1. * 5651 Sayılı Kanun'a göre TÜM ÜYELERİMİZ yaptıkları paylaşımlardan sorumludur.
    * Telif hakkına konu olan eserlerin yasal olmayan şekilde paylaşıldığını ve yasal haklarının çiğnendiğini düşünen hak sahiplerinin İLETİŞİM bölümünden bize ulaşmaları durumunda ilgili şikayet incelenip gereği 1 (bir) hafta içinde gereği yapılacaktır.
    E-posta adresimiz

Bize de bir Selâm Eden Yok mudur

Konusu 'Genel Dini Konular' forumundadır ve Nazende tarafından 2 Mart 2010 başlatılmıştır.

  1. Nazende

    Nazende Üye

    Katılım:
    26 Şubat 2010
    Mesajlar:
    33
    Beğenileri:
    2
    Ödül Puanları:
    170
    Banka:
    0 ÇTL
    [​IMG]

    De ki Allah'a hamd; seçtiği kullarına selâm olsun.” (Neml, 59)

    Hatırası kalbe ışıklarla dökülen,
    En güzele, en iyiye, en sevgiliye,
    Selâm, sonsuzluğun aydınlık bahçesinden,
    Selâm, senelerce, senelerce öteye...

    Selâm ile başlayalım söze, atalara uyarak; selâm söyleyelim, selâmla söyleşelim ve selâm gönderelim güzel atlara binip giden güzel insanlara. Selâm olsun O'nun seçtiği kullara ve selâm olsun bu satırları okuyan dillere.

    Selâm.. İki hece.

    Selâm, Allah adı, zevalsizlik.

    Selâm, muhteşem bir medeniyet katarı. Pek çok adın kökü, kökeni... Selim ile Sâlim, Selâmi ile Selâmet... Süleyman ile Müslim, Müslüman ile İslâm... Hep aynı kökten, hep aynı çiçekten. Renk renk esenlik, ışık ışık tebessüm.

    Barıştır selâmın bir anlamı ve bir anlamı huzur.

    Güneş gibi doğar selâm kin ve nefretin kör kuyularına ve yıldızları serper duvarına yüreklerin. Bir ilk yaz rüzgârı gibi eser en âsûde yerinde zamanın ve öksüz vâveylâlarını Leylâların gülistan bülbülleriyle âhenge çeker. Görevi put yontmak olan Âzer'lere bir İbrahim baltası, kirpik uçlarına konan pervasız damlalara şefkat eli olur selâm. Depremlerin şiddetini bir selâm sözcüğüdür düşüren ve sonra sükun dolduran ayaz akşamlara.

    Selâm iyi dilektir, temennidir. Günün ve gecenin herhangi bir vaktinde güzelleştirir hayatı. Saraylarında hançerler asılı duran hükümdarlara munis geçimlilikler ve barışlar götürür selâmlar. Diline ve dinine bakmadan yayılır selâmın rânâ güneşi cihana. Bonjour, au revoir, hello, sayanora, iyi günler... Ama ille de merhaba, merhaba.

    Merhabâ ey sırr–ı Furkân merhaba
    Merhabâ ey derde derman merhaba

    Selâm yakınlaşmadır başka bir anlamda ve eman verir insana. Yürekten bir karşılığı selâmın, emniyet hissi dağıtır âsumâna. Aşinalıklar gün doğumunu bekler selâmın kapısında; çivit mavisi kerpiçlerde solan umutlar bir sabah rengiyle aydınlanır. Günün ilk sevinci bir günaydından yansır yanaklarımıza; iyi bir dilek sözüyle kapanır kapıları karanlıkları kaplayan hüznün. Az anlayanı olan gizli bir dizenin getirdiği selâmdır hatırlatan bize aşkın kırık dallarla çizilmiş resmini. Hasretlerimiz düğüm düğüm selâmlarda gizlenir ve seher yelleriyle gönderilir yâr olan uzak diyârlara.

    Bâd–ı sabâ selâm eyle o yâre
    Pek göresim geldi illerimizi
    Gönül arzu çeker amma ne çare
    N'ideyim tutan var yollarımızı

    Güzel övgüdür selâm; salât u selâm üzerine olası seçilmiş kullara gülbang edilir beş vakit. Suya eğilmiş nergisler öper ayağını Rahmanî sözlerin. Çılgın dalgalardan çıldırtan güzellikler bağışlar gönüllere ve canhıraş çığlıkları kor ateşlerde söndürür bir gülbang.

    Bereket getirir selâm, eve girerken ve elbette yola giderken. Sultanları hanımefendiler olan hânelerde “İşidin ey yârenler aşk bir güneşe benzer.” diyen dervişin yüzü suyuna çoğaltır aşkı selâmlar ve şehzadeleri üç teli birbirine çatan yitik masalların ırak yolculuklarını yakından da yakın eyler selâmlar. Yalnızca bir selâm iledir mutluluğa kavuşması gönüllerin, sonra kurtulur kötülükten nefisler. Sekiz uçmaktan birinin adı olur sonra Dâru's–selâm ve selâmlık dairelerinde eski konakların, aydınlık yüzlü, ak esvaplı efendiler mahur makamında nefesleriyle yeniden yaşamaya başlar o dervişin dilinden:

    Biz bu ilden gider olduk, kalanlara selâm olsun
    Bizim için hayır dua kılanlara selâm olsun

    Selâm ile başlar ve selâm ile sona erer bütün mektuplar. Ve en güzel cümleleri selâma adanır özlemlerin... Bir selâm güzeli çiçek açar pervazlarında sevginin, bir yağmur çiselemeye başlar
    selâm yurdunda toprak kokularına karışan. Selâm kapılarını açmaktır duyguların ve yücelir selâm ile insan. İlahî huzura selâma duranlar, sağda ve solda âmâde yazıcı meleklere selâm vererek geçerler ubudiyet eşiğini ve yeniden bürünürler beşeriyete.

    Heyhât!.. İs mürekkebiyle yazılmış kitapların kenar tezhiplerinde unuttuğumuz mahzun ve melul karanfillere döndürdük şimdi selâmı. Rüşveti bile alanlar selâmı almıyorlar artık.

    “Sizden biriniz bir meclise girdiği vakit evvela selâm versin.” ve “Aranızda selâmı yayınız!..”
    “Küçük büyüğe, az çoğa, süvari piyadeye, geçen oturana...”

    Bakî mahabbet, uhuvvet ve's–selâm!..

    *Âyine / İskender Pala
     

Sayfayı Paylaş