1. * 5651 Sayılı Kanun'a göre TÜM ÜYELERİMİZ yaptıkları paylaşımlardan sorumludur.
    * Telif hakkına konu olan eserlerin yasal olmayan şekilde paylaşıldığını ve yasal haklarının çiğnendiğini düşünen hak sahiplerinin İLETİŞİM bölümünden bize ulaşmaları durumunda ilgili şikayet incelenip gereği 1 (bir) hafta içinde gereği yapılacaktır.
    E-posta adresimiz

Bilmin Açıklayamadığı Şeyler

Konusu 'İcatlar ve Keşifler' forumundadır ve Girayhan tarafından 23 Eylül 2007 başlatılmıştır.

  1. Girayhan

    Girayhan Uzman

    Katılım:
    12 Şubat 2007
    Mesajlar:
    936
    Beğenileri:
    6
    Ödül Puanları:
    630
    Banka:
    21 ÇTL
    Araştırmacılar, arkeologlar öyle şeyler buluyorlar ki, günümüzden yüzlerce yıl önce yapılmışlar ama sırlarına bugünün teknolojisi bile yetişemiyor. İşte o fotoğraflar..

    İŞTE AÇIKLANAMAYAN OLAYLAR

    [​IMG]
    Harçsız taş set

    Peru'nun Cusco bölgesindeki bir İnka kalesinin etrafını 360 metre boyunca zikzak yaparak saran 9 metrelik setlerin yapımında, tanesi 300 tona varan kireçtaşı blokları kullanılmış. Ancak hiç harç kullanılmamasına rağmen bu kayalar, arasına bıçak bile sokulamayacak kadar mükemmel yerleştirilmiş.

    [​IMG]
    Generalin kemer tokası

    M.S. 300'lü yıllarda ölen Çinli general Çou Çou'nun mezarında 1956 yılında bulunan kemerin tokası, yüzde 85 oranında alüminyumdan yapılmış. Ama doğada sadece bileşik olarak bulunan alimünyumun diğer maddelerden ayrıştırılarak tek bir madde olarak kullanılabilmesi ilk kez 19. yüzyılda mümkün olmuştu.

    [​IMG]
    Antik çağ bilgisayarı

    1900 yılında Girit açıklarındaki bir batıkta araştırma yapan bilim adamları ilginç bir cisme rastladı. Tahta bir muhafazanın içine yerleştirilmiş bir dizi bronz dişliden oluşan bu garip nesnenin kasası, yüzeye çıkarıldığı anda dağıldı ve cihazın içindeki karmaşık yapı ortaya çıktı. Yapılan çalışmaların ardından, bu aygıtın Ay, Güneş ve diğer gezegenlerin konumlarını hesaplamak ve istendiği anda bunların pozisyonlarına yönelik tahminlerde bulunmak için geliştirildiği anlaşıldı.

    [​IMG]
    Concorde'un atası

    M.Ö 200'de yapıldığı sanılan bu nesne, 1898 yılında Mısır'da bir lahitte bulundu. Ancak gerçek uçaklar icat edilene kadar ne olduğu konusunda kimse bir fikir beyan edememişti. 1972'de arkeolog Halil Mesiha bunun bir model uçak olduğunu, mükemmel bir aerodinamiğinin bulunduğunu ve kanatlarının Concorde'u andırdığını iddia etti

    [​IMG]
    1000 yılda yapılan kent

    Pasifik Okyanusu'ndaki Mikronezya adası yakınlarına kurulu antik Nan Madol kentinin inşası, M.Ö 200'de başladı ve 1000 yıl sürdü. 250 milyon tonluk dev bazalt bloklar kullanılarak yapılan bu kent, 100 yapay adayı kanallarla birbirine bağlıyor. Bu kadar bazaltın bölgeye nasıl getirildiği ise hala sır.

    [​IMG]

    Geleceği gören harita


    Coğrafya ve harita uzmanı ünlü Türk denizci Piri Reis'in 1513'te çizdiği Afrika, Amerika ve Güney Kutbu'nu gösteren harita, ortaya çıkarıldığı 1929 yılında ortalığı karıştırdı. Çünkü Güney Kutbu'nun keşfi, haritanın çizilmesinden çok sonra, yani 1818'de gerçekleşmişti. Dahası, Piri Reis'in haritası, kıtanın buz altında kalmış sahil kesimlerini de gösteriyordu. Ancak kıta üzerindeki buzlar, haritanın çizilmesinden tam 6 bin yıl önce erimişti.
     
    ZeyNoO bunu beğendi.
  2. Girayhan

    Girayhan Uzman

    Katılım:
    12 Şubat 2007
    Mesajlar:
    936
    Beğenileri:
    6
    Ödül Puanları:
    630
    Banka:
    21 ÇTL
    [​IMG]

    2000 yıllık pil


    Alman arkeolog Wilhelm Konig tarafından 1938'de Irak'ın başkenti Bağdat'ın yakınlarında bulunan 2 bin yıllık pil, bilim adamlarını şaşkına düşürdü. Konig, 13 santimetre boyundaki toprak bir kabın içine monte edilmiş bir bakır silindir, onun etrafındaki demir çubuk ve testinin ağzını kapatan asfalttan oluşan bu nesneyi "dünyanın en eski pili" olarak tanımladı. Pilin 2 volt enerji ürettiği saptanırken, 1800'lü yularda modern pili icat eden Alessandro Volta adlı İtalyan kontunun da şöhretine gölge düştü.

    [​IMG]

    Kristal kuru kafa

    Maya dönemine ait 1000 yıllık bu kristal kuru kafa, tek bir blok kristal üzerine oyma olarak yapılmış. Nasıl yapıldığı hala anlaşılamayan kuru kafanın altından tutulan ışık, doğrudan göz çukurundan yansıyor. Bu teknolojinin bugün bile mümkün olmadığı söyleniyor.

    [​IMG]

    Kayaya gömülü çekiç

    Tahta sap ve demir tokmaktan oluşan bu çekiç, 1936'da Teksas'ta 400-500 milyon yıllık bir kayanın içine gömülü olarak bulundu. Modern bir aletin tarih öncesi bir kaya kütlesinin içine nasıl girdiği bir yana, çekiçte kullanılan demirin günümüz demirlerinden bile saf olması bilim adamlarını hayrete düşürdü.
     
    ZeyNoO bunu beğendi.
  3. YoRuMSuZ
    Avare

    YoRuMSuZ Biz işimize bakalım!

    Katılım:
    7 Haziran 2006
    Mesajlar:
    24.416
    Beğenileri:
    7.327
    Ödül Puanları:
    11.330
    Cinsiyet:
    Bay
    Banka:
    8.722 ÇTL
    Hakikaten ilginç olaylar hocam. İnsanlık tarihinde tam bir muamma olan olaylar var. Teşekkkürler paylaşım için.
     
  4. Girayhan

    Girayhan Uzman

    Katılım:
    12 Şubat 2007
    Mesajlar:
    936
    Beğenileri:
    6
    Ödül Puanları:
    630
    Banka:
    21 ÇTL
    Hakikaten çok ilginç.Eğer bunlar doğruysa ki öyle görünüyor ozaman bizim öğrendiğimiz çoğu şey yalnış.
     
  5. Gül Kurusu
    Relax

    Gül Kurusu Mevsim hep sonbahar... Özel üye

    Katılım:
    17 Kasım 2013
    Mesajlar:
    2.105
    Beğenileri:
    1.703
    Ödül Puanları:
    4.830
    Yer:
    Neverland
    Banka:
    3.731 ÇTL
    Bilimin açıklayamadıgı metafizik bir olay...

    Doksan bin kişi hacca gelmişti o yıl... Seyyid Ahmed el Rufai ve yakınları da bunların arasındaydılar. Kabe tavafı bittikten sonra, Merkad-i Şerif diye isimlendirilen H.Z. Muhammed’in kabrinin bulunduğu yere gelindi.
    Seyyid Ahmet el Rufai ki isminin başında “Seyyid” sıfatı peygamberin soyundan geldiğini gösteriyordu

    Aldığı manevi bir işaretle ileri çıkarak aşk ile seslendi. -

    Esselamü Aleyke ya Ceddi... (Ceddi = eddim, atam)Aralarında İslam aleminin pek çok ileri gelen şahsiyetinin de bulunduğu cemaat ne olduğunu anlamaya çalışırken Merkad-i Şerif’ten son derece gür bir ses yükseldi

    Aleykesselam ya veledi... (Veledi = çocuğum)
    Herkes bir anda adeta taş kesti olduğu yerde. Çıt çıkmaz oldu. Peygamberin vefatından beş yüz sene sonra meydana gelen bu mucizevi hadisenin kimse hiçbir safhasını kaçırmak istemiyordu.
    Seyyid Ahmet el Rufai gözlerinden yaşlar akarak biraz daha yaklaştı Merkad-ı Şerif’e:

    - Şimdiye kadar uzaktan ruhum gelir ve huzurunda yer öperdi... şu anda nöbet vücudumdadır... dudaklarımın mübarek elini açıktan öperek şereflenmesine izin ver...

    Heyecandan neredeyse nefes almayı dahi unutacak raddeye gelmiş topluluğun donmuş bakışları altında Merkad-i Şerif’ten bir el ileriye doğru uzandı. Seyyid Ahmet el Rufai kendini toplayıp diz çöktüğü yerden doğruldu... İyice yaklaştı ve eli öptü...
    Aynı anda, bir insan seli zembereğinden boşalmış gibi bir birini ezerek Merkad-i Şerif’e doğru akmaya başladı... Ama el çekildi birden.

    O zamana kadar zar zor ayakta durmaya çalışan Seyyit Ahmet el Rufai, ilahi zelzelenin bu şiddetteki sarsıntısına dayanamadı ve Allah’ını seven beni çiğnemeden geçmesin... diyerek kendisini yere attı. Mahşer yerine dönmüştü bir anda Merkad-i Şerif’in önü. Kimse ne diyeceğini, ne yapacağını bilmiyordu... Gırtlaklarda düğümlenip kalmıştı sözler. Aralarında seyyid’in yakınlarının da bulunduğu bir grup kendinden geçmiş halde, sağda solda buldukları şivri şeyleri vücutlarına saplamaya başladı. Çivi, şiş, bıçak, kama... ne rastlarsa ve nereye rastlarsa saplandı. Ahmet el Rufai’nin ısrarıyla içlerinden bazıları O’nun bedenine de yönelttiler bu aletleri. Gece yarısına doğru ortalık yatıştığında, kimse gördüklerinin rüya olduğunu düşünmüyordu.

    Dönemin tasavvuf akımları arasında büyük dalgalanmalara yol açtı bu olay. Pek çok şeyh dergahını kapayıp Ahmet el Rufai’ye mürit olarak geldi. Seyyid’le aynı yıllarda yaşamış İslam büyüğü Abdulkadir Geylani, o’nun “Evliya üzerine hücceti ilahi” olduğunu söyledi. Geylani’nin vefatından sonra tasavvufi mertebelerin en yükseği kabul edilen Gavs-ı Azam’lık Ahmet el Rufai’ye intikal etti.

    Hicri 555 senesinde meydana gelen bu Hac ziyareti olayından sonra Ahmet el Rufai nin bu hadisesi şiş kama bıçak hadiseleri hariç osmanlı kayıtlarınada geçmiştir....
     
    KıRMıZı ve ZeyNoO bunu beğendi.
  6. buhurdan
    Buhranda

    buhurdan Usta

    Katılım:
    12 Ocak 2013
    Mesajlar:
    565
    Beğenileri:
    384
    Ödül Puanları:
    1.480
    Banka:
    7 ÇTL
    burda ateyizler devreye giriyor :D
     
  7. kAşİf
    Cesur

    kAşİf Düşünmek lazım.. Moderatör

    Katılım:
    15 Eylül 2014
    Mesajlar:
    4.495
    Beğenileri:
    6.750
    Ödül Puanları:
    9.080
    Cinsiyet:
    Bay
    Meslek:
    kaşif
    Banka:
    2.463 ÇTL
    yazıda sözü geçen olayı ilk kez duydum ,yukarıda ki olaylara bakışımsa ,insanlar hiç bir zaman aptal değildi hep bir medeniyet vardı,bilgi hep vardı sadece teknolojiyi kullanmıyorlardı bugün teknoloji çok ileride olduğu için yapılanları garipseyebiliyoruz ama unutulmamalıki teknolojiyi bu günlere getirenler yine insanlardı bugünkü bilim bile kuranı kerimi tam manası ile çözebilmiş değil
     

Sayfayı Paylaş