1. * 5651 Sayılı Kanun'a göre TÜM ÜYELERİMİZ yaptıkları paylaşımlardan sorumludur.
    * Telif hakkına konu olan eserlerin yasal olmayan şekilde paylaşıldığını ve yasal haklarının çiğnendiğini düşünen hak sahiplerinin İLETİŞİM bölümünden bize ulaşmaları durumunda ilgili şikayet incelenip gereği 1 (bir) hafta içinde gereği yapılacaktır.
    E-posta adresimiz

Benim Çocukluğumda..

Konusu 'Okunası Yazılar' forumundadır ve YeNi_ÇeRi tarafından 25 Şubat 2009 başlatılmıştır.

  1. YeNi_ÇeRi

    YeNi_ÇeRi Usta

    Katılım:
    24 Kasım 2008
    Mesajlar:
    844
    Beğenileri:
    8
    Ödül Puanları:
    630
    Yer:
    eL-MaHSuRa...!!
    Banka:
    36 ÇTL
    Benim çocukluğumda annelerimiz çalışmazdı.Okuldan eve
    geldiğimde boynumdaki anahtarla kapıyı hiç
    açmadım. Hatta babanım bile anahtarı yoktu. Annem
    evimizin bir parçası gibiydi, hep evdeydi. Heryere birlikte
    giderdik, zaten öyle çok da gidilecek bir yer yoktu ki.
    En büyük eğlencemiz sokaklarda oynamaktı.Sokakta
    oynamak diye bir kavram vardı yani. Cafelerde, alış veriş
    merkezlerinde buluşmazdık. Okula arkadaşlarımızla gider,
    birlikte çıkar, oynaya, zıplaya yürüyerek
    gelirdik. Servis falan yoktu. Ayakkabılarımız
    eskirdi. Hatta öyle olurdu ki; çantalarımızı
    kaldırımlara koyar oyuna bile dalardık. Annelerimiz bu
    durumu bildiklerinden kardeşlerimizle bizlere ekmekarası
    bir şeyler hazırlar gönderirdi. Mahallemizdeki teyzeler
    annemiz gibiydi. Susayınca girer evlerine su içerdik. Ya da
    pencereden bir sürahi bir bardak uzatır, hepimiz aynı
    bardaktan kana kana içerdik. Kısacacı evine girip gelen (
    ki sadece çişi gelen giderdi evine ) elinde mutlaka
    yiyecekle dönerdi. Anneleri o arada çocuğuna verdiği
    şeyden bizlere de gönderirdi. Bu bazen bir kurabiye bazen
    bir meyve olurdu.
    Cebimizde harçlığımız olduğunda düşmesin diye
    çıkarır çantamızın üstüne koyar oyun bitince geri
    alırdık.
    Çok garip ama kimse almazdı. Sokaklarımız evimiz kadar
    güvenli idi. Düşünce kaldırırlar, kavga edince
    barıştılırdık. Polisler gelmezdikavgalarımıza,
    zabıtlar tutulmazdı.Sonra kavgalarımız da öyle ustura,
    falçata ile olmaz, onlar nedirbilmezdik bile, asla kanla
    falan da bitmezdi, en fazla saçlarımızdançeker, hayvan
    adları sayar, tekme atar, yine oyuna dalardık. Birbirimizin
    suyundan içer, elmasına diş atardık. Misket oynamaktan
    parmaklarımız kanar yine de mikrop kapmazdık. Azar
    işitip, acillere taşınmazdık. Düşerdik ekmek çiğner
    basarlardıalnımıza, oyuna devam ederdik. Röntgenlere,
    ultrasonlara girmezdik.
    Ben bizim çocukluğumuzu çok özledim. Sokaklarımız
    ruhsuzlaştı sanki. Komşumu tanımıyorum ama evinin
    camında, temizliğe gelen kadını haftada bir görür kolay
    gelsin der konuşurum. Onun dışında orada kim oturur hiç
    bilmem. Evimizi kendimiz temizlerdik, kapı silmece ; bilmem
    kaç kuruşhepimizin elinde bezler güle oynaya bitirirdik
    işleri. Evlerimiz var içinde yaşayan yok. Parklarımız
    var içinde oynayan çocuk yok. Ama her yıl sökülüp
    yenilenen kaldırımlar, lüks binalar, ışıl
    ışılvitrinler, girip çıkan yapay insanlar... Ruh yok,
    buz gibi buz, bu biz değiliz..
    Tahta iskemlelerimiz de oturan yaşlılarımız, onlara
    dede, nene diye hatırını soran çocuklarımız yok
    oldu. Ben kapılarında '' vale '' lerin, '' bady
    '' lerin beklediği yerlerden hepkorkmuş
    çekinmişimdir. Kapısını çarparak örtüyor diye
    çocuğuna kızıp, taksidini bitiremediğiarabanın
    anahtarını, hiç tanımadığı birine vermek ters gelir
    bana. Benim değildir bu kültür.
    Ne ruhuma, ne kültürüme ne de cüzdanıma hitap
    eder. Nedir bunlar?
    Reklamlarla desteklenen beyni, ruhu ele geçirilmiş
    insanlar olduk. Birbirimize yabancı, yalnızlıklarımızla
    yaşar olduk.İyi de neden böyle olduk ?
    Biz mi istemiştik?
    .
    .Her toplum haketiği gibi yönetilir derler ya, hakettiği
    gibide yaşar diyelim mi ??


    (alıntı)
     

Sayfayı Paylaş