1. * 5651 Sayılı Kanun'a göre TÜM ÜYELERİMİZ yaptıkları paylaşımlardan sorumludur.
    * Telif hakkına konu olan eserlerin yasal olmayan şekilde paylaşıldığını ve yasal haklarının çiğnendiğini düşünen hak sahiplerinin İLETİŞİM bölümünden bize ulaşmaları durumunda ilgili şikayet incelenip gereği 1 (bir) hafta içinde gereği yapılacaktır.
    E-posta adresimiz

Bütünleyici Bireysel Terapi

Konusu 'Genel Sağlık Bilgileri' forumundadır ve Çağlayağmur tarafından 3 Ocak 2013 başlatılmıştır.

  1. Çağlayağmur
    Hoşgörülü

    Çağlayağmur ... Süper Moderatör

    Katılım:
    15 Aralık 2010
    Mesajlar:
    15.094
    Beğenileri:
    4.419
    Ödül Puanları:
    11.080
    Cinsiyet:
    Bayan
    Yer:
    Ankara
    Banka:
    813 ÇTL

    Bütünleyici Yaklaşım;

    Klinik uygulamalarımda; birçok zihinsel sıkıntıların ve sosyal sorunların kökeninde, iç benlik sistemindeki örgütlenmede sorunlar yer aldığını gözleme imkanım oldu. İç benlik sistemi psikolojide ego örgütlenmesi olarak deyimlenir. Ego 3 yaş civarında örgütlenmeye başlar ve daha sonra kendilik tasarımı için anne ve babanın veya yakın ebeveynlerin duyguları, düşünceleri ve davranışları öğrenilerek içselleştirilir. Yani bebek beyni ve bedeni geliştikçe ruhsal sistemi ile birlikte ve uyum içinde düşünce ve davranış kalıplarını içine atmaktadır.
    Bazı teorisyenler Freud'un ileri sürdüğü dinamik ve cinsel kökenli gelişim yerine sadece öğrenme ve içe atma ile ilgili gelişmenin öne çıktığını ileri sürerler. Nedenler ve kökenler ne olursa olsun, içselleştirilmiş ego / kendilik yapısı, bebeğin biyolojik gelişimi ile kültürel ve cinsel gelişiminin karışımı şeklinde olgunlaşır.
    Öğrenim ve içe atma aşamalarında çatışmalar ve dengesizlikler küçük dahi olsa ruhsal gerginlikler bilinç dışında yer alır. Bilinç dışındaki "anı adacıkları" ve onlara verilen dürtüsel yanıtların ne zaman ortaya çıkacağı bilinemez. Yine de genellikle yaşamın herhangi bir anındaki bu anı adacığını gündeme getiren durumlar benzeri dürtüleri ortaya çıkartır. Bunlar zihinsel veya sosyal belirti ve bulgular olarak belirmeye başlar.
    Basit bir endişeden ileri derecede depresyona kadarki bir kuşakta, belirli bir durum karşısında kişiyi avucuna alan ANI ADACIĞI <- - - > DÜRTÜ etkileşimi kişinin zihinsel sürecini bozmaktadır. Yani duygu-düşünce-davranış aksında bozulmalar gözlenebilmektedir.
    Bütünleyici terapinin görevi bu aşamada ben yapısının güçlendirilmesi ve bütünlüğü bozulmuş ego parçacıkları arasında bir barış anlaşması sağlayabilmektir. Böylece bilinç dışı süreçlerden kaynaklanan dürtüleri farketmek ve müdahale etmek imkânı ortaya çıkabilmektedir.

    Bireysel Yaklaşım;

    Sonuçta kişinin gerek kendisiyle iletişimi, gerekse sosyal etkileşimi sıkıntılandığı için bireysel bir terapi gerekliliği ortaya çıkmaktadır. İster sosyal fobi, ister evlilik sorunları, isterse çiftler sorunları olsun terapide bireysel yaklaşım egonun geri bildirimle aydınlanması açısından zorunlu görünmektedir. Kişinin egosu çatışma yaratan içsel etkilere direnecek güce ulaşınca dış sorunlarla başetme gücüne ulaşmaktadır.
    Bu nedenle evlilik ve eş terapilerini de bireysel olarak sürdürme taraftarıyım. Pratik deneyimlerime göre; ancak her iki taraf yeterli içgörüye ve esneme gücüne ulaşınca sohbetlerin birlikte yürütülmesi yararlı olabilmektedir.
    Benzer şekilde grup terapilerinin geri bildirim ve zihinsel olgunlaşma açısından yararlı olmakla birlikte, çoğu durumda, sonuca ulaşma açısından geciktirici etkisi olduğuna inanıyorum. Doğru ve etkili bir grup terapisi için yetenekli ve deneyimli bir uzmanın gözetiminin gerekliliği belirgin olarak ortaya çıkmaktadır. (Bkz. Kısa Süreli Grup Terapileri. Irvin D. Yalom, Kabalcı Yayınevi, Mart 2003; Grup Psikoterapisinin Teori ve Pratiği, Irvin D. Yalom, Kabalcı Yayınevi, Mayıs 2002)

    Terapötik Yaklaşım;

    Terapide ego sisteminin bütünleştirilmesi ve uyumlandırılması için kullanılabilecek bütün yöntemlerin danışanın ihtiyaçlarına ve kapasitesine uygun bir aşama içinde kullanılması yararlı olmaktadır. Uygulamalarda edindiğim izlenime göre; kişinin üstüne uyan bir giysi gibi, terapinin de kişiyi kavraması, eğreti durmaması ve rahatsızlık vermemesi gereklidir. Bu nedenle danışanın uyum sağlayamayacağı terapötik yaklaşımların diretilmesi veya empoze edilmesi psikoterapiye karşı olumsuz bir önyargının çıkmasına neden olabilmektedir. Elbette seanslar sırasında yeterli esnekliği sahip olmak da bir zorunluluk gibi görünmektedir.

    Bu nedenle seanslarımda danışanın ihtiyacına yönelik bir örgü ortaya çıkarmak amacıyla, öngörüşme de bir taslak şema ortaya konulur. Daha sonra terapilerin ilerleyen aşamalarında, danışanla birlikte bu örgünün üzerinden tekrar geçilir ve gerekli ise farklılaştırılır. Bu nedenle telefonla bilgi isteyenlere genellikle başlangıç standart örgüsü hakkında bilgi verilir, ancak bu terapi örgüsü daha öngörüşmede dahi değişebilir. Danışanla bir öngörüşme yapılması gereksinimini doğuran bu durumdur.
    Terapilerimdeki standart başlangıç örgüsü; danışanı yakından tanımak ve içsel gereksinimlerin önceliklerinin tespiti için detaylı bir veri toplama sürecidir. Bu bir-iki saat kadar sürebilmektedir. Eğer içsel sıkıntılar oldukça geçmişe dayalı bir sürece bağlı ise dört-altı saate kadar uzamaktadır. Burada danışanın iletişimi, sürece uyumu, dile getirilecek içsel sıkıntıların yoğunluğu gibi çeşitli etmenler süreyi değiştirebilmektedir.

    Daha sonra danışana geri bildirim aşaması başlamaktadır. Bu ise dört-altı saat kadar sürmektedir. Bu aşamada güncel yaşama uyumlandırılabilecek kadar genel ama uç sapmaları da içine alacak kadar bütüncül bir psikoloji bilgisi verilmektedir. Bu bilgilerin içeriği bir belgesel niteliğindedir. Amaç, daha sonra konuşulacak konuların anlaşılabilmesi, geri bildirimlerin içselleştirilmesi, içgörü kazanılması ve oluşturulacak terapötik aşamanın kabulünü sağlamaktır. Elbette tüm bu aşamalar sırasında danışanın aklına sonradan gelen anıların ve bildirimlerin dinlenmesi de söz konusudur. Bu nedenle süre tahminleri geniş kapsamdadır. Özellikle bilgilendirme aşamasında, saklı kalmış veya bastırılmış anılar ve dürtülerin yüzeye çıkması ve paylaşılması arzusu süreyi etkilemektedir.
    Terapötik yaklaşımda aşamalar içinde ilerlerken danışanın iç görü kazanması ve neredeyse kendi teşhisini kendisi koyabilecek kadar geniş bir görüş alanına sahip olması arzulanmaktadır. Çünkü amaç terapiyi dikte etmekten ziyade, danışanın yöntemler konusunda ikna edilmesidir. Bu sağlandıktan sonra terapi aşamalarına geçilir

    "Aracınız bozuldu, Ne zaman akşam olsa ve farlarınızı açsanız motor ritmi bozuluyor ve çekişi etkileniyor. Tamirci far rölesinin değiştirilmesi gerektiğini söylüyor. Siz motorla far rölesinin alakasını bilmediğiniz için güvenemeyip birkaç tamirciden görüş almak istersiniz. Eğer ilk tamirciniz far rölesi, akü, şarj dinamosu ile elektronik ateşleme ve motor devri arasındaki ilişkiyi akılcı ve basit bir yöntemle açıklasa, bu kadar çok tamirci gezip emek harcamanıza gerek kalmayacaktır."
    Terapi bu akış içinde ilerlerken uygulanan terapötik yöntemler; sanat terapisi, konuşma terapisi, transferaz ve kontr-transferaz, geri bildirim, içgörü kazandırma, ego güçlendirme, EFT, EMDR, hipnoterapi, reiki, drama, rol oynama gibi bütünleyici ve danışan için gerekli tüm girişimlerdir.
    Elbette her danışanda bu standart temayı uygulama imkânı yoktur ve gereği de yoktur. Terapi içinde danışanın da onaylamasıyla ihtiyaca uygun terapötik değişimler gerçekleştirilebilmektedir.
     

Sayfayı Paylaş