1. * 5651 Sayılı Kanun'a göre TÜM ÜYELERİMİZ yaptıkları paylaşımlardan sorumludur.
    * Telif hakkına konu olan eserlerin yasal olmayan şekilde paylaşıldığını ve yasal haklarının çiğnendiğini düşünen hak sahiplerinin İLETİŞİM bölümünden bize ulaşmaları durumunda ilgili şikayet incelenip gereği 1 (bir) hafta içinde gereği yapılacaktır.
    E-posta adresimiz

Besiktasli Sair Asim

Konusu 'Kurtuluş Savaşımız ve Kahramanları' forumundadır ve wien06 tarafından 25 Mart 2008 başlatılmıştır.

  1. wien06

    wien06 V.I.P V.I.P

    Katılım:
    30 Ağustos 2007
    Mesajlar:
    6.117
    Beğenileri:
    148
    Ödül Puanları:
    4.480
    Meslek:
    Serbest
    Yer:
    Viyana
    Banka:
    292 ÇTL
    Duman ve is nedeniyle, kedi dilini andıran yarımadaya güneş tam 2 saat geç doğuyordu. Her top patlayışında zeytin ağaçlarına yuva yapmış kırlangıçlar fırlıyordu gökyüzüne. Saroz körfezinden boğaza doğru esen tatlı bahar rüzgarı ayçiçeği tarlalarından aldığı mis kokuyla insan leşi ve barut kokusunu yarımadanın içlerine kadar girmesini engelliyordu. Boğaz tarafında ve Saroz 'un bitiminde yedi milletten beşyüzbin can kendi hayatlarının değil, ulus tarihlerinin gözyaşlarıyla anımsanacağı bir boğazlaşma yaşıyordu.Yedi milletten kurulu metal iskeletli yabancılar hayatlarında ilk kez karşılaştıkları bir havayı koklarken,bir milletin yoksul çocukları onlara geçit vermemek için şan ve şereflerinden başka birde vatan sevdalarından yalnızca şehit oluyorlardı.Hicazda,Kafkasyada,Galiçyada ve burada.Yaşanacak onca aşk,anı ve tad varken onları ölüme kaçıran yalnız şehit olma dürtüsü olamazdı herhalde.

    Boğaza bakan topçu tabyalarında İstanbullu iki genç ayrı siperlerde sıranın kendilerine gelmesini bekliyordu. Çavuş tepenin yamacından seslendi" Şair Asım, Topçu Rıdvan". Eğilerek Şair Asım çıktı siperden ,onu Rıdvan takip etti.Çerkez Çavuş iri parmaklarıyla tuttukları tepenin ardını işaret etti"Gidin ayçiçeği sapı toplayın,odun bitti,karavana kaynamıyor". Çerkes çavuş ne olursa olsun tepenin ardındaki zeytin ağaçlarını kestirmiyordu. Hem asırlık zeytin ağaçlarını kesmek, bu sıkıntıda bile olsa yakmak bu toprak için savaşanlara yakışmaz diyordu. Haklıydı ama asıl nedeni çavuşun hicazdan kalma yarası ardına gizlediği yufka yüreğindeydi.Hicaz çöllerinde ağaçsızlık nedir biliyordu.Hicazda yalnız hurma yemekten vitaminsiz kalmaktan dökülen arka dişlerinin boş yerlerinde dolaştırdı dilini.Ninesinin kucağında masal dinlerken ocakta yanan zeytin dalları geldi aklına .Zeytin ağacı ocağın hararetiyle birden bire yanmaz,önce odun kısmından gözyaşına benzer sıvı boşalır ve yavaş yavaş yanar.Bu yüzdendir ki çerkez çavuş zeytin ağacının yanmasına dayanamaz, yetim büyüdüğü çocukluğuna ağlayan ocaktaki zeytin ağaçları gelir aklına.

    Şair Asım ve Rıdvan tepenin ardına geçtiler.Bir sigara içimlik yoldan sonra ayçiçeği tarlasının içinde buldular kendilerini.Güneş tepelerinde , boylarınca ayçiçeklerinin arasında iki adamın yürüyüşü sarı denizlerin dalgalanmasına benziyordu.Kurumuş gövdeli ayçiçeği aralarken futbol topu büyüklüğünde bir süs kabağına takıldı Rıdva'nın ayağı.Eğildi,kurumuş sapından söktü.Asım'I çağırdı"Gel bakalım büyük futbolcu,göster maharetlerini bakalım". Şair Asım oyuncak bulmuş çocuklar gibi sevindi.Akaretlerdeki Osmanağa konağında M.Ali Fetgeri'nin onlara verdiği ilk futbol topunu anımsadı.Dile kolay tam 3 yıl çaputlarla top oynamışlar,İngilizlerden aşırılan ilk toplarıyla futbol aşkları depreşmişti.Henüz kurulan Beşiktaş futbol takımında sağ iç oynuyordu,geleni geçeni yeniyorlar,İstanbul'da rakip tanımıyorlardı.İstanbul dışında ilk turnuvaları olacaktı ki Çanakkaleye kendi isteğiyle askere yazılıp gelmişti. "Sıkı dur lan Rıdvan" deyip asıldı topa, ama içi boş süs kabağı vurduğunun aksine yalpalayarak zeytinliklerin oraya kadar gitti.Rıdvan kahkayayı bastı," Ulan bide futbolcu diye geçinirsin kova Beşiktaşlı".Asım kabiliyetsizliğine değil de Beşiktaş'a kova demesine sinirlendi.Rıdvan'nın üstüne atladı ve ayçiçeği tarlasında iki can arkadaş yuvarlanmaya başladılar.Tepenin ardında süngü süngüye Anzaklarla boğuşan Mehmetçikler , ayçiçek tarlasında yuvarlanan Mehmetçikler.Ölümde bu gençler için oyun kadar olağandı ve yaşamak kadar ölmekte anlamını yitirmişti zamandan soyutlanmış Gelibolu yarımadasında çarpışan genç insanlar için.

    "Yok oğlum kabak çok hafif ondan doğru dürüst gitmiyor"dedi Asım."Kolay" dedi Rıdvan ve tepe yerinden oyduğu boşluğa saplarını kopardıkları ayçiçekleri sokuşturdu.Kabak ağırlaşmıştı ama vurdukları yer eziliyordu.Asım potininin delik yerini kapatmak için sardığı çaputu çıkardı ve kabağa sardı.Zeytin ağaçlarından dökülen zeytin taneleriyle dikiş yeri izi çizdiler çaputun üstüne.Harkulade bir futbol topu çıkmıştı ortaya.Tek sorun topa vurdukça , ayçiçeklerinden dökülen çekirdeklerin çıkardığı sesti.Zaten toprağı dahi titreten top seslerinin yanında bu ses duyulmuyordu bile.

    Ayçiçek saplarıyla kaynayan karavana ile bulamaçlarını yiyen askerler arasında Rıdvan ve Şair Asım'ın yaptıkları futbol topu konuşuluyordu.Kısa sürede takımlar bile kuruldu.Binbaşı ikna edildi.Nöbeti olanlar hariç akşam üstü maç yapılacaktı.Herkes ertesi günü ancak bayram çocuklarının yaşayabileceği bir sevinçle beklemeye başladı.

    Öğlen vakti kaleler kuruldu,sahanın sınırları belirlendi.Rütbeliler ile erlerden kurulu iki takım ve onları seyreden yüzlerce kişi yaşadıkları acıları unutmuşlar,aylardır gülmeyen yüzleri nurlanmıştı.Rütbeliler ilk başta üstleri giyinik, erler çıplak oynayacaktı ama Şair Asım'ın giydiği siyah beyaz çubuklu BJK forması öylesine güzel gözüküyorduki kıyamadılar ve rütbeliler üstlerini çıkardılar.Şair Asım mükemmel goller attı, maç berabere bitti.Erler komutanlarının ellerini öptüler.Şair Asım'I çakır gözlü Selanikli paşa çağırdı yanına.Asım bu derin mavi gözlü adamın yanında eğilip ellerini öpmek istedi.Adam tuttu Asım'ı ve alnından öptü.

    Birliğe geri döndüklerinde cephe komutanı kimsenin beklemediği bir hüzünle karşıladı onları.Yarın sabahla beraber taaruz emri gelmişti.Bu haber bile kazanılan moralle koymamıştı erata.Gece boyu Asım'ın attığı goller konuşuldu birlikte.

    Kuşluk vakti boy abdestleri alındı,topluca namaza duruldu.Taneli çavdar ekmeği ile çorba dağıtıldı herkese.Çakır gözlü paşa birliği karşısına aldı ve süngü tak emrini verdi.Hiç konuşmayacak gibiydi ama ağzından şu sözcükler bağırırcasına döküldü." Ben size savaşmayı değil , ölmeyi emrediyorum"

    Siperlere girildi. Salavatlar getiriliyordu hepbir ağızdan.Titreyen parmaklardaki yüzükler mataralara vuruyordu,tıkır tıkır.Şair Asım ve Rıdvan yanyana bekliyorlardı.Asım birden doğruldu.Kütüklüğünü çıkardı.Rıdvan korktu,kaçıyor sandı Asım'ı.Asım üstlüğünüde çıkardı.Rıdvan gülmeye başlamıştı.Asım sanki maça gidiyor gibi siyah beyaz çubuklu BJK forması ile kalmıştı.Formanın üzerine kütülük ve sırt çantasını bağladı.Tüfeğini çarpaz astı ve bal kabağından yaptıkları topu eline alarak beklemeye başladı.Rıdvanı bir gülme aldı,sarılıp helalleştiler.

    Hücum borusunun tiz sesi duyulduğunda ilk fırlayan Şair Asım oldu.Birkaç adımı hızlıca atıp elindeki topa öyle bir vurduki top olduğu yerden mermi gibi havaya yükseldi.Asım'ın arkasından fırlyanlarla birlikte birkaç adım atamadan ciğerlerine mermiler dolan Mehmetçikler birkaç saniyede yere serildiler.Çerkes çavuş,Rıdvan ve Asım en önde vurulmuşlardı ve Asım sırt üstü yığılmıştı toprağa.Kanlar süzülürken siyah beyaz formasından şehadet getirmeye çalıştı, ama olmadı.Açık gözbebeklerine , aynı anda havada parçalanan futbol topundan arta kalan ayçekirdekleri dökülüyordu.

    Bugün Beşiktaş'ta Şair Asım sokağının adı , Çanakkale destanında şehit düşen Beşiktaş futbol takımının sağiç oyuncusu Şair Asım'dan gelmektedir.
     

Sayfayı Paylaş