1. * 5651 Sayılı Kanun'a göre TÜM ÜYELERİMİZ yaptıkları paylaşımlardan sorumludur.
    * Telif hakkına konu olan eserlerin yasal olmayan şekilde paylaşıldığını ve yasal haklarının çiğnendiğini düşünen hak sahiplerinin İLETİŞİM bölümünden bize ulaşmaları durumunda ilgili şikayet incelenip gereği 1 (bir) hafta içinde gereği yapılacaktır.
    E-posta adresimiz

Birol KOÇAK - Üç Harf Bir Paradoks..

Konusu 'Şairlerden' forumundadır ve ...SAKLI CeNNeT__ tarafından 12 Aralık 2011 başlatılmıştır.

  1. ...SAKLI CeNNeT__

    ...SAKLI CeNNeT__ ♥ Pєяναηє Döηєя Aşk ♥

    Katılım:
    6 Temmuz 2011
    Mesajlar:
    16.250
    Beğenileri:
    81
    Ödül Puanları:
    4.980
    Yer:
    ♥ Bєη Hєp Sєηdєyim ♥
    Banka:
    110 ÇTL








    Üç Harf Bir Paradoks
    aşk ki seni sevmenin dilbilgisidir
    ve tek kuralı kendinden vazgeçmektir..!
    dilersen sana ip uçlarını vereyim ömrümün
    belki tutmak istersin eylül kokan ellerimden
    ya da tutunmak istersin bulutlara
    mavisi çekildiğinde gök-yüzünün
    ve ağlarsın bir zaman
    gri ve siyah
    aşk kuraklığına bürünürken hüznün
    hadi gel..!
    aşkın çıkmaz vakitlerinde
    sabah ezânlarıyla
    bir şiire düşen damlalardan bahsedeyim sana
    ve sonra kanadı kırık güvercinlerden
    erken bir geç kalışın
    yanaklarımda özlem biriktiren ıslaklığından söz edeyim
    “essâlâtü hayrûn minen nevm”
    aslına bakarsan susmayı yeğlerim
    haşa! korkumdan değil kimden çekinesi ?
    lâkin kendini dinlemek zor bu sesler tanıdık değil
    ölüler gömülüyor içimdeki boşluklara
    beynimde eski zaman nöbetleri heyhat!
    açın uykunuzun gözlerini
    aşk diye bildiğiniz ait değil şimdiki zamana
    kalkın ve kabullenin gerçeği
    miş’li geçmiş bir yağmur öyküsüdür aşk ve yoktur;
    düşler gerçeğe gebe kaldığından beri
    bir aşk için sen’den geçmek gerekir
    aşık olmak için hesapsız bir vakit
    hırsız edasıyla yürümek gibi sessiz
    yere basmadan,yârdan kopmadan üstüne alınma düş güzeli
    bakışlarım hiç kimseye sözlerim sahipsiz
    ses sağır kapının arkasında göz işi bir bekleyiş
    dilde hafif,y ürekte ağır
    belki dokunacak gözlerime ama bir denizlik yağmur gerek/
    geceye bir şiir
    her saat başı yaklaşmak ölüme
    her köşe başı yaşamak
    saat başı ölüm,köşe başı hayat
    satır başı susku…
    yol uzun karanlık ve tenha
    Ve tereddütsüz bir yok(ol)uş
    Elif miktarı, Nûn’dan Kâf’a
    ve yağmur yağarken çalmalısın kapımı
    meselâ sabaha karşı,ansızın
    benim için geç senin için erken
    geç/erken içimden gözlerin
    içim içinde inken sen içiminken
    içimde bir şeyken…
    bitimsiz noktalarda birleşirken kelimeler…
    meselâ karanlığa yetişmek için
    bir damla yağmurun ardı sıra koşmalı gözlerim
    ve yeniden seninle ıslanmalı ahmâk yüreğim
    bir hayat şehirlere bölünürken tren garlarında
    ve ölünürken ayakları altında söyleyemediklerimin
    adından geçen harflerin
    kalemimi kırdığını hissetmeyelim ki yaşayabileyim
    yaşamak dediğim aynı kuyuda birbirini arayan ÜÇ harf
    aslında biliyoruz ikimiz de
    HİÇ kadar anlamı(mız) var
    DÜŞ’tü belki de belki bir masal
    AŞK ACI’ya SUS olduğunda anlatıldı
    adının son hecesinde tutuşurken gece
    içimdeki kuyuda bir yusufçuk yaralandı
    sahi hangi masalda(n) düş’tün sen
    tanır mısın Züleyhâ’yı ?
    bak Tih çölünde Musa’nın gölgesi
    ve sırtımda ağırlığı günâhlarımın
    anlamalısın hicretim sensin
    yaramdaki kabuktan dökülen sensizlik
    bulaşırken gömleğime
    zindânın en karanlık yerinde
    seni uyuduğumu bilmelisin
    ve bilmelisin bir düş’üm ben
    kendimi sana yordum
    düş’tüm kalakaldım içinde kalkamadım
    ama kalama(z)dım
    kalmak sonra ağır gelirdi şiirlere
    şiirler gidene yazılırdı
    en çok sen’dime yazdım
    ve yürüdüm adının son hecesinde
    yürüdüm TAN vakti
    tam vaktinde tanımsızlığın ve yol tekti
    o denizdeki kızın anlattığı
    mecburi istikâmet yalnızlığım….
    yanına vardı mı (?) bilmiyorum
    sözcüklerimin en sus hâlinde söylediklerim
    bilmeni isterdim;
    gözlerindeki düşün, içime düşenle aynı olduğunu
    ve bana hiçbir şeyi hatırlatmanı isterdim
    hiçbir şeyi istemediğim kadar/
    aynı sessizliğin içinde kaybolmayı
    çünkü AŞK
    kanadı kırık bir güvercinin
    ağzında sakladığı yağmur damlası kadar saftı
    ve gün doğduğunda şiirlerin üstüne
    ezânlar hep sâlâya çıkardı….
    ( miş’li geçmiş bir zaman… aşk gecenin fısıldadığı kapkara bir masaldı…)



    Birol KOÇAK

     

Sayfayı Paylaş