1. * 5651 Sayılı Kanun'a göre TÜM ÜYELERİMİZ yaptıkları paylaşımlardan sorumludur.
    * Telif hakkına konu olan eserlerin yasal olmayan şekilde paylaşıldığını ve yasal haklarının çiğnendiğini düşünen hak sahiplerinin İLETİŞİM bölümünden bize ulaşmaları durumunda ilgili şikayet incelenip gereği 1 (bir) hafta içinde gereği yapılacaktır.
    E-posta adresimiz

Bir Aşk Bir Savaş

Konusu 'Mitoloji' forumundadır ve Tuba tarafından 18 Temmuz 2013 başlatılmıştır.

  1. Tuba

    Tuba Özel üye

    Katılım:
    30 Ağustos 2012
    Mesajlar:
    2.587
    Beğenileri:
    198
    Ödül Puanları:
    2.230
    Meslek:
    okullu
    Yer:
    kumdan kaleler
    Banka:
    61 ÇTL
    -Ve aşk tanrıçası Afrodit, kutsal Helena’yı seçti- bir aşkın bir şehre bedel olduğu yüzyıl...

    Alexsondros Paris…

    Yaşlı Truva kralı olan Priamos’un karısı Hekabe doğumundan bir gece önce bir rüya gördü. Kraliçe rüyasında karnından çıkan bir alevin tüm Truva surlarını sarıp bütün şehri yaktığını gördü. Uykusundan çığlıkla uyanan Hekabe hemen kahinleri çağırttı. Kahinler doğacak çocuğun bütün Truva şehrinin yıkılmasına sebep olacağını söylediler. Korkuya kapılan Priamos, doğan 50. çocuğu Paris’i kurtlar, kuşlar yesin diye onu İda dağına bıraktı. Fakat dişi bir ayı Paris’i emzirdi ve oradan geçmekte olan bir çoban Paris’i alıp evine götürdü ve onu kendi çocukları ile birlikte büyüttü.



    Yıllar geçti ve Paris büyüdü. İda dağında güzelliği ve çalışkanlığı ile tanınan bir çoban oldu. Bölge halkının hayvanlarına çok güvenilir bir şekilde baktığından dolayı koruyucu anlamına gelen ‘Alexsondros’ adını taşımaya başladı.

    Güzel Afrodit…

    O sıralarda Olimpos’ta (Antalya civarı) yapılan düğün törenine kötü bir olay çıkmasın diye kavga tanrıçası Eris çağrılmamıştı. Buna çok kızan Eris, altın bir elmanın üstüne “en güzeline…’’ yazıp fırlattı. Hera, Athena ve Afrodit kendilerinin en güzel tanrıçalar olduklarını iddia ederek kavga etmeye başladılar. Eris intikamını almakta başarılı olacaktı çünkü aziz Zeus, tanrıçaların kavga etmesine çok kızıp onları bir rehber tanrı Hermes eşliğinde İda dağına göndermiş hakem olarak da nedense Paris’i seçmiştir. Altın elmanın kendisine verilmesini isteyen Hera; Paris’e Asya Krallığını, Athena; sonsuz akıl ve başarıyı, Afrodit’e ise Spartalı Helena’nın aşkını vaat etmiştir… Paris, elmayı Afrodit’e vererek onun en güzel tanrıça olmasını sağlamıştır.

    Mitolojik Truva Savaşı: Bir Aşk Bir Savaş

    Truva’da yarışlar düzenlenmeye başlamıştı. Bu yarışın ödülü yetiştirilmiş bir boğaydı. Paris yarışmalara katıldı ve birinci oldu. Bu sırada Paris’in öz kız kardeşi bilici Kassandıra onu tanımış ve hemen öldürülmesini emretmiştir. Paris kaçarak Zeus sığınağına sığınmıştır. Paris bir süre bu sığınakta yaşamış ve Sparta’ya kaçmıştır. Sparta kralı Menelaos ve güzel karısı Helena’nın konuğu olmuştur. Menelaos büyük babasının ölümü üzerine Girit’e gitmek zorunda kalmıştır. Melenaos’un gidişi ile Paris ve Helena birlikte zaman geçirmiş ve aralarında kutsal bir aşk başlamıştır. Bunu bir fırsat bilen Paris, Menelaos’un hazinesini, bir takım mallarını ve karsı Helena’yı kaçırmıştır…

    Melenaos karısının kaçırıldığını öğrenince Miken kralı olan abisi Agememnon’u yardıma çağırır. Melenaos ve Agememnon önce savaşma taraftarı olmayıp Truva’ya bir elçilik heyeti gönderirler. Elçi göndermekten sonuç alamayınca savaş için hazırlanırlar. Fakat uzun süren savaşlar bir sonuç vermez. Kahinler savaşa Aka kahramanı Akhilleus’un katılmadan Truva’nın düşmeyeceğini söylerler. Akhilleus savaşa çağrılır. Akhilleus az ama ünlü bir şekilde yaşamayı seçerek Truva savaşına katılma kararı alır. Başlayan savaş Truva’yı hemen düşürmemiştir. İki kıta arasında en büyük savaşlar yaşanmış lakin iki tarafta kesin üstünlük sağlayamamışlardır.

    Paris, Melenaos ile teke tek savaşmayı ve kazananın Helena’yı almasını teklif etmiştir. Melenaos bu teklifi kabul etmiş ve ikili arasında muhteşem bir çarpışma başlamıştır. Melenaos, Paris’i yenmek üzereyken tanrıça Afrodit Paris’in yardımına koşmuş ve Paris’in kazanmasını sağlamıştır. Bunu kabullenemeyen Aka ordusu tarafından Truvalılara bir ok atılmış ve savaşın tekrar başlaması için bir kıvılcım olmuştur. Savaş bir türlü sonuçlanamamıştır.

    Odisseas’ın Atı…

    Odisseas, Akhilleus gibi Kheiron (at adam)’un yanında yetişmişti. 10 yıl boyunca süren sonuçsuz savaşlar üzerine Odisseas tahtadan bir at fikrini öne sürdü. Fikir kabul edilip Epeios tarafından yapıldı ve Truva kapıları önüne bırakıldı. Bir gece Truvalılar tanrı tarafından verilen bir hediye olduğunu düşünerek atı içeriye aldılar. Casus Aka ordusu atın içinden çıkarak bütün şehri ateşe verdiler. Truva soyunun devam etmemesi için Hektor’un oğlu Astyanaks surlardan aşağı atıldı…

    Uzun yıllar süren savaş Spartalılar’ın zaferiyle sonuçlandı…
     

Sayfayı Paylaş