1. * 5651 Sayılı Kanun'a göre TÜM ÜYELERİMİZ yaptıkları paylaşımlardan sorumludur.
    * Telif hakkına konu olan eserlerin yasal olmayan şekilde paylaşıldığını ve yasal haklarının çiğnendiğini düşünen hak sahiplerinin İLETİŞİM bölümünden bize ulaşmaları durumunda ilgili şikayet incelenip gereği 1 (bir) hafta içinde gereği yapılacaktır.
    E-posta adresimiz

Boş Beşik (Nenni Bebek Nenni) Türkü Hikayelesi

Konusu 'Türkü/Hikayeleri' forumundadır ve Suskun tarafından 19 Mart 2012 başlatılmıştır.

  1. Suskun

    Suskun V.I.P V.I.P

    Katılım:
    16 Mart 2009
    Mesajlar:
    23.242
    Beğenileri:
    276
    Ödül Puanları:
    6.230
    Yer:
    Türkiye
    Banka:
    2.052 ÇTL
    TürkününHikayesi



    Daglar deyip baslayalim. Yüce daglar, koca daglar, boy atip bel veren daglar.

    Yaz gelende on dördünde bir güzel gibi salinip giden, kis gelende yagmuruna karina meydan okuyan, yüce mi yüce, dost mu dost daglar.

    Kisiogluna el midir ki anilmasin bu daglar! Onun yasaminin disindamidir ki bilinmesin! Derdine dert katan midir ki sevilmesin haa!

    Ister boy verip basi göklere erissin; Agri densin adina, ister her mevsimde basindan duman eksilmesin; Palandöken diye anilsin. Isterse bir yani deniz, bir yani baglik - bahçelik Toroslar olsun. Kimine geçim kaynagi, kimine yurt yeri, kimine mutluluk, kimine karacali bir öyküdür daglar... Sevda gibi, yar gibi, türkü olup dilden dile söylene gelen öykülü daglar.

    Benzer bir ela göz geline daglar...
    Öykümüzün geçtigi yer Toroslar.


    Güneyin dantel kiyilarinda yekinip, Hakkari'nin ayakucundan deli-dolu akip giden Zap'a kadar varan, dert alip, derman veren Toroslar...

    Baharin ekinler çabuk göverir Toroslar'da. Haziran dedi mi kiyi kesiminin insani öbek öbek Toros yaylalarini tutar ve Toros yaylalarinin yörükleri yeni yeni otlaklar, yeni yeni su baslari arar durur.
    Çadirlar toplanir, güzeller düser yüklü develerin pesine, yürü ha yürü yürü ha yürü. Elmali'dan Gömbe'ye, Gömbe'den Seki'ye, Sekiden Çiçek dagi'na.

    Bitip tükenmeyen yol, ardi - arkasi gelmeyen göç; bikmadan ve yorgunlugunu duymadan...

    Derler ki, çok eski zamanlarda bir gün, bu yörük obalarindan biri gelip Gömbe yakininda Yanikhan yöresine konuklar.

    Yanikhanlilarin önce pek cani sikilir bu ise... Öyle ya, bir köyün hayvani için yörenin otlagi az gelirken, buna bir de yörük obasinin onca hayvani ortak olursa can sikilmaz mi buna? Sonra hayvan dedigin yazin yiyip kisin aç durmuyor ki... Kisi da var bunun.


    Neyse, yine de yüzü yumusak Yanikhanlilarin. Böyle düsünseler de pek bir sey demezler Kirobalilara. Zaten yörük obasi da orda kalici degildir. Söyle, yeni bir otlak buluncaya kadar konmustur Yanikhan yöresine. Sonra, onca bagdan bahçeden çikani kime satacaklar? Elbette rastladiklari yörüklere. Ama az, ama çok.

    Iste Yanikhanli Fadime de yetim kardeslerinin yiyecegi, asmadaki bes on salkimi keser, doldurup bir sepete vurur- gider yörük çadirlarina satmaya bir gün.. Nasil satmasin ki, evin vergisinden tutun da üç yetimin yiyip içecegine kadar her sey o'na bakiyor. Babasi kuyu temizlerken bogulup ölmese, anasinin ömrü yetseydi bu isler O'na kalir miydi? O da el kizlari gibi dügün bayramlarda giyinip-kusanip bir tek çeyizini çemenini düsünürdü. Ama neylesin ki hal böyle degil. Gerçi komsu oglu Halil, hem babalik hem kardeslik eden Fadime'ye ama, yine de Fadime düsünceli... Herseye Halil kossun ister mi? Zaten yeteri kadar yük oluyorlar O'na... Iste bunun içinde Halil sehre inince keser asmanin üzümlerini, varir gider yörük çadirlarina satmaya.

    Çadirlara yaklasinca bir ünler, iki ünler, ses yok! Derken, insanlardan önce köpekler duyup kosusurlar sese. Fadime'nin yüregi yekinir köpekleri görünce. Neyse ki çok geçmeden iki yandan, bunlar böyle kime sarar durur ki, diye çadirlardan çikanlar olur da, kurtarirlar Fadime'yi. Sonra da yasli bir yörük kadini, alir çadirina götürür. Yörük beyinin çadiridir burasi.

    Yasli kadin da karisi. Çadir da çadirdir. Sanki dayali döseli bir konak. Su içirir kadin önce Fadime'ye, korkusunu yensin diye... Sonra, söyle biraz dinlenmesi için uzanmasini söyler. Bir ara çadirin kapisinda bir genç görünür. Hemen dogrulur uzandigi yerden Fadime. Kiroba beyinin ogludur bu. Ve avdan dönmektedir. Çadirin kapisina vardiginda bir de bakar ki delikanli, güzellerden güzel bir kiz. Hem de kendi çadirlarinda. Anasi oglunun sormasina koymadan bir bir anlatir meseleyi.

    Delikanli da; bir yandan anasinin anlattiklarini dinler ama, bir yandan kizdadir gözü. Baktikça da yüreginin basinda söyle bir kipirdanma olur. Baktikça bakasi gelir. Ister ki, hiç gitmesin bu Yanikhan'li güzel kiz çadirlarindan. Ama bir yandan da dayanamaz onun oraciktaki utanip sikilmasina iyi bir fiyatla alir üzümü, ugurlar Yanikhan'a dogru kizi. Bir yandan da ünler ardindan:

    -Yine getir üzüm, olmaz mi?

    -Olur, der Fadime der ya, beyin bakislarindan biraz ürktügü için mi, yoksa bir an önce eve varip yetim kardesilerini doyurmak için midir nedir, kosar gibi gider Yanikhan'a.

    Fadime'nin bir sürü düsüncesi vardir. Evin algisi - vergisi, kardeslerinin yiyip giyecegi, harman-hasat... Ya yörük beyinin oglu net'sin. Yüregindeki kipirdanma bir küçücük köz olmus, bu köz de büyümüs bir koskoca yanar olup çikmistir. Kime dert yansin? Anasina dese:

    -Emmin kizina hanidir sözledim di ben seni, diyecek. Babasina dese:
    -Töremizde yok disardan kiz almak bizim, deyip çikacak. Kime ne desin? Bir gün böyle, üç gün böyle bes gün böyle...

    Hayvanlar yakin çevrede doyunamayip, yari aç dönmeye baslarlar. Oba, Seki yaylasina göçecek. Ama yörük beyinin oglu; ha bugün, ha yarin deyip geciktirir durur göçü. Delikanli bir açabilse anacigina derdini, bir razi edebilse Fadime'yi istemeye onlari...

    Bir süre bakar ki; bu is öyle beklemekle olacak cinsten degil. Yüzün kizartip varir anasina anlatir O'na herseyi.

    Ana bakar ki oglunun hali hal degil, razi olur ve babasina açar meseleyi. Baba da toplar obanin ileri gelenlerini, fikirlerini sorar onlarin. Kabullenmeyip de ne edecekler Kiroba'nin ileri gelenleri böyle bir istegi. Delikanli elden gitti - gider. Kabullenirler.

    Hemen Yanikhan imamina elçi gönderilir, istetilir Fadime. Imam duyunca söyle bir düsünür." Fadime yetim. Halil bakiyor bakmasina ama, yine de yuvasini kurmali" Sonra varir muhtara, anlatir olani - biteni. O da Halil'e..

    Halil genç... Halil hem Fadime'nin agasi, hem can yoldasi. Yörükbeyinin oglundaki yürek de; Halil'deki degil mi? Ama gel gör ki Halil bir kez "yetim" diye elini uzatmis onlara.

    Tutup da diyebilir mi "Fadime benimle evlen", diye. Sonra; O eh dese bile el ne düsünür.

    -Bak hele Halil'e kizda gözü varmis da onaymis yardimi, demez mi? Imamla muhtar, Halil'e:
    -Sen Fadime'nin hem kardesisin, hem babasi. Bu ise ne dersin? Kiroba beyinin oglu ile evlenirse yokluga tövbe eder fikara, derler. Ne desin Halil:
    -Fadime bilir. Yetim kisi kendi göbegini kendi keser der, çikar isin içinden. Ondan sonra Fadime de:
    -Yok ben Halil'i isterim diyemez ya! Eh der... Ve uzatmayalim verilir Fadime.





    Yörük Beyinoglu sevinçli. Yörük Beyinin oglu sabirsiz. Ama Halil'in yüreginin orta yerinde bir yara ki; kanar durur. Kimseciklere de, halim budur, diyemez.

    Dügün hazirliklari bir yandan baslaya dursun, bir yandan da ese dosta okuntu salinir.

    Yollar nice irak olursa olsun dag insani komsudur, birbirine. Erzurum yaylarinin yörüklerine degin salinir haber. Duyan gelir, duyan gelir ve bir hafta yenilir içilir, güres tutulup cirit oynanir. Yarislar sürer gider. Ve haftanin çarsambasinda çeyizle birlikte yetim kardeslerini gönderip, persembesinde de Fadime'yi Kirobalilara gelin gönderirler Yanikhanlilar.

    Kisioglunun alisamadigi sey var midir ki Fadime alismasin gittigi yerin töresine. Oba da dügünün çoguna kalmadan seki yaylasini, daha sonraki aylarda da yeni yeni yaylalari yurt tutar. Yanikhan, oradaki arkadaslari, evi ve Halil çok gerilerde kalmistir artik. Ve yüreginin basinda bir özlem olmustur hepsi Fadime'nin.





    Bir kiz gelin olup da esikten adimini atti mi, baba evini unutmali derler. Zaten unutmasa net'sin Fadimecik. Böylece aylar, derken yillar geçer. Yillar geçer ya hala Fadime'nin çocugu yoktur. Obadan sevinenler olur buna. Söz edenler olur Fadime'nin kisirligini...

    Ama hepsini içine atar Yanikhan'li yörük gelini. Sinesine çeker. Hatta kaynananin, kaynatanin bile yüzü degisir bir zaman sonra. Degismese bile insana öyle gelir. Böylece gider zaman yedi yili bulur. Evet, herkesin, Fadime daha çocuk sahibi olamaz, diye düsündügü sirada, koskoca yedi yil sonra çocuga kalir Fadime.

    Sonra da; güzel mi güzel, saglikli mi saglikli bir erkek çocuk dünyaya getirir. Kurtulur herkesin dilinden. Onca yil kendini igneleyenlere, nispet yapanlara karsi durur mu Fadime gayri. Bu kez o baslar.
    Hele bir gün Elmali yöresine göç kararlastirinca, her göçte obanin önünden giden kara mayanin üstüne sarar besigi. Ala kilime sardigi bebegini de koyar besige.

    Devenin ipi elinde, göçün önünden yürümeye baslar. Sevinçten içi içine sigmaz Fadime'nin. Epey yol alirlar, yol mu koyar, yedi yilda bir bulunan bebegin anasina? Elinde kara mayanin ipi ve kara mayanin üstünde ala kilime sarili oglu. Derken bir ormana girerler.

    Toroslar'da yagmurun firtinanin ne zaman gelecegi belli olur mu? Bakmissin karsi yakaya yagmur yagiyor, beri yakada bir kararma, bir firtina alir yürür. Iste o ara öyle bir karanlik, öylesine bir firtina sariverir ki ortaligi. Göz gözü görmez olur. Karanlik sürdükçe ormandaki yol uzar.
    Ananin akli - fikri yavrusundadir. Bir karanlik dagilsa, bir firtina bitse de kara mayayi çöktürüp, söyle bagrina basa basa sevebilse yavrusunu.





    Uzun bir süre sonra aydinlanir etraf. Zaten oba, ormanin bitimindeki konak yerine de varmistir. Yükler bir bir indirilmeye baslar. Fadime kara mayayi çöktürür, yavrusunu alip sevecek. Ama bakar ki, kara mayanin üstündeki besik bos... Ala kilime sarili yavrusu yok besikte.

    Ana deliye döner. Bütün obayi sarar kara haber. Dayi hemen atina atlayip sürer gider ormana dogru bebegi aramaya. Ana yüregi bu. Durabilir mi Fadime? O da yaya düser yola.

    Derken emmi ogluyla dogru giderler orman boyunca gerisin geriye. Anasinin gözü uçup gider kuzgunlarda. Ananin gözü dal uçlarindadir... Ve dudaklarinda bir agit!

    Elmali'dan çiktim yayan
    Dayan hey dizlerim dayan
    Dayim atli emmim yaya
    Bebek beni del'eyledi
    Yakti yakti kül eyledi

    Dayi hayli öndedir. Bir ara iki yanina bakarken dalin ucunda asili kalmis ala kilime gözü ilisir. Varip agacin altina yavruyu arar ama, bosunadir aramasi. Kuzgunlar agacin altinda dolasmaktadir hala.
    Indirir ala kilimi, oraciktaki kemikleri sarar ona. Sonra biraz ilerdeki büyükçe bir tasi kaldirarak altina gömer ve ayni tasla kapatir üstünü.

    -Anasi görmemeli, bilmemeli, yoksa can mi dayanir buna diye düsünür. Ve zaman geçirmeden döner geriye.
    -Bir seycikler yok oralarda. En ufak bir ize bile rastlamadim, dönelim der karsidan gelenlere. Gerisin geri dönerler Elmali yaylasina dogru.

    Ama Fadime'nin ayaklari geri geri gitmektedir. Bir ara nasil olduysa yanindakilerin kasi ile gözü arasinda döner geriye, vurur gider ormana. Ve yine agit dudaklarinda ve yine dizlerini döve döve:

    Ala kilime sardigim
    Yüksek mayaya koydugum
    Yedi yilda bir buldugum bebek
    Beni del'eyledi
    Yakti yakti kül eyledi.

    Derken bir akkus belirir önünde. Sanki gel etmektedir bu agzi dili söylemez hayvan. Siçraya siçraya ilerki kayanin basina konar kus. Fadime de varir kusun yanina. Yavrusunun orada gömülü oldugundan habersiz çikarip atar ayagindaki çizmeyi filan vurur bagrina, söylenir kuzgunlara agidinda:

    Havada kuzgunlar dolasir
    Kargalar üles bölüsür
    Kara haberler dolasir
    Bebek beni del'eyledi
    Yakti yakti kül eyledi.


    Neden sonra Kirobalilar farkina varir acili ananin yoklugunu da dönerler geri, aramak için. Ama ne mümkün. Sadece aktasin yaninda kirmizi çizmesine rastlarlar O'nun.

    Ve de tasin üstünde bir akkus dönmektedir.

    Dayi bir bir anlatir daha önce gördüklerini. Kirobalilar mezarin üstünde dönen ve kendilerini görünce kaçip giden bu akkusu Fadime sayarlar ve yürekleri ferah dönerler Elmali yaylasina.

    Bundan sonrasi için derler ki: Fadime o aciyla vurmus gitmis asagi yöreye. Degirmenci Mehmet dayi rastlamis O'na ve bir baba gibi teselli etmis onu. Kaybolmaz bebek. Çevre köylerden birinden bulan olmustur. Yaz gelende sorup sorustururuz, demis.

    Ama yine de Fadime alip basini deli-divane yollara düsmüs. Olacak iste, böyle bir zamanda bulmus Halil'ini degirmenin yakinin da.

    Hem aglayip, hem eski günleri söylemisler bir bir.

    Sonra mi? Sonra iyi yürekli degirmenci bunlari bas-göz edip baba mirasi degirmeni de onlara birakip koyup gitmis köyüne. Yusuf Ziya Demircioglu böyle anlatmis, biz de size böyle aktardik.

    Evet sayin okurlar, Fadime yine öyle bilsin herseyi.

    Çevre köyden, bilmedigi birisine evlat oldu bilsin yavrusunu. Yanikhanlilar, Kirobalilar, Fadime'nin her dara düsenin yardimina kosan bir akkus oldugundan söz etsin.

    Yanikhanli yörük gelini bilmiyor ya olani biteni. Çocugun basina gelenleri bilmiyor ya. Ve simdi Halil'den olan yavrulari dönüp dolasiyor ya evinin yöresinde, yeter.




    Türkünün Sözleri


    Elmalidan çiktim yayan
    Emmim atla dayim yayan
    Dayan hey dizlerim dayan
    Bebek beni delieyledin
    Yakti yikti kül eyledi oy

    Nenni nenni nenni nenni nenni nenni bebek oy
    Nenni nenni nenni nenni nenni nenni bebek oy

    Deve var deveden yüce
    Deveyi yüklettim gece
    Nicedeyim anam nice
    Bebek beni delieyledi
    Yakti yikti kül eyledi oy

    Nenni nenni nenni nenni nenni nenni bebek oy
    Nenni nenni nenni nenni nenni nenni bebek oy

    Bir tas attim yuvarlandi
    Gitti besige dayandi
    Yavrum uykudan uyandi
    Bebek beni delieyledin
    Yakti yikti kül eyledi oy

    Bebek beni ne eyledi
    Yakti yikti kül eyledi
    Nenni nenni nenni nenni nenni nenni bebek oy
    Nenni nenni nenni nenni nenni nenni bebek oy
     

Sayfayı Paylaş