Bilimsel Araştırmalar İnsanların En Fazla Kaç Yıl Yaşayabileceğini Cevapladi

AybüKe

Korkunun da Ecele Yok ki Faydası!!!
V.I.P
Katılım
8 Ock 2018
Mesajlar
2,629
Beğeniler
2,218
Şehir
Ruhlar Aleminden
#1
İnsan ömrünün en fazla ne kadar uzatılabileceği, bilimin üzerinde uğraştığı en büyük sorulardan biri. Ölümsüzlük ihtimalinin bile ortaya atıldığı insan ömrü konusunda, sonunda net bir cevaba ulaşmış olabiliriz.

Ölümsüz olma veya yüzlerce yıl yaşama konusundaki takıntılarımız hepimizin malumu. İnsanlığın en büyük hayallerinden biri olan bu durum, mevcut teknolojimizle hala başarılamamış durumda; fakat gelecekte neler olabileceğini kestirmek mümkün görünüyor.



İnsan ömrünün maksimum süresini hesaplamak pek kolay değil. Nitekim yaşam süresi, ülkeden ülkeye bile değişiyor; yani çevresel ve teknolojik koşullardan fazlasıyla etkileniyor. Örneğin ortalama yaşam süresinin alt sıralarında neredeyse tamamen Afrika ülkeleri bulunuyor.

Angola'da ortalama 52 seneyken, Somali'de 55, Afganistan'da ise 60. Listenin tepesinde ise 84 sene ile Japonya var. Onu takip eden ülkeler 83.4 ile İsviçre, 83.1 ile Singapur, 82.8 ile Avustralya ve İspanya. Türkiye ise 75.8 ile 58. sırada bulunuyor.



Bu istatistiklere göre 2018 itibariyle dünya genelinde ortalama yaşam süresi 70-71 civarlarında. Aslına bakılırsa, yaşam süremiz her geçen yıl daha da artıyor. Binlerce yıl önce ortalama, 30-40'larda seyrediyordu. Fakat iyice hızlanan tıp alanındaki gelişmeler sayesinde, kısa bir sürede ortalama yaşam ömrümüzü iki katına çıkarmayı başardık bile.

Peki bu işin sonu nerelere varacak? Teknoloji, yaşam süremizi daha ne kadar artırabilir? Sınıra yaklaştık mı, yoksa daha yeni mi başlıyoruz? Bu soruların cevabı, biyolojik mekanizmalarda gizli.

İlk iş olarak, canlılarda yaşam süresini belirleyen mekanizmaların işleyiş biçimini anlamak yatıyor. Bazı hayvanlar, genlerindeki kodlamalar nedeniyle yavruları yumurtadan çıkar çıkmaz ölüyor Bazıları ise genleri nedeniyle yüzlerce sene yaşayabiliyor. Farklı canlı türlerinin genleri arasındaki farklılıkları bulmak, yaşam süresini belirleyen mekanizmaları anlamak açısından kritik öneme sahip.



Bilim insanlarının bu konuda son derece etkileyici bir teorisi var. Teoriye göre evrimsel mekanizmalar, bireyi değil; direkt olarak türü ön planda tutuyor. Yani bireysel bir evrim mekanizması değil, toplumsal bir evrim mekanizması mevcut. Bu mekanizma, tek bir bireyin uzun süre yaşayıp çok fazla kaynağı tüketmesindense, yeni bireylerin oluşmasını ve onlara da kaynak kalmasını tercih ediyor.

Bu mekanizmanın mantığını anlamak için kendi türümüz üzerinden hareket edip bir hesaplama yapalım. UNICEF verilerine göre dünyada bir günde 350 bin bebek doğuyor, yani 8 yılda 1 milyar bebek dünyaya geliyor. 200 yılda 25 milyar bebeğin doğmasıyla, nüfus 33 milyara kadar çıkıyor. İnsan sayısı arttıkça doğan bebek sayısının da artacağını düşünürsek, 33 milyarı 50 milyara yuvarlayabiliriz. Yani hemen bugün ölümsüz olsaydık, sadece 200 yıl sonra nüfusumuz 50 milyara çıkacaktı.



Gezegenimizin 8 milar insanı bile zor idare ettiğini düşünürsek, 50 milyar insanın yaşaması tam bir felaket olacaktır. Kaynaklar hızla tükenecek; yiyeceği bırakın, içecek su bulmak bile zorlaşacaktır. Böylece türsel bir yok oluş sürecine adım atmamız ve gezegendeki tüm canlıların da bizimle birlikte yok olup gitmesine neden olmamız çok yüksek ihtimal. İşte genler, tam da bu nedenle, bireyin iyiliğinden çok türün tamamının iyiliğini düşünüyor ve kaynakların gelecek nesillere de kalmasını sağlamak için türün bireylerini optimal bir ömür süresiyle sınırlıyor olabilir.

Peki bu mekanizmayı tamamen devre dışı bırakamasak da, bir miktar da olsa kısıtlarsak nereye varabiliriz? Bilim insanlarının matematiksel modellemelerine göre, böyle bir başarı elde edersek, insan ömrünü şu anki haline göre 7-8 kat uzatmak mümkün. Bu da yaklaşık 500 yıla denk geliyor. Yani bilime göre insan ömrünü, maksimum 500 yıl civarlarına çekebiliriz gibi görünüyor...
 
Top Bottom