1. * 5651 Sayılı Kanun'a göre TÜM ÜYELERİMİZ yaptıkları paylaşımlardan sorumludur.
    * Telif hakkına konu olan eserlerin yasal olmayan şekilde paylaşıldığını ve yasal haklarının çiğnendiğini düşünen hak sahiplerinin İLETİŞİM bölümünden bize ulaşmaları durumunda ilgili şikayet incelenip gereği 1 (bir) hafta içinde gereği yapılacaktır.
    E-posta adresimiz

bilimsel sunu teknikleri

Konusu 'Eğitim İçerikli Makaleler' forumundadır ve biz tarafından 6 Kasım 2007 başlatılmıştır.

  1. biz

    biz Aktif

    Katılım:
    12 Şubat 2007
    Mesajlar:
    324
    Beğenileri:
    3
    Ödül Puanları:
    630
    Banka:
    0 ÇTL
    Temel Bilgiler
    Akademik ortamlarda çalışan kişiler panel, seminer, konferans gibi toplantılara sık olarak katılırlar. Aktarılan bilgilerin özelliği ne olursa olsun iyi bir planlanma ve sunuş yapılmamışsa, bu toplantılar dinleyenler için eziyete, sunucu için de tatsız birer anı haline dönüşebilir. Topluluk önüne çıkıp bilimsel bir konuşma yapacak olan kişi şu üç temel konuyu başarmak durumundadır:
    - Kendisini tam olarak yansıtabilmek - Dinleyenlerin dikkatini toplamak - Anlattıklarının akılda kalmasını sağlamak
    İlk bakışta kolay gibi görünen bu üç faktörün eksiksiz gerçekleştirilmesi elbette geniş deneyim gerektirir. Ancak en az deneyim kadar önemli bir başka unsur da sunuş tekniği konusunda kişinin kendini geliştirmesidir. Topluluk önünde iyi konuşabilmek sadece doğuştan gelen yeteneklere bağlı değildir. Çok yetenekli kişiler iyi birer hatip olabilir. Ancak iyi hatip olmak iyi sunuş yapmakla aynı anlama gelmez. Başarılı sunuş hem iyi bir hitabeti, hem de sunuş tekniklerinin bilinmesini gerektirir.
    Günlük ilişkilerde gayet rahat ve düzgün konuşan pek çok kişi, topluluk önünde ne söyleyeceğini bilemeden şaşkın vaziyette kalabilir. Bu küçük kitapçığın bu konuda sunacağı bilgiler sizin;
    ¨ Kendinize olan güveninizin artmasını ¨ Sinir ve heyecanınızı kontrol altına alabilmenizi ¨ Hayatınızın her alanında rahat konuşabilmenizi ¨ Etkili olabilmenizi ¨ Akılda kalmanızı sağlamayı hedeflemektedir.
    Kitapta ayrıca sunuşun yardımcı araçlarına ait teknik bilgiler, bilgisayarlar ve bilgisayar programlarının sunuşlarda kullanılışı, slayt hazırlama tekniklerine ilişkin bilgiler verilecektir.
    II. SUNUCUYA AİT GÖRSEL ÖZELLİKLER
    Konuşmacı görsel bir öğedir: Bilimsel toplantıya katılan kişiler anlatılacakları dinlemeye gelmişlerdir. Ancak unutulmamalıdır ki nasıl konuşma sırasında kullanılacak slayt, video, multi-medya benzeri araçlar birer görsel araçtır, hoşumuza gitsin ya da gitrmesin sunucu da tam anlamıyla görsel bir araçtır. İlk gördüğünüz bir kişiyi siz nasıl incelerseniz, toplantı salonuna girdiğiniz andan itibaren siz de aynı şekilde incelenirsiniz. Durumu bu şekilde düşünmek belki heyecanınızın artmasına neden olabilir. Ancak görsel bir anlam taşıdığınızı yok sayamazsınız. Sunuşun içeriğini bir tarafa bırakırsak, dinleyiciler bir sunucuyu dört yönden ciddi olarak incelerler. Görünüş, vücut hareketleri, mimikler ve konuşma.
    A. Görünüş - giysi
    Sunucu bakımlı fakat gösterişten uzak olmalıdır. Sunucunun kıyafeti dinleyenlerin kıyafetinden çok farklı olmamalıdır. Bu ayrıntı toplantı öncesinde dinleyici analizi yapılırken düşünülmelidir. Giysi renklerinin dinleyicileri etkilediği saptanmıştır. Hem erkek hem kadınlarda koyu renk kıyafetler tercih edilmelidir. Koyu renk bilgili kişi izlenimi yaratır. Pastel ve açık renkler bunun tersi izlenimi vermektedir. Kadınlarda açık ayakkabı ve yüksek topuk kullanılmasının da bilgiye güven konusunda olumsuz etki, ayakkabı kalitesinin ise ilginç bir şekilde dinleyiciler üzerinde olumlu etki yaptığı anlaşılmıştır. Bir sunuştan sonra "Hani şu frapan kıyafetli" olarak hatırlanan bir kişi için yaptığı sunuş tek kelimeyle talihsizliktir. Sunucu salona girdikten sonra hızla kürsü arkasına geçerek dinleyicilerden saklanmamalıdır. Hiç olmazsa toplantının başında dinleyicileri tarafından baştan aşağıya bir kez görünmelidir. Unutmayın: Sizi hiç tanımayan dinleyici karşısına çıkacak kişiyi merakla bekler.
    B. Vücut hareketleri
    Etkili bir sunuşta dinleyici karşısındaki duruşunuzun önemli yeri vardır. Çoğu sunucular ne yazık ki kürsüde kendilerine rahat bir yer seçemezler. Diken üzerinde duruyormuş gibi görünürler. Huzursuzdurlar. Ya kürsüde saatin sarkacı gibi bir o yana bir bu yana salllanırlar ya da çivi gibi yerlerinde çakılıp dururlar. Sunuş sırasında aşırı vücut ve el hareketlerinden kaçınılmalıdır. Bu hareketleri alışkanlık haline getirenlerin toplantı öncesinde videoya kayıt yaparak veya ayna karşısında kendilerini izlemeleri önerilmektedir. Sunucu konuşmayı yaptığı kürsüye abanmamalıdır. Kürsüye doğru hafif eğilinebilir. Sürekli tek ayak üzerinde durup aralıklarla ayak değiştirmek sinirlilik işaretidir.
    C. Eller
    Sunuş sırasında eller sürekli sorun olur. Ellerini ne yapacağını bilemeyen kişiler bazen ceplerine sokarlar, bazen elbiselerinin üzerinde var olmayan tozları kovalayıp dururlar. Burun ve kulak kaşımak çok yaygın alışkanlıklardır. Bunlardan kaçınmak için kendinizi eğitin. Ellerinizle hiç bir şey yapmak zorunda olmadığınızı bilin. Ya serbest olarak bedeninizin yanlarında dursunlar ya da göğsünüz üzerinde kavuşturun. Konuşmanın içeriği ile paralel olmak üzere, bazı kişiler izleyenleri etkilediklerini düşünerek ellerini çok kullanırlar. Bazı toplumlarda bu olay adeta geleneksel özellik gösterir. Buna hiç alışık olmayan insanlar içinse olay çok komik gözükmektedir.
    ELLERİMİZİ NE YAPALIM
    ¨ Ellerinizi unutmaya çalışın ¨ Elinizi az kullanın ¨ Tercihen yanlarda serbest dursun ¨ Kesinlikle pantolon cebine sokmayın ¨ Ceket cebi kullanılabilir
    Ellerinize yer bulamıyorsanız !
    ¨ Kulak kaşımayın ¨ Burun ucunuza dokunup durmayın ¨ Elbisenizde olmayan kirleri sürekli kovalamayın
    D. Jest ve Mimikler
    Doğal biçimde yapılırsa konuşmaya canlılık katar. Özellikle vurgulanmak istenen noktalarda yardımcı olur. Jest ve mimikler önceden planlanmaz. Konuşmanın havasına göre kendiliğinden ortaya çıkar. Abartılı ve yapay olanlar yarardan çok zarar verir. Dinleyiciler anlatılanlara değil konuşmacının jest ve mimiklerine kapılarak konudan uzaklaşabilirler.

    A. Genel planın çıkartılması
    Planlama etkili bir sunuşun anahtarıdır. Sunuş içeriğinin ortaya çıkmasına ve konuşmanın gelişmesine bir temel oluşturur. Planlama sırasında göz ününde buludurulacak noktalar:
    • Sunuşun amacı nedir?
    • Dinleyicinin rolü ve gereksinimleri nelerdir ?
    • Taktik (ne zaman ? , nerede?)
    • Donanım ve araçlar
    • Sunuşa yaklaşım
    • Sunuşun içeriği
    Sunuşun iyi planlanması konuşmacıya şu konularda yardımcı olur :
    • Hedeflerin saptanması ve koordine edilmesi
    • En iyi içeriğin bulunması
    • Problemlerin sunuş öncesi çözülmesi
    B. Dinleyici ve dinleyici analizi
    Dinleyici özel bir amaçla bir araya getirilmiş insan grubudur. Sunuşa hazırlanan kişi mutlaka her şeyden önce kendisini dinlemeye gelecek kişiler hakkında bilgi sahibi olmak zorundadır. Bir dinleyici grubu değerlendirilirken sunucu; dinleyicilerin yaşlarını, kim olduklarını, deneyimlerini, konuya hakim olma derecelerini, niçin katıldıklarını, beklentilerini, kendisi ile ortak yönlerini, tavırlarını, potansiyel kötü niyetlerini araştırmalıdır. Bu ön tespitlere göre konunun başlıkları, teknik ayrıntıların ne ölçüde verilmesi gerektiği ve sunuş şekli ayarlanmalıdır.
    Dinleyicilerin katılma amacı her zaman sunuşun konusu ile ilgili olmayabilir. Bazılarının amacı insanlarla ilişki kurmak ve ortalıkta görünmektir. Bunlar sunulan konuya ilgi duymazlar. Sunucu, dinleyicilerin arasındaki ilgi düzeyinin geniş bir yelpazeye yayılabileceğini düşünmelidir.
    Kendi çalıştığımız ortamlarda yapacağımız sunuşlarda katılımcıları az çok tanıdığımız için dinleyici analizi kolay olur. Bilgi düzeyleri, kişilikleri, beklentileri gibi konularda genel de olsa bir bilgimiz vardır. Ancak yabancı ortamlar, hele uluslararası toplantılarda dinleyici analizi zordur. Bu amaçla benzeri toplantılara daha önce katılmış kişilerle görüşerek, dinleyicilerin toplantıya hangi kıyafetlerle katıldıklarına kadar ayrıntılı bilgi toplanmaya çalışılmalıdır. Bu konularda yeterli bilgi alamadığımız durumlarda toplantı organizasyon komitesinden katılımcılar hakkında bazı bilgiler istenebilir. Örneğin tıbbi bir sunuş yapacaksanız sizi dinlemek üzere davet edilenlerin tıp doktoru mu?, biyolog mu?, sağlık teknisyenlerinden oluşan bir grup mu? oldukları hakkında ön bilgi edinilebilir. Anlatacağınız konuda önceden araştırmaları olan spesiyalistlerin dinleyiciler arasında olup olmaması çok önemlidir. Bu faktör hem neler anlatmanız gerekeceğini hem de hangi sorularla karşılaşabileceğinizi önceden kestirmenize yardımcı olur.
    Dinleyici analizi
    • Bilgi düzeyleri
    • Beklentileri
    • Diğer özellikleri
    C.Sunuşun hazırlanması
    1.Sunuş analizi
    Sunuşun içeriğini ve geliştireceğiniz temeli oluşturmaktır.
    2.Verilerin toplanması
    Sunuş analizi sonrasında konuşmacı vakit geçirmeden sunuşun konusu ile ilgili araştırma yapmaya başlar. Veri kaynaklarını toplar.
    3.Verilerin düzenlemesi
    İçerik iyi düzenlenmemişse dinleyiciler düş kırıklığına uğrayacak, konuyu izlemekte güçlük çekeceklerdir. Sunuştaki kilit noktalarının sırası ve zamanlaması iyi yapılmalıdır.
    4. Sunuş planını çıkartma
    Sunuş planı sunuşun iskeleti gibidir. Planlama iki temel hedefi gözetir.
    a) Toplanan verilerden seçim yaparak, sadece ulaştırmak istediğimiz bilgileri ayıklamak
    b) Bu bilgilerin giriş, gelişme ve sonuç içindeki yerlerini saptamak.
    5. Metin yazma
    Yazılı metin hem mesajı hem de sunulacak görsel materyalleri tanımlar. Metin kolay anlaşılır olmalıdır. Yazılı metinde giriş, gelişme ve sonuç olmak üzere üç bölüm yer alır.
    a) Giriş
    • Sunuşun amacını bildirir.
    • Dinleyicilerin dikkatini çeker (yakalar)
    • Dinleyicilere konuya alışmaları için zaman tanır.
    b) Gelişme
    Konuşmacının mesajını aktarır. Sözcükler kolay anlaşılmalı, cümleler kısa olmalıdır. Fiil çatısının pasif değil aktif olması uygundur.
    c) Sonuç
    Sonuç bölümünde ise dikkatler söylemek istediklerimize yöneltilmeli ve dinleyicilere bir tamamlanmışlık duygusu verilmelidir. Kapanışta dikkat çekici bir cümle kullanılması dikkatleri yoğunlaştırır. Konuşmanın mesajının yer aldığı çok kısa bir özet sonuç bölümünü ortaya koyar.
    6. Görsel yardımcıları belirleme
    Teknik olanakların gelişimi, özellikle çok çekici slayt hazırlama olanağı sağlayan bilgisayar programları sayesinde görsel araçlar yaygın kullanılır olmuştur. Ancak bu konuda aşırıya gidilmemelidir. Bu araçlar konusundaki altın kural şudur. Görsel araçlar sunuşa destek olmalıdır, onların görevi konuşmacının yerini almak değildir.
    7. Metni konuşmaya dönüştürme
    Yazılı metin tamamlandığında sunuşun yazma kısmının bittiğini düşünebilirsiniz. Ancak yazılı metinlerin dil yapısı ve akış stili konuşma metinindekinden çok farklıdır. Bu nedenle sunuş öncesi eldeki yazılı metin konuşma metni haline getirilmelidir.
    Sunuş metni hazırlarken:
    Sunuş metninin yazılması çok dikkat gerektirir. Yazı üslubu ile konuşma üslubu biribirinden ne kadar farklı ise konuşma metni de bu durum düşünülerek hazırlanır. Sunuşta kullanacağımız dil okunmak için değil işitilmek içindir.
    • Şahıs zamirleri kullanımı
    Sunuşta şahıs zamirleri kullanmak konuşmaya doğal bir hava ve sıcaklık verir.
    • Cümleler kısa olmalıdır Sunuş cümleleri kısa olmalı, mümkünse 10-12 kelimeyi geçmemelidir. Pratik bir bilgi olarak bir cümle eğer bir nefes alışla tamamlanabiliyorsa uygun uzunlukta olduğu kabul edilir. Okumak için hazırlanmış metinlerde okuyucunun anlamadığı cümleyi tekrar okuma şansı vardır. Ama sunuşlarda dinleyici uzun bir cümleyi kaçırdığında başa dönüp tekrar dinleme şansı yoktur.
    • Olumlu cümleler kullanılmalıdır Özel bir neden bulunmadıkça " Konunun diğer yanını göremediniz" yerine " işin bir de diğer yanına bakalım" gibi ifadeler kullanmalıdır.
    • Günlük sözcüklere yer verilmelidir. Karmaşık sözcükler daha az dinlemeye neden olur. Hazırladığınız konuşma metni basit, dolaysız ama ilginç olmalıdır. İnsanlar basit ve dolaysız anlatımları anımsarlar. İlginç ve canlı bulduklarını ise hiç unutmazlar.
    Konuşurken dikkat edilmesi gerekenler:
    • Cümleler kısa olmalıdır
    • Argo sözcükten kaçınmalıdır.
    • İyi okumak iyi sunuş yapmak değildir.
    8. Sunuşun provasını yapma
    Çok sayıda sunuş yapmış deneyimli kişiler zamanla prova yapmadan da başarılı olacaklarını düşünmeye başlarlar. Kesinlikle provasız sunuş yapılmamalıdır. Bir kaç kez sunduğumuz bir konuyu bile provasız sunmaya kalkmak hatadır. Bir konuyu iyi bilmekle, onu iyi sunmak farklı şeylerdir. Sunuş planı gereğince hangi noktada neyin ön plana alınacağı veya ne zaman hangi örneğin verilmesi gerektiği gibi konular zamanla unutulur. Konuyu iyi bildiğini düşünen kimseler, yine zamanla, notlarına hiç bakmadan da iyi anlatacaklarını düşünürler. Deneyimler göstermiştir ki bu durumda, anlatılan konunun belki en can alıcı kısımları unutulabilmektedir. Provasız sunuş alışkanlığı sunuşta kullanılan teknik yardımcıların da sunuş öncesi kontrol edilmemesi alışkanlığına kolaylıkla dönüşeceği için kaçınılmaz olarak sürpriz aksilikler olacaktır.
    9. Sunuşu yapma
    Konuşma metnini aklınızda tutacak kadar çalışın (ezberlenmesi gerekmez). Sunuş yaparken not kağıtları, yazılı metin veya sunuş planı kullanılabilir. Hangisi kullanılırsa kullanılsın, baştan sona okumak büyük hatadır. Rahat ve sohbet eder gibi konuşmak yapaylığı azaltır, tek tek dinleyicide sanki kendisine anlatılıyormuş gibi bir duygu yaratır.
    Bir konuşma metni ne kadar ustaca hazırlanmış olursa olsun etkili bir şekilde sunulmazsa verilen emekler boşa gider. Konuşmaya yaşam kazandıracak, onu dinleyicinin kafasına ve ruhuna ulaştıracak olan şey sunuşun biçimidir. Başarılı bir sunuşta pek çok faktör rol oynar. Bununların başında konuşmacının kendisi gelir.
    SUNUŞ DİNLEYENLER İÇİNDİR SUNUCUNUN KENDİSİ İÇİN DEĞİL
    II. SUNUCUYA AİT GÖRSEL ÖZELLİKLER
    Konuşmacı görsel bir öğedir:
    Bilimsel toplantıya katılan kişiler anlatılacakları dinlemeye gelmişlerdir. Ancak unutulmamalıdır ki nasıl konuşma sırasında kullanılacak slayt, video, multi-medya benzeri araçlar birer görsel araçtır, hoşumuza gitsin ya da gitrmesin sunucu da tam anlamıyla görsel bir araçtır. İlk gördüğünüz bir kişiyi siz nasıl incelerseniz, toplantı salonuna girdiğiniz andan itibaren siz de aynı şekilde incelenirsiniz. Durumu bu şekilde düşünmek belki heyecanınızın artmasına neden olabilir. Ancak görsel bir anlam taşıdığınızı yok sayamazsınız.
    Sunuşun içeriğini bir tarafa bırakırsak, dinleyiciler bir sunucuyu 4 yönden ciddi olarak incelerler. Görünüş, vücut hareketleri, mimikler ve konuşma.
    A. Görünüş - giysi
    Sunucu bakımlı fakat gösterişten uzak olmalıdır. Sunucunun kıyafeti dinleyenlerin kıyafetinden çok farklı olmamalıdır. Bu ayrıntı toplantı öncesinde dinleyici analizi yapılırken düşünülmelidir. Giysi renklerinin dinleyicileri etkilediği saptanmıştır. Hem erkek hem kadınlarda koyu renk kıyafetler tercih edilmelidir. Koyu renk bilgili kişi izlenimi yaratır. Pastel ve açık renkler bunun tersi izlenimi vermektedir. Kadınlarda açık ayakkabı ve yüksek topuk kullanılmasının da bilgiye güven konusunda olumsuz etki, ayakkabı kalitesinin ise ilginç bir şekilde dinleyiciler üzerinde olumlu etki yaptığı anlaşılmıştır.
    Bir sunuştan sonra "Hani şu frapan kıyafetli" olarak hatırlanan bir kişi için yaptığı sunuş tek kelimeyle talihsizliktir.
    Sunucu salona girdikten sonra hızla kürsü arkasına geçerek dinleyicilerden saklanmamalıdır. Hiç olmazsa toplantının başında dinleyicileri tarafından baştan aşağıya bir kez görünmelidir. Unutmayın: Sizi hiç tanımayan dinleyici karşısına çıkacak kişiyi merakla bekler.
    B. Vücüt hareketleri
    Etkili bir sunuşta dinleyici karşısındaki duruşunuzun önemli yeri vardır. Çoğu sunucular ne yazık ki kürsüde kendilerine rahat bir yer seçemezler. Diken üzerinde duruyormuş gibi görünürler. Huzursuzdurlar. Ya kürsüde saatin sarkacı gibi bir o yana bir bu yana salllanırlar ya da çivi gibi yerlerinde çakılıp dururlar. Sunuş sırasında aşırı vücut ve el hareketlerinden kaçınılmalıdır. Bu hareketleri alışkanlık haline getirenlerin toplantı öncesinde videoya kayıt yaparak veya ayna karşısında kendilerini izlemeleri önerilmektedir. Sunucu konuşmayı yaptığı kürsüye abanmamalıdır. Kürsüye doğru hafif eğilinebilir. Sürekli tek ayak üzerinde durup aralıklarla ayak değiştirmek sinirlilik işaretidir.
    C. Eller
    Sunuş sırasında eller sürekli sorun olur. Ellerini ne yapacağını bilemeyen kişiler bazen ceplerine sokarlar, bazen elbiselerinin üzerinde var olmayan tozları kovalayıp dururlar. Burun ve kulak kaşımak çok yaygın alışkanlıklardır. Bunlardan kaçınmak için kendinizi eğitin. Ellerinizle hiç bir şey yapmak zorunda olmadığınızı bilin. Ya serbest olarak bedeninizin yanlarında dursunlar ya da göğsünüz üzerinde kavuşturun.
    Konuşmanın içeriği ile paralel olmak üzere, bazı kişiler izleyenleri etkilediklerini düşünerek ellerini çok kullanırlar. Bazı toplumlarda bu olay adeta geleneksel özellik gösterir. Buna hiç alışık olmayan insanlar içinse olay çok komik gözükmektedir.
    ELLERİMİZİ NE YAPALIM
    • Ellerinizi unutmaya çalışın
    • Elinizi az kullanın
    • Tercihan yanlarda serbest dursun
    • Kesinlikle pantolon cebine sokmayın
    • Ceket cebi kullanılabilir Ellerinize yer bulamıyorsanız !
    • Kulak kaşımayın
    • Burun ucunuza dokunup durmayın
    • Elbisenizde olmayan kirleri sürekli kovalamayın
    D. Jest ve Mimikler
    Doğal biçimde yapılırsa konuşmaya canlılık katar. Özellikle vurgulanmak istenen noktalarda yardımcı olur. Jest ve mimikler önceden planlanmaz. Konuşmanın havasına göre kendiliğinden ortaya çıkar. Abartılı ve yapay olanlar yarardan çok zarar verir.
    Dinleyiciler anlatılanlara değil konuşmacının jest ve mimiklerine kapılarak konudan uzaklaşabilirler.
    III. BAŞLARKEN
    Konuşmaya başlamadan önce tüm dinleyicilerin dikkati size toplanana kadar beklenmelidir. Bu bekleme sırasında ileri geri hareketler, sinirli tavırlar veya birşeylerin karıştırılması gereksizdir. Durup hafif gülümsemek yeterlidir. Tüm gözler üzerinizde olduğu zaman konuşmaya başlamalıdır. Konuşma dinleyicilerle mutlaka göz teması olarak yapılmalıdır. Konuşma sırasında sürekli olarak perdeye yansıyan görüntülere bakıp dinleyicilere sırt dönmek yanlıştır. Gerektiği zaman kısa sürelerle perdeye dönülür.
    Göz temasında dikkat edilmesi gereken noktalar:
    • Göz teması çok önemlidir.
    • Göz temasını yürüteceğiniz birkaç dost dinleyici seçin.
    • Göz temasında abartıya gitmeyin.
    • Aynı kişiye sürekli bakmak o kişinin dikkatinin dağılmasına, rahatsız olmasına, gözlerini yere yöneltip konudan kopmasına yol açar.
    A. Heyecanın kontrol altına alınması
    Çok sayıda gözün size çevrili olduğu bir salonda çıkıp konuşma yapmak kolay bir iş değildir. Çok sık dinleyici önüne çıkan konuşmacılarda bile heyecanı tam olarak kontrol etmek zordur. Heyecana karşı en önemli güvence iyi hazırlanmaktır. Hazırlıklarınız iyi ve yeterli olmamışsa, bunun sizde yaratacağı güvensizlik en önemli heyecan nedenlerinden birisidir. Konuşmaya başlamadan hemen önceki kısa dönemde ellerin birbirine sıkıca kenetlenmesi veya yumrukların sıkılmasının gerilimi artırdığı bunun da kişiyi daha çok heyecanlandırdığı saptanmıştır. Kollar yanlarda ve eller serbest tutulmalıdır. Ses titremesi olanlarda ses tellerindeki, gerilimin azaltılması için hafifçe mırıldanmak yararlı olabilir.
    Sunuş sırasında kendiniz olmaya çalışın. Yani ne iseniz o olun. Başka bir kimliği taklit etme çabasıyla rol yapmayın. Bu gayret sizin stresinizi kat ve kat artıracaktır.
    GERİLİMİ ARTIRANLAR
    • Elleri birbirine kenetlemek
    • Yumrukların sıkılması
    • Sunuş öncesi sigara
     
  2. biz

    biz Aktif

    Katılım:
    12 Şubat 2007
    Mesajlar:
    324
    Beğenileri:
    3
    Ödül Puanları:
    630
    Banka:
    0 ÇTL
    DEVAM
    A.Diksiyon
    Konuşmanın seyrine göre ses tonunda iniş ve çıkışlar yapılarak dinleyicilerin dikkati canlı tutulmalıdır.
    B.Konuşmaya giriş
    Dinleyicilerin dikkatinin en yoğun olduğu an sunuşun başlangıcıdır. Bu anı iyi değerlendiremezseniz dinleyiciler yavaş yavaş sizden kopacaktır. Giriş çok güçlü olmalı ve dinleyicileri size bağlamalıdır. Her sunucu bu konuda kendisine belirli taktikler geliştirmeyi öğrenmelidir. Sunuşun başlangıcında dinleyicilere ve davet edenlere teşekkür ve minnet dolu cümleler, "aranızda bulunmaktan ne kadar bahtiyar olduğumu bilemezsiniz, "beni davet ettiğiniz için size şükran borçuyum", "bu güzel şehrinizde bulunmaktan çok mutluyum " gibi ifadeler dinleyiciyi sizden kopartır, daha da önemlisi inandırıcı olmaktan uzaktır. Giriş cümleleri, hiç vakit kaybetmeksizin ne anlatacağınıza dair bilgiler içermelidir. Bu anahtar mesajın iletimi sırasında, dinleyicilerin ortak bir sorunu, ortak bir ilgi alanı veya yaşamış olduklarını düşündüğünüz ortak bir anıya kısa bir dokundurma yaparak girerseniz, hepsi bütün dikkatiyle size yapışıp kalacaklardır.
    Bazı kişiler sunuşun giriş kısmında dinleyenleri yumuşak bir havaya sokmak için espri yapılmasının doğru olacağını düşünürlerse de yapılabilecek en büyük hatalardan birisidir. Espri ile giriş en deneyimli sunucular için bile risk taşıyabilir. Yapılan espri beğenilmediği takdirde dileyenlerin gözünde sunucu ilk olumsuz puanını alacaktır. İş bununla da kalmaz. Sunucunun moralinin bozulması tüm sunuşu etkileyecektir. Espri merakınızı sonraya bırakın. Kendinize bu konuda güveniyorsanız sunuşun ilerleyen bölümlerinde ve çok uygun bir anda, o da gerekiyorsa espri katabilirsiniz.
    ÖNCE NE ANLATACAĞINIZI ANLATIN, SONRA ANLATACAKLARINIZI ANLATIN, SONUNDA ANLATTIKLARINIZI ANLATIN
    Konuşmaya girerken :
    1. Espiri ile giriş yapmak hatadır
    2. Teşekkür veya benzeri sözlerle giriş yapılmaz
    3. Giriş güçlü olmalıdır
    4. Doğrudan konuya geçilmelidir

    C. Konuşma hızı ve sunuş süresinin kullanımı
    Sunuş mutlaka önerilen zaman içinde bitmelidir. Ne önce ne sonra olmalıdır. Zamanın uzaması bir sonraki konuşmacı için dinleyenlerin ilgisini dağıtır. Yapılan araştırmalara göre konuşma süresinin 20 dakikayı aştığı toplantılarda dinleyiciler aynı kişiyi dinlemekten sıkılmaktadır.
    Konuşma hızının ayarlanması sadece tanınan süre içinde konuşmanın tamamlanması anlamına gelmez. Esas olan dinleyiciye iletilen mesajların algılanma hızının da ayarlanmasıdır. Çok hızlı ya da çok yavaş konuşmak anlaşılmaz veya sıkıcı olur. Yapılacak konuşmanın hızı ne anlamayı zorlaştıracak kadar hızlı ne de dikkat dağıtacak kadar yavaş olmalıdır. Konuşma uzmanları olağan konuşma hızının dakikada 125-175 sözcük olması gerektiğini belirtmektedirler. İngilizce'de dakikada 125, Fransızca'da dakikada 135 kelime konuşulabilmektedir. Beyinde düşüncenin oluşum hızı daha fazla olup dakikada 500 kelimeyi bulur. Beyin ve dil arasındaki bu uyumsuzluk bazen sorun yaratır. Özellikle zeka düzeyi fazla olan kişiler bir yandan konuşurken diğer yandan beyinlerinde oluşan fikirler bir kaç konu öne geçer. Eğer sunucu kafasında oluşan düşüncelerin tamamını nakletme telaşına düşerse dinleyicinin kafası karışacaktır.
    KONUŞMA HIZI İÇİN BİLMENİZ GEREKENLER
    • Hızlı okuma öğrenilebilir.
    • Hızlı dinleme öğrenilemez.
    • Beyin-ağız interferansı yaratmayın.
    • Konu içideki ara başlıklarda kısa duraklamalar verin.
    • Anlattıklarınızın mental yönden hazmedilmesi için gereken süreyi tanıyın.
    D. Ayakta sunuş
    Omuzlar geride
    Ayaklar arası açıklık 20 cm
    Ağırlık eşit dağılımlı
    E. Oturarak sunuş
    Tercihan bacak bacak üstüne atmayın
    Geriye abartılı yaslanmayın. Bu görünüş size kendine güvenen kişi imajı değil, ukala imajı verecektir.
    Dik ve çok hafif öne doğru oturun
    V. KONUŞMACININ LİDERLİK YETENEĞİ
    Dolaylı ve dolaysız olmak üzere iki tür liderlik yaklaşımı vardır. Sunuşlarda her ikisi de geçerlidir. Dolaysız liderlik yaklaşımında konuşmacı sunuşun içeriğini kontrol eder ve önceden belirlenmiş planlamaya bağlı kalır. Konuşmacı dinleyiciyi, konuyu ve sunuştan çıkan sonucu mutlak olarak kontrol altında tutar. Sunuşta nelerin yer alacağını, sunuşun yönünü ve vurgusunu da belirler. Doğrudan liderler zorlayıcı özetler yapar. Dolaylı liderlik dinleyicilerin daha fazla kontrol sahibi olmasına izin verir. Önceden belirlenmiş bir yapının bulunmasına rağmen konuşmacı tartışmayı özendirecek şekilde bilgi verme ve dinleyiciler tarafından yapılan katkıları biraraya getirme biçiminde sınırlı bir kontrol uygular. Dolaylı yaklaşım iletişime katılanların ihtiyaçlarına ve grup çalışmasına büyük değer verir. Dinleyenler konuşmacının belirli rolleri yerine getirmesini beklerler. Bu roller:
    Uzman Uygulayıcı Yapıcı
    Otorite Öğrenci Planlamacı
    Lider Üretici Yönetici
    İnceleyici Yardımcı
    İcracı Yenilikçi Kolaylaştırıcı
    Esinlendirici Yaratıcı Danışman
    Katalizör Problem çözücü
    Araştırmacı Karar alıcı
    İnsan İzleyici
    Eylem adamı Düşünür

    Olası rol sayının çok fazla olmasına karşın konuşmacının üç temel sorumluluğu vardır. Bunlar kolaylaştırma, özendirme ve sunuşu kontrol etmedir.
    Sunuşun kolaylaştırılması; sunuşun içeriğinin hazırlanmasıyla birlikte bir gündem çıkarma, amacı tanımlama, konuyu sunma ve tartışmanın akışını yönlendirme ile başarılır. Konuşmacı bütün dinleyicilere aktif katılma olanağı sağlamayı garanti altına almalıdır. Konuşmacı, üyeleri katılmaya çağırmalı, konuşkan dinleyicilerin tartışmaya egemen olmasını engellemeli, açık ve yerinde sorular yöneltmelidir. Konuşmacı tartışmayı hedefe yönelik tutmalıdır ve katılımı teşvik eden bir atmosfer yaratarak dinleyicileri özendirmelidir. Bunun için fiziksel oturma düzenin katılıma uygun olması gerekir. Ayrıca konuşmacının etkili iletişim yeteneklerine sahip olması ve açık bir tutum sergilemesi de etkin rol oynar. Konuşmacı içeriği geliştirme, ortamın ihtiyaçlarını saptama, sözlü olmayan iletişimi, soruları ve cevapları kullanma, özgüven sergileme konusunda ustaca davranmalıdır. Sunuşun yaklaşımına bakmaksızın konuşmacının kontrolü elinde tutması gerekir.
    Güven oluşturma
    Güven; birisinin ya da birşeyin karakterine, yeteneğine, gücüne veya gerçekliğine kesin biçimde inanmak olarak tanımlanabilir. Konuşmacılar; kendini açığa vurma, açıklık, yargılayıcı olmayan tutumlar, uygun cevaplar, aktif dinleme, dolaylı sorular sorma ve sözleri destekleyen veriler, eylemler yoluyla güvenin gelişmesine yardımcı olabilirler.
    Konuşmacı yardımcı rolünü benimsediği zaman güven duygusu, dinleyicilere en iyi şekilde verilebilir. Dinleyici, konuşmacının yansıtma tekniklerinin, dolaylı sorularının ya da kendi cesaret ve desteğini nasıl kullandığının bilincinde olmayabilir. Ancak konuşmacının davranışı yardımcı bir davranış değilse, dinleyici gerçeğin farkına varacaktır.
    Aynı anda hem konuşmacı hem lider hem de yardımcı olarak işlev görmek birçok yarar sağlar. Bu üç rolü benimsemekle konuşmacı dinleyiciler ve organizasyon için bir model işlevi görür.

    VI. GÖRSEL ARAÇLAR
    Beyne giren bilgilerin yaklaşık %95'i göz aracılığıyla oluşan verilerden oluşur. Koku, tat, dokunma ve duyma duyularının toplamı ancak %5'tir. Çalışmalar insanların gördüğü ve duyduğu bilgilerin %70'ini, sadece duyduklarının %20'sini, sadece gördüklerinin %30'unu akılda tuttuklarını kanıtlamıştır.
    A. Hangi görsel araç uygundur?
    Hepimiz iyi ve güzel sunuşlardan zevk alır, kötülerinde koltuklarımızdan rahatsız oluruz. Aradaki fark nereden kaynaklanır? Sorun doğru dinleyiciye doğru konuyu seçmek, doğru araçlarla iletebilmektir.
    Görsel araçlar
    • Amaç değil araçtır
    • Bilinçli seçilmelidir
    • Her an size rakip olabilirler
    Görsel araçların seçiminde insan sayısı, oturum salonunun şekli, olanaklar, zaman ve bütçe etkin rol oynar.
    1. Bilgisayar kullanımının olduğu elektronik ekranlı sunuşlar
    • Çok küçük, konu hakkında bilgi sahibi gruplarda
    • Slayt veya tepegöz hazırlamaya vakit yoksa
    • 100 kişiye kadar olan gruplarda eğer geniş bir ekran varsa ve salon çok büyük değilse
    • 25-50 kişilik gruplarda LCD panel, veya projektör ile birlikte kullanımında
    • 5 kişilik gruplarda 14 veya 17 inchlik monitör kullanılıyorsa
    • Önceden kontrol etmişseniz ve çok iyi çalıştığından eminseniz kullanın.
    2. Video kullanımı
    • Tek başınıza ve ayakta sunuş yapıyorsanız
    • Tiyatro veya büyük konferans salonlarında büyük gruplara uygun büyük ekran video projeksiyon ile
    3. Tepegöz kullanımı
    • 35-40 kişiden daha fazla olmayan gruplarda
    • Başka bir alet kullanımı mümkün değilse
    4. 35 mm slayt kullanımı
    • 50 kişiden fazla her türlü dinleyiciye
    • İlgi çekici olmayan konferansları renklendirmek amacıyla

    B. Slaytlar
    Sunuşlarda slayt kullanmak günümüzde evrensel bir standarttır. Basit veya geliştirilmiş sunuşa olanak sağlarlar. Slayt kullanımı sağladığı avantajlar kadar, bazı kurallar iyi bilinmezse sunuşu maskelemek veya tatsız hale getirmek gibi sonuçlar yaratabilirler.
    Slayt hazırlarken altın kurallar
    • Az slayt
    • Az satır
    • Az sözcük
    1. Slayt kalitesi
    Ana kural "kötü bir slayt olacağına hiç olmasın daha iyi" dir. Ekspoze olmuş, netliği bozuk slaytlar kullanılmamalıdır. Mutlak gösterilmesi gereken bir slayt kusurlar içeriyorsa, dinleyiciye durum belirtilerek gösterilebilir. Slaytlar için önemli bir kural da başkasının slaytını kullanmamaktır. Dinleyiciler arasında başkasına ait bu slaytı hatırlayan çıkabilir. Bu durum hoş olmayacaktır.
    2. Slayt düzeni
    Deneyimli bir sunucu tüm slaytları horizontal bir düzlemde planlar. Vertikal slayt gösterimi salondaki dinleyicilerin başlarına veya avizelere gelebilir. Slaytların değişimini horizontalde izlemek daha kolaydır.
    3. Slayt kompozisyonu
    Basitlik, açıklık, anlaşılabilirlik önemlidir. Dinleyici kitlesi ne kadar büyük ve heterojen ise slayt dili de o derece basit ve anlaşılır olmalıdır. Gereksiz bilgilerden arınmış, kısa cümleler kullanılmalıdır. Tam ve uzun cümleler gereksizdir. Genelde kısa bir slayt toplam 15 kelimden daha az olacak şekilde düzenlenmelidir. Slayt ile sunumda yazılı fikirlerin göze hitap eder biçimde ve çarpıcı bir şekilde iletilmesi gerektiğini unutmayın. Slaytlar esas mesajdan dikkati uzaklaştıracak derecede süslü, ya da abartılı grafikler içerecek şekilde hazırlanmamalıdır. Genel olarak sunuşun içeriğinde; % 60-70 oranında yazılı slaytlara, % 10-20 veri tablolarına, % 10-20 grafik slaytlarına ve % 3-5 oranında başlık slaytlarına yer verilmesi önerilmektedir.
    4.Slayt akıcılığı
    Gösterilen slaytın uzun süre tutulması ya da çok hızlı geçilmesi dinleyicide tepkiye yol açar. Slayt gösterime konduğu andan itibaren izleyenlerin okuyup anlayabilmeleri için belirli bir süreye gereksinimleri vardır. Bu süre genellikle 10-20 saniye kadardır.
    Slayt gösterirken

    • Slaytı koyup bekleyin
    • Bilgilere dinleyicilerin hakim olmalarına fırsat tanınmalıdır
    • Her bilginin kelime kelime okunması gerekmez
    • İzleyicinin kendi okuması beklenmelidir.
    • İzleyiciler genellikle okuma bilirler !
    • Slaytların hızlı değiştirilmesi kafa karıştırıcıdır
    • İdeal süre 30 saniyedir
    5. Slayt materyalleri
    Slayt çerçesi olarak kullanılan çok farklı materyaller vardır. Bunlar arasında seçim yaparken özelliklerini bilmek gerekir. Kart şeklindeki slayt kasetleri (çerçeveleri) köşelerinde kırılma olabileceği için sınırlı kullanıma sahip olurlar. Köşelerdeki kırılmalar slayt makinesinde arıza nedeni olabilir. Çift tarafı camlı slayt kasetlerine filmi yerleştirmek zaman alıcıdır. Diğer kaset tiplerine göre daha ağırdır. Nem varsa camlar arasında buharlaşma yapar. İdeal kasetler plastikten yapılmış, camsız olanlardır.
    6. Slayt renkleri
    Slaytların renk seçimi mesajdan uzaklaştırmayacak şekilde yapılmalıdır. Az veya fazla kontrast izleyicinin dikkatinin dağılmasına neden olacak şekilde göz yorgunluğu yapar. Renklerin ışık yansımaları: sarı %89, siyah %0, yeşil %59, kırmızı %30, mavi %11, beyaz %100'dür. İdeal kombinasyon yüksek görünürlükle iyi bir kontrast sağlayan, aynı zamanda da gözleri yoracak derecede şiddetli olmayan mavi zemin üzerinde beyaz veya sarı yazılardır. Kırmızı-yeşil kombinasyonu kullanmamalıdır. Çünkü bazı kişiler bu karışıma karşı renk körüdür. Koyu zemin üzerine kırmızı veya diğer koyu renklerin okunması zordur. Beyaz zemin üzerine siyah yazı göz kamaşmasına neden olur. Uzun süre izlenildiklerinde baş ağrısı yapabilirler. Beyaz zemin toz ve parmak izlerini kolay gösterir. Son yıllarda bilgisayar yardımıyla yapılan aşırı renkli slaytlar ana mesajdan uzaklaşmaya neden olmaktadır. Bir slaytta en fazla 4 renk olmalıdır. Zemin düşük yansımaya sahip, yumuşak bir renkte olmalıdır. Üzerindeki yazıların yansıması yüksek olmalıdır. Ana kelimeleri vurgulamak için üçüncü bir renk kullanılabilir, ancak böyle bir uygulama iki kelimeden fazla olmamalıdır. Farklı slaytlarda farklı renklenme yapılabilir. Ama bu renk seçiminde her slaytı farklı yapmak gibi bir uygulama yerine, faklı konulara farklı renk uygulaması daha doğrudur. Başlık için "bold" karakter kullanılabilir.
    Slayt nasıl olmamalı

    • Bol renkli
    • Konuyu saptıran
    • Dikkat dağıtan
    • Okunamayacak kadar küçük yazılı
    7. Slayttaki yazı özellikleri
    Sunuşun tüm önemli noktaları mesajı dinleyiciye iletebilmek için başlıkla v eya grafik slaytlarla güçlendirilmelidir. Slaytdaki yazılar mümkün olduğu kadar kısa ve öz olmalıdır. Başlıklarda bold karakter kullanın. Küçük başlık ve karmaşık başlıklardan kaçının. Başlıkların tamamının büyük harf olması okumayı zorlaştırır. Kelimeleri hiç bir zaman (-) işaretiyle ortasından bölmeyin. Tüm kelimeleri bütün olarak yazın. Slaytta numaralama yapmak gerekebilir. Numaralama aralarında kronolojik-mantıksal dizilim gereken durumlarda kullanılır. Eğer böyle ilişki olmayan bir sıralama yapılacaksa "bullet" olarak bilinen nokta veya benzeri işaretleri her sıra başına koyabilirsiniz.
    Slayt nasıl olmalı

    • Maksimum 3 renk
    • En çok 6 satır
    • Bir satırda en çok 6 sözcük
    • Her satırda bir düşünce
    8. Slaytlar arası ilişki
    Bir önceki slayt üzerine kurulan, birbirini izleyen slayt serileri oluşturmak sunuşu etkili kılar. Örneğin ilk slayt bir ifadeyi veya bir grafiğin bir parçasını gösterebilir. İkinci slayt ek bir ifadeyi veya ilgili bir resmi veya bir parçasını gösterir. Konunun bu kısmıyla ilgili içerik bu şekilde o mesajın son slaytına kadar sürer. Bu biçimde sunuş anlatıcıya iyi kontrol sağlar. Dinleyici kolay izler, anlar ve sıkılmaz. Çok sayıda veri içeren slaytları ardarda göstermekten sakının. Dinleyiciyi sıkacaktır. Aralara mümkünse resim slaytlar veya başlık slaytları serpiştirerek dikkatlerinin dağılmasına engel olun.
    C. Uzaktan kumandalı slayt
    makinaları Slayt makinası bir başka kişi tarafından kullanıldığında sürekli olarak tekrarlayan "slayt lütfen" cümlesi dikkat dağıtıcıdır. Bu nedenle mümkün olan durumlarda uzaktan kumanda tercih edilmelidir. Uzaktan kumanda aleti önceden kontrol edilmeli ve kullanımına alışılmalıdır. Bir diğer elimizle pointer kullanmak durumundaysak hangi elimizle ne yapacağımız birbirine girmemelidir.
    D. Tekli veya çoklu projeksiyonlar
    Çoklu projeksiyonlar tekli projeksiyonlara göre daha avantajlıdır. Örneğin eskiye ve yeniye ait iki durum eş zamanlı gösterildiklerinde daha etkili olur. Ancak ikili projeksiyona karar verirken dikkaktli olunmalıdır. Çünkü gereğinden fazla slayt gösterilmesi hatırda kalmasını güçleştirir.
    E. Slayt gösteren insan(projeksiyonist)
    Sunuş öncesi projeksiyonist ile tanışın. Adını öğrenin ve aklınızda tutun. Iyi planlanmış ve teknik kontrolleri iyi yapılmış bir sunuşta projeksiyonist minimal efor harcar.
    VI. Perdeler
    Çoklu projeksiyon kullanıldığı zaman bütün perdelerin aynı tipte olmasına özen gösterilmelidir. Büyük dinleyici kitleleri için özellikle geniş ve sürekli perdelerin kullanılması tercih edlmelidir. Perdenin kalitesi ve slayt makinesinin yönü görüntünün parlaklığını değiştirecektir. Öne yerleştirilen slayt makineleri sıklıkla kullanılır. Geriden gösterimlerde bazı düzenlemeler gerekir. Buna rağmen daha az kontrastta, daha az parlaklığı olan ve hatların daha az belirgin olduğu görüntüler oluşmaktadır.
    VII. Grafikler
    Düzgün planlanmış çizimler, diyagramlar, tablolar ve grafikler dinleyici ile iletişimde çok etkilidir. Bilgiyi hem sözlü olarak hem de grafik şeklinde vermek mesajı pekiştirir. Slayt üzerindeki kelimeler grafikler kadar etkileyici değildir. Grafikler konusunda şunları bilmemiz gerekir:
    • Çizgili grafikler çubuk grafiklerden daha iyidir.
    • Dikey çubuk grafikler yatay çubuk grafiklerden daha iyidir.
    • Çizgi ve çubuk grafik tablodan daha iyidir.
    Grafik slayt hazırlarken

    • Çubuk (bar) grafik: En fazla 6 bar
    • Pie grafiklerde dilim sayısı en çok 6
    VIII. IŞIKLI GÖSTERİCİ (POINTER) KULLANIMI
    Lazer pointerlar elektrikli olanlardan daha parlaktır ve odaklama yapmayı gerektirmezler. Günümüzdeki lazer pointerler pille çalışmaktadır. Kullanımları kolay olup tavsiye edilecek pointer tipidir. Pointerların kullanımı yerine göre çok gerekli iken bazen tamamen dikkat dağıtıcı olabilir. Sadece slayt üzerinde özel bir durumu açıklamak için açık tutulmalı ve sonra hemen kapatılmalıdır. Slayt üzerinde özel bir yeri işaret etmek gereği olmayan durumlarda pointer ışığının "oda içinde dans etmesine izin verilmemelidir. Pointer perdeye yakın olan kolla tutulmalıdır.
    Pointer kullanırken

    • Gereksiz kullanılmamalı
    • İşaret edip kapatılmalı
    • Perdede anlamsız gezmemeli
    • Titrememeli
    IX. MİKROFON
    Kordonsuz , yüksek kaliteli bir mikrofon idealdir. Toplantı öncesi, mutlaka, mikrofon tanınmalıdır. Açıp kapama düğmelerinin yerlerini aramak ve nereye takılacağını anlamaya çalışmak gibi uğraşlar izleyici karşısında yapılmamalıdır.
    X. SALON VE KÜRSÜ
    A. Salon ve podyum ( kürsü) ışıklandırması
    1. podyum (kürsü) pozisyonu Kürsü pozisyonu konuşmacıya ciddi sürprizler yaratabilir. Eğer kürsü perdenin önünde ise bir yığın aksilik yaratır. Buna ek olarak bir de sabit mikrofon kullanılıyorsa konuşmacı hangi yönde hareket edeceğini karıştırır hale gelebilir.
    2. Işıklandırma Yazıları rahat okumamızı etkiler. Yetersiz aydınlatma kadar açısı iyi ayarlanmamış bir aydınlatma kağıtlarımızda parlama yaratabilir. Bu nedenle kürsünün yeri sadece perdeyi kapatıp kapatmaması değil ışığın parlama yapmaması bakımından da önemlidir. Pek çok kürsüde iç aydınlatma lambası bulunur. Bunların açma kapama yerleri önceden tespit edilmelidir. Salon hiç bir zaman tam karartılmamalıdır. Not tutmaya engel olur. Dinleyici ile göz teması kaybolur.
    B. Salonda fonda (background) müzik
    Bazı toplantılarda otelin background müziği sunuşlar sırasında açık tutulmaktadır. İsteniliyorsa sakıncası olmayabilir. Ancak sunuşun başlangıcında kapalı olmalıdır.
    XI. DİNLEYİCİ İLE İLETİŞİM
    Dinleyenlerle daima dostça bir iletişim kurulmalıdır. Ukala izlenimi vermek zararlıdır. Sizi dinleyen kişilerin o konudaki bilgileri hiç bir zaman küçümsenmemelidir. Sunuş sırasında perdeye dönüp konuşarak, dinleyenlere sırtınızı dönmekten kaçının. Mizah bazen büyük bir yardımcı bazen en büyük düşman olabilir. Gülünmeyen bir esprinin salonda yaratacağı havadan çok daha önemlisi sunucunun kendine olan güveninin bir anda kaybına neden olarak yaratacağı durumdur.
    XII. KONUŞMAYI BİTİRİRKEN
    Anlattıklarınızın en önemli noktalarını içeren kısa bir özet yaparak konuşmayı tamamlayın. Dinleyenlere katılımları ve gösterdikleri ilgi için teşekkür edilebilir. Konuşmanın sonlandırılmasında, dramatik bir nokta yaratılarak sunuşu bitirmek çok etkili olmaktadır. Eğer yapabilirseniz duygusallık, öfke, umut, korku veya benzeri bir duygusal etki yaratacak cümleleri kendi son mesajınıza abartmadan sıkıştırarak konuşmayı sonlandırırsanız tüm dinleyiciler uzun süre söylediklerininizin etkisinde kalacak, unutmayacak ve anlattıklarınız üzerinde düşünecektir. Bu bitişi yaptıktan sonra projektör ışıklarının söndürülmesi için yardımcınızı uyarın. Hafif gülümsemeyle konuşmanızı tamamlayın. Bu sırada kürsüdeki yazılarını toparlamak gibi küçük bir uğraşa yer verebilirsiniz.
    XIII. SORULAR - CEVAPLAR
    Sunuş sırasında soru sorulması tercih edilen bir yöntem değildir. Bazen çok yerinde ve doğru sorular gelmesi beklenebilirse de genellikle konuyu dağıtır. Sunuş sırasında eğer istenmese de soruyla karşılaşılırsa sonra cevaplanacağı bildirilerek konuya devam edilmelidir. Sorular yanıtlanırken; Soru soranın cümlesi tam bitmeden yanıta başlanmamalıdır. Soru tamamlandıktan sonra kısa bir süre mutlaka düşünerek yanıt verin. Bunun şu yararları vardır. Aceleyle verilen cevap sorunun tam karşılığı olmayabilir Dinleyenler soruya iyi bir cevap vermek amacıyla düşündüğünüz için size olumlu puan verirler. Soru soran "çok iyi bir soru" sorduğunu düşünüp onore olur. Sessiz dinleyicilerin duygularına duyarlı olun ve ''herhangi bir sorunuz varsa lütfen çekinmeyin'' ya da ''bu fikri daha ayrıntılı açıklamak konusunda bu sizin için bir fırsattır'' gibi ifadelerle onları katılmaya teşfik edin. Tüm soruları dikkatle dinleyin. Soru ve katkılar sırasındaki bazı yorumlar gelecekte aynı konuşmayı tekrarlamanız durumunda çok işinize yarayacaktır. Cevap verirken bilmeniz gerekenler

    • Savunmaya geçmeyin
    • İdeal yanıt kısa olandır
    • Bilmediğinizi kabullenin
    • Soru sırasında söz kesilmemelidir
    • Yanıtdan önce mutlaka kısa süre düşünün
    • Hep olumlu olun Katkıda bulunan kişiler önemli ve değerli bir katkı yapmışlarsa bunu belirterek teşekkür edin.
    XIV. ŞEYTAN AYRINTIDA GİZLİDİR
    Kullanacağınız her şeyi tekrar tekrar düşünün. Dinleyicilerin önüne çıktığınızda bir eksiğiniz olmasını farketmeniz tam bir felakettir. Ör: Pointerın unutulması, eksik bir slayt gibi. Salona erken gidin. Hazırlıkları kontrol edin. Eksikliklere müdahale edecek vaktiniz olsun. Olası bir aksilik karşısında yapacaklarınıza ait planınız olsun. Ör: Slayt makinasında slayt sıkışırsa ne yapacaksınız ?. Tepegöz arızalanırsa orada yazılı olan bir metni aklınızda kalanlarla anlatabilecekmisiniz? Sunuş sırasında aniden burnunuz akarsa, hapşırırsanız, mendiliniz hazır mı? Sunuş sonrası bir ikram söz konusuysa, bunun hazırlıkları toplantı öncesinde bitirilmiş mi?. Projeksiyonisatiniz salonda mı?. Hastalanmış ve gelememişse bunu ne zaman farkedebilirsiniz ve kaç dakika içinde o kişi yerine bir başkasını bulabilirsiniz? Teknik servis elemanları toplantının yapıldığını biliyorlar mı?. Sigorta arızası gibi bir durumda kime haber verileceğini biliyor musunuz?
    XV. KONUŞMALAR
    A. Günlük konuşmalar
    • Sıradan konuşma ve söyleşmeler
    • Fıkra anlatımı
    • Görüşmeler (mülakat)
    B. Öğretici boyutlu konuşmalar
    • Konferans
    • Söylev
    • Brifing
    • Seminer
    C. Kümesel konuşmalar
    Tartışmaya dayalı konuşmalardır. Amaç, tartışmaya katılanların sayısı ve dinleyicilerin durumuna göre farklı tipleri vardır. Kümesel tartışmalarda dinleyiciler sadece konuşmacıya bakan ve dinleyen edilgen kişiler değildir. Tam tersine tartışmaya değişik biçimlerde katılmaları beklenir.
    • Panel
    • Sempozyum
    • Açık oturum
    • Münazara
    • Forum
    D. Özel durumlar için konuşmalar

    • Tanıtma
    • Karşılama ve uğurlamalar
    • Anma ve yıldönümleri
    E. Radyo ve televizyon konuşmaları.
    F. İnteraktif (izleyici katılımlı) Sunuş Biçimleri

    • Birkaç konuşmacılı tartışmalı sunum
    • İzleyici oylamalı sunum
    • Senaryo sunumları
    1. Günlük konuşmalar
    Sıradan konuşma ve söyleşmeler
    Tanıdıklarımız, eş ve dostalarımızla ya da yeni tanıştığımız kişilerle dereden tepeden, daldan dala atlayarak yaptığımız konuşma biçimidir.
    Fıkra anlatımı
    İnce anlatımlı, nükteli küçük öykülere fıkra denir. Gerek karşılıklı konuşmalarda, gerek hazırlıklı ya da hazırlıksız yapılan konuşmalarda düşüncelerimizi canlı ve çekici bir şekilde belirtmek için fıkralardan yararlanılır.
    Görüşmeler (mülakat)
    Günlük konuşmaların amaca yönelik, özel bir türüdür. Özel bir konuda, belli bilgi ve iş dalında bilgi toplamak amacı ile o dalda yetkili bir kişinin düşüncelerini almak için yaptığımız konuşmalara görüşme (mülakat) denir.
    2. Öğretici boyutlu konuşmaları
    Konferans
    Konferans sanat, bilim, eğitim, insan ilişkileri, uluslararası ilişkiler gibi değişik konularda seçilecekl bir konu üzerinde konuşmadır. Konferansta o konu ile ilgili değişik boyutlar, gelişmeler, sorunu çözüme götürecek öneri ve açıklamalar bir bütünlük oluşturacak şekilde ele alınır. Konferansçı o alanda tanınmış, o alandaki gelişmeleri ve değişimleri yakından izleyen, uzman bir kişidir.
    Söylev
    Söylevler de öğretici bir boyut taşır, ama konferanstan farklıdır. Buradaki öğretmekten amaç bilgileri zenginleştirme değil, duygulara değinme, dinleyenlerin duygu ve davranışlarını belirli bir amaç doğrultusunda etkilemektir. Brifing Belli bir konuda özet olarak bilgi vermek amacıyla yapılan toplantılara brifing denir.
    Seminer
    Bir konu ile ilgili bilgi vermek ve üzerinde tertışmak amacıyla düzenlenmiş toplantıdır.
    3. Kümesel konuşmalar
    Panel
    Bir sorunu ortaya koyma, o sorunun çözümü konusunda değişik görüşler öne sürmeye dayanan bir küme tartışmasıdır. Panele katılan konuşmacı sayısı 4-8 kişi arasında değişir. Dinleyicilerin tam karşısına düşecek yüksekçe bir yerde bir masa etrafında yarımay şeklinde oturulur. Panel başkanı konuşmayı açar. Konuyu açmaya yönelik sorular sorar. Her konuşmacı soruyla ilgili görüşlerini ortaya koyar. Konuşmacılar görüşlerini belirttikten sonra konuya ait dinleyici soruları cevaplandırılır. Dinleyicilerin de soruları bittikten sonra başkan söylenenleri toparlayıcı bir konuşma yaparak paneli kapatır.
    Sempozyum
    Sayısı 3-5 kişi arasında değişen bir konuşmacı kümesinin belli bir dinleyici topluluğu önünde herhangi bir sorunla ilgili önceden hazırladıkları kısa konuşmaları sunma işidir. Panelden ayrıldığı taraf, bir küme tartışması olmaktan çok halk önünde yapılan birer konuşmalar toplamı olmasıdır. Amacı dinleyiciyi bilgilendirmektir.
    Açık oturum
    Değişik görüşler taşıyan küçük bir konuşmacı kümesinin (3-5 kişi), belirli bir konuda dinleyici önünde tartışmalarıdır. Üzerinde tartışılacak konu bilim, sanat, siyaset, toplumsal sorunlar olabilir. Açık oturumu yönetecek kişinin konuşmacılara eşit süreyle söz vermesi, gerekmedikçe konuşmanın akışını kesmemesi gerekir. Süreyi iyi ayarlaması, konuşmacılara ayrılan süreyi iyi değerlendirmesi ve açık oturum sonunda üzerinde tartışılan sorunun hangi yönlerinde ortak görüşlere varıldığı, hangi yönlerde varılmadığını belirtmesi gerekir.
    Münazara
    Ortaya atılan savın doğru ya da yanlış olduğunun bir dinleyici topluluğu önünde tartışılmasıdır. Bir çeşit düşünme ve konuşma sporu olarak kabul edilebilir.
    Forum
    Bir konunun dinleyicilerin daha etkin olduğu, sorular sorup, görüş belirttiği bir toplantıda tartışılmasıdır. Katılacak konuşmacı sayısı konunun özelliğine göre 5-7 arasında değişir.
    4. Özel durumlar için konuşmalar
    Tanıtma
    Bir dinleyici grubuna bir konuşmacıyı tanıtma amacıyla yapılır. Karşılama ve uğurlamalar Bir dernek, kurum ya da kuruluşta kimi konukları karşılama, bunları gezdirip uğurlama görevi üstlenilebilir. Bu durumda kısa da olsa konuklara "hoş geldiniz" ya da "güle güle" anlamı içeren konuşmalar yapılmasıdır.
    Anma ve yıldönümleri
    Önemli kişilerin doğum ve ölüm günlerini anma, belirli olayların yıldönümlerini kutlama törenlerinde yapılan konuşma türleridir.
    5. Radyo ve televizyon konuşmaları
    Dinleyici ile yüzyüze gelinmez, davranış ve tepkileri izlenemez. Dinleyiciler türdeş özellikte değildir.
    6. İnteraktif (izleyici katılımlı) SunuşBiçimleri

    • Birkaç konuşmacılı tartışmalı sunum
    • İzleyici oylamalı sunum Se
    • naryo sunumları İzleyici katılımlı sunuş biçimlerinde konuşmacının en zor görevi dengeli katılım için bir fırsat yaratmaktır. Katılım göstermeyen dinleyicileri aktif katılım yolunda yüreklendirilmesi, işe çok fazla karışanların ise başkalarına da katılma fırsatı tanımaları için teşfik edilmesi gerekir. Bu tüm dinleyicilerin katılım göstermesi gerektiği anlamına gelmediği gibi, herkesin söyleyecek birşeyi olup olmadığını görme sorumluluğunun konuşmacıya ait olduğu anlamına da gelmez. Dinleyiciler arasında konuya ilşkin bilgi düzeyi farklılıkları doğal olarak bulunacaktır. Bir grup oturumunda konuşmak istemeyen insanlar da olacaktır. Konuşmacının sorumluluğunun dengeli katılım için fırsat sağlamak olduğu unutulmamalıdır.
     
  3. biz

    biz Aktif

    Katılım:
    12 Şubat 2007
    Mesajlar:
    324
    Beğenileri:
    3
    Ödül Puanları:
    630
    Banka:
    0 ÇTL
    arkadaşlar işinize yarar ve arama motorlarında arayanlar sitemizi ziyaret eder diye gönderiyorum
     

Sayfayı Paylaş