1. * 5651 Sayılı Kanun'a göre TÜM ÜYELERİMİZ yaptıkları paylaşımlardan sorumludur.
    * Telif hakkına konu olan eserlerin yasal olmayan şekilde paylaşıldığını ve yasal haklarının çiğnendiğini düşünen hak sahiplerinin İLETİŞİM bölümünden bize ulaşmaları durumunda ilgili şikayet incelenip gereği 1 (bir) hafta içinde gereği yapılacaktır.
    E-posta adresimiz

Bulgaristan eski Cumhurbaşkanı Jelu Jelev'den tarihi itiraf

Konusu 'Dünya Soykırım Tarihi' forumundadır ve Mavi Gül tarafından 30 Haziran 2009 başlatılmıştır.

  1. Mavi Gül
    Avare

    Mavi Gül ѕση_¢ıqℓıк Özel üye

    Katılım:
    3 Mayıs 2009
    Mesajlar:
    4.647
    Beğenileri:
    375
    Ödül Puanları:
    3.730
    Yer:
    Misafir Sevmez
    Banka:
    677 ÇTL
    Bulgaristan eski Cumhurbaşkanı Jelu Jelev'den tarihi itiraf

    Yazar Balkan Günlüğü Gazetesi

    Saturday, 13 June 2009

    Bulgaristan'ın eski Cumhurbaşkanı Jelu Jelev, Bulgaristan'da yaşayan Türklerin zorunlu göçe tabi tutulmalarıyla ilgili, ''Soya dönüş süreci büyük bir suçtur. Bunun 100 binlerce kişiyle bir tür alay etme olduğunu, aynı zamanda manevi bir soykırıma eş değer olduğunu vurgulamak istiyorum'' dedi.

    Jelev, Balkan Göçmenleri Kültür ve Dayanışma Derneğinin (BALGÖÇ) Bursa
    Büyükşehir Belediyesinin katkılarıyla düzenlediği ''Zorunlu Göçün 20. Yılı''
    etkinlikleri kapsamında Tayyare Kültür Merkezi'nde (TKM) düzenlenen konferansta,
    tarihin yeniden yazılamayacağını, ancak bundan bazı dersler alınabileceğini
    söyledi.
    Bulgaristan'dan Türkiye'ye yaşanan zorunlu göçün tarihsel sürecine
    değinen Jelev, Türklerin zorunlu göçe tabi tutulmasıyla sonuçlanan bu dönemin
    Bulgaristan'da ''Soya Dönüş Süreci'' olarak adlandırıldığını belirtti.
    Jelev, şöyle konuştu:
    ''Soya dönüş süreci, komünist rejimin Bulgar halkına ve Burgaristan'a
    karşı gerçekleştirmiş olduğu en büyük suçlardan, cinayetlerden biridir. Bu süreç,
    doğrudan Bulgaristan Türklerine yönelik olmasına ve bu süreçte en çok onlar acı
    çekmesine rağmen, 'soya dönüş süreci' vatanımızın alnına öyle bir utanç lekesi
    sürdü ki, uzun yıllar bunun Bulgaristan Komünist Partisi'nin ve Todor Jivkov
    rejiminin yaptırımı olduğunu anlatmak zorunda kaldık.''

    -''BU GERÇEKTEN POLİTİK BİR AKILSIZLIKTIR''-
    Jelev, komünist rejimin Bulgar halkına karşı da suç işlediğini dile
    getirerek, şöyle devam etti:
    ''Soya dönüş süreci, büyük bir suçtur. Bunun 100 binlerce kişiyle bir tür
    alay etme olduğunu, aynı zamanda manevi bir soykırıma eş değer olduğunu
    vurgulamak istiyorum. Böyle bir yaptırımı ömrünü tamamlamış bir komünist rejimin
    yapabileceğini vurgulamak istiyorum. Soya dönüş süreci, Bulgar Komünist
    Partisi'nin ve Todor Jivkov'un bir yaptırımıdır. Bu Bulgar halkının davası
    değildir. Bulgar halkı, diğer halk ve ırklara karşı bir düşmanlık beslemeyen bir
    halktır. Bütün bunlara yabancı olan bir halktır. Soya dönüş süreci, çok çirkin
    bulduğumuz bir kavramdır. Çünkü içerik ve uygulama yöntemi açısından Bulgaristan
    Türklerinin soya dönüşünü değil, Bulgarların politik ve etnik açıdan
    soysuzlaşmasını ifade eder ya da bunun bir ifadesi olarak algılanabilir.
    Nereden ve nasıl bakılırsa bakılsın, bu gerçekten politik bir
    akılsızlıktır. 20. yüzyılın sonunda insan hakları, azınlık hakları, kişisel
    özgürlükler konusu insanlığın ana meselesi olmuşken, ülkedeki en büyük azınlığı
    asimile etmeye kalkmak, bunların adlarını değiştirmek, ana dillerini
    konuşmalarını yasaklamak, ulusal kıyafetlerini, dini bayramlarını, gelenek
    göreneklerini yasaklamak şeklindeki politikanın başarılı olabileceğine inanmak,
    bütün dünya kamuoyunu inandırabileceğini düşünmek, gerçekten bir akılsızlık ve
    politik bir adiliktir.''

    -''TÜRKLERİMİZE BORÇLUYUZ''-
    Her kötülüğün altında bir iyilik yattığını, bu süreçle ilgili yaşanan
    protestoların Todor Jivkov rejiminin düşüşünü hızlandırdığını dile getiren Jelev,
    şöyle dedi:
    ''Bugün Bulgaristan demokratik bir ülkeyse, piyasa ekonomisi olan bir
    ülkeyse, Avrupa Konseyi, AB, NATO gibi uluslararası örgütlere üyeyse, tüm bunları
    bir anlamda bizim Türklerimize de borçluyuz. 20 yıl önce Jivkov'un komünist
    rejimine karşı insan haklarının iade edilmesi için mücadeleye giriştiklerinde,
    onlar Bulgaristan'da demokrasinin yerleşmesine yardımcı oldular.''

    -MESUT YILMAZ'IN KONUŞMASI -
    Eski Başbakanlardan ve Rize Bağımsız Milletvekili Mesut Yılmaz da
    Türklerin Bulgaristan'dan zorunlu göçe tabi tutuldukları dönemde Dışişleri Bakanı
    olduğunu anımsatarak, Türk-Bulgar ilişkilerinin ve Bulgaristan'daki Türk
    azınlığın sorunlarının, kendisini tüm siyasi hayatında takip eden sorunlar
    olduğunu söyledi.
    Cumhuriyetin ilanından 1989'daki zorunlu göç olayına kadar Türkiye'ye
    Bulgaristan'dan yarım milyon soydaşın göç ettiğini kaydeden Yılmaz, 1989'dan önce
    yaşanan göç hareketlerinin göç edenlerin arzusuyla ve iki ülke arasında yapılan
    anlaşmalar uyarınca gerçekleştiğini savundu.
    Yılmaz, şunları kaydetti:
    ''Ancak 1989'da o zaman ki Bulgar yönetimi, Türk asıllı Müslümanlara
    zorunlu göç uygulaması yapmıştır. Onları toplu bir sürgüne mahkum etmiştir.
    Komünist Bulgar yönetimi, Türk azınlığı asimile etmeyi başaramamıştır. Bu
    asimilasyon projesinin başarısızlığa uğramasının 3 temel nedeni vardır. 1'incisi
    zamanlama yanlıştı. Asimilasyon projesini dünyada özgürlük rüzgarlarının esmeye
    başladığı dönemde yapmaya kalkıştılar. Bulgar yönetiminin asimilasyonu hayata
    geçirmek istediği dönem, tarihin akışına ters bir döneme denk gelmiştir. 2'ncisi,
    Jivkov yönetimi bu mezalime karşı Türk azınlığın gösterebileceği tepkiyi de
    yanlış hesaplamıştır.
    Onlar Türk toplumunun bu baskı politikasını, asimilasyonu kolaylıkla
    kabulleneceğini, boyun eğeceklerini hesap etmişlerdir. Ama böyle olmamıştır. Türk
    azınlık benliğine, diline, dinine, kültürüne sahip çıkmıştır. Uygulanan tüm
    baskılara rağmen direnmiştir. 3'üncüsü ise Türk hükümetinin takınacağı tavrın
    Bulgar yönetimince yanlış hesaplanmasıdır. Onlar Türk hükümetinin de bu meseleyi
    çok fazla büyütmeyeceğini sanmışlardır. Türkiye tüm imkanlarını kullanarak
    soydaşlarına sahip çıkmıştır. Başka ülkelerde yaşayan Türk azınlıkları, o
    ülkelerle aramızda bir barış köprüsü olarak görüyoruz.''
    Tayyare Kültür Merkezi'ndeki etkinlik kapsamında, zorunlu göçe ilişkin
    bir de fotoğraf sergisi açıldı.

    [Linkleri görebilmek için ÜYE olmalısınız!..]
     
  2. Sevgi.2

    Sevgi.2 Aktif

    Katılım:
    26 Mayıs 2008
    Mesajlar:
    376
    Beğenileri:
    19
    Ödül Puanları:
    630
    Yer:
    Ülkemin her karışı
    Banka:
    3 ÇTL
    Acılar yaşanırken bakanlar bugün nedense tek tek geçmişe yönelik itiraflarda bulunuyor.Hayırdır inşallah
     

Sayfayı Paylaş