyaz bir gecede, iki kuş gibi,
    Omzuma nasıl da konardı ellerin?..

    Hangi rüzgarlarda şimdi kim bilir?
    O değirmen altı, o zümrüt koru,
    İlk dörtlü yoncayı bulduğumuz yer,
    Ya o çapkın çapkın kestanecikler!...
    Hani bir yerleri çimdiklenir hafifçe,
    Kanardı ellerin!
    Mendilimi sarardım üstüne,
    Avcumda sahici bir hasta gibi
    İncecik incecik yanardı ellerin!

    Bazan kızar hırçınlaşırdı birden;
    Ruhumu kaldırır, kaldırır boşlukta,
    Oysa bilmez miyim atamazdı!
    Geceler sonsuzdu, geceler derin;
    Bir şeyler düşünür anlatamazdı
    Kahrından kaskatı donardı ellerin!

    İnsan, soyununca hissediyor,
    Gittikçe katılaştığını yerin!..
    Tanıdık bir film geçiyordu gözlerimden,
    Gel gör ki, en güzel yerinde,
    Ansızın kopardı ellerin!

    Sonra, dört yabancı el,
    Dört yorgun omuz,
    Mezat kapısında bir kuşluk vakti,
    Çekince ipini mesafelerin;
    Ayak uçlarıma yığıldı sonsuz!..
    Bir tünel gerindi sefil, kapkara!
    Bir yokluk hıçkıra hıçkıra güldü!
    Büyüdü göz çukurları kırık heykellerin!
    Böyle bilmediğim uzak yollara,
    Beni bırakmasa ne vardı ellerin!

    Romanımız, ne kadar güzel başlamıştı,
    Ve işte böyle sonu!..
    Şimdi, ışıklar sığ,
    Gölgeler derin...
    Mor sarmaşıklarla örtük balkonu,
    Kafur kokusundan, od ağacından,
    Dört arşın geceye sardı ellerin…

    Bekir Sıtkı ERDOĞAN
     
  8. sovalye

    sovalye Aktif

    Katılım:
    16 Şubat 2009
    Mesajlar:
    320
    Beğenileri:
    3
    Ödül Puanları:
    630
    Banka:
    5 ÇTL
    [​IMG]


    Sen Yağmadığın Anda Yalandır Ska-lar-ya*

    Ta dipte yarım gökyüzü, üç bin kapı çığlık!
    Ta dipte bütün bir gece siz varsınız artık...
    Onlar, buna bir kuşkulu sinyal diyecekler,
    Ya da bir şifreli arya!
    Sen yağmana bak sevgili dost, yağmana bak sen,
    Sen yağmadığın anda yalandır ska-lar-ya!

    Mevsim deseler, mavide mevsim süresiz yaz...
    Bir yaprağı anlatmağa binlerce şiir az.
    Söz var ki, basit dillere sözlüklere sığmaz!
    Manaya şekil, maddeye candır ska-lar-ya!

    Bir damla güneş, mahşere döndürdü bilinci;
    Sıyrıldı sedef giysilerinden iki inci.
    Tanrım, yediden yetmişe vermiş bu sevinci,
    Bir mutlu heves, bir heyecandır ska-lar-ya!

    Her gün biri başlar, birinin devri dolunca...
    Hiç başka duyan var mı acep gurbeti bunca?
    Her yol bu duraktan geçer akşamlar olunca;
    Her bağrı yanık yolcuya handır ska-lar-ya!

    Bir sırca saray, toprağı hakkın tapusundan.
    Besbelli ki bir dost eli geçmiş yapısından!
    Boş dönmiyecek kimse bu hacet kapısından,
    Her dosta barış, düşmana kandır ska-lar-ya!

    Bir sevgi yeter gönlüme, bir parça güler yüz.
    Yıllarca yarım kaldı kitap, inmedi son cüz!
    Hep böyle tüter ta can evimden gece gündüz;
    Eşyayı saran mavi dumandır ska-lar-ya...

    Dıştan, bu ömür bahcesi bir kupkuru arsa,
    Her yaprağı bir cennet olur ehli açarsa.
    Gel sevgili dost, topla senin burda nen varsa!
    Tam meyvelerin olduğu andır ska-lar-ya.

    Bekir Sıtkı ERDOĞAN

    * Skalarya (şeytan çarmıhı); denizcilikte kullanılan ip merdivene verilen addır.
     

Sayfayı Paylaş