1. * 5651 Sayılı Kanun'a göre TÜM ÜYELERİMİZ yaptıkları paylaşımlardan sorumludur.
    * Telif hakkına konu olan eserlerin yasal olmayan şekilde paylaşıldığını ve yasal haklarının çiğnendiğini düşünen hak sahiplerinin İLETİŞİM bölümünden bize ulaşmaları durumunda ilgili şikayet incelenip gereği 1 (bir) hafta içinde gereği yapılacaktır.
    E-posta adresimiz

Bir İnancı Neden Yıkmalıyım

Konusu 'Kişisel Gelişim' forumundadır ve ZeyNoO tarafından 4 Ocak 2012 başlatılmıştır.

  1. ZeyNoO
    Melek

    ZeyNoO ٠•●♥ KuŞ YüreKLi ♥●•٠ AdminE

    Katılım:
    5 Ağustos 2008
    Mesajlar:
    58.480
    Beğenileri:
    5.783
    Ödül Puanları:
    12.080
    Cinsiyet:
    Bayan
    Meslek:
    Muhasebe
    Yer:
    ❤ Şehr-i İstanbul ❤
    Banka:
    3.063 ÇTL
    Bir İnancı Neden Yıkmalıyım

    Zaman zaman biri bana ne iş yaptığımı sorduğunda, ben de “İnsanların inançlarını yıkmalarına yardım ediyorum” dediğimde, bana şu sorulur: “Neden bir inancı yıkmak istiyorum?”

    Bu soruya verilebilecek en az dört güzel yanıt var. Yaşam kalitenizi yükseltmek ve yapabileceklerinizin kapsamını genişletmek istiyorsanız, bu tartışmayı çok faydalı bulacağınızı düşünüyorum.

    1. Yaşamınızdaki neredeyse tüm sorunlar, davranışsal ya da duygusal olsun, temelde inançlarınızdan (kimi zaman da bazı koşullanmalardan) kaynaklanır. Sorunlardan kurtulmak istiyorsanız, ilgili inançlardan kurtulmanız gerekir. İnançlar, depresyon, yeme bozuklukları ve kronik endişe gibi ciddi sorunlara, bazen de erteleme, ilişki sorunları ve sırf insanların onayını almak için birşey yapmak gibi yaygın sorunlara yol açar.

    İlgili inançlardan kurtulmak, bu tür sorunlardan kurtulmanın tek yolu olmayabilir; ama, hiç kuşkusuz, en basit ve hızlı yollardan biridir. Bu durumda, inançlardan kurtulmak, özünde bir amaç değildir; ama, son derece arzu edilir bir amaca giden yoldur.

    2. Bir inancı yıkmanın ikinci gerekçesi, insanın kimliği içinde birkaç dakikada benlikten (kişinin bedeni, inançları, düşünceleri ve davranışı) benliğe (bilinç olarak, tinsel bir varlık olarak) geçişi sağlamak üzere “Ben gerçekten kimim?” sürecini kullanabilmektir. Bu geçiş, genelde yıllarca meditasyon yapmayı gerektirir. Bazı çalıştaylar, bu deneyimi birkaç konsantre günde sağlayabildiğini iddia eder.

    “Ben gerçekten kimim?” sürecini kullandıktan sonra, insanlar, genellikle hiçbir şeyin eksik olmadığını, her şeyin mümkün olduğunu ve hiçbir sınırları olmadığını söylerler. Bu deneyimi kendi sözcükleriyle anlatmaları istendiğinde, insanlar şunları sıralarlar: güçlü, berrak, sakin, barışçıl, sağlıklı, tam, memnun, yetkili, hiç eksiksiz, kısıtlamasız ve sınırsız olanaklar.

    “Ben gerçekten kimim?” süreci etkili olabilmek için en azından bir inançtan kurtulmanızı gerektirdiğinden, yarattığı durum değişikliğinin değeri, bir inancı yıkmanın ikinci nedenidir.

    3. İnançları yıkmanın ilk iki nedeni, bir başka sonuca götüren adımdır. Bir inancı yıkmanın üçüncü gerekçesi, kendi içinde bir amaçtır: Sınırlayıcı inançları yıkarak, genel anlamıyla, yaşamlarımızda yeni olanaklar -yepyeni bir gerçeklik- yaratırız.

    Size bir örnek vereyim. Diyelim şu inançlara sahipsiniz: Ben sevilen biri değilim. İlişkiler yürümez. Kadınlara/Erkeklere güvenilmez.

    Bu inançlarla, gerçekten güzel, yapıcı ve uzun vadeli romantik bir ilişki yaşama olasılığınız nedir? Çok az ya da hiç, değil mi?

    Şimdi, diyelim yukarıda bahsi geçen teknikle bu inançları tamamen yıkıyorsunuz. Daha önce neredeyse hiç yaşanmamış, güzel, yapıcı ve uzun vadeli bir ilişki olasılığı yarattığınızın farkında mısınız? Böyle bir ilişkiyi bulacağınızın garantisi yoktur; ama, daha önce hiç var olmayan olasılık şimdi oradadır.

    Bu, inançları yıkmanın en güçlü sonuçlarından biridir: Yalnızca davranış ve hislerinizi değiştirmekle kalmaz, aslında içinde yaşadığınız gerçekliği de değiştirirsiniz.

    Diyelim, şu inançlara sahipsiniz: Para kazanmak için çok çalışmanız gerekir. Ben hak etmiyorum. Asla yeterli param olmayacak. Asla yeterli para olmaz. Para bir mücadeledir. Yaşam zordur. Bu inançların olduğu gerçekliğiniz, herhangi bir şekilde kolayca servet edinme olasılığını içermez. Bu inançlar olmadığında, olasılık vücut bulur.

    Gerçekliğinizde var olan olasılıklar, inançlarınız tarafından belirlenir. Birşeyin imkansız olduğunu söylediğinizde, o aslında sizin için imkansız hale gelir. Yaşamın zor olduğuna inanıyorsanız, işlerin sizin istediğiniz gibi gitmediğini, heyecan verici olasılıklar yerine üzücü engeller oluşturduğunu görürsünüz. Becerikli ya da uzman olmadığınıza inanıyorsanız, yapabileceğinizden emin olmadığınız birşeyi yapmayı dener miydiniz? Deneseniz bile, bu inançlarla başarılı olacağınızı düşünüyor musunuz?

    Sahip olduğunuz her inancı bir çember gibi hayal edin; siz de bu dairenin içindeki davranış ve hislerle sınırlısınızdır. Çemberin dışındaki hiçbir şey sizin için mümkün değildir.

    Birden fazla inancınız olduğunda, diğer inançlar kesişir ve inançların sayısı arttıkça size kalan alan sürekli daralır.

    Bu kesişen üç kutudan her birinin yukarıda sıraladığım üç ilişki inancından birini temsil ettiğini düşünün. Bu üç inancın yapıcı ve uzun vadeli bir ilişki için size ne kadar az olasılık tanıdığını görebiliyor musunuz?

    Şimdi bu inançları teker teker yıktığınızı hayal edin. Her inanç yıkıldıkça olasılıklar alanının arttığını görebiliyor musunuz?

    Bütün inançlar silindiğinde, çemberlerin içindeki alanla sınırlı olmazsınız; çünkü artık, çemberler kalmamıştır. Daha önce ulaşamadığınız, çemberlerin dışında kalan her olasılık, şimdi erişiminize açıktır ve olasılıklar alanı sınırsız hale gelir. Başka bir deyişle, geriye hiçbir “gönüllü maruz kalan” sınırlama kalmamıştır.

    Bir oda dolusu mobilya benzetmesini kullanalım. Her mobilya parçası bir inancı temsil ediyor. Oda, iskemleler, masalar ve koltuklarla doluysa, neredeyse hareket edecek hiç yer yoktur. Odadan çıkmak için kapıya ulaşamazsınız. Ortadan kaldırdığınız her mobilya parçası (her inanç), hareket etmek için size daha çok olasılık tanır. Son mobilya parçası da ortadan kaldırıldığında, kapıya erişebilir ve odayı terk edebilirsiniz. Bu noktada, hareketiniz üzerinde hiçbir kısıtlama yoktur.

    Geçmişte “sınırlayıcı inançlar” terimini kullanmıştım. Aslında bütün inançlar birer sınırlamadır. Şöyle ki, söz konusu inançla tutarlı olanla sınırlısınızdır ve tutarsız olan herhangi birşey imkansızdır. Gülünç bir örnek vermek gerekirse, sizin açınızdan her şeyin her zaman yolunda gittiğini düşünüyorsanız, sizin açınızdan yolunda gitmeyen şeyler olma olasılığı yoktur ki bu da sizi hata yapma ve hatalarınızdan ders alma ya da zor durumların nasıl aşılacağını öğrenme becerisinden yoksun bırakır. Bu, yıkmak isteyeceğiniz bir inanç olmayabilir; ama, yine de bir “sınırlamadır”.

    Şunu söyleyebilirim ki, inançları yıktıkça, yaşamınızdaki olasılıkları artırırsınız.

    Yeni bir olasılık yaratmak ve gerçekliğinizi değiştirmek için hiçbir şey (inancı yıkmaktan başka) yapmanız gerekmediğine dikkat edin. İnanç(lar) yıkıldığında, gerçekliğiniz otomatik olarak değişir.

    4. Bireyin yaşamında inançları yıkmaktan kaynaklanan değişikliklere ek olarak, organizasyonel değişim ve sosyal değişim de bu alanlara hükmeden inançların yıkılmasıyla gerçekleştirilebilir.

    İnsanların okulda öğrenilen inançların önemini çok iyi anladıkları, ebeveynlerin çocuklarına pozitif inanç oluşturmayı öğretmek durumunda olduklarını fark ettikleri ve hem sosyal hem de organizasyonel değişimin mevcut inançların değiştirilmesiyle gerçekleştiği günü iple çekiyorum.
     

Sayfayı Paylaş