1. * 5651 Sayılı Kanun'a göre TÜM ÜYELERİMİZ yaptıkları paylaşımlardan sorumludur.
    * Telif hakkına konu olan eserlerin yasal olmayan şekilde paylaşıldığını ve yasal haklarının çiğnendiğini düşünen hak sahiplerinin İLETİŞİM bölümünden bize ulaşmaları durumunda ilgili şikayet incelenip gereği 1 (bir) hafta içinde gereği yapılacaktır.
    E-posta adresimiz

Benim Ustalarım

Konusu 'Sinema, Televizyon Dünyası' forumundadır ve sovalye tarafından 1 Haziran 2011 başlatılmıştır.

  1. sovalye

    sovalye Aktif

    Katılım:
    16 Şubat 2009
    Mesajlar:
    320
    Beğenileri:
    3
    Ödül Puanları:
    630
    Banka:
    5 ÇTL
    [​IMG]


    Lütfi Ömer AKAD

    Sinema yönetmeni.

    1916 yılında İstanbul'da doğdu.
    Fransız Sainte Jeanne d'Arc Okulu, Galatasaray Lisesi, İstanbul Yüksek İktisat ve Ticaret Okulu Maliye Bölümü'nü bitirdi.

    Tiyatro ve sinema yazıları yazdı.
    1948 yılında 'Vurun Kahpeye' ile başladığı yönetmenliğini polisiye filmlerle sürdürerek sinema dilini geliştirdi. Belgeseller çekti, senaryo yazarlığı yaptı.

    Muhsin Ertuğrul sonrası, 'Sinemacılar Dönemi' olarak adlandırılan yıllara ilk önemli yönetmen olarak damgasını vurdu. Ayhan Işık'ın başrolü oynadığı ve Türk Sinemasının klasiklerinden olan 'Kanun Namına' filmiyle büyük bir ün yaptı.

    [​IMG]

    1955'de Yaşar Kemal ile yaptığı işbirliği sonucu kırsal kesimlere yöneldi. 'Beyaz Mendil' filmiyle ikinci önemli filmini çekti.

    1960' lı yıllarda 'Ulusal Sinema', 'Halk Sineması' gibi tartışmalar, Yılmaz Güney ile yaptığı çalışma sonucu ortaya çıkan 'Hudutların Kanunu' , Akad Sineması'nın yeni döneminin başlangıcı oldu.

    Gelin (1973), Düğün (1974), Diyet (1975) üçlemesi de Akad'ın önemli yapıtları arasındadır. 'Gelin'de Yozgat'tan İstanbul'a göçen bir ailenin büyük şehirde ezilmesini, 'Düğün'de Şanlıurfa'dan gelen bir ailenin yine şehirle mücadelesini ve dağılmasını, 'Diyet'te ise emekçilerin dramını anlattı.

    1975'ten itibaren İstanbul Devlet Güzel Sanatlar Akademisi Sinema/TV Enstitüsü'nde Öğretim Görevlisi olarak çalışmaya başladı. 1997 yılında Mimar Sinan Üniversitesi Senatosu kararı ile "Onursal Profesörlük" ünvanı verilen Lütfi Ö.Akad, yurtiçinde ve dışında pek çok ödülün sahibi oldu.

    [​IMG]

    Daha sonra TRT adına 1970 yılının ortalarından itibaren; Ömer Seyfettin'in 'Ferman' , 'Pembe İncili Kaftan' , 'Diyet ve Topuz' adlı öykülerini filmleştirdi. Yine TRT adına, Faruk Erem'in 'Bir Ceza Avukatının Anıları' adlı eserinden kısa TV filmleri çekti. Televizyondaki son çalışması ise 1990 yılında yaptığı 'Dört Mevsim İstanbul' adlı dramatik belgesel oldu.

    Kamerasını oynatmayı pek sevmeyen, mizanseni hareket eden nesneler doğrultusunda çerçevenin içinde yapan,senaryo tekniğine olan hakimiyeti öne çıkan ve mizansenlerdeki başarısıyla, her zaman belli bir seviyeyi tutturan Akad'ın sinemasının dili ve özellikleri hemen tüm filmlerinde hissedilir.

    [​IMG]

    Türk sinemasında tiyatro geleneğinden sinemacılar dönemine geçişi başlatan Akad, film yönettiği yıllarda da tiyatro ya da başka sahne sanatları ile ilgilenmiş, bu alanlarda da üretmiş ama bunları sinemadan ayırmayı, ve sinemanın kendine has tekniğini korumayı başarmıştır.

    "...Sabit bir toplumsal ideolojisi olmayan Akad'ın sinema dili hiç kimse tarafından yadsınmayacak denli duru/saf, gösterişten ve yapaylıktan tümüyle soyutlanmış bir dildir. Düz bir anlatım tüm filmlerine egemendir. Tüm filmografisinde alegorik anlatım, geri dönüşler, teması ortak olan koşut kurgular, ya da buna benzer ortalama seyircinin algılamakta güçlük çekeceği hiç bir anlatım üslubu gözükmez. Onun kamerası tıpkı fotoğraf makinesi gibi gerçeği olabildiğince tespite yöneliktir. O belki de sinemamızın kendine özgü dilini oluşturmuş, örnek olmuş, ve bundan sonra da olacak tek ustasıdır..."

    [​IMG]

    - Ödüllerinden:

    1953 1. Türk Film Festivali ‘Türk Film Dostları Derneği’ "Kanun Namına" En İyi Film, En İyi Yönetmen
    1955 3. Türk Film Festivali "Bulgar Sadık" En İyi Film, En İyi Yönetmen
    1965 34. İzmir Enternasyonal Fuarı 1. Film Şenliği "Üç Tekerlekli Bisiklet" En İyi Film
    1967 4. Antalya Film Festivali "Hudutların Kanunu" En İyi 2. Dram Filmi
    1968 5. Antalya Film Festivali "Vesikalı Yarim" En İyi 2. Film
    1973 5. Altın Koza Adana Film Festivali "Gelin" En İyi Film
    1974 11. Antalya Film Festivali "Düğün" En İyi Film, En İyi Yönetmen
    1983 20. Antalya Film Festivali Bütün çalışmaları için Onur Ödülü
    1987 Sinema sanatına yaptığı katkılardan dolayı “Altın Lale” Ödülü
    1994 31.Antalya Film Festivali, Film Yönetmenleri Onur Ödülü

    [​IMG]

    - Filmografisinden:
    Vurun Kahpeye 1948
    Lüküs Hayat 1950
    Arzu ile Kamber 1951
    Kanun Namına 1952
    Katil 1953
    Vahşi Bir Kız Sevdim 1954
    Meçhul Kadın 1955
    Meyhanecinin Kızı 1957
    Zümrüt 1958
    Yalnızlar Rıhtımı 1959
    Dişi Kurt 1960
    Sessiz Harp 1961
    Üç Tekerlekli Bisiklet 1962
    Hudutların Kanunu 1966
    Kızılırmak Karakoyun 1967
    Vesikalı Yarim 1968
    Vahşi Çiçek 1971
    Yaralı Kurt 1972
    Gelin 1973
    Düğün 1974
    Diyet 1975

    (güven ankara tarafından sinematurk.com, Burçak Evren/Altyazı Dergisi, Yalçın Özgül/turksinemasi.com kaynakları kullanılarak hazırlanmıştır.)

    Not: Yönetmenin 'Kanun Namına' adlı filmini, 'Benim Klasiklerim' başlığında bulabilirsiniz.
     
  2. sovalye

    sovalye Aktif

    Katılım:
    16 Şubat 2009
    Mesajlar:
    320
    Beğenileri:
    3
    Ödül Puanları:
    630
    Banka:
    5 ÇTL
    [​IMG]


    John FORD

    İrlanda kökenli bir ailenin oğlu olarak 1894 yılında Amerika'da doğdu.
    Gerçek adı John Martin Feeney'dir.

    Gençliğinde yeni yeni güçlenmeye başlayan film sektöründe çalışmaya başladı.
    Hollywood henüz sanat adına ciddi atılımlar yapmaktan çok uzaklardayken, bir rastlantı sonucu yönetmenlik koltuğuna oturdu ve Jack Ford adiyla filmler yönetmeye başladı.

    İlk yönetmenliğini yaptığı 1917 yapımı "The Tornado" nun senaryosunu da kendi yazdı.

    1939 yılına kadar 100'e yakın film yönetti.
    1939, kariyerinin bir dönüm noktası oldu, zira en iyi filmlerinden "Posta Arabası"nı (Stagecoach) bu tarihte çıkardı.

    Daha sonra "Gazap Üzümleri" (The Grapes Of Wrath), "Vadim O Kadar Yeşildi ki" (How Green Was My Valley), "Aslanlar Diyarı" (Rio Grande), "Sessiz Amerikalı" (The Quiet Man) gibi başyapıtlar art arda geldi.

    1956'da belki de en iyi filmi olan "Çöl Aslanı"nı (The Searchers) çekti.

    [​IMG] [​IMG]

    Bu zirveden sonra gerileme dönemine girdi, çünkü artık yaşlanıyordu.
    Eskisi gibi ses getiren filmler yapamadıysa da sinemayı asla bırakmadı.
    Sanatçı saygınlığını ise hep korudu.

    John Ford, 31 Ağustos 1973 günü yaşama veda etti.

    Dünya ve ABD sinemasının gelmiş geçmiş en büyük yönetmenlerinden biri olan Ford'un filmlerindeki amacı insan denen yaratığın gizlerini çözebilmekti. Kimi zaman insancıl dramlar veya iyimser serüvenleri anlattığı ve belirgin bir hüzün duygusu farkedilen filmlerindeki karakterler her zaman incelikle çizilmiştir.

    Akira Kurosawa, Martin Scorsese ve Steven Spielberg gibi önemli yönetmenlerin de ilham kaynağı olan Ford'un favori türü, 'vahşi batı'yı zaman zaman gerçekçi bir yaklaşımla aktardığı western filmleri; en gözde oyuncusu John Wayne, en sevdiği çekim mekanı ise Arizona'daki Monument Valley'di.

    - Ödüllerinden:
    Sinema yaşamı boyunca 31 Ödülü ve ayrıca 13 adaylığı bulunan John Ford, "The Informer" (1935), "Gazap Üzümleri "(The Grapes Of Wrath) (1940), "Vadim O Kadar Yeşildi ki"How Green Was My Valley" (1941), "Sessiz Amerikalı" (The Quiet Man) (1952) filmleriyle 4 kez Oscar kazandı, bu da kendisini en çok Oscar kazanan yönetmen konumuna getirdi.

    Ayrıca, American Film Institute(AFI)'den 'Yaşam Boyu Başarı Ödülü' alan ilk addır(1973).

    [​IMG] [​IMG]

    - Yönetmen filmografisinden:
    Cheyenne Autumn (Baharda Hücum) 1964
    Donovans Reef (Çılgınlar Batakhanesi) 1963
    The Man Who Shot Liberty Valance (Kahramanın Sonu) 1962
    Two Rode Together (Kanlı Mücadele) 1961
    Sergeant Rutledge (Masum Suçlu) 1960
    The Horse Soldiers (Kahraman Süvariler) 1959
    The Last Hurrah 1958
    The Wings Of Eagles 1957
    The Searchers (Çöl Aslanı) 1956
    Mister Roberts (Bay Roberts) 1955
    Mogambo 1953
    The Quiet Man (Sessiz Amerikalı) 1952
    Rio Grande (Aslanlar Diyarı) 1950
    She Wore A Yellow Ribbon (Sarı Eşarplı Kız) 1949
    3 Godfathers (3 Baba) 1948
    The Fugitive (Kaçak) 1947

    [​IMG] [​IMG]

    My Darling Clementine (Kanun Dışı) 1946
    They Were Expendable 1945
    How Green Was My Valley (Vadim O Kadar Yeşildi ki) 1941
    The Grapes Of Wrath (Gazap Üzümleri) 1940
    Stagecoach (Posta Arabası) 1939
    The Hurricane (Kasırga) 1937
    The Informer (Muhbir)1935
    Judge Priest 1934
    Men Without Women 1930
    The Black Watch 1929
    Four Sons 1928
    Upstream 1927
    Shamrock Handicap 1926
    Kentucky Pride 1925
    The Iron Horse (Demir At) 1924
    Hoodman Blind 1923
    Little Miss Smiles (Küçük Hanımefendi) 1922
    The Big Punch 1921
    Just Pals 1920
    Gun Law 1919
    Hell Bent 1918
    The Tornado 1917

    [​IMG] [​IMG]

    - Senarist filmografisinden:
    The Battle of Midway (Midway Muharebesi) 1942
    The Last Outlaw 1936
    Up The River 1930
    Three Jumps Ahead 1923
    The Big Punch 1921
    Under Sentence 1920
    A Gun Fightin' Gentleman 1919
    Delirium 1918
    The Tornado 1917

    - Yapımcı filmografisinden:
    Butch Cassidy and the Sundance Kid (Sonsuz Ölüm) 1969
    Donovans Reef (Çılgınlar Batakhanesi) 1963
    Two Rode Together (Kanlı Mücadele) 1961
    She Wore A Yellow Ribbon (Sarı Eşarplı Kız) 1949
    The Fugitive (Kaçak) 1947
    The Long Voyage Home 1940

    (güven ankara tarafından imdb.com, sinematurk.com, sinemaforum.net, sourtimes.org, tr.wikipedia.org kaynakları kullanılarak hazırlanmıştır.)

    Not: Yönetmenin "Gazap Üzümleri" (The Grapes Of Wrath) adlı filmini 'Benim Klasiklerim' başlığında bulabilirsiniz
     
  3. sovalye

    sovalye Aktif

    Katılım:
    16 Şubat 2009
    Mesajlar:
    320
    Beğenileri:
    3
    Ödül Puanları:
    630
    Banka:
    5 ÇTL
    [​IMG]


    Osman F. SEDEN

    Sinema yönetmeni, senarist, yapımcı ve oyuncu.


    1924 yılında İstanbul'da doğdu.

    Sinemacı bir aileden geliyordu. Babası, Türkiye'de ilk sinema salonlarından birini açan ve ilk özel film yapımevini kuran sinemacı Kemal Seden'dir.

    Meslek yaşamına daha çocuk yaşlardayken, yabancı filmlerin altyazılarını tercüme ederek başladı. Yaşamı boyunca 100'ün üzerinde senaryo yazıp, film yönetti. Yönetmenliğini yaptığı filmlerde küçük rollerde yer aldı. Lütfi Akad'la senaryo çalışmaları yaptı. Bir çok filmini çektiği Seden Film Şirketi'ni kurdu.

    1956`da ilk filmi "Kanlarıyla Ödediler"i çekti.
    1959`da çektiği "Düşman Yolları Kesti" adlı filmle Türk sinemasının önemli yönetmenleri arasına girdi.

    Genellikle duygusal filmler çekmesine rağmen bir dönem Feridun Karakaya'nın unutulmaz tiplemesi "Cilali İbo" serisi gibi filmleri de yönettti. Sinema filmlerinin dışında son dönemlerinde pek çok TV dizisinin yönetmenliğini yaptı.

    1940'larda genel anlamda tiyatro etkisi altında olan ve sinema dilinin olanaklarını kullanma adına pek de yaratıcı olmayan Türk sinemasının çehresini değiştirmek yönünde dinamik, heyecanlı, hareketli, çekim ve kurgu tekniklerinden azami ölçüde faydalanan, hayatın içinden alınmış gerçek olayları perdeye taşıyan filmler yaptı.

    [​IMG] [​IMG]

    Filmlerinin çoğunun senaryosunu da yazıp, Türk sinemasının en çok film çeken yönetmenleri arasında yer alan ve sanat yaşamı boyunca birçok ödül kazanan Seden'e, Kültür Bakanlığı tarafından 1991 yılında Devlet Sanatçısı unvanı verildi.

    Osman F. Seden, 29 Ağustos 1998 günü İstanbul'da yaşama veda etti.

    Sinema eleştirmeni Atilla Dorsay, şöyle anlatır Osman F.Seden'i :
    "...Bizzat Yeşilçam'ı oluşturanlardan biriydi. O belki de Oscar Wilde gibi dehasını gündelik yaşama koymuş, filmlerine ancak yeteneği kalmıştı. Bir Ada vapurunda, Büyükada'da bir sahil kahvesinde, bir Antalya festivalinde, bir panel öncesi ve sırasında ondan kapabilecekleriniz sonsuzdu. O, gerçek, katışıksız ve tam bir İstanbul efendisiydi, çok yaşamış ve yaşadıklarını damıtmış bir Osmanlı-Türk aydınıydı..."

    Ve Doğan Hızlan'ın dediği gibi, "...Osman F.Seden, sinemanın serüveniyle toplumun serüvenini film karesinde buluşturdu. Kimi zaman gerçek bir düzlemde, kimi zaman hayal perdesinde. Ama hayatımızda hep karşılığı vardı. Türk filmlerini küçümsediğimiz dönemlerin, gerekçe gösterilen yönetmenlerinden biriydi. Oysa bizi bize gösteren aynalardan birini tutuyordu. Kendimizi tutacağamıza keşke ağlasaydık. Bizim de melodram kahramanı olduğumuz günler yok muydu? Hadi canım siz de..."

    [​IMG] [​IMG]

    - Yönetmen filmografisinden:
    Nice Yıllardan Sonra 1997
    Suçlu 1989
    Tek Başına Bir Kadın 1988
    Utanç Yılları 1987
    Savunma 1986
    Tele Kızlar 1985
    Karanfilli Naciye 1984
    Gecelerin Kadını 1983
    Aşkların En Güzeli 1982
    Günah Defteri 1981
    Beş Parasız Adam 1980
    Pusu 1979
    Vahşi Gelin 1978
    Silah Arkadaşları 1977
    Delicesine 1976
    Ateş Böceği 1975
    Çirkin Dünya 1974

    [​IMG] [​IMG]

    Yaban 1973
    İlk Aşk 1972
    Dişi Hedef 1971
    Mazi Kalbimde Yaradır 1970
    Gülnaz Sultan 1969
    Gül ve Şeker 1968
    Merhamet 1967
    Çalıkuşu 1966
    Sevinç Gözyaşları 1965
    Anadolu Çocuğu 1964
    Bana Annemi Anlat 1963
    Külhan Aşkı 1962
    İki Aşk Arasında 1961
    Aşktan da Üstün 1960
    Düşman Yolları Kesti 1959
    Altın Kafes 1958
    Bir Avuç Toprak 1957
    Şehir Yıldızları 1956
    Kanlarıyla Ödediler 1955

    [​IMG] [​IMG]

    - Senarist filmografisinden:İlk Aşk 1997
    Karanfilli Naciye 1984
    Toprağın Oğlu 1978
    Cilalı İbo Teksas Fatihi 1971
    Sefiller 1967

    - Yapımcı filmografisinden:
    Zühre 1996
    Yeniden Doğmak 1987
    Mahkum 1972
    Düğün Gecesi 1966
    İzmir Ateşler İçinde 1959

    - Oyuncu filmografisinden:
    Hasret Sancısı 1982
    Zübük 1980
    Yüz Numaralı Adam 1978
    Ateş Böceği 1975
    Külhan Aşkı 1962

    (güven ankara tarafından sinematurk.com, turksinemasi.com, tulumba.com.tr, hurarsiv.hurriyet.com.tr kaynakları kullanılarak hazırlanmıştır.)

    Not: Yönetmenin "Düşman Yolları Kesti" adlı filmini, 'Benim Klasiklerim' başlığında bulabilirsiniz.
     

    Ekli Dosyalar:

    • 5637_1.jpg
      5637_1.jpg
      Dosya Boyutu:
      45,7 KB
      Görüntüleme:
      194
  4. sovalye

    sovalye Aktif

    Katılım:
    16 Şubat 2009
    Mesajlar:
    320
    Beğenileri:
    3
    Ödül Puanları:
    630
    Banka:
    5 ÇTL
    [​IMG]


    Alan J. PAKULA

    Polonya asıllı, ABD'li film yönetmeni, yazar, yapımcı.


    1928 yılında New York / ABD'de doğdu.

    Long Island'da ve Manhattan'da büyüyen Pakula 1948 yılında Yale Drama Okulu'ndan mezun olduktan sonra Warner Bross'ın çizgi drama bölümünde asistan olarak çalışmaya başladı. Ardından Metro Goldwyn Mayers ve Paramount Pictures'da asistanlık yaptı.

    Tiyatro yönetmenliği de yapan sanatçının gelecekte 'oyuncu yönetmeni' olarak tanınmasının başlıca nedeni tiyatro geçmişidir. "Antigone"yi 1950 yılında Los Angeles Circle Tiyatrosu'yla sergileyen Pakula'nın oyunu, yönetmen/prodüktör Don Hartman tarafından izlendi ve çok beğenildi. Hartman daha sonra Paramount şirketinde çalışmaya başladı ve Pakula'yı da yanına aldı.

    1956 yılında Paramount'ta tanıştığı Dore Schary ile birlikte bir prodüksiyon şirketi kurdu.
    Şirketin ilk filmi Anthony Perkins'in başrolde oynadığı "Fear Strikes Out/Korku Patlak Verdi" oldu(1957).

    1962 yılında Robert Mulligan'la birlikte "To Kill a Mockingbird/Bülbülü Öldürmek" ü gerçekleştirdiler (1962).

    [​IMG] [​IMG]

    1969 yılında Liza Minnelli'nin başrolde oynadığı "The Sterile Cuckoo/İlk Aşk" ile ilk uzun metrajlı filmini çekti.

    1971 yılında yaptığı Donald Sutherland ve Jane Fonda'lı "Klute/Fahişe" büyük ses getirdi.
    Sinema sanatı bakımından açı kullanımı, gölge oyunları, dinginlik ve sistem eleştirisiyle bir kara film olarak anılabilecek "Klute/Fahişe", politik-gerilimin kilit özelliklerini kullanan ilk eser olarak da öne çıkıyor ve Pakula, alanın soğukkanlı yönetmenlik stilini benimseyerek çığır açarken kariyerinin ilerleyen bölümünün de ipuçlarını vermiş oluyordu.

    Ne var ki, gişe başarısızlığına uğrayan "Love and Pain and the Whole Damn Thing"(1973) ile yine finansal açıdan Pakula'yı zorlayan "The Parallax View/Parallax Esrarı"(1974) filmlerinin Pakula'yı bitireceği düşünülmeye başlandı.

    Ancak, ABD eski Başkanı Nixon yönetiminin yıkılmasına yol açan Watergate politik skandalını ortaya çıkaran Washington Post muhabirleri Bob Woodward ve Carl Bernstein'in araştırmalarını beyazperdeye uyarladığı "All the President's Men/Başkanın Bütün Adamları"(1976) ile Pakula unutulmaz bir dönüş yaptı. Ve 1976'da En İyi Yönetmen Oscar adayı oldu. Pakula, aynı filmle New York Film Eleştirmenleri Derneği'nin En İyi Yönetim Ödülünü de aynı yıl kazandı ve film aynı yıl yine aynı kurum tarafından yılın En İyi Filmi seçildi.

    [​IMG] [​IMG]

    İkinci ses getiren filmi olan ve bir annenin İkinci Dünya Savaşı sırasında faşist Almanya'da karşılaştığı ölümcül paradoksu ustaca anlattığı Meryl Streep'li unutulmaz "Sophie's Choice/Sophie'nin Seçimi" filmiyle 1982'de En İyi Uyarlama Senaryo dalında Oscar adayı oldu.

    1990'lı yıllarda "The Pelican Brief/Pelikan Dosyası" ve "Pressumed Innocent/Şüphe Altında" gibi gerilim filmlerini çekti.

    Provake edici konular seçmesi, politik-gerilim tarzı filmleri ve güçlü oyuncularla çalışmasıyla tanınan, 3 kez Oscar'a aday olan, belirsizliğin ve merakın ustası yönetmen Pakula'nın son filmi, 1997 yılında çektiği, Brad Pitt ve Harrison Ford'lu "Devil's Own/Sessiz Düşman" oldu.

    Sinema oyuncusu Hope Lange ile 1963 - 1971 yılları arasında evlilik yaşadı.
    1973'te evlendiği Hannah Cohn Boorstin ile ise ölünceye kadar evli kaldı.

    Sinema dünyasının en saygın yönetmenlerinden birisi olan, 11 Ödülü ve ayrıca 6 adaylığı bulunan, film senaryoları da yazan Alan J.Pakula, 19 Kasım 1998 günü yaşama veda etti.

    [​IMG] [​IMG]

    - Ödüllerinden:
    1975 Avoriaz Fantastic Film Festival, Eleştirmenler Ödülü (The Parallax View)
    1977 New York Film Critics Circle Awards, En İyi Yönetmen (All the President's Men)
    1984 Kinema Junpo Awards, En İyi Yabancı Film (Sophie's Choice)
    1984 Mainichi Film Concours, En İyi Yabancı Film (Sophie's Choice)
    1984 Robert Festival, En İyi Yabancı Film (Sophie's Choice)
    1986 Avoriaz Fantastic Film Festival, Büyük Ödül (Dream Lover)

    - Filmografisinden:
    The Devil's Own (Sessiz Düşman), Yönetmen 1997
    The Pelican Brief (Pelikan Dosyası), Yönetmen/Yapımcı/Senaryo 1993
    Consenting Adults (Komşunun Karısı), Yönetmen/Yapımcı 1992
    Presumed Innocent (Şüphe Altında), Yönetmen/Senaryo1990
    See You in the Morning (Sabaha Görüşürüz) 1989
    Orphans, Yönetmen/Yapımcı 1987
    Dream Lover, Yönetmen/Yapımcı 1986

    [​IMG] [​IMG]

    Sophie's Choice (Sophie'nin Seçimi), Yönetmen/Yapımcı/Senaryo 1982
    Rollover, Yönetmen 1981
    Starting Over (Yeni Baştan), Yönetmen/Yapımcı 1979
    Comes a Horseman Yönetmen 1978
    All the President's Men (Başkanın Adamları), Yönetmen 1976
    The Parallax View (Parallax Esrarı), Yönetmen/Yapımcı 1974
    Love and Pain and the Whole Damn Thing, Yönetmen/Yapımcı 1973
    Klute (Fahişe), Yönetmen/Yapımcı 1971
    The Sterile Cuckoo, Yönetmen/Yapımcı 1969
    The Stalking Moon (Görünmeyen Düşman), Yapımcı 1968
    Up the Down Staircase (Kolejdeki Günlerim), Yapımcı 1967
    Baby the Rain Must Fall (Kaderin Oyunu), Yapımcı 1965
    Love with the Proper Stranger, Yapımcı 1963
    To Kill a Mockingbird (Bülbülü Öldürmek), Yapımcı 1962
    Fear Strikes Out, Yapımcı 1957

    (güven ankara tarafından sinema.com, sinematurk.com, Kerem Akça/haberturk.com.tr, imdb.com kaynakları kullanılarak hazırlanmıştır.)

    Not: Yönetmenin "Sophie's Choice/Sophie'nin Seçimi" adlı filmini 'Benim Klasiklerim' başlığında bulabilirsiniz.
     
  5. sovalye

    sovalye Aktif

    Katılım:
    16 Şubat 2009
    Mesajlar:
    320
    Beğenileri:
    3
    Ödül Puanları:
    630
    Banka:
    5 ÇTL
    [​IMG] [​IMG]

    [​IMG]


    Yılmaz GÜNEY

    Sinema yönetmeni/oyuncusu/senaryo yazarı, şair, yazar.


    "...Hüznün sayısız tonu, bir çok yüzü vardır; çiçekler, kuşlar, rüzgarlar gibi.
    Ben bazı yakın arkadaşlarım aracılığıyla, hüznü, sevgi ve kederi anlatmaya çalıştım;her ne kadar bazıları tarafından anlaşılmaz ve inanılmaz bulunsa da..." (Yılmaz Güney)

    1937 yılında, topraksız bir köylü ailenin iki çocuğundan biri olarak Yenice, Karataş/Adana 'da dünyaya geldi.
    Gerçek soyadı Pütün'dür. Kendi ifadesine göre Pütün, "kırılması zor, sert meyve çekirdeği" demektir.

    10 yaşındayken evden kaçarak Adana'daki akrabalarının yanına gitti.
    Bir süre Kemal ve And Film şirketlerinin bölge temsilcisi olarak çalıştı.

    Üniversite okumak üzere İstanbul'a gitti ve Atıf Yılmaz ile tanıştı. Bu süreçte bir yandan da öyküler yazıyordu. Daha sonra Atıf Yılmaz'ın da desteğiyle sinemada çalışmalarına başladı.

    1959 yılında Atıf Yılmaz'ın yönetmenliğini yaptığı "Bu Vatanın Çocukları" ve "Alageyik" isimli filmlerin hem senaryosunu yazdı hem de filmlerde rol aldı ve oynadı. "Karacaoğlan'ın Karasevdası"nda da yönetmen yardımcılığı yaptı.

    "Yeni Ufuklar" ve "On Üç" gibi dergilere de öyküler yazan Yılmaz Güney, bir öyküsünde komünizm propagandası yaptığı gerekçesiyle yargılandı ve 1961 yılında bir buçuk yıl hapis cezasına mahkum oldu.

    Hapishaneden çıktıktan sonra 1963'te "İkisi de Cesurdu" adlı iddiasız bir filmin senaryosunu yazdı ve baş rolünü oynadı. Ferit Ceylan'ın yönettiği bu film, Güney'in bundan sonraki filmlerinin ana malzemesi haline getireceği "kabadayı mitosu"nun temellerini attı.

    1964'te yine senaryosunu yazıp, oynadığı "Koçero" Anadolu'da büyük iş yaptı.

    Aynı yıl rol aldığı "10 Korkusuz Adam" filminde hiç konuşmayan, sürekli arka cebinde taşıdığı konyağı içen bir ayyaşı canlandırdı. Bu rolü filmde fazla bir önem taşımadığı halde Yılmaz Güney, diğer oyuncular Tamer Yiğit, Adnan Şenses, Tunç Oral ve Özkan Yılmaz'ı gölgede bıraktı. Güney'in göründüğü sahnelerde sinema salonları inledi.

    Böylece Yılmaz Güney bir mitos haline gelmeye başlayarak senarist ve oyuncu olarak birçok film çevirdi. Bu dönemde Çirkin Kral lakabını aldı.

    [​IMG]

    Güney'in sineması, o tarihe kadar genelde melodramlardan, uyarlamalardan ve savaş öykülerinden oluşan Türk sinemasına yeni bir soluk getirdi. Filmleri, Türk tarzı yaşamın daha artistik ve daha kişisel bir yorumuydu. Filmlerinde ezilen, hor görülen bir "Anadolu çocuğunun" otoriteye başkaldırısı vardı. Bu dönem boyunca oyunculuğunu geliştiren Yılmaz Güney, abartısız ve yalın oyunculuk anlayışı bu dönemde artık oturtmuştur.

    Yılmaz Güney 1972 yılında "devrimcilere yardım ve yataklık yaptığı" gerekçesiyle 2 yıl hapse ve sürgüne mahkum edildi. Yılmaz Güney içeride kaldığı süre boyunca sinema ve sanat ile ilgili fikirlerini; şiir ve öykülerini o dönemde çıkarmaya başladığı Güney dergisinde yayınladı.

    1974'te cezaevinden çıktı. İki yıldan fazla cezaevinde kalan Yılmaz Güney aynı yıl "Arkadaş" filmini çekti. Yine aynı yıl "Endişe" adlı filmi çekerken Yumurtalık ilçesindeki bir gazinoda ilçe yargıcı Sefa Mutlu'yu tabancayla vurarak öldürmekten tutuklandı ve 25 Ekim'de Ankara 1. Ağır Ceza Mahkemesi'nde başlayan yargılamaların sonucu 13 Temmuz 1976'da 19 yıl hapis cezasına çarptırıldı.

    Cezaevinde sinema ile olan ilgisi devam etti. Bu dönemde yazdığı Zeki Ökten tarafından çekilen "Sürü" ile Şerif Gören tarafından yurt dışında ve yurt içinde büyük ilgi gören "Yol" çekildi.

    12 Eylül faşist döneminde kendi dergisi olan "Güney"de yazdığı yazılardan dolayı yaklaşık yüz yıla yakın ceza istemiyle yargılanıyordu. 1981'de Isparta yarı açık cezaevinden izinli olarak ayrıldı ve yurt dışına kaçtı.

    Türkiye'den kaçtığı 1981 yılına kadar Güney adı ve çalışmaları yabancı sinemaseverler tarafından pek bilinmezken, bu kaçıştan itibaren gerçekleşen olaylar Güney adını tüm dünyaya duyurdu. Cezaevinden firar ettikten sonra kurgusunu tekrar yaptığı "Yol" filminin, 1982 Cannes Film Festivali'nde Altın Palmiye kazanmasıyla birlikte Güney, yalnız kaçış olayıyla değil filmleri ile de anılmaya başladı.

    Yeni keşfinin heyecanını yaşayan dünya sinemasına, Fransada senaryosunu yazıp, yönettiği "Duvar" (Le Mur) filmini sundu (1983).

    Sinemanın yanısıra yazın alanında da ürettti ve "Boynu Bükük Öldüler", "Salpa", "Sanık Hücrem", "Oğluma Masallar", "Zavallılar" gibi ses getiren yapıtlara imza attı.

    Yılmaz Güney 9 Eylül 1984 günü Paris'te yaşama veda etti.
    Mezarı halen oradadır.

    [​IMG]

    - Yılmaz Güney Sineması:
    “İlk oynadığım filmlerde yarattığım tip aşağı yukarı ezilmiş bir adamdır,dürüst bir kişiliği canlandırdım, bunu düpedüz yaşamın getirdiği deneylerden çıkardım...Güzel adam, bizim toplumun adamı değildir...Amerikan sinemasının adamıdır. Ben hep halkımın karakterini oynadım” diyen Yılmaz Güney, ilk fabrika işgallerinin, tütün ve toprak yürüyüşlerinin, ulusal petrol, ulusal bağımsızlık kampanyalarının sürdürüldüğü 60'lı yıllarda 100’ün üstünde oyunculuk ve yasaklı “Seyyit Han”la başlayan başarılı yönetmenlik denemesinden sonra 1970’lerin başından itibaren “Umut”, “Acı", “Ağıt” ve “Arkadaş" gibi toplumsal içerikli filmlerle sinemamıza damgasını vurdu.

    Hem bir yönetmen hem bir oyuncu olarak zor hayatların insanı olan sinemamızının 'Çirkin Kral'ının adı sansürle, yasakla, mahpusla, kelepçeyle anıldı hep. Fırtınalı yaşamın kollarında oradan oraya savrulurken yazdı, yönetti, üretti. Yol gösteren değil düşünmeye sevkeden filmler yaptı.

    O, Orhan Kemal’lerin, Yaşar Kemal’lerin havasını solumuş, hem yalnızlığın hem de ekmek kavgasıyla çıkar kavgasının kol kola gezdiği bir dünyanın insanıydı. Hayatın kendisiydi Yılmaz Güney, hep kendisiydi, insanı oynuyordu. Daima haksızlığa karşı koyan cesareti, esmer, kavruk yüzünden eksik etmediği gülüşü ile sinemada ismi hep öne yazıldı.

    "Çoğu zaman sokaktan hızla geçerken farkedemediğimiz şeyler vardır, ben durup baktım ve onları anlattım...Benim gerçek yargıcım halktır" diyordu. Halk tarafından sevilmesinin nedeni de buydu Yılmaz Güney’in.

    1968 yılında senaryosu yazıp, yönetmenliğini yaptığı ve oynadığı "Seyyit Han", yoksul aşıkla sevdiği kıza göz koyan ağa mücadelesi çerçevesinden “kurban ve cellat” ilişkisine işaret ederek trajik bir öyküden yola çıkan başarılı bir toplumsal uyarlamaydı. Türk sinemasında toplumsal gerçekçiliğe kapı açtı.

    Yine 1968’de “Aç Kurtlar”, 1969’da “Bir Çirkin Adam”ın ardından en iyi Türk filmi sayılan “Umut”la(1970) Güney o zamana dek alışılmış kalıpların ötesinde apaçık bir gerçekçilikle tepkisini ortaya koyuyordu. "Seyyit Han"la başlayan toplumcu bakışını geliştiriyordu.

    1971, Güney’in en verimli devrelerinden biridir. "Ağıt", "Acı" ve "Umutsuzlar" arka arkaya aynı yıl ortaya konan sinemamızın başyapıtlarıdır. Kısaca, “Ağıt” düzenle savaşım veren bir kaçakçı çetesini, “Acı" sert ve acımasız Anadolu’da öç alma töresini, “Umutsuzlar” yer altı düzeninin dünyasında tutkulu bir aşka fedayı anlatır. “Baba” ise ailesinin geçimini sürdürmek için bir cinayeti üstlenen kişinin öyküsüdür.

    Güney’in olgunluk devresini ve bugüne uzanan kalıcı yerini kazandıran ikinci hapisliğinde yani 1974’teki filmi “Arkadaş" olmuştur. Biri sınıfını değiştiren öğrencilik yıllarındaki iki kafadar arkadaşın yıllar sonra bir araya gelişlerinde yaşadıkları olayları anlatan bir öykü olan "Arkadaş"; kuruluşu, dramatik yapısı ve izleğiyle gelmiş geçmiş filmler arasında yeşilçama ve geleneksel anlayışına karşı çıkan bir duruşu sergilemiştir. Filmin özellikle finalinde “Hesabı sorulacak bir tokatla” verilen mesaj belleklerden silinmemiştir. "Arkadaş", gerçekçilik yolunda ve olgunlaşmada yeni bir aşamayı ve noktayı belirliyordu.

    [​IMG]

    Yumurtalık savcısı cinayeti suçlamasından sonra yaşadığı tutukluluk devresinde önce “Sürü" (1979), ardından “Düşman”da (1980) Zeki Ökten ve “Yol” (1982) filminde Şerif Gören’le birlikte çalıştı. Tümünün senaryosu hatta kurguları kendisine aitti ve alışılmış çizgisini hapisliğine rağmen sürdürdüğü filmlerdi. Hem de dünyada eşi benzeri görülmemiş bir biçimde, yönetmenin tutukluyken de yapıtlarını gerçekleştirebilmesi gibi benzersiz bir olayı yansıtmıştır.

    Yılmaz Güney Türk sineması için bir kazançtı. Adı Larousse’den Hallivel Filmgoer’s Companion’a tüm ansiklodedik kaynaklarda yeralabilen, filmleri Film Guide’lara girmiş tek Türkiye sinemacısıydı. Ve Anadolu’nun bir köyünden gelip de sinemada dünya çapında yer edinmek kolay yabana atılabilecek bir şey de değildi.

    Sadece ülkesinde değil dışarıda da kısa sayılabilecek yaşamında sinemaya hem kendi yaşamını hem de gözlemlediği insanların yaşamlarını taşıyarak adından sözettirmeyi başarabilmişti.

    "Umut", "Acı", "Ağıt", "Arkadaş", "Seyyit Han" gibi filmler, bugün bile sadece Türkiye seyircisi için değil dünya seyircisi için de ilginç değerler taşımaktadır.

    - Hakkındaki yorum ve görüşlerden bir derleme:
    “Yılmaz Güney, sinemamızın en önemli bir numaralı yönetmeni olmaya devam ediyor.” (Onat Kutlar)

    “Ben onu yalnız bir sanatçı olarak görmüyorum. "Beyazperde" yoluyla ve sinemanın da ötesinde geniş kitleleri, ezilmiş insanları, sorunları olan insanları etkileyen bir sinemacı." (Mahmut Tali Öngören)

    “Yılmaz kadar Türk toplumunun çelişkilerini hisseden, yakalayan ve sinemasına yansıtan bir sanatçı olmamıştır.”(Atilla Dorsay)

    “O, sinemamızın şairidir."(Ayşe Emel Mesci)

    “Entelektüel, yaşadığı toplum için sıkıntı duyan, muhalif olan ve bunu yaptıklarıyla ifade eden kişidir. Yılmaz Güney hiç kuşkusuz ki bu tanımın içine girer, bu çabayı göstermiş bir insandır. Çok başarılı bir sinemacı ve yazardır."(İnci Aral)

    “Müthiş bir sinema tutkunu… O, Türk sinemasını gelmiş geçmiş en önemli sinemacısıydı. Eğrisiyle, doğrusuyla delikanlıydı. Dosttu. Arkadaştı.” (Arif Keskiner)

    “Ve Yılmaz Güney, bütün engellemelere, yasaklamalara rağmen arkasında toplumun çok çeşitli kesimlerini peşinden sürükleyen filmler ve unutulmayacak bir isim, bir lejand (efsane) bırakarak gitti." (Atıf Yılmaz)

    [​IMG]

    - Ödüllerinden:
    1967 IV. Antalya Film Festivali, En İyi Erkek Oyuncu (Hudutların Kanunu)
    1969 I. Adana Film Festivali, En İyi Erkek Oyuncu (Seyyit Han)
    1970 II. Adana Film Festivali, En İyi Film, En İyi Erkek Oyuncu (Umut)
    1970 Grenoble Film Festivali, Juri Özel Ödülü (Umut)
    1971 III. Adana Film Festivali, En İyi Film, En İyi Yönetmen, En İyi Senaryo (Ağıt)
    1971 III. Adana Film Festivali, En İyi 2. Film, En İyi Erkek Oyuncu (Acı)
    1971 III. Adana Film Festivali, En İyi 3. Film (Umutsuzlar)
    1972* IV. Adana Film Festivali, En İyi Film, En İyi Erkek Oyuncu (Baba)
    1975 XII. Antalya Film Festivali, En İyi 2. Film (Arkadaş)
    1975 XII.Antalya Film Festivali, En İyi Senaryo (Endişe)
    1979 Berlin Film Festivali, En İyi Senaryo (Düşman)
    1982 Cannes Film Festivali, Altın Palmiye Ödülü (Yol)

    *1972 IV. Adana Film Festivali'nde kazandığı Ödüller, dönemin baskıcı hükümetinin girişimiyle geri alındı.

    - Yönetmen Filmografisinden:
    Duvar 1983
    Yol 1981
    Sürü 1978
    Endişe 1974
    Ağıt 1971
    Umut 1970
    Aç Kurtlar 1969
    Pire Nuri 1968
    Bana Kurşun İşlemez 1967
    At Avrat Silah 1966

    [​IMG]


    - Oyuncu Filmografisinden:
    Endişe 1974
    Ağıt 1971
    Umut 1970
    Aç Kurtlar 1969
    Seyyit Han 1968
    Balatlı Arif Arif 1967
    Çirkin Kral 1966
    Ben Öldükçe Yaşarım 1965
    Mor Defter 1964
    İkisi De Cesurdu 1963
    Tatlı Bela 1961
    Dolandırıcılar Şahı 1960
    Ala Geyik 1959

    - Senarist Filmografisinden:
    Duvar 1983
    Yol 1981
    Düşman 1979
    Sürü 1978
    Bir Gün Mutlaka 1975
    Arkadaş 1974
    Umut 1970
    Bin Defa Ölürüm 1969
    Bana Kurşun İşlemez 1967
    Hudutların Kanunu 1966
    Gönül Kuşu 1965
    Hergün Ölmektense 1964
    İkisi De Cesurdu 1963
    Ölüme Yalnız Gidilir 1962
    Yaban Gülü 1961
    Bu Vatanın Çocukları 1959

    - Yapımcı Filmografisinden:
    Düşman 1979
    Sürü 1978
    İzin 1975
    Endişe 1974
    Ağıt 1971
    Umut 1970
    Bir Çirkin Adam 1969
    Seyyit Han 1968

    (güven ankara tarafından sinematurk.com, tr.wikipedia.org, hackhell.com, ozgursevimli.sitemynet.com ve Tamer Uysal kaynakları kullanılarak hazırlanmıştır.)

    Not: Yönetmen Yılmaz Güney'in "Umut" adlı filmini "Benim Klasiklerim" başlığında bulabilirsiniz.
     

Sayfayı Paylaş