1. * 5651 Sayılı Kanun'a göre TÜM ÜYELERİMİZ yaptıkları paylaşımlardan sorumludur.
    * Telif hakkına konu olan eserlerin yasal olmayan şekilde paylaşıldığını ve yasal haklarının çiğnendiğini düşünen hak sahiplerinin İLETİŞİM bölümünden bize ulaşmaları durumunda ilgili şikayet incelenip gereği 1 (bir) hafta içinde gereği yapılacaktır.
    E-posta adresimiz

Boraltan Köprüsü

Konusu 'Cumhuriyet Tarihi' forumundadır ve wien06 tarafından 23 Mayıs 2009 başlatılmıştır.

  1. wien06

    wien06 V.I.P V.I.P

    Katılım:
    30 Ağustos 2007
    Mesajlar:
    6.117
    Beğenileri:
    148
    Ödül Puanları:
    4.480
    Meslek:
    Serbest
    Yer:
    Viyana
    Banka:
    292 ÇTL
    Boraltan Köprüsü Katliamı

    Yer Türk – Rus sınırında ki Boraltan Köprüsü sınır karakolu; Ülkede Milli Şef devri bütün acımasızlığı, bütün şiddetiyle yaşanmaktadır. Rus esaretine dayanamayan bir grup Türk, anavatanlarına kavuşmak, esaretten kurtulup, hürriyetle kucaklaşmak için, Rusya’dan kaçıp, Türk sınır karakoluna sığınıyorlar.

    Türk sınır karakolunda müthiş bir panik; Ankara ile durmadan görüşmeler yapılıyor, karşılıklı kriptolar çekiliyor.

    Devir Milli şef devri dedik ya; her şey iki dudak arasında. Sığınanlar ya öz yurtlarına kabul edilecekler, yada Boraltan Köprüsü’nün öbür ucundaki karakolları önünde tanklarıyla bekleyen Rus müfrezesine teslim edileceklerdir.

    Türk toprağını öpmeyip adeta yalayan, Türk bayrağını göz yaşları ile sulayan, çocuklu – çocuklu, kadınlı ihtiyarlı grup, öz vatanlarının kendilerine sahip çıkacaklarından emin, bekliyorlar.

    Ankara’dan gelen emir korkunç;

    “-Ülkelerine iade edin!.”

    Sınır karakolumuzda şaşkınlık ve inanılmazlık had safhada. Teyit üstüne teyit isteniyor. Emir aynı;

    “-Ülkelerine iade edin!.”

    Sınır karakol komutanı genç subay, çaresizlik içerisinde kendilerine sığınan bir avuç öz kardeşini Rus’lara teslim ettikten sonra olacakları aşağı, yukarı tahmin ediyor fakat yapacak bir şey yoktur. Ankara’dan gelen acı haberi karakollarına sığınan esir Türk evlatlarına çok zor cümlelerle anlatıyor. Vatanım, Bayrağım diyerek ülke sınır karakoluna sığınan bir avuç Türk, artık Ruslara iade edilecektir.

    Boraltan köprüsünün öbür başında kanlı dişlerini sırıtıp göstererek bekleyen Rusların ne yapacaklarını iyi bilen sığınmacı bir avuç vatan evladı, Türk karakol yetkililerine yalvarıyorlar.

    “-Ne olur bizleri siz öldürün onlara teslim etmeyiniz. Hiç değilse kendi toprağımızda, kendi Bayrağımızın altında ölelim.”

    Bir avuç Türk, Ankara’nın, Türkiye’nin ve sınır karakolu personelinin gözleri önünde Rus’lara zorlukla iade ediliyorlar.

    Karşı tarafta bekleyen Rus müfrezesi tarafından elleri ayakları bağlanan soydaşlarımız, hemen orada, Boraltan sınır karakolu personelimizin gözleri önünde kuruşuna diziliyorlar.

    Karakol komutanı genç subayın gördüklerine dayanamayıp evine izine geldiğinde intihar ettiği de hala anlatılmaktadır.

    Olayın vahametini bir şiirinde anlatan Azerbaycanlı şair Elmas Yıldırımın şiiri o günlerde meşru olmayan yollardan elimize ulaştırılmıştır. Elmas Yıldırımın şiiri çok uzun. Fakat ana tema aşağıdaki dörtlük’te verilmiştir.

    “Bir bayrakta uldızımız ayımız.
    Nerden doğru bu imansız gayrılık.
    Ben ne diyen bu vefasız dağlara,
    Öz gardaşı dönek olan ağlara…

    Boraltan bir köprü, aşar geçer arası
    Yunsalar da suyuyla, çıkmaz yüzün karası
    Düşman bekler karşıda, önüne kattı beni
    Can alınan çarşıda, kardeşim sattı beni
    Döndüm geri de sordum, paşasına erine
    Beni siz vursaydınız şu Moskof’un yerine”


    Ayrıca, yine Milli Şef döneminde, Sovyet zulmünden kaçıp, kurtarıcı olarak gördükleri Almanlar’a sığınan yüzlerce Türk, savaşın bitiminden sonra, kaçak yollarla geldikleri Türkiye’den Sovyetler’e iade edilmişlerdir. Bunların hepsinin akıbeti ya gulaglarda ölesiye çalıştırılmak, yada bir idam mangasının karşısında son nefesini vermek olmuştur.

    Allah hepsine rahmet eylesin.


    [ALINTI]
     

Sayfayı Paylaş