1. * 5651 Sayılı Kanun'a göre TÜM ÜYELERİMİZ yaptıkları paylaşımlardan sorumludur.
    * Telif hakkına konu olan eserlerin yasal olmayan şekilde paylaşıldığını ve yasal haklarının çiğnendiğini düşünen hak sahiplerinin İLETİŞİM bölümünden bize ulaşmaları durumunda ilgili şikayet incelenip gereği 1 (bir) hafta içinde gereği yapılacaktır.
    E-posta adresimiz

Ben tamamlanmamışım... Eksiktim... Yaşım 15 di...

Konusu 'Genel Sağlık Bilgileri' forumundadır ve arz-ı hal tarafından 9 Aralık 2012 başlatılmıştır.

  1. arz-ı hal

    arz-ı hal Özel Üye Özel üye

    Katılım:
    29 Kasım 2011
    Mesajlar:
    9.017
    Beğenileri:
    539
    Ödül Puanları:
    5.980
    Meslek:
    İşe başlamadan tatile giren hakime
    Yer:
    yüreğinden uzaklar da...
    Banka:
    199 ÇTL
    BEN TAMAMLANMAMIŞIM... EKSİKTİM... YAŞIM 15 Dİ...

    “Ek******... yarım kalmış,tamamlanmamış, yoksunluk hissi kapladı tüm benliğimi... neydi şimdi bu? anlamıyor anlamlandıramıyordum... beynimde korkunç bir uğultu,bebeğim olmayacakmış ve daha da tuhafı vajinam yokmuş. Anlamıyordum, niye gelmiştim ki dünyaya o zaman? Herşey anlamsızlaştı aniden, ben tamamlanmamışım... yaşım 15 di.

    Birden içimdeki güven duygusunu yitirmiştim, hayata karşı duruşum değişmişti, çaresizlik tüm benliğimi sarmıştı ve güvensizlik duygusu altında eziliyordum sanki. Sadece çocukça sorularla sorguluyordum, annem ağlıyordu... yoksa tahmin ettiğimden daha mı kötüydü, eee vajinam yoksa ben kız olamam ki, erkek miyim yoksa? Yok canım, değilim tabi, yoksa nasıl göğüslerim çıkardı ki, hem erkeklerden hoşlanıyorum kadınlardan değil ki, tabi tabi hiç öyle olur mu?

    Erkek değilim ama kadın da değilim, yani tam olarak... iyice kafam karıştı... yaşım 15 di.”

    Çok sevdiğim 10 küsur yıllık bir hastam kontrole geldiğinde “Neden bizim gibi hastalarınız için de yazmıyorsunuz ?” dedi. İlk tanıştığımızda 17 yaşındaydı. Şimdi 26’sında ve evlenmek üzere.

    Çocuk doğuramayacak. En azından bugünkü teknoloji ile. Hastalığı doğumsal. O, doğuştan rahimi ve vajinası olmayan bir kadın. Daha doğrusu kadındı! Rahimi olmamasına rağmen artık çok güzel bir vajinası var ve kısa zaman sonra eşi olacak kişi ile mutlu bir yaşam sürüyor, sürecek. Son derece akıllı ve zeki bir kadın. İlk tanıştığımız zamanı hatırlıyorum. Annesinin yanında ürkek ama yine de meydan okuyan ve bana dikkatle bakan bir küçük kadındı. Yukarıdaki satırlar O’na ait.

    Yaşamın, aktif cinselliğinin başlangıcındaki bir kadına rahiminin ve vajinasının olmadığını nasıl söylersiniz? Kolay bir yolu var mı?

    Normal bir cinsel yaşamı olabileceğini ama bunun için cerrahi olsun olmasın tedavi süreci yaşamak zornda olduğunu söylemenin kolay bir yolu var mı? Nerede ve nasıl söylersiniz? Hangi cümleleri seçersiniz? Herhangi bir meslektaşımızın bildiğini zannetmiyorum. Kolay olmadığını biliyorum ama “doğru” nedir? Bilmiyorum, bilmiyoruz. Tek bildiğim nasıl söylersek söyleyelim “zor” olduğu.

    Onlar doğuştan vajina ve rahimi olmayan kadınlar, mülleryen agenezi hastaları. O da ne? diye garip garip bakmayın. Sayıları çok fazla 4000 ile 10000 kadında 1 görülüyor. 70 milyonluk Türkiyenin 35 milyondan fazlası kadın olduğuna göre aranızdalar, belki arkadaşınız, kardeşiniz, akrabanız.

    Rahminde anormallik olan kadınların macerası anne karnında başlıyor. Rahim ve vajinanın oluşumu anne karnında gebeliğin 5. ve 8.haftalarında temeli atılan, gelişen bir süreç. Neden? Hala bilmiyoruz ama bir şekilde bu süreç sekteye uğruyor. Gelişimin kesintiye uğradığı dönem ne kadar erken olursa rahim ve vajinada ortaya çıkan problem o kadar büyük oluyor.

    Örneğin, mutlaka duymuşsunuzdur, rahim içinde “perde”si olan kadınlar vardır. Basit bir cerrahi ile ortadan kaldırılabilir. İşte bu kadınlarda problem 8.gebelik haftasına çok yakın bir dönemde ortaya çıkıyor. Ama mülleryen agenezisi olan kadınlarda süreç baştan 5.gebelik haftasında kesintiye uğruyor ve daha vahim oluyor. Rahim ve vajina hiç gelişemiyor.

    Rahim ve vajinadaki doğumsal anormallik olan hastalarla olan maceram asistanlığım son yılında başladı. Ama dersimi başasistanlığımın ilk yılında aldım !

    Dünya güzeli 13 yaşında Fatma’yı ilk gördüğümde ağrıdan kıvranıyordu. Yaşlar içinde kocaman çok güzel kapkara gözleri vardı. Acil olarak ameliyata almak için cerrahi ameliyathanesinde bekliyordu ve o zamanlar benim gibi başasistan olan dostum Prof.Dr.Oktar Asoğlu, benim de bir görmemi istemişti. Fatma’nın karnında içi kan dolu bir kitle vardı.

    Muayenede bunun rahimi olduğunu anladım. Ne yazık ki Fatma’nın vajinası yoktu. Son derece nadir görülen bir anormallikti. Rahim olduğu için adet kanı akıyor ama dışarı boşalamıyordu. Ameliyat ettik ve Fatma’ya normal bir vagina yaptık. Bu vajinayı da rahimine bağladık. Sorun, Fatma’nın cinsel aktif oluncaya kadar oluşturduğumuz vajinanın açık kalması ve adet kanının dışarı boşalması için adetli değilken içinde özel bir protez taşımak zorunda kalmasıydı.

    El kadar çocuğu böylesi bir şeye mahkum etmek öyle zor ki. Babası ve annesi sorumluluk sahibi mütevazi dünya iyisi insanlardı. Başta Fatma’yı her ay düzenli kontrole getirdiler.

    Aradan 1 yıl kadar geçti. Bu süre içinde 4-5 kez gördüm ufaklığı. O yaşta, haklı olarak jinekolojik muayene olmaktan nefret ediyordu ama bunun dışında her şey yolundaydı. Bir gece evde otururken hastahaneden aradılar. Acile bir kız getirmişlerdi ve annesi benim ismimi vermişti. Gittiğimde Fatma’nın annesi ile karşılaştım. Ufaklığı ise ameliyata almışlardı. Barsakları delinmişti ve mikrobun kana karıştığı, sepsis dediğimiz son derece vahim bir tablo söz konusuydu.

    Problem Fatma’nın verdiğim cam protezi kırması ama bunu ne annesi ne de babasına söylememesiydi. Protezi 3 ay kullanmayınca açılan vajina kapanmış, adet kanı içeride birikmişti. Bu sırada Hac için Suudi Arabistan’a giden ve durumdan haberi olmayan babası Fatma’yı ve eşini kardeşine emanet etmişti. Gidişinin 4.günü Fatma ağrıdan kıvranmaya başlayınca Amca panik olmuş annesi ile kızcağızı bir hastaneye götürmüşlerdi. Burada problemin de ne olduğunu anlamadıkları halde bazı müdehalelerde bulunmuşlar ve bu sırada da komplikasyon çıkmıştı.

    Ameliyata girdim. Oktar barsağını onardı ben ise infeksiyon etkeni olan rahimini almak zorunda kaldım. Dedim ya dersimi almıştım. Böylesi ameliyatları yapıyorsan hastayı nüfusuna geçirmen gerekiyordu. Hep bir elin hastanın üzerinde olmalıydı.

    Sorun ameliyatları yapmak değil ama bu kızları anlamak. Sadece mülleryen agenezisi olan kızları değil vajina yokluğu bulunan interseks bozukluklarını anlamak içinde bulundukları durumu, kederlerini, isyanlarını anlamak gerekiyor.

    Sadece Dünyada ilk kez rahim nakli yaptık demekle olmuyor. Bakın o haberler çıktı ve ne oldu? Yüzlerce hasta umutlandı ve hastaneye telefon edip durdu. Sonra? O kadar umut. Kolay değil kaderlerini yenmek için, bir ümit için bekliyor bu insanlar. Konuşurken seçtiğiniz her kelime önem kazanıyor. Her cümle onların kafasına kazınıyor.

    Kongrelerde barsaktan, şurdan buradan vajina yaptığını söyleyen meslektaşlarım var. 2004 yılında dünya çocuk ve ergen jinekolojisi kongrelerinden birinde, Atina’da, benim gibi vajina yapmakla kafayı yemiş dünyanın her yerinden bir yığın jinekolog, İtalya’dan gelen bir ekibi dinliyorduk. Laparoskopik olarak barsaktan vajina nasıl yapılıyor anlatıyorlardı. Cerrahi olarak mükemmel bir sunuydu.
    Ameliyat gösterişli bir amelitattı ama küçük yaşta yapmak gerekiyordu. Videolar falan ve filanlar. Ama sunu sonrası tartışma sırasında Norveç’li bir jinekolog kadın kalktı ve “Bu yaşta bir kızın neden bir vajinaya ihtiyacı olsun ki?” dedi. Bence kongrenin en güzel sorusuydu.

    Heralde yurdum topraklarında bu ameliyatları en çok yapanlardan biri benim. Mütevazi olmayacağım. Bu ay içinde Kanada Plastik Cerrahi Dergisi’nde konu ile ilgili uzun dönem ameliyat sonuçlarımı başasistanım Dr.Ercan Baştuğ ile yayınladım (E Baştuğ, SE Akhan, MF Mutlu, A Nehir, H Yumru, E Hocaoglu, F Gungor-Ugurlucan Treatment of vaginal agenesis using a modified McIndoe technique: Long-term follow-up of 23 patients and a literature review. Canadian Journal of Plastic Surgery; Winter 2012, Volume 20 Issue 4: 241-244)

    Ama hala çok sayıda hasta görmeme rağmen yıllar içinde ameliyat sayım düştü. Neden derseniz, artık hastalarımı önce konservatif bir yöntem ile yani ameliyat etmeksizin tedavi etmeye çalışıyorum. Sonuçlar da son derece iyi.

    Yukarıda aldığım dersten bahsetmiştim. Cerrahi böyle bir şey. Ne zaman “ulan acayip iyi cerrahım” deseniz kendi kendinize, öyle bir şey olur ki, kıçınızın üzerine oturuveriyorsunuz.

    2000’li yılların başında Prof.Dr.Sinan Berkman Hoca’mın odasında oturup, yine mülleryen agenezisi olan veya gonadal disgenezi dediğimiz kromozomal anormallikler nedeniyle vajinası olmayan kızlarla ilgili konuşurken döndü ve “Bu kızların, senden doktor olarak beklentileri vajinadan daha fazlası, farkında mısın?” diye soruverdi. Bu da ikinci dersim!

    Artık gerektiğinde ameliyat yapıyorum. Ama önce hastalarımla konuşuyorum. Evlecekleri zaman müstakbel damatla mutlaka konuşuyorum. Sadece ameliyatın artı ve eksilerini değil, aynı zamanda karşılaşacakları zorlukları konuşuyorum. Hastalarımın sevgilileri olduğunda, karşısındakine durumu söyleme aşamasına geldiğinde karşılaşabileceği tepkileri anlatıyorum.

    Yazının başında ki hastamın yazdıkları, yaşadıkları öylesi güzel anlatıyor ki:
    “Aşık oldum. Part-time üniversite öğrencisi olarak girdiğim işte gördüm onu, benim gibi biriydi,üniversitede okuyordu, vs. Herşey öylesine uyuyordu ki. Birgün bana geldi ve hislerinden bahsetti ama benim cesaretim yoktu, korkudan titriyordum kaçtım. "Olmaz" deyip kaçtım. Peşimi bırakmadı uzun uğraşlardan sonra ağlaya ağlaya anlattım ve benim için şok... kabul etti, tamamdı. Hayatımın dönüm noktasıydı o gün, herşey değişmişti. Tam 4 yıl çok mutlu bir hayat, birgün ise şöyle bir söz "artık yoruldum ve sıkıldım gerçek bir kadın istiyorum kendim için, böyle bir hayat istemiyorum çocuk istiyorum...vs" nefes almadan sıralanan aniden ve en kırıcı en hırpalayıcı sözler.

    Başa, en başa döndüm, beynimde aynı uğultu,aynı çaresizlik... tek fark yaşım 25...

    Sonra O çıktı karşıma, artık detayların bi önemi yok,şimdi nişanlıyız, evleniyoruz, onu çok seviyorum, hem en başından beri bu süreçleri biliyor hem de o beni kahreden ilişkimi. Herşeyi biliyor ve benim düşündüğüm birçok hastalıklı düşüncemden sıyrılmamı sağladı, her konuda bana destek oldu.

    Mutluyum. Bazen bebek fikri canımı sıksa da mutluyum...”

    Umarım bu cümleler sayesinde, kadının kadınlığının çocuk doğurma kapasitesi ile tanımlandığı yurdum topraklarında, bu kadınların işinin ne kadar zor olduğunu biraz olsun anlatabildim. Oysa mülleryen agenezisi olan kadınlar tam anlamıyla kadındır. Her iki yumurtalığı olduğu için vücut gelişimleri, kalça bel oranları, meme gelişimi normaldir. Normal yaşarlar ve başka sağlık problemleri pek olmaz.

    Bazen böbrek ve kemik problemleri olabilir. Ama bunlar üstesinden gelinebilecek, sıklıkla normal yaşamlarını etkilemeyecek problemlerdir.

    Normal bir cinsel yaşamları olur. Konservatif tedavi veya cerrahi fark etmez. Uygun tedaviler sayesinde normal ve doyurucu bir cinsel yaşama sahiptirler.

    Sadece, kimi zaman, hepimiz gibi kendilerini yalnız hissediyorlar. Kendi kendilerine yine hepimiz gibi “neden ben ?” diye soruyorlar. Ama yaşamak gerekiyor, çok da arkaya dönüp bakmadan savaşmaya devam etmek gerekiyor.

    Benim ve meslektaşlarımın ise anlaması gerekiyor. Beklentilerinin sadece bir “vajina ameliyatı” olmadığını, anlamamız gerekiyor.
    Sevgi ve saygı ile
    İyi ki varsınız...

    Not: Madem mülleryen agenezi hastalarımdan bahsettik, bir saptama yapmalıyım. Konu mülleryen agenezili hastalar, interseks bozuklukları değil. Aslında her iki grupta da vajinal agenezi yani vajina ve rahim yokluğu söz konusu ama interseks bozukluklarında kromozomal bozuklukta söz konusu. Bizim kitaplarımızda bu kadınlar “XY Kadınlar” olarak geçiyorlar. İnterseks bozukluğu olan kadınlar sadece vajina yokluğu ile değil yumurtalıklarının çalışmaması ile de uğraşıyorlar.



    Prof. Dr. Süleyman Engin Akhan
     

Sayfayı Paylaş