1. * 5651 Sayılı Kanun'a göre TÜM ÜYELERİMİZ yaptıkları paylaşımlardan sorumludur.
    * Telif hakkına konu olan eserlerin yasal olmayan şekilde paylaşıldığını ve yasal haklarının çiğnendiğini düşünen hak sahiplerinin İLETİŞİM bölümünden bize ulaşmaları durumunda ilgili şikayet incelenip gereği 1 (bir) hafta içinde gereği yapılacaktır.
    E-posta adresimiz

Böbrek hastalıkları

Konusu 'Genel Sağlık Bilgileri' forumundadır ve Suskun tarafından 27 Ekim 2009 başlatılmıştır.

  1. Suskun

    Suskun V.I.P V.I.P

    Katılım:
    16 Mart 2009
    Mesajlar:
    23.242
    Beğenileri:
    276
    Ödül Puanları:
    6.230
    Yer:
    Türkiye
    Banka:
    2.052 ÇTL
    [​IMG]...[​IMG]


    Böbrek Nedir?

    Böbrekler vücudumuzun en önemli organlarındandır. Bel omurlarımızın her iki yanında yer alırlar. Erkeklerdeki ağırlığı 125-170gr, kadınlarda 115-155gr arasında değişir.


    Boyu 11-12cm, kalınlığı 3.5-4cm, eni 5-7.5cm olup fasulye biçiminde çift organlarımızdandır. Sağ böbrek sol böbrekten 1-2cm kadar aşağıdadır. Bu kadar küçük olan bu organların fonksiyonları ise düşünülemeyecek kadar büyüktür. Böbrekler yerlerine çok sıkı bağlanmışlardır. Solunumla hareket ederler. Her iki böbrekte yaklaşık olarak 2.400.000 civarında nefron adı verilen süzme üniteleri vardır. Bunların sayısı yaşlanmayla birlikte azalır. Kalbin dakikada pompaladığı 5-6 litre kanın 1.5�i böbreklerden filtre olur. İki böbrekte bulunan nefronlardan 1 dakikada 1 litre kan geçmektedir. Tüm bunlar böbreklerin vücut için ne kadar hayati önemi olduğunu göstermektedir. Böbreklerden geçen kan filtre edildikten sonra yararlı maddeler (kan elemanları, proteinler gibi) tekrar kana verilir, vücuttan uzaklaştırılması gerekli olan zehirli maddeler ise idrarı oluşturur.



    Böbrek Üstü Bezi Nedir?

    Doğumdan önce büyümeye başlayan bu bezler, doğumdan sonra birkaç yıl içinde en son büyüklüğüne ulaşır. Böbrek üstü bezleri birkaç çeşit salgı salar. Bunlar; büyümeye, beslenme*ye, cinsiyete, bedenin gerilimlere karşı (strese) karşı koymasına etkilerde bulu*nur. Özellikle duygusal gelişimle çok yakın ilgisi vardır. Kızgınlık, korku, kaygı bu bezin salgılarının çoğalmasına neden olmaktadır. 2.Her biri böbreğin üst ucuna oturmuş, fascia renalis'le sarılı iki bezdir. Her bir böbreküstü bezi yaklaşık 4 cm uzunluğunda ve 3 cm kalınlığındadır
     
  2. Suskun

    Suskun V.I.P V.I.P

    Katılım:
    16 Mart 2009
    Mesajlar:
    23.242
    Beğenileri:
    276
    Ödül Puanları:
    6.230
    Yer:
    Türkiye
    Banka:
    2.052 ÇTL
    [Linkleri görebilmek için ÜYE olmalısınız!..]



    Böbrek Taşını oluşturan sebepler nelerdir?

    Taşı oluşturan kesin neden bilinmemekle beraber risk faktörleri şunlardır:·

    idrar yolu enfeksiyonu· böbrekteki yapısal bozukluklar· böbrek hastalığı olanlar (renal tübüler asidoz, kistik böbrek hastalığı...)· beslenme alışkanlıkları· yetersiz sıvı alımı· sıcak iklim kuşağında yaşamak· hiperkalsiüri, sistinüri, hiperokzalüri, hiperürikozüri· bazı ilaçlar (asetazolamide, anti viral ilaçlar....)· bazı bağırsak hastalıkları (inflamatuar bağırsak hastalığı...)· genetik faktörler · geçirilmiş bağırsak ameliyatları ( jejono ileal by-pass )· metabolik hastalıklar (örn. Hiperparatiroidizm, gut hastalığı...)





    Böbrek Taşı Tedavisi
    Böbrek taşların çoğu kendiliğinden düşme eğilimindedir. Tüm idrar yolu taşlarının yaklaşık 80’i ilaç tedavisi ile düşer. Taşın düşmesini etkileyen en önemli faktör taşın büyüklüğüdür. 4 mm’nin altında taşın düşmesi beklenirken 6 mm’nin üzerindeki taşlar‘a müdahale gereklidir. Ayrıca taşların şekli ve idrar yolundaki yerleşimide düşmeyi etkileyen önemli faktörlerdir.· Kendiliğinden yada ilaç yardımıyla taşın düşürülmesi · ESWL ( şok dalgası ile taşları kırmak) · Minimal invaziv girişimler ( Perkütan Nefrolitotomi, Üreterolitotripsi)· Klasik açık ameliyat yöntemiBu yaklaşımlardan hangisinin uygulanılacağı taşın yerine, büyüklüğüne, idrar yollarına verdiği veya verebileceği zararına ve taşın cinsine bağlıdır. Günümüzde minimal invaziv tekniklerin gelişmesi sonucu klasik açık cerrahi, enaz başvurulan ve enaz tercih edilen metod olarak kalmıştır





    Böbrek taşı oluşumunu kolaylaştıran besinlerin yanı sıra, limon suyu gibi koruyucu olanlar da var. Limon her zaman yardımınıza koşmaya hazırdır.

    Türkiye’de bir kişinin böbrek taşı sorunuyla karşılaşma ihtimali yüzde 5 - 10 arasında değişiyor. Beslenme, genetik gibi faktörler böbrek taşı oluşumunda rol oynuyor. Böbrek taşının oluşmasını kolaylaştıran besinler olduğu gibi koruyucu besinlerin de bulunduğunu söyleyen İstanbul Cerrahi Hastanesi üroloji uzmanı Prof. Dr. Sinan Zeren, limon suyu ve limonatanın bunlardan biri olduğunu belirtiyor.

    Böbrek taşları kimlerde daha sık görülür?

    Az su içen kişilerde taş oluşumu çok kolaylaşır. Çünkü idrar çok yoğun konsantre haline gelir. En büyük risklerden biridir. Çünkü bol içimi, idrar kristal halindeyken o kristallerin yıkanıp atılmasını sağlar.

    Böbrek sağlığı için günde ne kadar su içilmeli?

    Böbrek taşına karşı koruyucu olması için günde ortalama iki litre idrar çıkarmak gerekir. 12 dolu bardak su içmek gerekir denir. Ama bu miktarın yaz ve kış arasındaki etkisi aynı olmaz.
    Hareketli olmak da çok önemli.Tuzu fazla almamaya dikkat etmeli. Tuzlu yemek idrarda kalsiyum atılımını artırır. Eskiden süt, peynir, yoğurt hastalara çok verilmezdi, hastalara ''süt taş yapıyor uzak dur'' denirdi. Ama bunun bir anlamı yok. Aksine kalsiyum içeren yiyecekler taş için kısmen koruyucu olarak kabul ediliyor.

    Hastalar diyetlerinde nelere dikkat etmeli?

    Hayvansal proteinlerden mümkün olduğunca kaçınmalılar. Et, tavuk ve balık idrarı daha asit hale getirdiklerinden taş oluşumu için risklidir. Bol bol limon suyu ve limonata içmelerinde fayda var. İdrarın içindeki bazı maddeler taş oluşumu için koruyucudur. Bunlardan en önemlisi ''sitrat''tır. İdrardaki sitrat düzeyi düşük olanlarda taş oluşumu daha kolay oluyor. Limon suyunun içinde sitrik asit yani bol miktarda sitrat olduğundan limon suyu içmenin böyle bir koruyucu etkisi var. Ancak greyfurt suyu sabıkalıdır ve limon suyunun aksine taş yapıcı etkisi olduğu söylenir. Yine gazlı içecekleri önermiyoruz.

    Taş oluşumunu kolaylaştıran oksalattan zengin besinlerKoyu yeşil yapraklı sebzeler (ıspanak vs), bamya, çilek, domates, çikolata, kuruyemişler ve çay oksalattan çok zengindir.Böbrek taşı ameliyatlarında neler değişti?

    Günümüzde idrar yolunun her noktasındaki taşı tespit etmek ve onu çok modern yöntemlerle vücuttan uzaklaştırmak mümkün. Işıklı optik cihazlarla kamera yardımıyla böbreğin her yerinde dolaşabiliyorsunuz, mesaneye girebiliyorsunuz. Örneğin mesanede taş varsa bu en kolay taş ameliyatlarından biridir. İdrar yollarından girip endoskopik olarak taşı mesanede görüp, parçalara ayırıp çıkarabiliyoruz. Hatta hastayı aynı gün taburcu edebiliyoruz. Bir başka yöntem de karından 1,5 santimetre bir kesi yapıp oradan böbreğin içine 1 santimetre çapında bir boru kullanıyoruz. Karından girip böbreğin içine yerleştirerek bu borunun içinden optik aletlerle içerdeki taşı parça parça kırarak çıkarıyoruz.

    Diğer bir yöntem de vücut dışından ''şok dalga'' yöntemiyle yani ses dalgarıyla taş kırmadır. Vücut dışından ses dalgası hastanın vücut içindeki taşın üzerine odaklanarak gönderilir. Hastanın vücudunun içinde taşlar kırılır. Hasta bol su içip, gezip dolaşıp o taşları kendisi dökmeye çalışır.




    Düşürülen taşın incelenmesi önemli midir?

    Yapılacak inceleme taşın tipi ve oluşum nedenlerine, ortaya çıkan hastalığın boyutlarına, sonraki incelemelerin nasıl yönlendirileceğine ve belirlenecek te*daviye ilişkin son derece değerli bilgiler verir. Bu nedenle taş mutlaka ince*lenmelidir.


     
  3. Suskun

    Suskun V.I.P V.I.P

    Katılım:
    16 Mart 2009
    Mesajlar:
    23.242
    Beğenileri:
    276
    Ödül Puanları:
    6.230
    Yer:
    Türkiye
    Banka:
    2.052 ÇTL
    Böbrek Yetmezliği Nedir?


    Böbreğin normalde yaptığı görevlerin kaybına böbrek yetmezliği denir.

    Böbrek yetmezliği geliştiğinde böbreklerin şu görevlerinde önemli

    aksamalar olur:

    * Zararlı (toksik) maddelerin vücuttan idrar yoluyla uzaklaştırılması
    * Fazla suyun uzaklaştırılması
    * Kan basıncının (tansiyon) kontrol edilmesine yardım
    * Kan hücrelerinin yapımının kontrol edilmesine yardım
    * Kemiğin güçlenmesine yardım

    Sağlıklı bir tek böbrek tüm bu görevleri yerine getirebilir. Kişide

    böbrek yetmezliğine ait şikayet ve bulguların oluşması için her iki

    böbreğin de görevlerini yapamaması gereklidir.

    Bu görevlerin yerine getirilmesindeki aksama ilerleyici ve geriye

    dönüşsüz olarak meydana gelirse bu duruma kronik böbrek yetmezliği

    adını veriyoruz. Ancak görev kaybı saatler veya günler içinde meydana

    geliyorsa ve geriye dönüş ihtimali varsa, bu duruma akut böbrek

    yetmezliği diyoruz.

    KRONiK VE AKUT BÖBREK YETMEZLİĞİ AYIRIMININ ÖNEMI NEDiR?


    Akut böbrek yetmezliği, böbreklerin görevlerinde çok kısa bir zaman

    içinde meydana gelen ve geriye dönüşü mümkün olabilen işlev kaybıdır.

    Zamanında tanınarak, uygun tedavisinin yapılması ile hastanın sonraki

    yaşamında böbrekleri tamamen normal olarak çalışabilir.

    Ayrıca kronik böbrek yetmezliği nedeniyle takip edilen hastalarda da

    hastalığın seyri sırasında araya giren ateşli hastalıklar, bazı ilaçlar,

    aşırı su kaybı gibi çeşitli durumlar da böbrek görev kaybını hızlandırabilir

    ve yine zamanında müdahale ile bu hızlı ilerlemeyi durdurmak mümkün olabilir.




    Tedavi
    Akut ve kronik böbrek yetmezliklerinde tedavi farklıdır. Böbrek yetmezliği tedavisi hastanın özelliğine ve böbrek yetmezliğine yol açan hastalığa göre değişir. Tedavi kesinlikle bir doktor denetiminde olmalıdır. Tedavide en önemli nokta eğer var ise kan basıncı düşüklüğü veya yüksekliğinin kontrol altına alınmasıdır. Beslenme, sıvı ve tuz dengesinin sağlanması ve ilaçlar diğer tedavi yöntemleridir.
    Akut böbrek yetmezliği olan hastaların böbrekleri iyi ve yeterli tedavi ile genellikle düzelir. Böbrek yetmezliği ilerler ve kalıcı hale gelirse başka tedavi yöntemleri gerekir:
    1. Diyaliz
    2. Böbrek nakli

     
  4. Suskun

    Suskun V.I.P V.I.P

    Katılım:
    16 Mart 2009
    Mesajlar:
    23.242
    Beğenileri:
    276
    Ödül Puanları:
    6.230
    Yer:
    Türkiye
    Banka:
    2.052 ÇTL
    Böbrek Kanseri Nedir?

    Böbrekte bir çok farklı kanser türü gelişebilir. Bu kanser türlerini iyi huylu ve kötühuylu olmak üzere 2 gruba ayırırız. Böbrekte en sık görülen kitle basit böbrekkistleridir. Böbrek kisti iyi huylu bir kitle olup kanserden tamamen farklıdır. Çoğuzaman raslantısal olarak ortaya çıkan böbrek kistleri insan yaşamını hiçbir zamantehdit etmez. Böbrek kisti saptanan hastalar gereksiz yere paniğe kapılırlar ve tedaviarayışı içine girerler. Gerçekte böbrek kistleri çoğu zaman tedaviyi bilegerektirmezler, yalnızca izlemek hemen daima yeterli olur.Böbrek kanseri ise kötü huylu bir kitle olup, böbrek kistlerinin aksine insan yaşamıiçin tehdit oluşturabilmektedir. Bu yazının amacı nedeniyle yetişkinlerde en sıkkarşılaşılan ve kötü huylu bir böbrek kitlesi olan renal hücreli kanser anlatılacaktır.Renal hücreli kanser, böbrekte kanı süzen ve idrar oluşturan dokulardan köken alır.Böbrek kanseri büyüdükçe etrafında yer alan lenf bezleri, karaciğer, kalın barsak vepankreasa yayılabilir. Bunun yanında, ana tümörden kopan tümör parçaları vücudundiğer uzak taraflarına giderek yerleşebilir (Metastaz).





    Böbrek Kanserinde Tedavi
    Böbrek kanserlerinde birinci basamak tedavi cerrahi yöntemle mevcut kanserli dokunun tamamen çıkarılmasıdır. Ancak unutulmamalıdır ki cerrahi ile tam tedavinin sağlanabilmesinde kanserin derecesi ve evresi çok önemlidir. Erken saptanabilen
    böbrek kanserlerinde cerrahi ile tam tedavi sağlama şansı oldukça yüksektir.

    Ameliyattan sonra hastalığın derecesine göre gerekirse immünoterapi denilen ek bir tedavi yöntemine başvurulabilir.

    Kemik tutulumu olan hastalarda bölgesel ışın tedavisinden de (Radyoterapi) aydalanılır.

    Kemoterapi ise sadece çocukluk çağında görülebilen Wilm’s tümöründe kullanılır, erişkinlerde görülen böbrek hücreli kanserlerde pek etkili olmaz.

    Akılda tutulması gereken önemli bir nokta da böbrek kanserlerinde cerrahi tedavi sonrası uzun yıllar boyunca düzenli takiplerin hastalığın kontrolü açısından önemli olduğudur.

    Ayrıca, hastalığın ortaya çıkışındaki en önemli risk faktörlerinden birisi olan sigara içme alışkanlığının da mutlaka terk edilmesi gerekliliği de unutulmamalıdır!

     
  5. Suskun

    Suskun V.I.P V.I.P

    Katılım:
    16 Mart 2009
    Mesajlar:
    23.242
    Beğenileri:
    276
    Ödül Puanları:
    6.230
    Yer:
    Türkiye
    Banka:
    2.052 ÇTL
    Prostat Hastalıkları...Prostat Nedir?

    Prostat kestane boyut ve şekillerinde bir salgı bezidir. Mesanenin altında, rektumun (makat) önünde yer alır. Prostatın tam merkezinden üretra denilen mesaneden idrarı boşaltmaya yarayan kanal yer alır. Ejekülasyon (cinsel boşalma) sırasında prostatı çevreleyen kaslar seminal sıvıyı üretraya doldurur. Seminal sıvı üretra boyunca penis ucuna kadar gelerek buradan dışarıya akar.Prostat büyürse içinden geçen üretrayı sıkıştırarak idrar akışını zorlaştırabilir hatta tamamen durdurabilir. Bu nedenle prostat kanserinin belirtilerinden birisi idrar yapmakta güçlüktür. Prostat bezinin yanından penise giden ve peniste sertleşmeyi kontrol eden bir grup sinir lifleri geçer. Ameliyat sırasında bu sinirler zedelenip sonuçta peniste sertleşme güçlüğü (impotans) gelişebilir. Son yıllarda bu ameliyat sırasında bu sinirleri koruyucu teknikler geliştirilmiştir. Ancak bu sinirleri koruyucu yöntemlerin uygulanabilmesi tümörün boyutuna ve prostat içerisindeki yerleşimine bağlıdır. Eğer radikal prostat ameliyatı size bir seçenek olarak sunulmuşsa kararınızı verirken bu olasılığı akılda tutmanızda yarar vardır. Ancak, impotans gelişse bile günümüzde bunu değişik yöntemlerle tedavi etmek mümkündür.


    Prostatit Nedir?

    Prostatit, prostat bezinin iltihabıdır. Akut ve kronik bakteriyel prostatit, prostat bezine enfekte idrarın prostat kanalları boyunca taşınması ile oluşur. Bakteriyel prostatit bulaşıcı değildir ve cinsel yolla geçmez. Bazı tıbbi müdahaleler (idrar kateteri takma,vb.) bakteriyel prostatit riskini artırır. Kronik bakteriyel kaynaklı olmayan prostatitlere sıklıkla chlamydia ve mycoplazma yol açar. Bu mikroorganizmalar cinsel ilişkiyle geçebilir.



    Prostatit (prostat iltihabı) tedavisi
    Akut bakteri kaynaklı prostatititte hasta antibiyotik almaya ihtiyaç gösterecektir.Bu süre minimum 14 gündür.Bazen hastaneye yatırılarak damar yolundan tedavi alması gerekebilir.Bazen de zorlu idrar yapanlarda sonda takmak gerekebilir. Kronik bakteri kaynaklı prostatititte antibiyotik tedavisi daha uzun tutulur.Genellikle 4-6 hafta.bu tedavi ile hastaların % 60’ında başarı sağlanır.Bazı durumlarda şikayetler tekrarlar ve antibiyotik tedavisine yeniden başlamak gerekebilir.Bu tedaviye cevap vermeyen hastalarda uzun dönem antibiyotik tedavisi gerekebilir.Bazı nadir durumlarda ameliyat da önerilebilir. Eğer kronik bakteri dışı kaynaklı prostatit tanısı konulmuşsa antibiyotik tedavisi gerekmeyebilir.Bu hastalarda diğer ilaçlar ön plana çıkar.Bunlar; alfa blokerler,anti-inflamatuar ilaçlar,bitki ekstreleri ve nadiren prostat masajıdır. Prostadynianın tedavisi ise zordur.Çünkü bu hastalığın anlaşılması zordur.Kas gevşeticiler,alfa blokerler, antienflamatuarlar ve biofeedback teknikleri kullanılabilir.

     
  6. Suskun

    Suskun V.I.P V.I.P

    Katılım:
    16 Mart 2009
    Mesajlar:
    23.242
    Beğenileri:
    276
    Ödül Puanları:
    6.230
    Yer:
    Türkiye
    Banka:
    2.052 ÇTL
    Böbrek İltihabı Nedir?
    Böbreklerin iç kısımlarının iltihaplanmasıdır. Tıp dilinde piyelonefrit adı verilir. İki çeşiti vardır

    - Akut Böbrek İltihabı Ani olarak ortaya çıkan, titreme, kaburga altlarında ve yanlarında başlayıp, kasıklara kadar yayılan bir ağrı ile kendini gösterir. Sık sık idrara gitmek ihtiyacı duyulur. İdrar çıkarken de yanma ve ağrı hissedilir. İlk önlem olarak belin iki yanına sıcak su torbası konur. Bol su, limonata ve açık çay içilir.

    - Kronik Böbrek İltihabı Akut böbrek iltihabının gereği gibi tedavi edilmemiş olması, kronik böbrek iltihabının başlıca nedenidir. Hastada iştahsızlık, ateş, halsizlik, baş ağrısı, ağrılı idrar etme ve bel ağrıları görülür.

    Yapılacak ilk iş, bol bol meyva suları içmek ve aşağıdaki reçetelerden birini uygulamaktır. Ayrıca tuz ve hayvani gıdalar azaltılmalıdır.


    Sindirim yolları ile vücuda giren ve oradan kana kârışan bula*şıcı hastalık mikropları, zehirlenmeler, prostat, hamilelik ve böbrek taşları gibi sebeplerle böbreklerin iltihaplandığı görülmektekdir.
    Böbreğin adi mikropları ya tüm böbreği kapsar veya yerel olarak kalır. Daha ciddi vakalarda böbrek çevresine de yayılabilir.
    Mikroplar Böbreğe Üç Yolla Gelebilir: 1 Kan Yolu: Çok defa bir boğaz iltihabında veya vücutta herhangi bir odakta kan yolu ile böbreğe gelen mikroplar böbrek iltihabına neden olur.
    2 İdrar Yolu: İdrarda iltihap varsa, idrar yollarına takılan sonda vs. gibi nedenlerle buradaki mikroplar böbreğe ulaşır.
    3 Böbrek: İdrar borusu ve mesane çevresindeki mikroplar direk yol ile böbreğe gelir.

    Böbrek İltihapları Oluşuma Göre İkiye Ayrılır.
    1 Acil Böbrek İltihapları
    2 Müzmin Böbrek İltihapları


    1) Acil Böbrek İltihapları: Bir veya iki böbrekte olur. Genellikle iki taraflıdır. Böbrek cerahat ile doludur.

    Belirtileri:
    Sık ve Ağrılı İdrar
    Üşüme ile ateş yükselmesi
    Yanlarda ağrı
    İdrarda mikrop ve akyuvar hücrelerinin görülmesi

    Tetkikler:
    1-İdrar ve kan muayeneleri yaplır
    2-Röntgen filmi ile taş olup olmadığına bakılır
    Tedavi:
    1-Yatak İstirahati
    2-Sıvı alımının artırılması
    3-İdrar Kültürü yapılarak mikrobun cinsi tespit edilir ve gerekli ilaçlar verilir.
    4-Tedavi tam yapılmazsa hastalık müzminleşir.
    2) Müzmin Böbrek İltihapları: Böbreğin uzun süren iltihaplarıdır. Böbrek harabiyeti , böbrek yetmezliği ve üreme sonuçu ölüme sebebiyet verdiğinden önemlidir.

    Belirtiler:
    Bazen belirti vermez yıllarca sürer
    Tansiyon yüksek olabilir
    İdrarda iltihap hücreleri bulunabilir.
    Hastalar Zayıftır, Kilo almaz çabuk yorulur. Kansızlık vardır
    Üre yüksek olur.

    Tedavi:
    Hastalığın tedavisi güçtür ve zaman alır, bu durum hastalığın seyrine ve devam süresine, böbreği bozma derecesine bağlıdır. Buna rağmen hastaların %10’u tedaviye cevap verir. Hastalık yavaş ve ilerleyicidir.
    Ultrason ve tomografi tetkikleri yapılabilir
    Tetkikler:
    Böbrek Filimleri, kan idrar tahlilleri yapılır.Ultrason ve tomografi tetkikleri yapılabilir
     
  7. Suskun

    Suskun V.I.P V.I.P

    Katılım:
    16 Mart 2009
    Mesajlar:
    23.242
    Beğenileri:
    276
    Ödül Puanları:
    6.230
    Yer:
    Türkiye
    Banka:
    2.052 ÇTL

    Böbrek Kumu Sebepleri

    Kum denen şey; bir araya gelirse taş olacak küçük kristallerin geçişidir. Taş hastaları da, taşları hiç olmayan insanlar da, belli miktarlarda kristal dökerler. Kristallerin geçişi yoğun miktardaysa, bazen bir taş düşürme ağrısı yapabilir.
    Yeterince su içilmemesi, A vitamini eksikliği, böbrek üstü bezlerinin fazla çalışması ve bazı böbrek hastalıkları, böbreklerde kum birikmesine neden olur.



    Böbrek Kumunu Dökmede Kullanılan Bitkiler

    Yeterince su içilmemesi, A vitamini eksikliği, böbrek üstü bezlerinin fazla çalışması ve bazı böbrek hastalıkları kum birikmesine neden olur.

    Bitkilerle Tedavi Yöntemleri;

    - Alıç meyveleri yemek böbrek kumlarını dökmeye yardımcı olabilir.

    - At kuyruğu otu, mısır püskülü ve ayrık otu beraber kaynatılıp, balla tatlandırılarak içilmeye devam edilirse böbrek kumlarının dökülmesinde etkili olabilir.

    - Böğürtlen kökü, ayrık otu ile beraber kaynatılıp, balla tatlandırılarak içilmeye devam edilirse böbrek kumlarını dökebilir.

    - Kuşburnu, at kuyruğu ile beraber kaynatılıp, balla tatlandırılarak aç karnına birer su bardağı içmek böbrek kumlarını döker.











    BÖBREK TÜMÖRLERİ

    Vücutta gelişen tümörlerin yüzde 3-5′i böbrek tümörleridir. Böbrekte geli*şen bazı tümör tiplerinin başka organ*larda görülmemesi ve kendilerine Özgü belirtiler vermesi dikkat çekicidir.
    Böbrekte bu organın kendi doku*sundan kaynaklanan tümörün dışında, başka organlarda gelişen tümörlerden sıçrayarak metastaz yapan, yani ikincil kanser odağı oluşturan tümörler görü*lür. Başta meme, akciğer ve mide ol*mak üzere bütün kötü huylu tümörle*rin yaklaşık yüzde 8′i böbreklere sıç*rar.

    Böbrek tümörlerinin yüzde 90′dan fazlası karsinomdur. Yaygın olarak böbrek kanseri olarak bilinen böbrek karsinomlan, böbrek dokusundan geli*şen tümörlerdir. Bağ ya da destek do*kularının kötü huylu tümörleri olan sarkomlar ise çok daha az görülür. Bunlar liposarkom (yağdoku kanseri), ‘eiomiyosarkom (düz kas kanseri), rab-domiyosarkom (çizgili kas kanseri), anjiyosarkom (damar kanseri), fibrosarkomdur (lifsi bağdokunun kanseri). Nefroblastom olarak da bilinen Wilms tümörü hemen hemen yalnız çocuklar*da ortaya çıkar. Kentlerde kırsal ke*simden daha sık rastlanan böbrek tü*mörleri, erkeklerde kadınlardan Üç kez daha çok görülür. Görülme sıklığı yaş ile artarak 60 yaş dolayında en yüksek noktaya ulaşır,

    NEDENLERİ
    İnsanlarda nedeni bilinmemekle birlik*te içerdiği dimetilnitrozamin nedeniyle sigara, fenasetin, kurşun ve kadmiyum gibi etkenlerin tümöre yol açtığı yolun*da güçlü kanıtlar vardır. Hayvanlarda böbrek karsinomları virüs, aromatik hidrokarbonlar ve östrojenler kullanıla*rak oluşturulabilmektedir. Bir çeşit ke*mirici olan keseğenlere dietilstilbestrol denen bireşimsel östrojen verildiğinde tümör oluşması, bu tümörlerin hormon*larla ilgili olabileceğini düşündürmek*tedir. Şimdiye değin yalnızca hayvan*lar üstünde yapılan deneylerde gösteri*len bu bağlantı, henüz insandaki tümör oluşumunu açıklayacak kesinlikte de*ğildir.
    Böbrek tümörlerinde görülen ilginç bir özellik tümör sıçramalarının çok en*der de olsa, tümörlü böbrek çıkarıldıktan sonra kendiliğinden gerileyebilmesidir
    .
     
  8. Suskun

    Suskun V.I.P V.I.P

    Katılım:
    16 Mart 2009
    Mesajlar:
    23.242
    Beğenileri:
    276
    Ödül Puanları:
    6.230
    Yer:
    Türkiye
    Banka:
    2.052 ÇTL
    [Linkleri görebilmek için ÜYE olmalısınız!..]


    Glomerülonefrit



    Olguların çoğunda ödem ve tansiyon normale dönerek kısa sürede iyileşme gerçekleşir. İdrarla protein çıkarma ve kanlı idrar birkaç ay daha sürdükten son*ra kaybolur. Ama hastalık çocuklarda yüzde 10-20 dolayında, ileri yaşlarda da*ha yüksek bir oranda, daha kötü seyre*der. Bu olgularda hastalığın ilk belirtile*ri bütünüyle kaybolmak yerine tehlikeli bir gelişme göstererek, kronik böbrek yetmezliğine zemin hazırlayabilir. Bazı olgularda ilk belirtiler bütünüyle geçtik*ten sonra yineler. Belirtiler bazen yıllar*ca sonra yeniden ortaya çıkar. Bu arada böbrek işlevlerinde hafif bozukluklar görülebilir. Son olarak pek az olguda hastalık baştan sona çok ağır bir seyir iz*ler. İdrar miktarının azalması hiç idrar yapamamaya (anüri) kadar gider ve böy*lece üremi (kanda üre miktarının artma*sı, ["üre zehirlenmesi"]) gelişir. Hastalığın bu ağır durumlarında has*ta İlaç ve diyaliz tedavisiyle yaşatılır, birkaç gün ya da birkaç hafta sonra idrar yapma yeniden başlar. Ama amirinin ka*lıcı olduğu olgular da vardır. Amirinin ortaya çıktığı akut glome*rülonefrit ve kötü gidişli glomerülonefrit arasında biyopsi ile erken dönemde ay*rım yapılabilir. Böbrekten alınan parça optik, elektronik ve immünofloresan mikroskoplarda incelenerek tanı konabi*lir. Kötü gidişli olgularda glomerüllerin bütününe yakını yarımay biçimli hücre*lerle dolmuştur. İyileşme olasılığı bulu*nan olgularda, dolan glomeriil yüzdesi daha düşüktür ve hücre çoğalması glo-merül içi hücrelerle sınırlıdır.
     
  9. Suskun

    Suskun V.I.P V.I.P

    Katılım:
    16 Mart 2009
    Mesajlar:
    23.242
    Beğenileri:
    276
    Ödül Puanları:
    6.230
    Yer:
    Türkiye
    Banka:
    2.052 ÇTL

    [Linkleri görebilmek için ÜYE olmalısınız!..]


    Addison Hastalığı
    Addison Hastalığının Nedenleri: Böbreküstü bezlerinde doku yıkımına bağlı olarak hormon yapımının durmasıyla gelişir.

    Addison Hastalığı Belirtileri: Kişi hastalık başlangıcında bitkinlik duyar ve ilerlemiş durumlarda yürüyecek gücü kalmaz. Zamanla zayıflar. Tansiyonu devamlı düşük olur. Addison Hastalığı’nın bu sayılanlardan daha genel belirtisi ise deri renginin koyu bir hal almasıdır. Deri özellikle yüz, el ve kol*larda koyu, bronz bir renge bürünür. Elin üs*tündeki deri koyulaşarak pembemsi avuç içiyle belirgin bir zıtlık oluştu*rur. Eğer vücutta yara izleri varsa si*yaha çalan koyu kahverengi halini alır. Dişetleri, yanaklar ve üreme organların*da koyu benekler ortaya çıkar.

    Böbreküstü bölgesinin karşılaştığı darbe ve travmalar böbreküs*tü bezlerinde hastalık yapar mı?

    Şiddetli travmalar ender olarak böbreküstü bezi yetmezliğine yol açar. Bu duruma daha çok erken ve zor doğan bebeklerde rastlanır.

    Addison hastalığına yalnız verem mi yol açar?

    Hayır. Birçok Addison hastalığı olgusu böbreküstü bezlerinde nedeni bilinmeyen doku gerilemesi sonucunda ortaya çıkmıştır.

    Addison Hastalığı Bulaşıcı bir hastalık mıdır?

    Hayır. Organizmanın kendi hücrelerine karşı bilinmeyen bir mekaniz*mayla antikor ürettiği bir özbağışık hastalığıdır. Bu antikorlar böbre*k üstü bezi kabuğunda doku yıkımına yol açarak Addison hastalığının gelişmesine neden olur.
     
  10. Suskun

    Suskun V.I.P V.I.P

    Katılım:
    16 Mart 2009
    Mesajlar:
    23.242
    Beğenileri:
    276
    Ödül Puanları:
    6.230
    Yer:
    Türkiye
    Banka:
    2.052 ÇTL
    [Linkleri görebilmek için ÜYE olmalısınız!..]


    NEFROTİK SENDROM
    Böbreklerde ortaya çıkan nefrotik sendromun başlıca özellikleri şunlardır: 1) Yaygın ödem; 2) idrarda yüksek miktarda protein bulunması (günde 3 gr’den çok protein atılması); 3) kanda albümin düzeyinin azalması; 4) kanda kolesterol, fosfolipit ve trigliserit dü*zeylerinin artması. Nefrotik sendrom, tedavi ve gidişi değişik birçok klinik tabloyu içerdiğinden, tam ve başarılı te*davi için klinik verilerden başka böbrek biyopsisi de önemlidir.











    [Linkleri görebilmek için ÜYE olmalısınız!..]


    Polikistik BÖBREK

    Polikistik böbrek, kalıtsal bir yapı bozukluğudur. Genellikle her iki böb*rekte de kistler vardır. Polikistik böbrek hastalığında işlev gören böbrek dokusu*nun zamanla azalması, bunun yerini farklı boyutlarda kistlerin alması sonu*cunda sıklıkla böbrek yetmezliği ve üremi (kanda üre miktannın artması) ortaya çıkar.Sıklıkla aynı ailenin bireylerinde görülürse de, cinsiyet aynmı yoktur. Aynca polikistik karaciğer ve beyin anevrizması (beyin damarlarında anor*mal genişlemeler) gibi başka bozukluk*larla birlikte görülebilir.
     

Sayfayı Paylaş