1. * 5651 Sayılı Kanun'a göre TÜM ÜYELERİMİZ yaptıkları paylaşımlardan sorumludur.
    * Telif hakkına konu olan eserlerin yasal olmayan şekilde paylaşıldığını ve yasal haklarının çiğnendiğini düşünen hak sahiplerinin İLETİŞİM bölümünden bize ulaşmaları durumunda ilgili şikayet incelenip gereği 1 (bir) hafta içinde gereği yapılacaktır.
    E-posta adresimiz

Bir Türk Gencinin Ata'ya Hitabesi

Konusu 'Hayatından Kesitler' forumundadır ve kelebek tarafından 19 Ekim 2006 başlatılmıştır.

  1. kelebek

    kelebek -ütopik- V.I.P

    Katılım:
    9 Haziran 2006
    Mesajlar:
    8.680
    Beğenileri:
    132
    Ödül Puanları:
    4.730
    Banka:
    573 ÇTL
    Sevgili Atam!
    Sana bu hitabeyi 33 yaşına girmiş,
    Gelecek güzel günlerden çoktan umut kesmiş,
    Temel eğitimini tamamlamış, Ve ancak şimdilerde seni tanıyabilmeye başlayan,
    Türk istikbalinin evlatlarından biri olarak yazıyorum.

    Seni ilk gördüğüm günü dün gibi hatırlarım.
    İlkokul birdim. Miniciktim.
    Elimde beslenme çantam, önlüğümün cebinde annemin sevgisi,sınıfımda bilim öğrenecektim.
    Karatahtanın dört parmak üzerine ortalanmış çerçevenin içinden bana bakıyordun.
    Bakışların keskindi.
    ABC'den sonra ilk öğrendiğimdin; Gazi Mustafa Kemal'din.
    Çocuktum...
    Bana, bize, tüm dünya çocuklarına bayram armağan etmiştin.
    Armağanını, uygun adım
    sol-sağ-sol
    Sol-sağ-sol Kutladık...
    Kaçımızın ayağı su toplamıştı, kaçımız bayılmıştık...
    Biz bayramlarda ağlayan çocuklardık.
    (Ne zaman salıncakta sallanan fotografını görsem, geçen 23Nisan'lara
    yanarım.)
    Ortaokul ve lisede hep seni anlattılar bana...
    Dünyaya ancak yüz yılda bir gelen dahiydin...
    Şahin bakışların vardı, hürriyete aşıktın...
    En azılı düşmanlarına karşı bile merhametliydin,
    Ama savaş meydanlarında karşında kimse duramazdı.
    Aslandın, kaplandın, kartaldın, panterdin...
    Özgür geleceklere açılan pencereydin.

    Sözün özü benim sevgili atam;
    Kodumu oturtan milli eğiticiler böyle anlatmışlardı.
    Beni milli bir şekilde eğitenler,
    Failatün, failatün, failatün, failün ölçü sistemini,
    Niagara Şelalesi'nin yükseklik ve debisini,
    Yes, it is a pensil demesini,
    Deli İbrahim'in küpesini,
    Bir bir kafama yerleştirdiler de;
    Bana senin insan yönünü anlatmadılar.
    Sigara tiryakisi olduğunu, Raki içtiğini,
    Aşık olduğunu, Evlendiğini, Boşandığını,
    Kim bilir kaç geceler
    Savaş meydanlarında cesetlere bakıp,Için için ağladığını,
    Özlemlerini, hasretlerini,
    Geleceği kazanmaya dair fikirlerini,
    Anlatmadılar.
    Bana, bize, tüm dünya gençlerine
    Bayram armağan etmiştin.
    Armağanını, uygun adım
    sol-sağ-sol
    sol-sağ-sol Kutladık...

    Kaçımızın ayağı su toplamıştı.
    Kaçımız kıçına yediği sopa yüzünden altına işemişti.
    Biz bayramlarda bunalan gençlerdik.
    ( Ne zaman baloda smokinli fotoğrafını görsem, geçen 19 Mayıs'lara yanarım.)

    Bir yandan;
    Heykellerini diktik,
    Dağa-taşa silüetlerini çizdik,
    Her kitaba, her yazıya
    Mutlaka senden alıntılar yerleştirdik.
    Bir yandan;
    Her işin kolayına kaçtık,
    Ticarette kazık attık,
    Üretim yerine kopyaladık,
    Bilimadamlarını sindirdik,
    Aydınları yargıladık,
    Yoktan yere nice vatan hainleri ürettik,
    Çoktan yere nice amaçsız gençler yetistirdik.
    Zeki, çevik ve aynı zamanda düzenciydik.
    Eğitimi siyasete kurban verdik,
    Ekonomiyi siyasete kurban verdik,
    Aydınlık olması gereken gelecekleri
    Siyasete kurban verdik.
    Varlığımız siyasi emellere armağan oldu...
    Benim biricik Atam;
    Biz Demokles'in kılıcını sapından değil
    Keskin yanından tutmayı marifet bildik.
    Sözün özü sevgili Atam
    Senin ruhunu gıdım gıdım içtik,
    Tükettik...
    Tükettik...
    Tükettik...
    Dedemden babama, babamdan bana
    Politikacı tabiriyle "enkaz devralmış" bulunmaktayız.
    Bu gidişle biz, çocuklarımıza devredecek
    Enkaz bile bulamayacağız...
    Türk'tük, doğruyduk, çalışkanlığımız şüpheli;
    Birinci vazifemiz; Türk istiklalini ve Türk Cumhuriyeti'ni
    Ilelebet muhafaza ve müdafaa etmek,
    Ülkümüz; Yükselmek, ileri gitmekti...
    Uzun bir yoldu...
    Yorucu ve yıpratıcıydı...
    Adidas'larımız eskidi,
    McDonalds'ta mola verdik.
    Belki de "Bir Türk dünyaya bedeldir" deyişini
    Biz "Her Türk dünyaya bedeldir"anladığımız için emanetini, 1 milyon beş yüz seksen bin kat küçültmeyi becerdik...
    Verdiğin en önemli görev:
    Bu ahval ve şeriat içinde dahi vazifem
    Türk istiklalini ve cumhuriyetini
    İlelebet muhafaza ve müdafaa etmektir, bilirim.
    Muhtaç olduğum kudretin,
    Sana güvenimde mevcut olduğunu belirtir, ellerinden hasretle öperim...​
     
  2. wien06

    wien06 V.I.P V.I.P

    Katılım:
    30 Ağustos 2007
    Mesajlar:
    6.117
    Beğenileri:
    148
    Ödül Puanları:
    4.480
    Meslek:
    Serbest
    Yer:
    Viyana
    Banka:
    292 ÇTL
    Sevgili Atam!

    Bu hitabeyi gelecek güzel günlerden çoktan umut kesmiş,

    Temel eğitimini tamamlamış ve ancak şimdilerde seni tanıyabilmeye başlayan, Türk istikbalinin evlatlarından biri olarak yazıyorum.

    Seni ilk gördüğüm günü dün gibi hatırlarım.

    İlkokul birdim. Miniciktim. Elimde beslenme çantam, önlüğümün cebinde annemin sevgisi, sınıfımda bilim öğrenecektim.

    Karatahtanın dört parmak üzerine ortalanmış çerçevenin içinden bana bakıyordun. Bakışların keskindi.

    ABC'den sonra ilk öğrendiğimdin; Gazi Mustafa Kemal'din. Çocuktum...

    Bana, bize, tüm dünya çocuklarına bayram armağan etmiştin.

    Armağanını, uygun adım sol-sağ-sol Sol-sağ-sol Kutladık...

    Kaçımızın ayağı su toplamıştı, kaçımız bayılmıştık... Biz bayramlarda ağlayan çocuklardık..

    (Ne zaman salıncakta sallanan fotoğrafını görsem, geçen 23Nisan'lara
    yanarım.)

    Ortaokul ve lisede hep seni anlattılar bana...

    Dünyaya ancak yüz yılda bir gelen dahiydin...

    Şahin bakışların vardı, hürriyete âşıktın...

    En azılı düşmanlarına karşı bile merhametliydin, Ama savaş meydanlarında
    karşında kimse duramazdı.

    Aslandın, kaplandın, kartaldın, panterdin...

    Özgür geleceklere açılan pencereydin.

    Sözün özü benim sevgili atam;

    Kodumu oturtan milli eğiticiler böyle anlatmışlardı.

    Beni milli bir şekilde eğitenler,

    Failatün, failatün, failatün, failün ölçü sistemini, Niagara Şelalesi'nin
    yükseklik ve debisini,

    Yes, it is a pencil demesini, Deli İbrahim'in küpesini, Bir bir kafama
    yerleştirdiler de;

    Bana senin insan yönünü anlatmadılar.

    Sigara tiryakisi olduğunu, Rakı içtiğini, Âşık olduğunu, Evlendiğini,
    Boşandığını anlattilar.

    Kim bilir kaç geceler Savaş meydanlarında cesetlere bakıp için için
    ağladığını,

    Özlemlerini, hasretlerini, Geleceği kazanmaya dair fikirlerini,
    Anlatmadılar.

    Bana, bize, tüm dünya gençlerine Bayram armağan etmiştin.

    Armağanını, uygun adım sol-sağ-sol sol-sağ-sol Kutladık...

    Kaçımızın ayağı su toplamıştı.

    Kaçımız kıçına yediği sopa yüzünden altına işemişti. Biz bayramlarda bunalan gençlerdik.

    ( Ne zaman baloda smokinli fotoğrafını görsem, geçen 19 Mayıs'lara yanarım.)



    Bir yandan;

    Heykellerini diktik,

    Dağa-taşa siluetlerini çizdik, Her kitaba, her yazıya Mutlaka senden
    alıntılar yerleştirdik.

    Bir yandan;

    Her işin kolayına kaçtık,

    Ticarette kazık attık,

    Üretim yerine kopyaladık,

    Bilim adamlarını sindirdik,

    Aydınları yargıladık,

    Yoktan yere nice vatan hainleri ürettik, Çoktan yere nice amaçsız gençler yetiştirdik.

    Zeki, çevik ve aynı zamanda düzenciydik.

    Eğitimi siyasete kurban verdik,

    Ekonomiyi siyasete kurban verdik, Aydınlık olması gereken gelecekleri
    Siyasete kurban verdik.

    Varlığımız siyasi emellere armağan oldu...

    Benim biricik Atam;

    Biz Demokrasinin kılıcını sapından değil Keskin yanından tutmayı marifet bildik.

    Sözün özü sevgili Atam ;

    Senin ruhunu gıdım gıdım içtik,

    Tükettik... Tükettik... Tükettik...

    Dedemden babama, babamdan bana Politikacı tabiriyle "enkaz devralmış"
    bulunmaktayız.

    Bu gidişle biz, çocuklarımıza devredecek Enkaz bile bulamayacağız...

    Türk'tük, doğruyduk, çalışkanlığımız şüpheli;


    Birinci vazifemiz; Türk istiklalini ve Türk Cumhuriyeti'ni İlelebet muhafaza ve müdafaa etmek,

    Ülkümüz; Yükselmek, ileri gitmekti...

    Uzun bir yoldu...

    Yorucu ve yıpratıcıydı...

    Adidas'larımız eskidi, McDonalds’ta mola verdik.

    Belki de "Bir Türk dünyaya bedeldir" deyişini Biz "Her Türk dünyaya
    bedeldir" anladığımız için emanetini,

    1 milyon beş yüz seksen bin kat küçültmeyi becerdik...

    Verdiğin en önemli görev:

    Bu ahval ve şeriat içinde dahi vazifem

    Türk istiklalini ve cumhuriyetini İlelebet muhafaza ve müdafaa etmektir,
    bilirim.

    Muhtaç olduğum kudretin,

    Sana güvenimde mevcut olduğunu belirtir, ellerinden hasretle öperim...



    [ALINTI]
     
  3. Sevgi.2

    Sevgi.2 Aktif

    Katılım:
    26 Mayıs 2008
    Mesajlar:
    376
    Beğenileri:
    19
    Ödül Puanları:
    630
    Yer:
    Ülkemin her karışı
    Banka:
    3 ÇTL
    Okuduğum bu yazıyı çok beğendiğim için sizlerle de paylaşmak istedim.Beğenmeniz dileği ile...

    BİR TÜRK GENCİNİN ATA'YA HİTABESİ

    Sevgili Atam;
    Sana bu hitabeyi 33 yaşına girmiş
    Gelecek güzel günlerden çoktan umut kesmiş
    Temel eğitimini tamamlamış
    Ve ancak şimdilerde seni tanıyabilmeye başlayan
    Türk istikbalinin evlatlarından biri olarak yazıyorum.
    Seni ilk gördüğüm günü dün gibi hatırlarım.
    İlkokul birdim. Miniciktim.
    Elimde beslenme çantam önlüğümün cebinde annemin sevgisi sınıfımda bilim öğrenecektim.
    Karatahtanın dört parmak üzerine ortalanmış çerçevenin içinden bana bakıyordun
    Bakışların keskindi.ABC' den sonra ilk öğrendiğimdin; Mustafa Kemal'din. Çocuktum...
    Bana bize tüm dünya çocuklarına bayram armağan etmiştin. Armağanını uygun adım sol-sağ-sol Sol – sağ - sol Kutladık...
    Kaçımızın ayağı su toplamıştı kaçımız bayılmıştık...
    Biz bayramlarda ağlayan çocuklardık.
    (Ne zaman salıncakta sallanan fotoğrafını görsem geçen 23 Nisan'lara yanarım
    Ortaokul ve lisede hep seni anlattılar bana...
    Dünyaya ancak yüz yılda bir gelen dahiydin...
    Şahin bakışların vardı hürriyete aşıktın...
    En azılı düşmanlarına karşı bile merhametliydin
    Ama savaş meydanlarında karşında kimse duramazdı.
    Aslandın kaplandın kartaldın panterdin...
    Özgür geleceklere açılan pencereydin.
    Sözün özü benim sevgili atam;
    Kodumu oturtan milli eğiticiler böyle anlatmışlardı.
    Beni milli bir şekilde eğitenler
    Failatün failatün failatün failün ölçü sistemini
    Niagara Şelalesi'nin yükseklik ve debisini
    Yes it is a pencil demesini
    Deli İbrahim'in küpesini;
    Bir bir kafama yerleştirdiler de;
    Bana senin insan yönünü anlatmadılar.
    Sigara tiryakisi olduğunu
    Rakı içtiğini
    Aşık olduğunu
    Evlendiğini
    Boşandığını
    Kim bilir kaç geceler savaş meydanlarında cesetlere bakıp için için ağladığını
    Özlemlerini hasretlerini
    Geleceği kazanmaya dair fikirlerini
    Anlatmadılar.
    Bana bize tüm dünya gençlerine bayram armağan etmiştin.
    Armağanını uygun adım
    sol-sağ-sol
    sol-sağ-sol Kutladık...
    Kaçımızın ayağı su toplamıştı.
    Kaçımız kıçına yediği sopa yüzünden altına işemiştik.
    Biz bayramlarda bunalan gençlerdik.
    ( Ne zaman baloda smokinli fotoğrafını görsem 19MMayıs'lara yanarım
    Bir yandan; Heykellerini diktik Dağa-taşa siluetlerini çizdik Her kitaba her yazıya Mutlaka senden alıntılar yerleştirdik.
    Bir yandan; Her işin kolayına kaçtık
    Ticarette kazık attık Üretim yerine kopyaladık Bilim adamlarını sindirdik Aydınları yargıladık Yoktan yere nice vatan hainleri ürettik Çoktan yere nice amaçsız gençler yetistirdik.
    Zeki çevik ve aynı zamanda düzenciydik.
    Eğitimi siyasete kurban verdik
    Ekonomiyi siyasete kurban verdik
    Aydınlık olması gereken gelecekleri siyasete kurban verdik.

    Varlığımız siyasi emellere armağan oldu...
    Benim biricik Atam;
    Biz Demokles'in kılıcını sapından değil
    Keskin yanından tutmayı marifet bildik.
    Senin ruhunu gıdım gıdım içtik
    Tükettik...
    Tükettik...
    Tükettik...
    Dedemden babama babamdan bana Politikacı tabiriyle 'enkaz devralmış bulunmaktayız.
    Bu gidişle biz çocuklarımıza devredecek Enkaz bile bulamayacağız...
    Türk'tük doğruyduk çalışkanlığımız şüpheli; Birinci vazifemiz; Türk istiklalini ve Türk Cumhuriyeti'ni İlelebet muhafaza ve müdafaa etmek Ülkümüz; Yükselmek ileri gitmekti... Uzun bir yoldu... Yorucu ve yıpratıcıydı... Adidas'larımız eskidi McDonalds'ta mola verdik. Belki de 'Bir Türk dünyaya bedeldir' deyişini Biz 'Her Türk dünyaya bedeldir'anladığımız için emanetini 1 milyon beş yüz bin kat küçültmeyi becerdik...
    Verdiğin en önemli görev:
    Bu ahval ve şeriat içinde dahi vazifem Türk istiklalini ve Cumhuriyetini İlelebet muhafaza ve müdafaa etmektir bilirim. Muhtaç olduğum kudretin Sana güvenimde mevcut olduğunu belirtir ellerinden hasretle öperim...
    Baştan sonuna kadar okuyanlara teşekkürler sizler gerçek
    bir Atatürkçüsünüz bence
    YER: TÜRKİYE
    YIL: 1938
    SAAT: 09.05
    ATATÜRK ÖLÜYOR ARADAN ONLARCA YIL GEÇİYOR
    YIL: 2008
    ATATÜRK TEKRAR DÜNYAYA GELİYOR...
    DOĞRUCA MECLİSE GİDİYOR
    MEMLEKET NASIL YÖNETİLİYOR GÖRMEK İÇİN...
    MECLİS KAPISINDA CUMHURBAŞKANI BAŞBAKAN DEVLET BAKANLARI KARŞILIYORLAR.
    SALONDA EN ÖNE OTURTUYORLAR VE O GÜNKÜ ÜLKE SORULARI TARTIŞILIYOR...
    OTURUM BİTİYOR ATATÜRK Ü MECLİS LOKANTASINA GÖTÜRÜYORLAR YEMEKTEN SONRA OTELE GÖTÜRÜP YATIRIYORLAR.... ERTESİ SABAH OTELDEN ALMAYA GİDİYORLAR ATATÜRK ÜN ODASI BOMBOŞ..!! VE MASANIN ÜZERİNDE BİR KAĞIDA YAZILMIŞ ŞU SÖZLER VAR:
    EFENDİLER...
    BEN İSTANBULA GİDİYORUM
    ORDAN BİR VAPURA BİNİP TEKRAR SAMSUNA ÇIKACAĞIM.
    ÇÜNKÜ BU ÜLKENİN BİR KURTULUŞ SAVAŞINA DAHA İHTİYACI VAR...'
    BU KADAR ANLAMLI BİRŞEY DAHA YOKTUR SANIRIM
    BU ÜLKEMİZ İÇİN...

    UNUTMA;
    Sen bir TÜRK evladısın...
    VE
    MUHTAÇ OLDUĞUN KUDRET DAMARLARINDAKİ ASİL KANDA MEVCUTTUR!!!
    NE MUTLU TÜRK'ÜM DİYENE!!!
     
  4. k@LpSiz_K@fKéF

    k@LpSiz_K@fKéF Forum Onuru

    Katılım:
    16 Kasım 2008
    Mesajlar:
    3.721
    Beğenileri:
    35
    Ödül Puanları:
    2.880
    Yer:
    B!L€C€G!M
    Banka:
    44 ÇTL
    BİR TÜRK GENCİNİN ATA'YA HİTABESİ


    Sevgili Atam;

    Sana bu hitabeyi 33 yaşına girmiş
    Gelecek güzel günlerden çoktan umut kesmiş
    Temel eğitimini tamamlamış
    Ve ancak şimdilerde seni tanıyabilmeye başlayan
    Türk istikbalinin evlatlarından biri olarak yazıyorum.
    Seni ilk gördüğüm günü dün gibi hatırlarım.
    İlkokul birdim. Miniciktim. Elimde beslenme çantam önlüğümün cebinde annemin sevgisi sınıfımda bilim öğrenecektim.
    Karatahtanın dört parmak üzerine ortalanmış çerçevenin içinden bana bakıyordun.
    Bakışların keskindi.
    ABC'den sonra ilk öğrendiğimdin; Mustafa Kemal'din. Çocuktum... Bana bize tüm dünya çocuklarına bayram armağan etmiştin. Armağanını uygun adım sol-sağ-sol Sol-sağ-sol Kutladık... Kaçımızın ayağı su toplamıştı kaçımız bayılmıştık...
    Biz bayramlarda ağlayan çocuklardık.
    (Ne zaman salıncakta sallanan fotoğrafını görsem geçen 23 Nisan'lara yanarım.)
    Ortaokul ve lisede hep seni anlattılar bana...
    Dünyaya ancak yüz yılda bir gelen dahiydin...
    Şahin bakışların vardıhürriyete aşıktın...
    En azılı düşmanlarına karşı bile merhametliydin
    Ama savaş meydanlarında karşında kimse duramazdı.
    Aslandın kaplandın kartaldın panterdin...
    Özgür geleceklere açılan pencereydin.
    Sözün özü benim sevgili atam;
    Kodumu oturtan milli eğiticiler böyle anlatmışlardı.
    Beni milli bir şekilde eğitenler
    Failatün failatün failatün failün ölçü sistemini
    Niagara Şelalesi'nin yükseklik ve debisini
    Yes it is a pencil demesini
    Deli İbrahim'in küpesini;
    Bir bir kafama yerleştirdiler de;
    Bana senin insan yönünü anlatmadılar.
    Sigara tiryakisi olduğunu
    Rakı içtiğini
    Aşık olduğunu
    Evlendiğini
    Boşandığını
    Kim bilir kaç geceler savaş meydanlarında cesetlere bakıp için için ağladığını
    Özlemlerini hasretlerini
    Geleceği kazanmaya dair fikirlerini
    Anlatmadılar.
    Bana bize tüm dünya gençlerine bayram armağan etmiştin.
    Armağanını uygun adım sol-sağ-sol sol-sağ-sol Kutladık...
    Kaçımızın ayağı su toplamıştı.
    Kaçımız kıçına yediği sopa yüzünden altına işemiştik.
    Biz bayramlarda bunalan gençlerdik.
    (Ne zaman baloda smokinli fotoğrafını görsem 19MMayıs'lara yanarım.)
    Bir yandan;
    Heykellerini diktik
    Dağa-taşa siluetlerini çizdik
    Her kitaba her yazıya
    Mutlaka senden alıntılar yerleştirdik.
    Bir yandan;
    Her işin kolayına kaçtık
    Ticarette kazık attık
    Üretim yerine kopyaladık
    Bilim adamlarını sindirdik
    Aydınları yargıladık
    Yoktan yere nice vatan hainleri ürettik
    Çoktan yere nice amaçsız gençler yetiştirdik.
    Zeki çevik ve aynı zamanda düzenciydik.
    Eğitimi siyasete kurban verdik
    Ekonomiyi siyasete kurban verdik
    Aydınlık olması gereken gelecekleri siyasete kurban verdik.
    Varlığımız siyasi emellere armağan oldu...
    Benim biricik Atam;
    Biz Demokles'in kılıcını sapından değil
    Keskin yanından tutmayı marifet bildik.
    Senin ruhunu gıdım gıdım içtik
    Tükettik...
    Tükettik...
    Tükettik...
    Dedemden babama babamdan bana
    Politikacı tabiriyle 'enkaz devralmış' bulunmaktayız.
    Bu gidişle biz çocuklarımıza devredecek
    Enkaz bile bulamayacağız...
    Türk'tük doğruyduk çalışkanlığımız şüpheli;
    Birinci vazifemiz; Türk istiklalini ve Türk Cumhuriyeti'ni ilelebet
    muhafaza ve müdafaa etmek
    Ülkümüz;
    Yükselmek ileri gitmekti...
    Uzun bir yoldu...
    Yorucu ve yıpratıcıydı....
    Adidas'larımız eskidi
    McDonalds'ta mola verdik.
    Belki de 'Bir Türk dünyaya bedeldir' deyişini
    Biz 'Her Türk dünyaya bedeldir' anladığımız için emanetini
    1 milyon beş yüzseksen bin kat küçültmeyi becerdik...
    Verdiğin en önemli görev:
    Bu ahval ve şeriat içinde dahi vazifem
    Türk istiklalini ve cumhuriyetini ilelebet muhafaza ve müdafaa etmektirbilirim.
    Muhtaç olduğum kudretin
    Sana güvenimde mevcut olduğunu belirtir ellerinden hasretle öperim...

    Baştan sonuna kadar okuyanlara teşekkürler sizler gerçek bir Atatürkçüsünüz bence



    YER: TÜRKİYE

    YIL: 1938

    SAAT: 09.05

    ATATÜRK ÖLÜYOR ARADAN ONLARCA YIL GEÇİYOR

    YIL: 2007

    ATATÜRK TEKRAR DÜNYAYA GELİYOR...

    DOĞRUCA MECLİSE GİDİYOR

    MEMLEKET NASIL YÖNETİLİYOR GÖRMEK İÇİN...

    MECLİS KAPISINDA CUMHURBAŞKANI BAŞBAKAN DEVLET BAKANLARI KARŞILIYORLAR.

    SALONDA EN ÖNE OTURTUYORLAR VE O GÜNKÜ ÜLKE SORULARI TARTIŞILIYOR...

    OTURUM BİTİYOR ATATÜRK'Ü MECLİS LOKANTASINA GÖTÜRÜYORLAR

    YEMEKTEN SONRA OTELE GÖTÜRÜP YATIRIYORLAR....

    ERTESİ SABAH OTELDEN ALMAYA GİDİYORLAR ATATÜRK'ÜN ODASI BOMBOŞ..!!

    VE MASANIN ÜZERİNDE BİR KAĞIDA YAZILMIŞ ŞU SÖZLER VAR:

    'EFENDİLER...

    BEN İSTANBULA GİDİYORUM

    ORDAN BİR VAPURA BİNİP TEKRAR SAMSUNA ÇIKACAĞIM.

    ÇÜNKÜ BU ÜLKENİN BİR KURTULUŞ SAVAŞINA DAHA İHTİYACI VAR...'

    BU KADAR ANLAMLI BİRŞEY DAHA YOKTUR SANIRIM

    BU ÜLKEMİZ İÇİN...



    UNUTMA;

    sen bir TÜRK evladısın...

    VE

    MUHTAÇ OLDUĞUN KUDRET DAMARLARINDAKİ ASİL KANDA MEVCUTTUR!

    NE MUTLU TÜRK'ÜM DİYENE!
     

Sayfayı Paylaş