1. * 5651 Sayılı Kanun'a göre TÜM ÜYELERİMİZ yaptıkları paylaşımlardan sorumludur.
    * Telif hakkına konu olan eserlerin yasal olmayan şekilde paylaşıldığını ve yasal haklarının çiğnendiğini düşünen hak sahiplerinin İLETİŞİM bölümünden bize ulaşmaları durumunda ilgili şikayet incelenip gereği 1 (bir) hafta içinde gereği yapılacaktır.
    E-posta adresimiz

Bu Gece Seccadeni Göğe Ser...

Konusu 'Okunası Yazılar' forumundadır ve BeReNN tarafından 25 Temmuz 2011 başlatılmıştır.

  1. BeReNN
    Uykumvar

    BeReNN Özel Üye Özel üye

    Katılım:
    30 Nisan 2011
    Mesajlar:
    8.855
    Beğenileri:
    254
    Ödül Puanları:
    5.330
    Cinsiyet:
    Bayan
    Meslek:
    Muhasebe
    Yer:
    Istanbul, Turkey
    Banka:
    289 ÇTL
    Ansızın bölünen bir uykuyum bugün, gecenin koyu karanlığında, yağmurun ıslatıp hırpaladığı…

    Bak dinle, her şeyin ve herkesin sustuğu bir vakit, bir ağıt duyacaksın bu gece, ansızın uykunu bölen ve içinin duvarlarını delen bir ağıt. Bir ağıt…

    İçini susturmaya çalıştığın saatlerde, kapı eşiğine süzülmüş, öylece sessiz zaman kollayan, bir kadın entarisi giyinmiş, kalbi ortasından yarılmış, hiçbir dilde olmayan, bir ağıt duyacaksın…Bu gece seccadeni göğe ser ve uyuma! Çünkü dünyanın bütün ağıtları kapını bir bir çalacak, izin istemeden sana hikayeler anlatacaklar. Kadın çığlıklarına uyanacaksın! Bir yerde yarım kalmış bir kadın, boğazına sarılacak bu gece! Bir kadın, giyemediği bütün entarilerin hesabını soracak…Ve başka bir kadına çöpe attığın en son bayat ekmeğin, hesabını vereceksin bu gece! Asla kazanılamayan savaşlar meydanında, yani gerçekte kimsenin galip olamadığı bir dünyada, yegane güce sığındığında, bütün ağıtların dilini çözeceksin. Bir düşün… Ölü bir çocuk yüzüne, kaç ağıt sığdırabilirse bir anne, bugün o kadar ağıt yakılacak şehrinde. Ve bütün ‘'la yüs'el'' lere inat, soracaksın, iniltili cümlelerin ezik senfonisine, neden, niçin, neden, niye…?

    Yegane bir gücün herkesi izlediğini ve bütün ağıtlarımızı herkesten önce ve herkesten çok duyduğunu unutarak, soracaksın…

    Mesela bir zalime içinden kin güderken, bir zindanda insanlığı ararken,bir bebeği toprağa bırakırken, bir ağıt sesi içinde yankılanırken…

    Soracaksın illaki. İllaki aklınla yola koyulacaksın. Hayır! Önce kadınlar tanımalısın, kan kokusu eteklerine sinmiş ve etekleri bahar çiçeklerine hiç deymemiş, yamalı yürekler yani…

    Onların Rab'leriyle konuşmalarına kulak verdiğinde, sormayacaksın artık hiçbir şeyi. Yüreğin yeterse, dinleyeceksin. Ve öğreneceksin bir ağıt dili, Rable konuşan…

    Her gece, giden birine, içi hiç dolmayan gariban tencereye, alnında kanı kurumamış taze şehide, gün görmemiş dertli geline, ağlayan bir kadın sesi, her şehirde…Ve hayır öyle değil diyeceksin ardından! Siz bilmiyorsunuz ağıt dilini! Her gece uykumu bölen kadınlar, ağıt yakmıyorlar aslında! Siz bilmiyorsunuz, onlar isyan da etmiyorlar… Kimsesiz kalmış bir bilinmez dille, Rab'le konuşuyorlar…

    Bu dili öğrenirsen bir gün unutma! Ve kimsesiz kalmadan önce, bir ağıt yak kendince! Tenceren doluysa da, elini bırakmayan bir el varsa da, gönlün bir şehit kanına yanmadıysa da, bir ağıt yak…

    İçinde şükür olsun, nefesler sayısınca… Yoksa, bir gün kimsesiz kaldığında,gökyüzü ses vermez ağıtlarına… Bugün ellerin doluysa da Rabbe uzat avuçlarını…

    Ve ağıtlar büyüt! Bu gece bütün duyduğun ağıtlara kulak ver! Seccadeni gökyüzüne ser bu vakit! Uyuma…

    Kalk bir ağıt yak!

    alıntı.
     

Sayfayı Paylaş