1. * 5651 Sayılı Kanun'a göre TÜM ÜYELERİMİZ yaptıkları paylaşımlardan sorumludur.
    * Telif hakkına konu olan eserlerin yasal olmayan şekilde paylaşıldığını ve yasal haklarının çiğnendiğini düşünen hak sahiplerinin İLETİŞİM bölümünden bize ulaşmaları durumunda ilgili şikayet incelenip gereği 1 (bir) hafta içinde gereği yapılacaktır.
    E-posta adresimiz

Beren Saat İle Söyleşi

Konusu 'Sanatçılarla Röportajlar' forumundadır ve KaRaMBoL tarafından 8 Kasım 2009 başlatılmıştır.

  1. KaRaMBoL

    KaRaMBoL Aktif

    Katılım:
    31 Ekim 2009
    Mesajlar:
    485
    Beğenileri:
    3
    Ödül Puanları:
    630
    Meslek:
    Mühendis
    Yer:
    Ankara
    Banka:
    7 ÇTL
    'GÜZELLİK MUTLULUĞUN BİR VAADİDİR'
    Yarışmalarla hayatımıza onlarca yetenek girdi çıktı... Çoğu aldıkları büyük birinciliklerden kırpıp kırpıp küçük küçük travmalar yarattı. Bir tanesi vardı ki, birinci değil ikinci oldu. Ama en çok kazanan, en çok takip edilen O'ydu...
    Bir şeker reklamında kendi demişti: “Yetkili merciler benim yeteneğimden bir etkilen bir etkilen...”



    EFE'NİN PROJESİ
    Annesiyle babası Beren'i kucaklarına aldıklarında tarih 26 Şubat 1984'tü. Beren'in ise kendisini ilk hatırlama anı; Ankara'daki evlerinde, aynanın karşısında, elinde bir deodorant şişesiyle şarkı söylemesiydi. Klasik bir küçük kız hatırasıydı. Ama onun dansı, çocukların kendini bir koltuktan ötekine savurduğu, perdeleri kostüm yaptığı türden değildi. O; hikâyenin gerisine uygun bir başlangıç yaşıyor, TED Ankara Koleji'nin kiraladığı sahnede, pahalı prodüksiyonlarda rol alıyordu. Hani her okulun vardır ya bir “Rüya kız”ı... O da kendi okulunun hem çalışkan hem güzel kızıydı. İp atlamıyor; bale, tango, salsa yapıyordu. İlk başrolü
    lisede okurken geldi. Üniversite zamanı geldiğinde, babası yolunu işletme olarak belirlese de Beren'i istemeyerek gittiği yoldan küçüklük aşkı Efe döndürecekti. O, anne babasının değil, Efe'nin projesiydi.

    YARIŞMA KİRLİLİĞİNİN İÇİNDEN ÇIKTI

    20 yaşındaydı. Yanında sevgilisi Efe vardı. Beren'in “İşletme bana göre değil” sızlanmaları kartopundan çığa dönüşmek üzereyken, kız arkadaşının elinden tuttu ve bir şey demeye fırsat bırakmadan onu “Türkiye'nin Yıldızları” elemelerine götürdü. Elemeler geçildi, dört aylık oyuncu kampı başladı. Burada egoların ve hırsın çarpışmasına rastlayacak, kendisi de “Oynamıyorsun sen, sadece güzel diye aldılar seni” muamelesiyle karşı karşıya kalacaktı. Yarışma sonuçlarını görene dek verecek bir cevabı da yoktu. Yeteneği tescillenmemişti. Jüri yarışma sonuçlarını açıkladığında Engin Akyürek birinci, Beren Saat ikinciydi. İlk kez ikinciliği tadan Beren Saat artık yeni bir yola giriyordu. Hayatının değişmesine yol açan sevgilisiyle İstanbul'dan Ankara'ya beraber döndü. “Ayrılmaz bir ikiliyiz” dediği erkek arkadaşı Efe'yle hayatına devam ederken, bir trafik kazası sonucu Efe hayatını kaybedecek, Beren'in Efe'yi son gördüğü yer morg olacaktı. Küçük
    yaşta gelen ilk sarsıntının ardından Beren, acısını tamamen saçmalayarak hafifletmeye çalıştı. Dört ay sonra başka birini hayatına sokmaya çalıştı, beceremedi. Bu kayıp Beren'in ilişki formatını baştan
    aşağı değiştirdi. “Ertesi sabah”ın olmaması ihtimali, Beren'in içinden artık kavga etmeyen, çekip gitmeyen bir kadın çıkarmıştı.

    DİZİ DİZİ AŞKLAR

    Yarışma ekibinde Tomris Giritlioğlu'nun kardeşinin bulunması golün ağlara takıldığı andı... Araya bir de Tofita reklamı aldı: “Bir öğretmen cak cak, bir ben cak cak... Sınıf yıkılıyor bariz!” derken komedi yeteneğini sergiliyor, şeker satışlarını artırıyordu. Erkekler ilk kez bir şeker reklamını kaçırmıyordu. Dizi serüvenine 2005'te Aşka Sürgün'deki Midyatlı Zilan rolüyle başladı. Rol arkadaşı Mahsun Kırmızıgül'dü. Adının Kırmızıgül'le aşk dedikodularına karışması ise gecikmedi. Bu birileriyle ne ilk ne de son yazılıp çizilmesi olacaktı. İkinci başrolü; 2006-2008 yılları arasında, Tomris Giritlioğlu'nun bir dönem dizisi olarak çektiği “Hatırla Sevgili”nin Yasemin'iyle geldi. Bu dizi esnasında da, adı Okan Yalabık ve Cansel Elçin'le anıldı. “Bugüne kadar hiçbir rol arkadaşımla ilişkim olmadı ama basın hep ‘Var' diye yazdı. Normal karşılıyorum” dedi. 2008'de Bülent İnal'la objektiflere yakalandığında evlenecekleri iddia ediliyordu. Saat, “Ben öyle domestik değilim, evlenmek için hayaller falan kuran... Öyle hissetmiyorum. Beyin evliliğidir esas olan” derken, İnal'a göre Beren elmanın diğer yarısıydı. Ama olmadı. Medenice ayrılmışlardı.

    SAATLER ONA AYARLI...
    “Günün birinde kim sevgiliniz olsun” sorusuna erkekler, “Beren Saat” yanıtını verdiğinden, perşembe akşamları “Dizi izlemem ben” diye ortalıkta dolanan tatlısu maçoları dahi sevgililerinin elindeki kumandaya dokunmuyordu. Kadınlar “Bihter kazağı”nın peşine düştü, o halkın ödülü “Altın Kelebek”le merdivenlerden indi. Yeni nesil erkekler Müjde Ar'ı hatırlamayınca, Beren güzelliği sayesinde dokunulmazlığını ilân etti. 2009 yılında ilk sinema deneyimini de bir Tomris Giritlioğlu yapımı olan “Güz Sancısı”yla yaşadı. Üç kadın yönetmenle tanıştı, Aşk-ı Memnu'nun yönetmeni Hilal Saral, Güz Sancısı'nın yönetmeni Tomris Giritlioğlu ve Hatırla Sevgili'ninki Ümmü Burhan... Bu yönetmenler, onu bir et parçası gibi değil de gerçek bir oyuncu gibi gösterdi. Zaman; “Beren Saat'in fotoğrafları için tıklayın” zamanıydı. Kadınlar bu fotoğraflara birer Beren Saat reprodüksiyonu olabilmek için bakarken yakalandı...

    GÖNÜLÇELEN BEREN
    “Hayatta, başkalarına fazla güvenmeyeceksin. Kendine de... İnsanın hayatında biri varken, bir başkasına âşık olabilir. Ruhen orada değilsen, onu kandırma, ‘Ben gidiyorum' de ve git” diyen Beren Saat değil, Bihter'di. Beren de böyle yaptı. Bülent İnal'dan ayrılmasının ardından adı Şahan Gökbakar'la anıldı. Aslında bu bir fotoğraf operasyonuydu. Arkadaş grubuyla yemekten çıkmışlardı, Şahan da Beren'in yanında yürüyordu. Fotoğraf kesildi, biçildi ve gazeteler bu hali sevdi. Ama bu da balondu! Asıl haber, “Nefes” filminin vizyona girmesiyle duyuldu: Beren Saat filmin yönetmeni Levent Semerci'yle beraberdi. Merdivenlerin basamaklarını hakikaten hızlı tırmanıyordu. Ama belli ki adımlarını sağlam atmayı biliyordu. “Sevgiliden röportajlara veto” haberi mail kutularımıza düştü, ama Beren Saat bir gün bile gündemimizden düşmedi. Türkiye'nin zirvedeki oyuncuları
    yetenekleriyle zirvede olsaydı Oscar'da her daim aday adayı olarak kalınmazdı... Beren Saat de bu formülden nasibini aldı. Ne yaparsa yapsın vücudu basının ana malzemesiydi! Gecenin Kanatları'nda bir intihar bombacısı kızı canlandırsa da filmden bizim payımıza yine rötuşlu çıplak sevişme sahneleri düştü! Güzelliğinin farkında olan, belki güçlü erkek seven, belki satrancı böyle oynayan, belki yeteneğini geliştirmek isteyen genç bir kadın Beren Saat'in ilk aşkını hiçbir zaman unutmayacağı, ikinci hayatını yaşarken yanına sadece Efe'yi aldığının kanıtı şu cümlesiydi: “Oynadığım her günü ona adıyorum!”​
     

Sayfayı Paylaş