1. * 5651 Sayılı Kanun'a göre TÜM ÜYELERİMİZ yaptıkları paylaşımlardan sorumludur.
    * Telif hakkına konu olan eserlerin yasal olmayan şekilde paylaşıldığını ve yasal haklarının çiğnendiğini düşünen hak sahiplerinin İLETİŞİM bölümünden bize ulaşmaları durumunda ilgili şikayet incelenip gereği 1 (bir) hafta içinde gereği yapılacaktır.
    E-posta adresimiz

Bin Aynalı Dağ Hikayesi

Konusu 'Kişisel Gelişim' forumundadır ve arz-ı hal tarafından 16 Aralık 2011 başlatılmıştır.

  1. arz-ı hal

    arz-ı hal Özel Üye Özel üye

    Katılım:
    29 Kasım 2011
    Mesajlar:
    9.017
    Beğenileri:
    539
    Ödül Puanları:
    5.980
    Meslek:
    İşe başlamadan tatile giren hakime
    Yer:
    yüreğinden uzaklar da...
    Banka:
    199 ÇTL
    Bin Aynalı Dağ Hikayesi

    Uzun yıllar önce, uzaklardaki bir ülkede
    ‘Bin aynalı dağ' denilen bir dağ vardı. Bu Dağın zirvesine
    gerçekten de bin tane irili ufaklı ayna yerleştirilmişti.
    Herkes zaman zaman bin aynalı dağa çıkıp,
    ilginç öykülere şahit olmayı ve daha sonra
    …gördükleri hakkında arkadaşlarıyla konuşmayı isterdi.

    Bir gün, bu ülkede yasayan küçük mutlu bir köpek,
    bu dağı duydu ve oraya gitmeye karar verdi. Dağın eteğine ulaştı
    ve sora da neşeyle yukarı tırmandı. Yorulmuştu, ama yeni şeyler
    göreceği için keyiflenmiş ve yorgunluğunu çoktan unutmuştu.

    Aynaların bulunduğu zirveye geldiğinde kulaklarını dikmiş, kuyruğunu
    hızlı hızlı sallıyordu. Kocaman bir gülümseme gönderdi onlara.
    Karşılığında bin tane kocaman sıcak ve dostane gülümseme aldı.
    Mutluluğu kat kat artmıştı. Oradan bir türlü ayrılmak istemiyordu.

    Türlü türlü sevinç ve dostluk hareketleri yapıyor,
    yaptıklarının bin kat fazlasıyla karşılığını görüyordu.
    Nihayet gün karadı ve oradan ayrılması gerektiğini anladı.

    dağdan inerken kendi kendisine; “Burası harika bir yer!
    Buraya sık sık geleceğim” diye düşünüyordu. Bu arada,
    aynalı Dağın çıkışındaki anlamlı levhayı da okudu
    ve mutluluğu bin kat daha arttı…

    Ayni ülkede yaşayan başka küçük bir köpek daha vardı.
    Ama ilki kadar mutlu değildi. Huysuz ve mutsuzdu.
    O da o dağa gitmeye karar verdi. Dağın eteklerine kadar
    gelip de yukarıya baktığında, şikayete başlamıştı bile.
    Sızlana sızlana dağın tepesine kadar çıktı.
    Yorgunluk ve kızgınlığa şimdi bir de korku eklenmişti.
    Doğru ya, bu dağın tepesinde kendisini kim bilir hangi hırsızlar,
    haydutlar bekliyordu!

    Aynaların olduğu alana yaklaşırken,
    her an bir düşmanla karsılaşacakmış gibi başını öne eğmişti.
    Kafasını kaldırıp da aynalara baktığında gözlerinde inanamadı.
    Soğuk soğuk bakan bin tane köpek gözlerini onun üzerine dikmişti.
    Güya onlardan korkmadığını onlara göstermek için hırlamaya,
    dişlerini göstermeye başladı.

    Aynı anda korkunç görünümlü
    bin köpek kendisine hırlayınca, korkudan ne yapacağını
    bilemedi ve dağdan kaçarak inerken kendi kendine; “Burası
    korkunç bir yer! Buraya bir daha asla gelmeyeceğim.” diyordu.
    Huysuz köpek, o hızla ve korkuyla kaçarken,
    aynalı dağ hakkında bilgi veren levhayı ve
    üzerindeki yazıları görmemişti bile.

    Levhada şöyle yazıyordu:

    “Ey yolcular! Sakın aldanmayın, gördüğünüz görüntüler
    sadece ve sadece sizin aynadaki yansımanızdır. Aynı şekilde;
    hayatta başınıza gelen bütün olaylar size tutulmuş aynalardır.
    Onlarda sadece kendinizi, kendi duygu ve düşüncelerinizi görürsünüz…”
     

Sayfayı Paylaş