1. * 5651 Sayılı Kanun'a göre TÜM ÜYELERİMİZ yaptıkları paylaşımlardan sorumludur.
    * Telif hakkına konu olan eserlerin yasal olmayan şekilde paylaşıldığını ve yasal haklarının çiğnendiğini düşünen hak sahiplerinin İLETİŞİM bölümünden bize ulaşmaları durumunda ilgili şikayet incelenip gereği 1 (bir) hafta içinde gereği yapılacaktır.
    E-posta adresimiz

Bozcaada Hakkında Bilgiler - Nasıl Gidilir? Nerede Kalınır? Ne Yenir? Ne yapılır?

Konusu 'Turizm Rehberi' forumundadır ve Mc_ÖRGE tarafından 14 Ekim 2009 başlatılmıştır.

  1. Mc_ÖRGE

    Mc_ÖRGE HalaMadrid

    Katılım:
    15 Eylül 2009
    Mesajlar:
    1.648
    Beğenileri:
    83
    Ödül Puanları:
    1.330
    Cinsiyet:
    Bay
    Meslek:
    Kaptan
    Yer:
    İzmir
    Banka:
    714 ÇTL
    Sadece, kışın gitiğinizde dikkat ediniz, fırtına çıkıp feribot çalışmazsa, adada kalabilirsiniz. Ohh ne güzel olur diye düşünüyorsanız, bari giderken bunu düşünüp, önlemlerinizi alıp, bu huzur limanından da olabildiğince faydalanmanın tadına varın.

    [​IMG]

    Ondan sonra atın kendinizi Bozcaada’nın kucağına. Dar sokakları, mitolojik öyküler anlatan rüzgarı, rüzgar gülleri, taş evleri, teneke kutulardaki renk renk sardunyaları, bağları, bağ evleri, yaban kekiği kokan tepeleri, sıcacık insan öyküleri hatta kedileri. Bırakın, Bozcaada ruhunuza bir dinginlik, gönlünüze huzur katsın.

    Çanakkale’ye bağlı şirin bir ilçe/ada Bozcaada. On yedi mil uzağında da Gökçeada var. Birlikte, kendilerine özgü bir kültürü, yaşam tarzını ve tarihi yansıtıyorlar. Özgün bir dokuları var, gidenler de bunu hemen algılayabiliyor. Müdavimi çok tabii.

    BOZCAADA TARİHİ

    Uzun bir tarihi serüveni var bu şirin adanın. Mitolojik öykülerde çokca yer almış. Tenes’in adası anlamında Tenedos olarak geçiyor eski kayıtlarda. Tenes, denizlerin efendisi tanrı Poseidon’un torunu. Poseidon’un çocuklarından biri olan Tenes’in babası, karısı ölünce yeniden evlenmiş. Üvey anne, Tenes’i sevmemiş ve bir kavalcıyı şahit göstererek kocasına üvey oğlu hakkında şikayette bulunmuş. Poseidon’un oğlu, kendi öz oğluna çok kızmış ve onu bir sandığa kilitleyerek denize atmış. Ama ölümsüz tanrının torunu olan Tenes, Bozcada kıyılarında kızkardeşiyle birlikte konulduğu sandıktan çıkmayı başarmış ve bu şirin adaya yerleşip kendi adını vermiş. Yıllar sonra, pişman olup çocuklarıyla barışmaya gelen babasını, kendi adasına kabul etmek istemediğinden, gemisinin iplerini keserek açık denizlere bırakmış. Ve adayı, kavalcılara ve iftiracılara yasaklamış.

    Ama asıl Bozcaada hikayesi İlyada’da geçiyor. Tenes ve adamları Akhalara karşı Primaos’un tarafında yer alıyor ve savaşıyorlar. Ama Tenes, Akhileus tarafından mızraklanarak öldürülüyor. Akhalar, Truva’nın kapısına bıraktıkları tahta atın şehrin içine alınmasını beklediklerinde de barbar Akha savaşçılarını taşıyan asker dolu büyük karınlı gemilerini, Bozcaada’nın arkasındaki koylarda saklıyorlar.

    Adanın mitolojik hikayeleri böyle. Ölümsüz tanrılara dayanıyor ama görüyorsunuz ölümlüler de hep içindeler öykülerin. Adanın çekiciliğine katkıda bulunan bu hikayeler, Anadolu topraklarındaki bir çok yer gibi Yunan Mitolojisine gönderme yapıyor. Ama bu mitolojik zenginliğin yanısıra, Bozcaada'da diğer uygarlıkların ve Osmanlı'nın izleri birbirine karışmış.

    Bozcaada’da bir Ege ve Akdeniz kültür sentezi oluşmuş ama izler her devri ve uygarlığı korumuş.

    BOZCAADA’YI KEŞFEDİN

    Denizden bakıldığında ismini andıran bir görüntü veriyor. Boz, yani çıplak bir ada. Bizim Prens Adaları gibi yeşil bir görüntüsü yok, ama tarihi kalesi daha iskeleye varmadan muhteşem bir siluet oluşturuyor. Rum mimarinin etkin dokusu içinde Osmanlı’ya özgü yapılar, iki kültürden kaynaşmalar var. Gezin. Sokaklar bir harika. Evler görülmeye değer. Küçük kafelerine girin. İnsan hikayelerine kulak verin. Mübadeleyi yaşamış bu adadakiler de.

    İkinci Dünya savaşı sonrasında elimizden giden meşhur on iki adadan, Gökçeada (İmroz) ile birlikte zorla alınabilmiş Bozcaada. İki toplumun ortak yaşantısından izleri takip edin. Ada, Şarabın memleketi. Zengin bağları, hayran kalacağınız bağ evleri var. İlk gördüğünüz çıplak dokunun aksine, doğal güzelliğine vurulacaksınız, biliyoruz. Kekik kokan tepelere çıkın, minik koylarından denize girin. Rüzgar güllerine bir bakın, ne yazık ki yurdumuzun çok az yerinde yapılıyor bu rüzgar gülleri ve enerjisinden olabildiğince az faydalanabiliyoruz. Şarap tadın.En iyi şarapların merkezi Bozcaada. Bu konuda hizmet veren bir çok kaliteli mekan bulacaksınız.
    Bozcaada’da her Eylül ayı, bağ bozumu zamanıdır. Şenlikli ve ayrıcalıklı bir zamandır bağ bozumu. Anadolu topraklarından dünyaya yayılan asmanın, ürün vererek, emek verenleri mutlu etmesinin sevincini anlatır. Yüzyıllardır devam eden ve başlı başına bir şenliğe dönüşen bağ bozumunu Bozcaada’da en azından bir kere yaşamaya çalışınız.

    Bir çok etkinlik yapılıyor bu küçük ve şirin adada. Bu sene (2007) Ekim ayı sonuna doğru uluslar arası dağ bisikleti yarışmasının 3.sü düzenlenecek. İsterseniz siz yarışma öncesinde bir deneme yapın bu konuda.

    Birkaç seneden beri, İlyada okumaları yapılıyor. Birkaç dilde okunuyor 3200 yıllık ölümsüz destan. Siz de, destanın dizelerinde geçen Bozcada’ya ilişkin yerlerin izini sürün. Büyük karınlı gemilerin demirlediği koyları gezin.

    Bir Bozcada ziyaretinizin içine, 25/26/27 Temmuz günlerini dahil ediniz. Veya bir gidişinizi bu günlere denk getirin. Bu tarihlerde Aya Paraskevi Manastırı’nda, Azize Paraskevi anısına düzenlenen panayırda, dünyanın her tarafından gelen Rum Ortodoks cemaatinin neşeli kutlamalarına katılın. Onlarla birlikte şarap içip, yemek yiyin. Dostluk içinde yaşamak gibi güzel bir imkan varken neden insanların büyük düşmanlıklar yarattıklarının cevabı olmadığına tanıklık edin. Ben bu şenliği bir belgeselden izlemiş ve hayran olmuştum. Henüz ben de gerçekleştiremedim ama bir gün mutlaka katılacağım bu güzel kutlamaya.

    NE YENİR ?

    Şarabın, dolayısıyla üzümün memleketi Bozcaada. Balığın da aynı zamanda. Hem yaygın Rum, hem de Türk Kültürü var adada. Ayrıca bir çok Avrupa ülkesinden gelip yerleşmiş ve ada halkıyla kaynaşmış hatırı sayılır sayıda yabancı var. Taş evleri veya bağ evlerini konaklama mekanlarına, küçük kafe ve restoranlara dönüştürmüşler. Anlayacağınız, gezerek ve deneyerek değişik tatlar yakalayabilirsiniz.

    Ama, adada özel şarap tadım günleri düzenleniyor. En iyisi siz Bozcaada’yı gözetim altında tutup, kendiniz için en iyi zamanı bulmaya çalışın. Damak tadınızı da göz önüne alarak yapın bunu.

    NE ALINIR ?

    Çavuş üzümü meşhur, ama taşıma ve koruma problemi var, bir de Bozcaada’ya yılın on iki ayından her hangi birinde gidebilirsiniz ama taze çavuş üzümü belirli zamanlarda var. Ama şarabı, her zaman alabilirsiniz, tadabilirsiniz de. Bozcaada değişik otların ve yaban kekiğinin mekanı. Bunu da unutmayınız. Ayrıca Nohut ekmeği de methedilenler arasında.

    NE YAPILIR ?

    Bol bol gezilir. Bu küçük kara parçasında, içinizdeki gezgini açığa çıkartıp, bilhassa koyları keşfetmesine müsaade edin. Güneşin doğuşunu da batışını da kaçırmayın. Bozcaada’nın dolunaylı geceleri de çok anlatılıyor, siz de deneyin. Şaraphaneleri gezin. Tenedos Müzesinde, üzerinde üzüm salkımı ve asma olan paraları görünüz. Bozcaada da son zamanlarda bir çok edebi etkinlikler yapılıyor. Bunları da takip edebilirsiniz. Tekne turlarına katılıp, muhteşem maviliğin tadını çıkartabilirsiniz. Dalıyorsanız, Bozcaada tam size göre. Kirlenmemiş berrak Bozcaada suları dalış için iyi imkanlar sunuyor. Bir tabak ve kiremit batığı da var dipte, bir de dalış okulu var. Her türlü malzemeyi kiralayabilirsiniz.

    Akvaryum koyunda yüzün, balıklarla birlikte olacaksınız haberiniz olsun. Mitos ve Ayazma koylarını da şiddetle öneriyoruz.

    NASIL GİDİLİR?

    Geyikli’den feribot seferleri yapılıyor. Önce Geyikli’ye kadar gitmeniz gerekiyor. Feribot sefer sayısı ve saatleri yaz ve kış tarifesine göre değişiyor. Gitmeden önce bunları mutlaka öğreniniz. Temmuz ve Ağustos aylarında adada konaklama rezervasyonu yaptırmadan gitmeyiniz. Diğer zamanlarda taa Geyikli’den başlıyorlar sizi kapmak için.

    Ege’nin kendisine özgü dinginliği daha Geyikli’den başlıyor. Önceleri biraz aşağıdaki Odunluk İskelesinden gidiliyormuş adaya. Odunluk iskelesinin çok yakınında da antik Akhaion kenti var. Strabon, Akhaion'dan “ Tenedos’un (Bozcaada) ana karada ki kısmı” diyerek bahseder. Geyikli’den bakıldığında görülüyor Odunluk İskelesi. Ben bir gidişimde bir günümü Odunluk İskelesi'ne oradan da Gülpınar’a ayırmıştım. Bütün bu yöreler hala bakir ve özgün. Eminim çok seveceksiniz.

    Feribotta, hem araca hem yolculara ücret alınıyor. Gittiğinizde, Geyikli’deki küçük kahvede çay içip dinlenirken aracınızı sıraya sokmayı unutmayınız. Çünkü etrafta hiç araba yokken, feribot saatine yakın, birdenbire yerden bitmiş gibi çoğalıyorlar. Benim gibi iki saat önceden gitmişken araç kuyruğunun en sonunda kalmayınız.
     

Sayfayı Paylaş