1. * 5651 Sayılı Kanun'a göre TÜM ÜYELERİMİZ yaptıkları paylaşımlardan sorumludur.
    * Telif hakkına konu olan eserlerin yasal olmayan şekilde paylaşıldığını ve yasal haklarının çiğnendiğini düşünen hak sahiplerinin İLETİŞİM bölümünden bize ulaşmaları durumunda ilgili şikayet incelenip gereği 1 (bir) hafta içinde gereği yapılacaktır.
    E-posta adresimiz

Benim Hiç Denizim Olmamıştı Gözlerine Yaslandığım…

Konusu 'Aşk' forumundadır ve Zaynah tarafından 16 Mart 2016 başlatılmıştır.

  1. Zaynah

    Zaynah Üye

    Katılım:
    15 Mart 2016
    Mesajlar:
    41
    Beğenileri:
    75
    Ödül Puanları:
    380
    Cinsiyet:
    Bayan
    Banka:
    405 ÇTL
    [Linkleri görebilmek için ÜYE olmalısınız!..]
    Başıma çökmüş bir akşamın sığlığında uğradım gözlerinin enginliğine.
    Rengi nedir diye bile bakmaktan korktuğum gözlerinin avuçlarına bıraktım cocukluğumu.
    Sen konuştukça, ben büyüdüm sana.
    …Birkaç dakika yanında olmanın kattığı umut deryasına bıraktım Suna boylu yangınlarımı.
    Kaç gündür sesinin renginden düşecek haberleri beklerken,
    ben sen oldum.
    Saçlarındaki beyazlara dayadım çamurdan yüreğimi.
    Her arayana sen diye koşarken,
    sesinden yoksun düştü içimdeki nehir.
    Susadı dışımdaki çember, daraldı gökyüzü…
    Oysa ki sen benimle aynı gökyüzünün altında yaşamaktaydın..
    Fark edemedim, sezemedim..
    Meğer sen bana ben kadar yakınmışsın.
    Yabancı dursa gözlerin gözlerime,
    şimdiye kadar dudak kenarlarından kovulmadı çocukluğum..
    Sende – şimdilik – sessizce büyümeye devam ediyorum.
    Kim bilir birkaç gün sonra öleceğim dudaklarında..
    Sahi ölmek dedin de; ben senin yüreğinde kaç gün yaşabileceğim ?
    Çünkü bu yürek hiçbir deniz de yaşatılamadı..
    Şimdi diz çöktüm çocukluğumun başına, bir denizin maviliğini bekliyorum…
    Çünkü benim hiç denizim olmadı bur terli coğrafyada..​

    Evet, benim yüreğim şehrim gibi çoraktır..
    İçi yangınlardan olma,
    dışı yalnızlıklardan doğma bir yaranın tam ortasına düşmüş ceninim.
    Keza kim bilir senin yazgında imlası bozuk bir cümlenin gırtlağına yazılmıştır.
    Şimdi uzandım Suna boylu rüzgarın koynuna..
    Ayak dibimde şiddeti yalnızlıktan ibaret bir deprem büyürken,
    ben senin gözlerinin avlusunda ömrümü huzura sıvamaktayım.
    Az sonra koşacaksın ya bana…
    Saçlarının arasına sevda alfabesini çözüp beni gözlerinin denizine kavuşturacaksın ya..
    Guslettim sensiz geçen ömrümü,
    değmese de bir yürek bu kurak toprağa yine de terimle yıkadım..
    kapındayım, beni gözlerinle buluştur.
    Beni de kabul et gözlerinin avlusuna..​

    Bilmem dikkat ettin mi, gözlerimin toprağa olan aşkını…
    İçimdeki çocukluğunun büyümemeye olan inadını..
    Sen sorma sakın..
    Boşa tüketme nefesini..
    Morg sessizliğine dönmüş yüzüm tüm soruların cevabıdır.
    Başım toprağa dik açılardan vurulsa da, ben sen kadar yalnızım..
    Küçüğüm senden biliyorsun lakin sana yetişmek isteyen ayaklarıma cevap ver.
    Sakın dur deme bana..
    Sakın herkesin dediği gibi – sen çok iyisin ama üzgünüm bana geçe kaldın – masallarını vurma yüzüme..
    İlla benim ol demiyorum sana..
    Ama gitme, sende gözlerimin içine bakıp yalnızlığın musallasına yatırma..
    Öldürme beni, hayat ver nabızlarından süzülmüş bir avuç suydan..
    Sakın karanlık bırakma beni..
    Sevda alfabesini çökmüşken başıma bir mum uzat yanağıma..
    Bir nefes bırak cocukluğuma…​

     
    ~Esinti~ bunu beğendi.

Sayfayı Paylaş