1. * 5651 Sayılı Kanun'a göre TÜM ÜYELERİMİZ yaptıkları paylaşımlardan sorumludur.
    * Telif hakkına konu olan eserlerin yasal olmayan şekilde paylaşıldığını ve yasal haklarının çiğnendiğini düşünen hak sahiplerinin İLETİŞİM bölümünden bize ulaşmaları durumunda ilgili şikayet incelenip gereği 1 (bir) hafta içinde gereği yapılacaktır.
    E-posta adresimiz

Bir Kadının Öfkesinden Korkun!

Konusu 'Okunası Yazılar' forumundadır ve ÇağanCan tarafından 27 Nisan 2014 başlatılmıştır.

  1. ÇağanCan

    ÇağanCan Aktif

    Katılım:
    2 Kasım 2012
    Mesajlar:
    334
    Beğenileri:
    88
    Ödül Puanları:
    830
    Cinsiyet:
    Bay
    Meslek:
    Turizm
    Yer:
    Ankara-Antalya
    Banka:
    33 ÇTL
    BİR KADININ TUTKUSU NE KADAR ŞİDDETLİYSE, ÖFKESİ DE O KADAR CAN YAKICI OLUYOR. İŞTE BAŞÖRTÜLÜ İKİ KADIN YILLARCA YASALARIN, İKTİDARLARIN, KİTLELERİN YAPAMADIĞINI YAPTI VE TARİKAT KAPILARINI DELİP GEÇİVERDİ.

    Adı ister Fadime Şahin olsun, ister Nurdan Erbuğ, ister Fatma Akıntürk...
    Bir kadının öfkesinden herkes korkmalıdır.
    Cezaevleri, öfkesi ciddiye alınmamış kadınlarla dolu... Ve mezarlıklar o öfkeyi ciddiye almayan erkeklerle...
    Önce, başörtüsüyle çevrelenmiş gözlerinden öfke saçan bir genç kız çıktı ortaya... Televizyon stüdyolarının milyarlık masalarını yumruklaya yumruklaya tarikatların binlerce yıllık itibarını ezip geçti.
    Sonra duru yüzünde masumiyet ışıldayan bir genç kadın, yumuşak sesinden yükselen her bir sözcükle kocasının boğazına yeni bir ilmek geçirerek elleriyle sehpaya yolladı hayat arkadaşını...
    Böylece, cin çıkarmadaki hünerinden dolayı "Cin Ali" diye anılan bir tarikat şeyhi, yakın çevresindeki iki kadının öfkesine birden maruz kalarak karanlık bir kuyunun en dibinde buluverdi kendini...
    Şimdi şeyhin suç ortağı diğer erkekler de, biraz endişe, biraz korkuyla bu öfkeden paylarına ne düşeceğini bekliyorlar sabırsızlıkla...
    İşin ilginç yanı, "İslam'da kadının adı yok," "Onlar kadınları sadece ayak işlerinde kullanıyorlar" denilip durulmasına karşın sonunda tarikatların kapısındaki kutsal mührü tahsilli iki Müslüman kadın açtı.
    O kapı ki, yıllar yılı nice laik iktidara, nice kızgın kalabalığa rağmen açılmamakta direnmiş ve dışarıya karşı bir erdem yuvası görüntüsü vermişti.
    Erbakan'ın "Refah iktidarının gerçek mimarları" olarak kamuoyuna tanıttığı başörtülü kadınlar, şimdi de "tarikat gerçeğinin asıl teşhircileri" olarak çıkıyorlar kamuoyunun karşısına...
    Öfkeli bir kadının önünde ne devletin, ne dinin, ne de erkek egemenliğinin duramayacağı bir kez daha tescilleniyor.
    Tarihte devletler yıkmış, devlet adamları devirmiş bu öfke, şimdi de Müslüman bir toplumun en hassas damarına basıyor.
    Hiçbir yönetsel, yasal, kitlesel mücadelenin yapamadığını yapıp, din tüccarlarının gerçek yüzünü sergileyerek siyasal İslam'a en büyük darbeyi vuruyor.

    * * *

    İSKİ Skandalı'nın ortaya çıkışına da Nurdan Erbuğ'un öfkesi neden olmamış mıydı? Herhalde İSKİ'nin Genel Müdürü Ergun Göknel de bilmiyordu bir kadının öfkesinin ne anlama geldiğini... Öğrendiğinde ise çok geç olmuştu...
    Bir kadının tutkusu ne kadar şiddetliyse öfkesi de o kadar can yakıcı oluyor.
    Gazeteci arkadaşımız Çiğdem Anat, bir hayat muhasebesi sayılabilecek kitabı "Aklım Nereye Gidiyor, Ellerim Nereye"de (İmge / 1995) bu öfkeyi kendi dilinden anlatmıştı:
    "Tutkunun bittiği yerde kavşak değiştiriyorum. Yeşil lambayı beklemiyorum. Yeşiller senin olsun, ben kırmızıda gaza basıyorum. Açık yollar, güleryüzlü trafik polisleri ve güneşli havalarda subaşı sefaları senin olsun. Senin olsun yatağını her dem ısıtabildiğin kadınlı ev... (..) Senin gözün savaşı kesmiyor. Kılıçları çekemiyorsun. Ruleti ise hiç bilmiyorsun. Daya bakalım tabancayı şakağına... Bana kaybettiğin heyecanını anlatma. Heyecanın aktığı nehirlere bırak kendini... O nehir yoksa öl..! Neyi bekliyorsun...?"

    * * *

    Öfke, tutkunun diğer adı...
    İkincisi bittiği anda, ilki onun yerini alıveriyor.
    En az tutku kadar güçlü, en az tutku kadar yaman bir öfke dikiliyor insanın karşısına...
    Ve tutkuya hükmedilemediği gibi öfke de dizginlenemiyor. Öfkeli kadın, kınından çekilmiş bir kılıç ya da şakağa dayalı bir tabancaya dönüşüveriyor.
    İster başbakan olsun, ister tarikat şeyhi, isterse gizli örgüt lideri... Siz siz olun, bir kadının öfkesinden korkun...
     

Sayfayı Paylaş