1. * 5651 Sayılı Kanun'a göre TÜM ÜYELERİMİZ yaptıkları paylaşımlardan sorumludur.
    * Telif hakkına konu olan eserlerin yasal olmayan şekilde paylaşıldığını ve yasal haklarının çiğnendiğini düşünen hak sahiplerinin İLETİŞİM bölümünden bize ulaşmaları durumunda ilgili şikayet incelenip gereği 1 (bir) hafta içinde gereği yapılacaktır.
    E-posta adresimiz

Bir babanın dramı

Konusu 'Okunası Yazılar' forumundadır ve KıRMıZı tarafından 2 Ağustos 2008 başlatılmıştır.

  1. KıRMıZı
    Aşık

    KıRMıZı TeK BaşıNa CUMHURİYET V.I.P

    Katılım:
    22 Şubat 2008
    Mesajlar:
    27.187
    Beğenileri:
    4.786
    Ödül Puanları:
    11.580
    Cinsiyet:
    Bayan
    Meslek:
    Karmaşıkkk
    Yer:
    TÜRKİYE
    Banka:
    388 ÇTL
    Bir babanın yürek burkan dramı


    Meryem ve Fatma. Onlar Ballıca Kız Öğrenci Yurdu faciasından yaralı kurtuldular. Biri Konya'ya, diğeri Ankara'ya hastaneye kaldırıldı. Babaları nerede olduklarını öğrendi. Ama onları göremiyor. Üstelik, bu olaydan önce de haftalardır görmemiş kızlarını.


    Adı Ahmet Özbağrıaçık... Konya'nın Taşkent İlçesi'nin bir köyünde yaşıyor. 6 çocuğu var. Bulabilirse mevsimlik tarım işçiliği ya da hamallık yapıyor. Sorulduğunda, "Başkaca bir geçimim yoktur beyim" diyor, yüzü önüne düşüyor sonra da uzun uzun susuyor.

    O bir baba... Patlama haberini, Balcılar'daki kız öğrenci yurdunun çöktüğünü saatler sonra haber alıyor. Ciğeri yanıyor. Çünkü onun iki kızı da orada! Biri Meryem, 13 yaşında. Diğeri Fatma 16 yaşında.

    Meryem lise 2. sınıf öğrencisi. Fatma 2 yıldır Özel Boğaziçi Kız Yurdu'nda kalıyor. Her yaz iki kızını da buraya yatılı gönderiyor. Nedeni mi?

    Yurt, kurs boyunca yemek-içmek-yatmak bedava...

    Susması bitiyor, gözlerinde çaresizlik yüzü mahsun anlatıyor usul usul:

    "Yurt çökmüş dediler... Önce şaşırdım. Sonra, 'Benim kızlarım orada' dedim. Koştum... Geldim ki, benim kızlardan haber yok. Yandım... 'Üzülme, senin kızlar yaralı, kurtulmuş' dedi biri. Nerede peki? Kimse bilemedi hemen. Sonra, birinin Konya'ya, diğerinin küçüğümün, Meryem'in Ankara'ya hastaneye götürüldüğünü öğrendim.

    Hemen Konya'ya uçmak istedim, kızımın yanına. Sonra aklıma geldi. Cebime baktım. Para yoktu. Vardı da üç-beş lira!

    Allah razı olsun, Konya'ya kendi otomobiliyle gidecek biri çıktı. Param cebimde kaldı. Meryem'i, küçük kızımı gördüm. Hafifti yaraları. Yüreğim serinledi.

    Öptüm, kokladım onu.

    Ben yavrularımı 2.5 haftadır görmüyordum. Burnumda tütüyorlardı. Onlar kursta, ben ne iş bulursam onun peşindeydim.

    Şimdi tek düşüncem Ankara'ya gitmek.

    Büyük kızım Fatma orada. Ağır yaralıymış. Başkent Üniversitesi Hastanesi'nde tedavi görüyormuş..."

    Sonra, yüzü yine yere düşüyor Ahmet Özbağrıaçık'ın. Boğazına bir yumru takılıyor sanki. Anlayan anlıyor onu.

    Ankara'ya, kızı Fatma'yı görmeye gidemiyor işte.

    Söyleyemiyor, Ankara'ya gidecek parası yok cebinde.
     

Sayfayı Paylaş