1. * 5651 Sayılı Kanun'a göre TÜM ÜYELERİMİZ yaptıkları paylaşımlardan sorumludur.
    * Telif hakkına konu olan eserlerin yasal olmayan şekilde paylaşıldığını ve yasal haklarının çiğnendiğini düşünen hak sahiplerinin İLETİŞİM bölümünden bize ulaşmaları durumunda ilgili şikayet incelenip gereği 1 (bir) hafta içinde gereği yapılacaktır.
    E-posta adresimiz

Bilgisayarın Babası Cezerî

Konusu 'İcatlar ve Keşifler' forumundadır ve wien06 tarafından 29 Mayıs 2010 başlatılmıştır.

  1. wien06

    wien06 V.I.P V.I.P

    Katılım:
    30 Ağustos 2007
    Mesajlar:
    6.117
    Beğenileri:
    148
    Ödül Puanları:
    4.480
    Meslek:
    Serbest
    Yer:
    Viyana
    Banka:
    292 ÇTL
    Bilgisayarın Babası Cezerî
    1136-1206


    [​IMG]

    8 asır önce otomatik sistemi kuran ünlü Türk bilgini

    Teknik âlemin semasında bir güneş gibi parlayan Cezerî(1) 1136 yılında Diyarbakır'da doğdu. Asıl adı "Bediüzzaman Ebü'lİz bin İsmail bin Rezzar'dır. İslâm âleminde en büyük mekanist ve teknikçidir. Artuk oğulları döneminde yaşayan Cezerî, otomatik sistemleri 8 asır önce kurdu ve tarih boyu görülmedik keşif ve icatlarda bulundu.

    Otomatik saatler, kendi kendine öten tavus kuşları, robot filler, otomatik olarak hareket eden, kendi kendine bazı işler gören robotlar ve daha nice şeyler yaptı. Sibernetik ilminin temellerini atan bilginlerimiz arasında Sabit bin Kurra, Musa bin Şâkir kardeşleri de görüyoruz. Fakat çağlar boyu, teknik ve medeniyet dünyasında, günümüz bilgisayarını netice veren çalışmaların sahibi Cezerî'dir.
    Sibernetik: Haberleşme, kontrol, denge kurma ve ayarlama ilmidir. Bu ilim, insan ve makinelerde karşılıklı bilgi alıverişi, kontrol ve denge durumunu incelemektedir.

    Zamanla bu ilim gelişti ve elektronik beyinler ve otomasyon sistemleri ortaya çıktı. Bu sebeple bilgisayarın babası Cezerî'dir demek, hakkı sahibine teslim etmektir. Yunuslayın bir gönül eri olan Cezerî, sibernetiğin temellerini attığını, bilgisayarın babası unvanını alacağını bilmiyordu.

    BİLGİSAYARIN (KOMPÜTERİN) BABASI

    Cezerî, bilgisayarın babası kabul edilen İngiliz matematikçi Charles Babbage'den (1792-1871) tam 6 asır önce aynı sisteme dayalı otomatik âletler yapmış ve bunları çalıştırmıştı.
    Cezerî'den 8 asır sonra gelen ve sibernetiğin öncülerinden sayılan İngiliz Prof. Ashby Ross, ancak 1951'de "üstün denge durumu"nu ortaya atıp bu sistemden söz edebilmişti.

    Sibernetik ve otomatik sistemi; Fransızlar Descardes ve Pascal'la, Almanlar Leibniz'le, İngilizler de R. Bacon'la başladığını söyleseler de aslında sibernetik ve bilgisayar fikrini ortaya koyan ve bilim dünyasına kazandıran ilk bilgin Cezerî'dir. Otomatik olarak çalışan sistemler arasındaki dengeyi o kurdu.
    Günümüz fizik ve mekanikçileri "ısı etkisiyle haberleşerek denge kurma" sistemini, ilk olarak J. Watt'ın 1780 de regülâtörü keşfiyle başladığını söylerler. Halbuki, bunun da yine Cezerî'ye dayandığını, onun ünlü eseri Kitâbü'l Hiyel'in(2) 171. sayfasındaki şekilde açıkça görüyoruz. Burada regülâtörün bir şekli, bir kuşun hareketiyle karşılıklı haberleşerek ayarlanmaktadır.

    Prof. Kazım Çeçen, bu eserin mühendislik açısından da çok büyük değer taşıdığını, bugün bile takdirle karşılandığını belirtir. Cezerî'nin eserleri sadece otomatik sistem değil, aynı zamanda mimarî alanda da kendini göstermektedir. Köprüler, hanlar, hamamlar gibi eserlere de imza atmıştır. Cezerî, Kitâbü'lHiyel'in hazırlanışını şöyle anlatır:

    "Bismillahirrahmanirrahim. Allah'ım, rahmetinle kolaylaştır. Gökleri yaratan, yerlere hikmetinin sırlarını yerleştiren Allah'a hamd ve sena olsun. Göklerde ve yerde ne varsa, O'nun âleminin bir nüshası ve Allah'ın büyüklüğünün açık delilidir. Allah'ın öğrettiğine hamd ederim ve O'ndan ilim nimetinin daha fazlasını isterim. Bu isteğim, onun hikmetine vakıf olmak maksadıyladır.
    Allah'ın ihsanlarını ve nimetlerini karşılayacak kadar çok hamd ederim.
    İnsan neslinin en şereflisi olan Efendimiz Muhammed Aleyhisselâm'a, âline, ashabına ve ona tâbi olanlara salât ve selâm olsun.
    Önceki bilginlerin eserlerini inceledim; dağınık bilgileri tasnif ettim. Nihayet nakillerden kurtuldum. Problemlere kendi gözümle bakabildim. Israrlı çalışmalar sonunda bu değerli fende ilerlemeye başladım. Zamanla çabalarımın semeresini almayı ve birçok fenleri meydana çıkarmayı başardım.
    Fakat öyle güçlüklerle karşılaştım ki, emeklerimin heba olmasından korktum. Sonra çalışmalarımı Diyarbakır Meliki Ebü'lFeth Mahmud'a arz ettim. O, "Bunca emeği zayi etme! Yapılan bu değerli plan ve çizilen şekilleri içine alan bir kitap yaz." dedi.
    Bütün gayretimi sarf ederek yazdım. Nihayet 6 bölüm ve 50 şekilden oluşan bu eser meydana geldi. Şekillerin keyfiyet, kemiyet ve çalışmaları hakkında yeterli izah yazdım. Kolay anlaşılması için onları harflerle belirttim."


    Eserin Özellikleri:

    Eserde otomatik cihazlar, kendi kendine öten tavus kuşları, robot filler, otomatik saatler, ele su döken robot insan ve mühendislikle ilgili birçok âletlerin plân ve işleyiş şekilleri hakkında bilgiler verilmiş. Kitaptaki şekil ve sistemler incelendiğinde Cezerî'nin aynı zamanda büyük bir su mühendisi olduğu görülür.

    DEĞERİ ASIRLAR SONRA ANLAŞILAN BİLGİN

    Kitap, kısmen ve ilk defa E.Wiedemann ve F.Hauser tarafından Almanca'ya çevrilip 1908-1921 seneleri arasında yayınlandı. 1974'te Donald R.Hill, eserin tamamını İngilizceye tercüme edip bastırdı.

    Su Gücünü Kullanma:

    Cezerî devrinde elektrik yoktu. Yaptığı cihazları su gücü ve yerçekimi gücüyle çalıştırdı. O çağda suyun azlığına, imkânların kıtlığına rağmen çok güzel hidro mekanik sistemle çalışan makineler yapmış olması, onun sibernetik sahasındaki şöhretini göstermektedir.

    Bu gün motorlu vasıtalarda kullanılan kırank milini ilk defa Cezerî kullanmıştır. Ve tarihten gelen yüksek mühendisliğin Cezerî'de zirveye ulaştığını görüyoruz. Eserde metal döküm tekniğine ait bilgiler, çağları ve çağdaşlarını aşan çok ileri bir mühendislik seviyesini belgelemektedir.
    Büyük bir kısmı bugünkü Avrupa mühendislik terminolojisine giren makine parçaları üzerine yaptığı çalışmaların en önemlileri şunlardır:

    Konik vanalar, kapalı kum kutularında pirinç ve bakır dökümü, tekerleklerin balansı, ahşap şablon kullanılması, âletlerin kâğıttan maketlerinin yapılması, gerçek anlamda emme borusunun kullanılması vs. Bunların bir kısmının asırlar sonra Avrupa'da âdeta yeniden keşfedilmesi bilinen tarihî bir gerçektir. Kum kutuları ile döküm Avrupa'da 1500 yıllarında başlamıştır.

    Tarihî kaynaklar, buharlı otomatik sistemleri 1780 yılında İskoçyalı mühendis James Watt tarafından icat edildiğini belirtir. Halbuki buharlı otomatik sistemler J.Watt'an tam 780 yıl önce yani 1206'da ilk defa Cezerî tarafından gerçekleştirilmiştir.

    Cezerî'nin makinelerinden sadece biri, su çarkı ile işleyen tulumba, modern mühendisliğin gelişmesine katkıda bulunmuştur. Onun su saatlerinden biri, Dünya İslâm Festivali için Londra Bilim Müzesi'nde, diğeri de İstanbul Teknik Üniversitesi'nde yeniden yapılıp çalıştırıldı.

    Dünyaya parmak ısırtan Cezerî ve eseri hakkında ülkemizde ilk defa değerli araştırmacı İ.Hakkı Konyalı söz etmiş ve Diyarbakır'da çıkan "Kara Amîd" dergisinin 1969 yılı 5. sayısında "8 asır Önce Türk Sarayları Makineleşti" başlıklı bir yazı kaleme almıştı.

    Artukluların saraylarında otomatik makineler (robotlar, insan gibi yürür, misafirleri karşılar ve şerbet ikram ederdi) kullandığını nakledip, bu tarih, kültür ve sanat hazinesine ilgililerin dikkatini çekmişti. Heyhât!..
    İngilizce yayınlanan Nature dergisi de Mart 1974 sayısında Cezerî'yi ele almış, Kitâbü'lHiyel'deki bir şekli kapağına koymuş ve şu satırlara yer vermişti: (12. yüzyılda Müslüman Mühendisliğin doruğuna erişmiş Cezerî).

    Kitâbü'lHiyel'in bir nüshası 1978 yılında Londra'da Hagop Kevorkyan Vakfı tarafından 16000 sterline satın alınmıştı. Eseri, başta Almanlar olmak üzere birçok batılı araştırmacı inceledi. Uzun etütler, makaleler yazıldı, kritiği yapıldı. İngilizce özeti ve Arapça olarak basıldı.

    Cezerî'nin eseri üzerinde Alman'ı, nice profesörüyle uzun incelemeler yapar; İngiliz'i, bir nüshasını nice milyara satın alırken, maalesef kendi bilginimizin bu bîhemtâ eseri Türkçeye tercüme edilmedi. Bu yüzden otomatik makinelerin çalışması hakkında yeterli bilgiye sahip değiliz. Cezerî'nin eserinde tarif ettiği makinelerden bir kısmı Wiedemann tarafından yapılıp işletildi. Bu makineler hâlen Almanya'da Erlangen Üniversitesi'ndedir. Bu gün İngiliz ve Amerikalı bilginler de bu makinelerden faydalanıp yeni eserler yapma çabasındalar.

    Bilginimiz Ebü'lİz'i zamanında mühendislerimize tanıtsaydık, bilgisayarı batılılardan çok önce geliştirmiş olacak ve bugün onu elde etmek için yığınla servet ödemek zorunda kalmayacaktık.

    Evet, sibernetiği kuran, ilk robot yapıp çalıştıran, bilgisayarın babası Cezerî'yi rahmet ve şükranla anıyoruz.


    elHiyel: (kökü hile, desise, tuzak, oyun, manavra) mânalarına delâlet ettiği gibi, gizli ilimler ve büyü ile daima ilgi içinde olmuştur..
    DİPNOTLAR:
    1. Cezerî Cezîre (ada), Fırat ile Dicle arasındaki
    bölgeye verilen isimdir.
    2. Kitâbü'l Hiyel, Topkapı Müzesi kitaplığı, no: 347
     
  2. wien06

    wien06 V.I.P V.I.P

    Katılım:
    30 Ağustos 2007
    Mesajlar:
    6.117
    Beğenileri:
    148
    Ödül Puanları:
    4.480
    Meslek:
    Serbest
    Yer:
    Viyana
    Banka:
    292 ÇTL
    Tam adı Bediüzzaman Ebu'l-İzz İsmail b. er-Rezzaz el-Cezeri'dir. Hayatı hakkında, kitabının girişindeki kısa açıklamanın dışında bilgi yoktur. 1181-1206 yılları arasında Amid'de (Diyarbakır) Artuklu hanedanının himayesinde bulunduğu söylenen Cezeri, 1205'te tamamladığı Kitab fi ma'rifeti'l-hiyeli'l-hendesiye adlı ünlü eseri Emir Nasirüddİn Mahmud'un isteği üzerine kaleme almıştır.

    [​IMG]

    Cezeri lakabıyla şöhret bulmasının sebebi, Cezire (ada) denilen Dicle ile Fırat arasındaki bölgede doğmuş olmasıdır. Artuklu Türklerindendir. Diyarbakır'da dünyaya geldi

    Cezeri, İslam medeniyetinin oldukça ilerlediği, Doğu Anadolu'da kültür faaliyetlerinin yoğunlaştığı bir devrede ilim ve imar işlerinde bir hayli ilerIeyen Artukoğulları sarayına girdi. Orada 32 yıl Reis-ül amal (başmühendis) olarak görev yaptı. Nureddin Muhammed (1167) ve onun oğulları Kutbeddin Sökmen (1185) ile Nasüriddin Mahmud'un (1201) hükümdar oldukları dönemlerde büyük hizmetlerde bulundu. Karaaslan tarafından Hısn Keyfa'da inşa ettirilen muhteşem köprü ile onun altındaki çarşı, han, hamam ve mahallelerin imarında emeği geçti.

    Cezeri, sadece otomatik sistem kurmakla yetinmeyip, otomatik olarak çalışan sistemler araşında denge kurmayı da başarmıştır o Aradan 800 yıl gibi bir zaman geçtikten sonra sibernetiğin babalarından sayılan İngiliz Nöroloji Profesörü Dr. Ross Ashby, ancak 1951'de " Üstün Denge Durumu"nu ortaya atabilmiştİr. Ve ancak ilk defa o zaman otomatik olarak işleyen sistemlerin üstünde bunları kontrol eden sistemlerden söz edebilmiştir. Her ne kadar Fransızlar, sibernetik ve elektronik sistemin Descartes (1596-1650) ve Pascal'la (1623-1662), Almanlar Leibniz'le (1646-1716), İngilizler de Roger Bacon'la (1214-1294) başladığını söylerlerse de, gerçekte Cezeri, bu fikri, ilim dünyasına takdim eden ilk bilgin olarak karşımıza çıkmaktadır .

    Bugün fizikçi ve mekanikçiler, ''Isı Etkisiyle Haberleşerek Denge Kurma'' sistemini ilk defa olarak James Watt'ın (1760-1819) 1780'de regülatörü icad etmesiyle gerçekleştirdiğini söylerler. Bu doğru olmakla birlikte, bunun Cezeri'ye kadar dayandığı kitabından rahatlıkla anlaşılacaktır. Günümüzden 800 yıl önce, bugünkü Diyarbakır yöresinde yaşayan Artuklu Türklerinin hükümdarı Mahmud, ''Ben abdest alırken ayaklarıma su döken hizmetçilerimin bana hakları geçiyor'' diye düşünerek rahatsız olur. Ve sarayın başmühendisinden bu işe bir çare bulmasını ister. Bir Süre sonra mühendis, abdest suyu döken bir robot yapmayı başararak, bunu hükümdara sunar. Robot, elinde tuttuğu testiden hükümdarın abdest alabileceği şekilde elini, kolunu oynatarak su dökebilmektedir. O güne kadar görülmemiş bu mühendislik harikası karşısında hükümdar , hayretler içinde kalır . Bu eserin mucidi Cezeri'den başkası değildir. Hükümdar, onun çalışmalarına büyük destek olur. Cezeri de kendi kendine öten tavus kuşları, robot filler , uzatılan bardaklara şerbet döken, bardak dolduğu zaman da kendi kendine duran kadın robotlar gibi 50 değişik buluşla hükümdarın bu desteğinin karşılığını fazlasıyla verir.

    CEZERİ'Yİ İLİM DÜNYASINA TANITAN ESERİ

    [​IMG]


    Cezeri'yi üne kavuşturan husus, sibernetik ve elektronik sistemle ilgili robotlar , makineler yapması ve bunlan eserinde tarif etmesidir. Cezeri'nin meşhur eserinin adı ''Kitabü'l-Cami Beyn'el-İlmi ve'l-Ameli en Nafi fi Sınaati'l-Hiyel="Mekanik Hareketlerden mühendislikte Faydalanmayı İçine Alan Kitap"tır. Eserin daha başka değişik isimleri de vardır. Kitabın orijinali, günümüzde mevcut değildir. Fakat 5 tanesi Türkiye'de bulunmak üzere bütün dünyada bilinen 15 kopyası vardır. Türkiye'dekilerin 4'ü Topkapı, biri de Süleymaniye Kütüphanesi'ndedir. Eser, zamanın ilim dili olan Arapça ile kaleme alınmıştır. Eserin nüshalarından birisi Topkapı Müzesi 3. Ahmed Kütüphanesi'nde 3472 numarada kayıtlıdır.

    Prof. Dr. Kazım Çeçen, Köprü Dergisi'nin Eylül-1982 sayısında yazdığı makalede, eserin mühendislik açısından çok büyük değer taşıdığını ifade etmektedir . Kitap, altı kısma ayrılmış olup, ilk dört kısmı onar, son iki kısım da beşer bölümden meydana gelmektedir. Bu kısımlar; su saatleri ve kandil saatleri, ziyafetlerde kullanılan kaplar ve sürahiler, el yıkama ve kan alma için kullanılan kaplar, çeşmeler ve mekanik yollarla hareket eden (otomatik) müzik aletleri, su pompalayan makineler, muhtelif aletler üzerinedir. Kitapta her aletin şekli renkli mürekkeplerle çizilmiş ve çalışması ayrıntılı olarak izah edilmiştir . Bu ayrıntılar da çeşitli renklerle gösterilmiştir. Ayrıca, şekillerde Arap harfleri kullanılarak bazı parçalar işaretlenmiş ve metinde bunlara göndermeler yapılarak, açıklamaların anlaşılması kolaylaştırılmıştır. Bazı nüshalarda ise bu harflerin ebced değerleri göz önüne alınmış, bazılarında da henüz açıklanamayan gizli bir harf sistemi kullanılmıştır. Metinde, aletlerin sonra, imal sırasına göre parçaların teker teker anlatılarak bunların montaj usulü açıklanmış ve en sonra o aletin çalışması hakkında bilgi verilmiştir.

    [​IMG]

    Su ve kandil saatleri, Cezeri'nin gücünü ifade eden karmaşık aletlerdir. Su terfi makineleri ekonomik yönden daha önemli olmakla beraber, kitapta bunlara saatler kadar önem verilmemiştir. Metal döküm tekniğine ait bilgiler, ileri bir mühendislik seviyesini ifade etmektedir. Cezeri'nin aletleri yer çekimi kuvvetiyle çalışır ve bu kuvvet, düşürülen bir ağırlık, boşalan bir kaptaki şamandıra veya batan bir cisimle elde edilir. Cezeri, kullandığı makine parçalarını ve imal usullerini de en ince ayrıntılarına kadar tanımlamıştır. Büyük bir kısmı bugünkü Avrupa mühendislik terminolojisine giren makine parçaları üzerine yaptığı çalışmaların en önemlileri şunlardır: Konik vanalar, kapalı kum kutularında pirinç ve bakır döküm, tekerleklerin balansı. Cezeri'nin mühendislik harikaları kağıttan maketlerinin yapılması, su akıtan savakların ayar edilmesi, çarpılmayı en az indirmek için ahşabın tabakalar halinde kullanılması, gerçek anlamda emme borusunun kullanılması, suyunu belli bir zaman aralığı ile boşaltan kaplar ve daire sektörü dişliler. Bunlardan bir kısmının yüzyıllar sonra Avrupa'da adeta yeniden keşfedildiği, bilinen tarihi bir gerçektir. Mesela, kapalı kum kutuları ile döküm, Avrupa'da 1500 yıllannda başlamıştır. Konik vanalardan ilk söz eden Leonardo da Vinci'dir. Su saatinde seviye kontrol cihazına benzer ve buhar kazanlarında kullanılacak bir aletin patenti, İngiltere'de 1784 yılında alınmıştır. Cezeri'nin makinelerinden sadece biri, su çarkı ile işleyen tulumba, modern mühendisliğin gelişmesine doğrudan doğruya katkıda bulunmuştur. Bu makine,

    a) Çift etki ilkesinin uygulanması,
    b) Dönme hareketinin ileri-geri hareketle çevrilmesi,
    c) Emme borusunun bilinen ilk kullanılışı olmasından dolayı çok önemlidir.


    Dolayısıyla, buhar makinesinin ve emme basma tulumbanın ilk ömeği sayılabilir. Söz konusu makinede, akan suyun çevirdiği çark, düşey düzlemde bir dişliyi, bu dişli de yatay düzlemdeki diğer bir dişliyi döndürmektedir. Yatay dişlinin çevresine yakın bir yerde düşey bir pim bulunmaktadır. Bu pime ortası yarık ve diğer ucu yine bir pimle sabitleştirilmiş bir çubuk geçirilmiş ve bu çubuğa da tulumbalanın piston kolları bağlanmıştır. Yatay diş dönünce yarık çubuk açısal bir hareket yapmakta, piston kolları da ileri-geri gidip gelerek tulumbaları çalıştırmaktadır.

    [​IMG]

    Cezeri, kendisinin, Helenistik çağdan XIII. yüzyıla kadar uzanan bir mühendislik geleneğinin İslam dünyasındaki bir devamı olduğunun bilincindedir. İslam dünyasında Musaoğuları (bk. BENİ MUSA) ile başlayan bu gelenek, Cezeri'de zirveye ulaşmıştır. Cezeri, kendi yaptığı abidevi su saatinin Pseudo-archimedes'in yaptığı su saatine dayandığını söyler. Kitabının dördüncü kısmında, çeşmeler üzerindeki çalışmaları sırasında, Musaoğulları'ndan ve ayrıca Bizanslı Apollonios'un otomatik müzik aletleri üzerine yazdığı eserden de bahseder. Bu arada, kimin tarafından yapıldığı bilinmeyen aletleri de zikretmiştir. Cezeri, esas itibariyle bir mucit değil, bir mühendistir ve görevinin kendinden öncekilerin yapmış oldukları aletleri mükemmelleştirmek olduğu kanaatindedir. Bu noktadan bakıldığında, eserinde, teori ile pratiğin eşit ağırlıkta olduğu, hatta bazı yazarlara göre aletleri yapmak için gerekli pratik bilgi ve kuralların ağır bastığı hissedilir. Gerçekten de O, çalışmasının pratik hayatta işe yarar bilgiler türünden olduğunu özellikle belirtir .

    Cezeri'nin yaşadığı çağda elektrik gücü, magnetik güç, foton etkisi veya elektromagnetik güçler bulunmadığı için, o elindeki imkanları değerlendirmesini bilmiş, su gücü ve basınç tesirinden faydalanma yoluna gitmiştir. Gerçekten başka imkanlar bulunmadığı, su da kıt olduğu halde, bu derece muhteşem hidromekanik sistemle çalışan makineler yapabilmiş olması, onun sibemetik ilmi alanındaki yerini ve değerini göstermeye yetmektedir. Cezeri'nin tarif ettiği bazı makinelerin pratik faydaları oldukça büyüktür. Bunlardan bir kısmı, bir mil (eksen) boyunca yer alan dişlilerle çalışan bir nevi tulumbadır. Tulumba, bir sürü kepçeyi sırayla hareket ettirerek suyu çıkarmaktadır.

    Bazı makinelerin ise yalnızca eğlendirici tarafı vardır. Mesela, içinde su varmış gibi görünmesine rağmen suyu boşaltılamayan su kapları ve içi boş gibi görünüp, su akıtan kaplar gibi. Günümüzde bu kaplarda kullanılan prensiplerden faydalanılarak bir kısım oyuncaklar yapılmaktadır. Hem eğlendirci, hem de faydalı olan bu cihazlara, çeşme ve su saati örnek gösterilebilir. Cezeri'nin saatlerinin çalışma sistemi ise, çoğunlukla aynı mil üstündeki bir gösterge ile üstünden, ucuna ağırlık asılı bir kayış geçen, kasnak biçimindedir. Ağırlığın düşüş hızı, yüzen bir cisimle kontrol edilmektedir. Yüzen cisim, kayışın öteki ucuna tutturulmaktadır. Bazı durumlarda da devrilebilen bir kova, otomatik olarak dolmakta ve devrilince bir mandalı iterek, dişlinin bir diş ilerlemesini sağlamaktır.

    DEĞERİ YENİ ANLAŞILAN BİLGİN.

    Kitabü'l Hiyel, 1974 yılında Dortrecht ve Boston'da "AI-Jazari's Book of Knowledge of İngenious Mechanigal Devices" adıyla Donald R.Hill tarafından İngilizce'ye tercüme edildi. Eserin bazı parçaları da Almanca'ya çevrildi. Maalesef kendi ilim adamımızın bu kıymetli eserini henüz Türkçe'ye tercüme edebilmiş değiliz. Bundan dolayı da otomatik makinelerin çalışması hakkında detaylı bilgiye sahip bulunmuyoruz. Cezeri'nin, kitapta tarif ettiği makinelerden birkaç tanesi, Wiedemann tarafından yapıldı ve başarıyla işletildi. Makineler, halen Almanya'nın Erlangen Üniversitesi'nde bulunmaktadır. Aynı zamanda bugün, İngiliz ve Amerikalılar da bu makinelerden faydalanarak yeni eserler ortaya koyma çabasındadırlar.

    Ayrıca, ülkemizde İTÜ Bilim ve Teknoloji Tarihi Enstitüsü, Cezeri'nin kitabındaki şekillerin aslına sadık kalarak, tavuskuşlu su saatini yapmayı gerçekleştirmiştir.

    Cezeri'nin yaptığı makine parçalarının bir kısmına kendisinden 200-350 yıl sonra yaşayan Giovanni de Donti ve Leonardo da Vinci'de rastlanmaktadır.

    Son söz olarak diyebiliriz ki, Cezeri, ilim tarihine sibernetiğin kurucusu olarak kaydolmuştur.


    KAYNAK: Müslüman Sibernetik Alimi - Akit - Ülkü KUMRAL
     

Sayfayı Paylaş