1. * 5651 Sayılı Kanun'a göre TÜM ÜYELERİMİZ yaptıkları paylaşımlardan sorumludur.
    * Telif hakkına konu olan eserlerin yasal olmayan şekilde paylaşıldığını ve yasal haklarının çiğnendiğini düşünen hak sahiplerinin İLETİŞİM bölümünden bize ulaşmaları durumunda ilgili şikayet incelenip gereği 1 (bir) hafta içinde gereği yapılacaktır.
    E-posta adresimiz

Köşe Yazısı Bir kibritin ucunda...

Konusu 'Sadece Magazin Haberleri' forumundadır ve Papatya tarafından 27 Ağustos 2012 başlatılmıştır.

  1. Papatya
    Meşgul

    Papatya Sözlerimi Geri Alamam.* Süper Moderatör

    Katılım:
    6 Ağustos 2012
    Mesajlar:
    16.306
    Beğenileri:
    5.863
    Ödül Puanları:
    10.980
    Yer:
    Seattle.
    Banka:
    5.549 ÇTL


    [​IMG]

    Duygu Belbek
    @duygubelbek
    duygu.belbek@posta.com.tr


    [​IMG]

    Kibriti yaktım...

    Sahi dünyaya ne ara açtık gözlerimizi, ne ara büyüdük, saklambaçta hile yapan çocuklar nerede? Hırsımıza ne zaman yeniliverdik, ne ara sattık en yakın dostumuzu hiç uğruna, yalanların arkasına sığınıp, tükürükler saçarak etrafa ne zaman başladık yakmaya, yıkmaya? Önüm, arkam, sağım, solum sobe...

    Zamanla geçer dendi, zaman geçti, sorunlar geçmedi. Karmakarışık bir ülkeye hergün uyanıp, sorunlarla yastığa koyarken başımızı hangimiz usanmıyoruz yaşananlardan ve daha önemlisi utanmıyoruz?...

    Kan akıyor, kan emiyor insan görünümlü vampirler, kan fetişistleri sarmış dört yanı, kan akıyor, onlar zevk alıyor... Nehir akıyor, fazla kırmızı...

    Sonra çıkıyor bir tanesi, kan yok diyor, önlemler alındı, terörle mücadelede müthişiz yahu, akşamına milletin vekili kaçırılıyor, terör dişlerini bilemiş, yakıp yıkıyor... Biz, uyanıyoruz, utanıyoruz, yeni bir sabah. Merhaba.

    Sonra ölüyorlar. Onlar ölürken en çok, utanıyorum ben. Yüzü katran tutmuşlar yerine, kalbini satmışlar, ruhlarını çoktan bırakmışlar yerine... Onlar şehit oluyorlar, gencecik ruhlarını sonsuzluğa doğurup, affedilemez acılarını bırakıp annelerinin yüreğine, biz burada, onların gölgesinde...

    Patlatıyorlar ülkeyi, futbolda kan akıyor, siyaset hiç durmuyor; ses çok lakin görüntü yok, ölüyor kadınlar lanetli kaderlerinin ellerinde, fizyolojik üstünlüğünü adamlık sayan yoksunların kalpsizliğinde... Memleket adama hasret kalıyor, günler uzuyor, günler hiç bitmiyor, gece huzurunu kaybetmiş, ölüm taşıyor haberler, biz her gece, biz hergün ölüm sunuyoruz altın kaselerde manşetlerden...

    Yıpranarak, kusarak, bıkarak...

    Sahi ne zaman büyüdük biz? Masum melek çocuklardık halbuki. Zamana mı yenildik, zamanı mı yendik? Varlık, ne zaman hiçliğe hayran oldu bu kadar, yaşamı hiç etmek niye, hiç uğruna...

    Yüzlerce gelen haber içerisinde bir iyisine rastlamıyorum. Günler bulanık, günler kasvetli... Ne hasret memleket huzura, ne hasret güneşe... Bir yerlerde bir şeyler eksik, birileri işini iyi yapamıyor, bir şey var, çok şey var, bir bulsa ülke, hani olur ya, rahata varacak...

    Geçerken zaman, insanı biçerken zaman, kuş olup uçarken zaman... Kana doymayan canilere prim vermesek, az konuşup sükutuna dalsak zamanın... Durdursak ya, dursa ya, dursak ya, biz biraz hayata baksak ya?!.. Biraz daha aydinlansak, çocuklarımızın gözlerinde güzelliği bulsak...

    Hızına hayran olduğum dünya, biraz yavaşlasa, belki değeri olur yaşanılanların, hiçliklere bir anlam yüklemeye fırsatımız... Oysa dünya ne kusursuz bir dansta! Seyrine hayran gün dönümlerinde bize renklerinden bağışla...

    Güzellikler istiyorum artık. Ülkede huzurla yaşamak... Derken;

    Kibrit söndü.

    Öldüm.

    Gördüm ki aslında, hayat bir kibritin yanışı kadar kısa...


     
    Son düzenleyen: Moderatör: 26 Ocak 2014

Sayfayı Paylaş