1. * 5651 Sayılı Kanun'a göre TÜM ÜYELERİMİZ yaptıkları paylaşımlardan sorumludur.
    * Telif hakkına konu olan eserlerin yasal olmayan şekilde paylaşıldığını ve yasal haklarının çiğnendiğini düşünen hak sahiplerinin İLETİŞİM bölümünden bize ulaşmaları durumunda ilgili şikayet incelenip gereği 1 (bir) hafta içinde gereği yapılacaktır.
    E-posta adresimiz

Ben miyim, hangi dilin ecrindedir halim!

Konusu 'Mustafa CİLASUN' forumundadır ve MustafaCİLASUN tarafından 27 Eylül 2011 başlatılmıştır.

  1. MustafaCİLASUN

    MustafaCİLASUN Twitter:@mustafacilasun Özel üye

    Katılım:
    20 Temmuz 2011
    Mesajlar:
    2.164
    Beğenileri:
    729
    Ödül Puanları:
    3.830
    Cinsiyet:
    Bay
    Meslek:
    Kamuda yönetici- http//www.facebook.com/mcilasun
    Yer:
    Kayseri
    Banka:
    0 ÇTL
    Yıkılmış duvarlar çıkıyor karşıma
    Hıncın hoyratça seslendiği mekanlarda, sıkılan kurşunlar onlarca
    Kayıp hallerin vicdanı ne kadar suskunsa, ruhun figanı duyulmayacak kadar ahsa
    Kalbimin hicranı başlıyor bir hıçkırıkla, dinmeyen saaller hüzün zerkediyor usulca



    Kimi anlamalı, ahına kanmalıyım
    Avuntularından arileşmediği müddetçe nasıl inanıp yaslanmalıyım
    Dert sandığı her meret için vakit mi ayırmalıyım, azmi ve iradesine bakmalıyım
    Ne kadar aklıyla yol alıyor, vicdanını ihmal etmeden dikkate alır, buna inamalıyım



    Gecenin yoksulluğunda melalim
    Her ne kadar azimle çaba göstersem de yazmaya fakiridir lisan-ı halim
    Edebin feyzinden esinlenir her ümidim, tefekkür etmek adına meşktir nihayetim
    İştişareye niçin ehemmiyet veririm, bin hüzün için bahtıma boyun büker sevinirim



    Gençlik yıllarım geldi aklıma
    Her ne zaman farkındalığını anlamadığım hicran halimden uzaktaysa
    Hoyratlık mazur görülen gamdı,beyhude geçen zaman ele geçmeyecek bir figandı
    Akidem muğlaktı, amel kalbimde ki feryattı, iradem zafiyetlere meyleden bühtandı



    Etrafımda ki canlar dağınıktı
    Her biri sanki dertlerin yumağıydı, asabiyet içinde ki hal cabasıydı
    İman adına ne kaldıysa vicdanın sukutundaydı, ruhundan bihaber insanlardı
    Günü gün etmek adına koşturan soluklardı,okunan ezan sanki bilinmeyen lisandı



    Çocukluğum ne kadar perişandı
    Sahipsizlik her vakit yanımdaydı, oysa babam ve annem yaşayandı
    Her ne hikmetse mahsun kalmak bahtımdı, sukut etmek vazgeçemediğim gamdı
    Şevk ve sürur nedenine nvakıf olmadığım uzaklardaydı, umut zaten zorunlu şiardı



    Ne zaman babama nazar etsem
    Sanki başka dünyaların insicamında yaşayan ve sukuta adanandı
    Annem henüz anlamaya müdrik olamadığı yaşlarda nafaka için koşturan hicrandı
    Hüzün içinde bir çehresi vardı, yılgınlık her vakit yanındaydı, sabır içinde ki candı



    İçimde bekleyen hevesimi söylesem
    Hasretini çektiğim heyecanın şavkını hissetmek için gönül versem
    Her zaman umutla beklediğim mütebessim hali görmek için hüzünle gayret etsem
    Çaresiz boynumu bükerdim ,söylemeye takatimin yetmeyeceğini niyse hissederdim




    Mustafa CİLASUN
     

Sayfayı Paylaş