1. * 5651 Sayılı Kanun'a göre TÜM ÜYELERİMİZ yaptıkları paylaşımlardan sorumludur.
    * Telif hakkına konu olan eserlerin yasal olmayan şekilde paylaşıldığını ve yasal haklarının çiğnendiğini düşünen hak sahiplerinin İLETİŞİM bölümünden bize ulaşmaları durumunda ilgili şikayet incelenip gereği 1 (bir) hafta içinde gereği yapılacaktır.
    E-posta adresimiz

bır babanın oğluna mektubu

Konusu 'Hikayeler / Efsaneler' forumundadır ve chocolatequeen tarafından 18 Mart 2007 başlatılmıştır.

  1. chocolatequeen

    chocolatequeen Üye

    Katılım:
    17 Mart 2007
    Mesajlar:
    67
    Beğenileri:
    5
    Ödül Puanları:
    180
    Banka:
    1 ÇTL
    Bir baba evlenmek üzere olan oğluna tavsiyelerde bulunuyormuş.
    "Son tavsiyemi mutfakta anlatmak istiyorum" demiş.
    Mutfağı ve yemek yapmayı bilmeyen delikanlı
    "Olur" demiş çekine çekine.
    Baba, ocağa aynı büyüklükte üç kap koymuş, hepsini suyla doldurup üçünün de altını yakmış.
    "Şimdi, istediğim her şeyden iki tane vereceksin bana" demiş oğluna.
    Sırasıyla havuç, yumurta ve kavrulmamış kahve çekirdeği istemiş...
    Oğlu hepsinden ikişer tane vermiş babasına.
    Adam iki havucu birinci kaba, iki yumurtayı ikinci kaba ve iki
    kavrulmamış kahve çekirdeğini üçüncü kaba koymuş.
    Her üçünü de yirmi dakika süreyle kaynatmış.
    Daha sonra kapları indirip yemek masasına buyur etmiş oğlunu.
    Yemek masasında üç tabak duruyormuş.
    Kaplarda kaynayan havuçları, yumurtaları ve kahve
    çekirdeklerini büyük bir özenle tabaklara yerleştirmiş.
    Sonra oğluna dönüp sormuş: "Ne görüyorsun?"
    Oğlu düşünürken açıklamaya başlamış.
    "Havuçlar haşlandıkça aslını kaybedip yumuşamış.
    Yumurtalar görünüşte baştaki gibi sert duruyorlar ama içleri katılaşmış. Kahve taneleri ise olduğu gibi duruyor, başta neyseler sonunda da öyleler.."
    Sonra asıl tavsiyesine sıra gelmiş: "Evlilikte aşk ve şefkat birlikte
    olmalıdır. Aşksız bir evlilikte her iki eş de şu gördüğün havuçlar gibi
    birbirlerini tüketirler, eskitirler, pörsütürler.
    Şefkatsiz bir evlilikte ise eşler birbirlerine ne kadar tahammül etseler de, şu gördüğün yumurtalar gibi içten içe katılaşırlar, birbirlerinden
    uzaklaşırlar. Aşkın da şefkatin de olduğu bir evlilikte ise, şartlar ne olursa olsun, eşler tıpkı şu kahve taneleri gibi, birbirlerinin yanında kalırlar, kendi kişiliklerini yitirmezler. Kahve tanelerinin tekrar kaynatılmaya hazır olmaları gibi, onlar da birbirleriyle baş başa uzun yıllar geçirmeye isteklidirler. Oğlu aldığı bu dersten tatmin olmuşa benziyordu.
    "Asıl ders bu değil!" dedi baba.
    Oğlunun elinden tuttu, ocağın üzerinde bıraktığı kapların içinde kalan suları gösterdi.
    "Havuçlardan ve yumurtalardan arta kalan suya bak...
    İkisinde de bir tat yok "
    Kahve çekirdeklerini çıkardığı kaptaki suyu yavaşça bir fincana boşalttı. Mis gibi taze kahve kokuyordu.
    Fincanı oğluna uzattı.
    "İçmek istersin herhalde" dedi. Oğlu kahvesini yudumlarken konuşmasını sürdürdü.
    "Kahve çekirdekleri gibi birbirlerini tüketmeyen eşlerin paylaştığı yuva da işte böyle olur. Mis gibi, temiz ve huzur verici.
    Başka herkesin fincanına koyup yudumlayacağı taze kahve gibi...
    Çünkü onlar birbirlerini harcamayarak, birbirlerine aşkla ve şefkatle davranarak hayata kendi tatlarını, kokularını ve renklerini katmayı başarırlar."
     
  2. gizemce

    gizemce Katılımcı

    Katılım:
    31 Ağustos 2007
    Mesajlar:
    173
    Beğenileri:
    1
    Ödül Puanları:
    630
    Meslek:
    student
    Yer:
    istanbul
    Banka:
    0 ÇTL
    çok doğru bir hikaye olmuş
     

Sayfayı Paylaş