1. * 5651 Sayılı Kanun'a göre TÜM ÜYELERİMİZ yaptıkları paylaşımlardan sorumludur.
    * Telif hakkına konu olan eserlerin yasal olmayan şekilde paylaşıldığını ve yasal haklarının çiğnendiğini düşünen hak sahiplerinin İLETİŞİM bölümünden bize ulaşmaları durumunda ilgili şikayet incelenip gereği 1 (bir) hafta içinde gereği yapılacaktır.
    E-posta adresimiz

Burç Nedir / İslamiyet Ve Burçlar

Konusu 'Astroloji / Burçlar' forumundadır ve melegimmm tarafından 4 Eylül 2010 başlatılmıştır.

  1. melegimmm

    melegimmm Uzman

    Katılım:
    8 Ağustos 2010
    Mesajlar:
    1.112
    Beğenileri:
    6
    Ödül Puanları:
    1.130
    Banka:
    50 ÇTL
    Gözler neden göklerde?


    Burçlar insan hayatına tesir eder mi? Burçlara inanmak insanı dinden çıkarır mı? Allah Kur'an'da aya, güneşe, yıldızlara dahası gökyüzüne oldukça dikkat çekiyor. Bunu burçlarla izah edebilirmiyiz? Astroloji neden bir sektör halini aldı? İslam alimlerinden astrolojiyle ilgilenenler varmı? Burçlar ne zamandan beri astrolojik anlamda hayatımıza girmiştir? Astroloji ile Astronomi arasında ne fark var? Bir insanın bütün özellikleri burçların tarif ettiği özelliklere uyar mı?

    ....

    Burç; berec kökünden gelen ve lugatte " Güzel olmak, örtülerinden sıyrılmak, yükselerek görünür olmak" manalarında kullanılan Arapça bir isimdir. Gökteki burçların yükselmeleri görünür olmaları veya açığa çıkmalarından ötürü bu adı aldıkları gibi, kale bedenleri üzerinde bir kısmı duvarların dışına taşacak şekilde inşa edilen savunma kuleleri de aynı sebeplerden burç diye adlandırılmışlarıdır. Evet hangi manaya gelirse gelsin "burç" insanoğlunun varolmasıyla birlikte varolmuş ve toplum hayatında gittikçe artan oranda yer işgal etmiştir.

    İnsanoğlu var oluşundan bu yana altında yaşadığı muhteşem gök kubbeyi hep büyük bir merakla seyretmiş ve varlığını, oluşumunun hikmetini, ondaki gizemini çözmeye çabalamış. Kafasını her kaldırışında karşılaştığı ve çözmede zorlandığı bu manzara karşışında bazen aşırıya giderek ona ve onda görüp seyrettiği şeylere (güneşe, aya, yıldızlara) ulûhiyet isnat edip her şeyi onlardan bilerek ifrata düşmüş. Bazen de onlarla alakalı herşeyi reddederek onların günlük hayatımızda az da olsa (İlahi takdir çerçevesinde) astrolojik anlamda müessir olduklarını kabul etmeyip mülahaza dairesini tamamen kapatarak tefrite düşmüştür. Bu hususta vasat bulunmalıdır. Özellikle hertürlü suistimale açık böylesi bir konuda konuşurken, yazarken çok dikkat edilmelidir.

    Burçların güya hayata tesir noktalarını tesbit ederek onları insanların hayatlarına gelişigüzel tatbik etmek ve bir kanun gibi uygulayarak inanmak rutinleşti. Hatta o noktaya geldi ki Burçlar ve Astroloji ile ilgili saçma sapan köşeler ve yazılar neredeyse günlük magazin dergilerinin ve gazetelerin en fazla başvurulan yerleri olmaya başladı


    Astroloji mi astronomi?..


    İnsanlar arasında fal diye nitelendirilen ve bazen burç bazen de yıldız falı olarak bilinen inanışları konu edinir astroloji. Bu uğraşı çesitli gök cisimlerinin bazı özelliklerinin yer yüzündeki olayların hayır ve şer niteliği kazanmasına ve insanın geleceğine etkilerini konu alır. Başlangıçta "ilmi-i nücüm" olarak bilinen bu ilim dalı, aslında hem astronomiyi hem de astrolojiyi kapsayan bir terim idi. Sonradan bilim ve teknolojideki gelişmeler bu iki ilimi birbirinden ayrırarak astronomiyi tamamen pozitif bir bilim dalı, astrolojiyi de bilimsel temelleri olmayan bir uğraş ve inanış haline getirmiştir.


    Bu noktada İslamın duruşu oldukça net ve açıktır. Evet birçok yerde ilime destek verip ilim adamlarının önlerinde araştıramaya yönelik sonsuz ufukların olduğunu bildiren bir dinin pozitif bir ilim olan astronomi incelemelerine karşı çıkması şöyle dursun, birçok Kur'an ayetinde bunlara ufuk açılmış ve bu alandaki araştırmalar özendirilmiştir. Fakat bilimden arındırılmış astroloji ise tamamen veya kısmen vasıtasız bilgileri ve gaybdan haber vermeyi içermektedir. Konu bu yönüyle dini bilgi ve kültürümüzü yakından ilgilendirmektedir. İnsanımızın meseleleri sulandırma gayretlerinin en iyi örneklerinden biri olmaya aday olan bu konu ne yazık ki daha iyi ve gerçekçi arştırmaların ortaya çıkardığı verilerle desteklenip insanların istifade edebilecekleri bir ilim dalı olarak karşımızda dururken ucuz hesaplar ve sulandırılmış gayretlerle başarısızlığa mahkum ediliyor.


    Nasıl ilgi duyuluyor??

    Daha önceleri bu kadar ilgi duyulmayan Astroloji son yıllarda medyanında etkisiyle her eve oradan da neredeyse her zihine bulaştı. Şimdi çoğu insan işini gücünü bırakmış 2000 yılında başıma neler gelecek, beni neler bekliyor diye kara kara düşünmekle meşgul. Bütün bunlara ve medya bonbardımanına rağmen bu yazıyı hazırlarken konuştuğumuz insanlardan bazıları burçlarla hiç ilgilenmediklerini, bazıları kesinlikle inanmadığını, bazıları da kısmen ilgilendiğini belirtti. Yalnız araştırırken dikkatimizi çeken bir önemli nokta var ki o da bayanların bu konuya daha ilgili ve duyarlı olmalarıydı. Dahası iş burada da kalmıyor daha önce oldukça ilgisiz olan bazı beyler de evlendikten sonra onlar gibi burçlara ilgi duyuyorlar.


    Nedir bu Astoroloji

    İnsanlığın ortak ürünü olan bu tür bilimler binlerce yıllık bir tecrübenin neticesinde ortaya çıkmış ve insanı merkez edinmiş bilimlerdir. Bu sözkonusu bilimlerin bu konuda söylediklerine yüzde yüz gerçek gözüyle bakmak bilime de aykırı bir davranıştır. Astroloji aslında insanların doğumlarıyla başlayan ve bir ömür boyu süren davranış ve ahlak kurallarının binlerce yıllık bir deneme yanılma yoluyla tesbit edilmesi ve yeni verilerle desteklenerek piyasaya sürülmesinin adıdır. Bir insanı yüzde yüz, bütün özellikleriyle anlatıyor demek oldukça güçtür. Zira bir insanı bütün varlığı ve yönleriyle ele alıp tanımak oldukça zordur. Yüce kudret, bütün insanların parmak uçlarına ayrı ayrı imza basarak müthiş bir farklılık ve zenginlik ortaya koymuşken, aynı burçtan olan veya belli tarihlerde dünyaya gelmiş insanların psikolojik yapılarının ortaya bir karbon kağıdı konulmuş gibi hep aynı özelliklerde olmasını neden istesin? Bu olsa olsa bütün insanların doğasında var olan bazı önemli ve genel hasletlerin asırlarca süren bir tecrübe döneminden sonra ihtimal üzerine bina edilerek ifadeye dökülmüş şeklidir. Ortak görüş şu: Bu ifade edilen şeyler içersinde biz varız, yani kısmen de olsa bizi anlatıyor. Fakat bizi anlatırken belirtmediği o kadar çok şey var ki onları nereye koyacağız?. Veya aynı burç özellikleri altında o kadar farklı duygular, farklı kabiliyet ve karakterler çizilmiş ki bunların hepsinin bir insanda birarada bulunması adeta imkansız gibi. Kaldı ki insan karakter ve ahlak yapısının sonradan eğitim ve terbiye yoluyla da eğitilebilir olması da çok önemli. Zira burçların cimri, inatçı, disiplinsiz olarak niteledikleri bir insan eğitimle pek ala değişebilir bu durumda ne söylenebilir?


    Sektörün kaynağı

    Sektörün kaynağını bilgisiz fakat bir okadar da meraklı olan halk kitlesi oluşturuyor. Bu kitlenin geleceğe ve hayatlarına yönelik meraklarını kullanarak bu duyguları yalan yanlış bilgilerle ranta çevirenler de bunu sektör haline getirmişler. İşte bunu bir sektör haline getirerek halkın bu duygularını güya tatmin ettiklerini iddia edip aslında suistimal ettiklerine ilişkin güzel bir örnek. "Kişiliğiniz, özellikleriniz ve 2000 yılında sizi nelerin beklediğine öğrenebilme imkanınız olacak"!!!. Kim veriyor bu imkanı? Kim olacak tabi ki binlerce yıllık ortak kabul görmüş bir tecrübenin arkasına sığınarak insanların duygularıyla oynama pahasına onların hayatlarına dair ahkam kesenler. Evet onlar yani insanların bilinmeze olan meraklarını önce bir sektör haline getirip sonra da gaybı görür gibi oturup hezeyanlarına "bilim" yaftasını ekleyerek piyasaya "hemen hemen her derde deva" adı altında kitap olarak sürenler. "(Tempo Fal 2000)


    İslamın tavrı net

    "Burçların veya halk tabiriyle yıldızların insan üzerindeki etkisine inanmak, İslam'ın ilahi iradeye atfittiği mutlak hakimiyet prensibiyle çatışmaktadır. Konununun İslam inancı bakımından önemli görülen diğer bir yönü de geçmiş devir ve kavimlerde görüldüğü üzere, burç ve yıldızlar gibi semavi cisimlere müstakil bir kudret nisbet eden ve onlara tapmaya varan inançların tevhid akidesiyle bağdaşmayışıdır. Buna yıldızlara bakarak geleceği bilme iddiasıyla ortaya çıkanların söz ve davranışlarını da eklemek gerekir. Ayrıca eski astrolojik telakkilerin bu şekilde bir falcılık ve kahanet sanatına dönüştürülerek, geçmişte olduğu gibi günümüz insanını da yaygın şekilde etkisi altına aldığı bilinmektedir. Bu sebeplerle tarih boyunca İslam alimleri gereken hassasiyeti göstererek Müslümanları konunun akideye yönelen tehlikelerinden korumak için sert uyarılarda bulunmuşlardır. (Bkn. İslam ilmihali DİB) Yıldız ve burç falı uğraşısı, eski hint geleneğine kadar uzanan bir geçmişe ve astronomiyle birlikte ele alındığı dönemlerde bilimsel bazı açıklamalara sahip görünse de esasen insanın uçsuz bucaksız varlıklar alemi karşısındaki acz ve merakının, bunalım ve arayışının ürünüdür. Kur'an'da kainatın muhteşem düzenine, güneş, ay ve yıldızlara sürekli dikkat çekilmiş ise de bunlar da dahil yeryüzündeki bütün varlıkların Allah'ın emrine râm oldukları, yaratıcı, etkileyici ve yönlendirici bir güçlerinin bulunmadığı, her şeyin Allah'ın sevk ve idaresinde olduğu sıklıkla vurgulanmıştır. İslamın özünü teşkil eden tevhid inancı, geleceğin mutlak gayb olup Allah'tan başka kimsenin gaybı bilemiyeceği, insanın kendi geleceğini kaza ve kader çerçevesinde kendisinin çizeceği ilkesi de, yıldız ve burç falına itbar etmeyi, onlara bir anlam ve ümit yüklemeyi reddeder. Günümüz toplumlarında bu tür uğraşıların bir hayli recaçta olması, bir yönüyle İslam'ın bu ilkelerinin iyi hazmedilememiş, dinin eğitim ve öğretiminde boşlukların meydana gelmiş olmasıyla, bir yönüyle insanların bilgisizliğini, merak ve zaaf içinde oluşunu fırsat bilenler için ekonomik bir sektör teşkil etmesiyle açıklanabilir. (Bkn. DİB İslam Ansk.)


    İslam Alimleri ne diyor

    Burçların veya halk tabiriyle yıldızların insan üzerindeki etkisine inanmak, İslam'ın ilahi iradeye atfettiği mutlak hakimiyet prensibiyle çatışmaktadır. İslam bilginleri arasında astrolojinin dini yönden geçerliliği konusu tartışılmıştır. Bir kısım bilginler yıldızlar, yıldızların mevki ve menzilleri hakkındaki ayetleri
    (yunus10/5; en- Nahl16/1; Fussilet 41/16; ez-Zariyat 51/4) vs. gibi ayetler ile Peygamber efendimizinde "ay ve güneşi gözetmenin fazileti" ne dair hadislerini delil göstererek astroloji anlamında ilm-i nücumun caiz olduğunu ileri sümüşler. Bunun yanında islam alimlerinin çoğunluğu ise, Peygamberimiz'in ilm-i nücumu yasakladığına dair hadislerinin bulunduğunu ( Buhari, Salatü'l-küsuf13; Müslim, Selam, 35) karşı tarafın ileri sürdüğü ayet ve hadislerin astronomi hakkında olduğunu, güneş, ay, ve yıldızların hareketlerine bakarak bunlardan dünyadaki olayların ve insanların geleceğine ilişkin sonuç çıkarmanın aldatmaca olduğunu, dini bilgi ve inançla çeliştimi, bu işle uğraşanların şirke düştüklerini iddia etmişlerdir.


    Elmalı Tefsirinde burçlar

    " Gökte burçları var eden, onların içinde bir kandil (güneş) ve nurlu bir ay barındıran Allah, yüceler yücesidir."(25/61)

    "Andolsun biz, gökte birtakım burçlar yarattık ve bakanlar için onu süsledik"(15/16)


    Elmalılı hazretleri bu ayetlerin yorumunda diyorki: Burç aslında yüksek köşk demektir. Gökyüzünde her yıldız topluluğuna yani özellikle bir arada bulunan yıldız takımlarından herbirine burç veya suret ismi verilmiş ve kelimenin bilinen gerçek manası bu olmuştur. Yeryüzü haritasında şehirler ve şehir harıtasında yüksek ve büyük binalar nasılsa, gökyüzü haritasında da burçlar öyle gibidir. Aslında bunların gerçek durumlarını buradan ölçüp kararlaştıramayız fakat en azından görünüşleriyle aydınlanabiliyoruz ve bu şekilde gerçeklikleri ve adetleri tam bilgimiz altında olmadığından dolayı nekre(belirsiz) olarak buyurulmuştur...On iki burç görünüşe göredir. Fezayı kesmiş gibi kabul edilen altı dairenin ikiye bölünmesi ile elde edilen on iki bölümden biri demektir. Yani birer yıldız topluluğu değil böyle olduğu kabul edilen birer bölümdür. Burç bu manada kabul edilecek olursa, bu on ikiyle sınırlanmış olur. Astronomi kitaplarında burç, bu on iki hakkında kullanılmış, diğerlerine burç denilmeyip suret ismi verilmiştir. Bundan dolayı, müfessirlerin çoğu gezegenlerin yörüngeleri gibi kabul edilen bu on iki burcu söylemişlerdir. Fakat sözlük yönünden ayette bu manaya delil yoktur. Ayetin açık manası yaratılan burucun var sayılan şeyler değil, güneş ve ay gibi gerçek olmasıdır..
     

Sayfayı Paylaş