Bir Harf Kayıp

Katılım
13 Hzr 2006
Mesajlar
3,979
Beğeniler
68
#1
Bir harfim kayıp benim, binlerce söz söylemek için gereklimi sence? Belki değil.. Ama ben söyleyemiyorum.. Bir harf kayıp ve onu nerde yitirdim bilmiyorum…

Bildiklerinin ödülü yalnızlık
BilmedikLerinse artık sır değil...
Hiç aşamayacağımız bir okyanusa girdik
Harflerimiz eksik…

Parmakları danseder evet.. düşünceleri oyalarken onu, düşünecek hiçbir şey kalmayana dek.. Sarhoş gibi danseder kelimelerin üstünde.. ta ki o harfe gelene dek…
……..
Yağmur beklemekten yorulmuş sakince merdivenleri çıkıyordu, dizinde şiddetli bir yanma vardı.. dişlerini sıktı, tırabzanlara tutundu.. evet yorgundu.
"7 numara asal sayılar her zaman problemli oldular"diye düşündü, gülümsedi, düşünmek eylemini O'nunla bağdaştırdı ve nihayet kapıyı açtı, anahtarın çıkardığı sesten nefret ederek. Annesinin sesini duydu.
_Kızım
-Benim
_Nerdeydin? Bunu sorarken elindeki çamaşırları bırakıp girişe doğru yürümeye başlamıştı gözleri yorgun bakıyordu ve sanki hiçbir şey görmüyor gibiydi _haber vermedin telefonu da açmadın?
-Duymadım
_Tamam dedi anne küskün bir tavırla.. Salona girdi, koltuğa oturdu. Kız biraz önceki umursamaz tavrından utanmışçasına kapıya geldi yaslandı.
-Yağmur yağacak diye bekledim, biraz yürüyüş yaptım, okula uğradım ve sanırım bir şey duymak istemedim.. afedersin.
_Tamam dedi anne ifadesi yumuşamıştı. Aç mısın? Ne yiyelim.
-Babam seni aradı mı?
_Hayır, üç gündür hiç görüşmedik gözlerini kıstı anne _yoğunum demişti. _Aç mısın?
-Yok değilim ama yorgunum. Bunu söylerken elini dizine götürdü kaşımaya başladı daha çok sızladı dizi.
_Ağrı oluyor mu? diye sordu anne.
-Hayır. dedi kız
_Küçükken de böyleydin canın yansa bile söylemezdin, çok yaramazdın, bacakların yara bere olurdu, kızardık “hiç acımıyor ki, olsun” derdin..gülümsedi anne
_akşamları babanla yaralarınızı sayardınız, yara ne kadar çoksa, fındıklı çikolatayı o kadar az hak ederdin..
-BiLiyorum defalarca anlattınız hatırlıyorum zaten
_Çok bilmiş
Ding dong işte bu ses dedi içinden kız odasına doğru yürüdü, tamamdı saatin kurulması gibiydi ilişkiler, kurmayı unuttuğunuzda veya ihmal ettiğinizde kaçırılan bir şeyler oluyordu hep, çocukluğuna dönüş annesinin tiktaklarını hızlandırmıştı.. evet evet bak mutfağa gidiyordu işte..
Masasına oturdu bilgisayarın açtı
Hadi orda ol.. dedi içinden orda ol..… eLini dizine götürdü kaşıdı biraz daha aşağısını bacakları sızladı ama o sızıyı sevdiğini fark etti umursamadı..

Aradan ne kadar zaman geçti kimse bilmiyor…..

Annesi kapıyı araladı
_Tıkır tıkır hiç durmadan ne yazıyorsun bakalım dedi
-Konuşuyorum
_Kimle
-Arkadaş
_Ben tanıyor muyum? (bu soru berbattı işte cevabını bildiği sorular başlıyordu)
-Hayır
_Adı ne?
-“O”
_Sadece “O” mu
-Evet hoşlanmadın mı?
_Nasıl biri?
-İyi
_Sadece iyi mi
-Bilmem iyi işte sana geçen okuduğum şiiri o yazmıştı
_İyi yazıyor, bundan başka aynı okuldan mı?
-Hayır çok uzakta
_Nasıl uzak?
Kız gözlerini dikti -asırlar kadar uzak, ne bileyim uzak işte uzak biri.. dizini sandalyeye doğru çekti, kaşındı, parmaklarına kan bulaştı. Tedirgin annesine baktı.. görmüştü işte lanet..
_Ne yaptın sen.. Diye bağırarak yaklaştı anne, bakayım dur.. yaraların iyileşmedi ne yapıyorsun?
-Bırak.. yok bir şey, biraz kaşındı o kadar
Bırakmadı anne
_Aç bakayım dedi.
Kız bir süre durdu sonra pantolonunun paçalarını yukarı sıyırdı sessizce.. sıyırdıkça irili ufaklı kabuk bağlamış yaralardan.. dizinden.. sızan kanlar göründü…
Ne söyleyeceğini bilemez bir halde dondu anne, korkuyla kızına baktı..
Kız sakindi;
-İşte.. Gördün.. Sakın saymaya kalkma.. Babamın dönmesini bekliyorum.
 

Benzer konular

Top