1. * 5651 Sayılı Kanun'a göre TÜM ÜYELERİMİZ yaptıkları paylaşımlardan sorumludur.
    * Telif hakkına konu olan eserlerin yasal olmayan şekilde paylaşıldığını ve yasal haklarının çiğnendiğini düşünen hak sahiplerinin İLETİŞİM bölümünden bize ulaşmaları durumunda ilgili şikayet incelenip gereği 1 (bir) hafta içinde gereği yapılacaktır.
    E-posta adresimiz

Büyük Taarruz Sonrası, "Güvenmek"

Konusu 'Hayatından Kesitler' forumundadır ve wien06 tarafından 15 Şubat 2010 başlatılmıştır.

  1. wien06

    wien06 V.I.P V.I.P

    Katılım:
    30 Ağustos 2007
    Mesajlar:
    6.117
    Beğenileri:
    148
    Ödül Puanları:
    4.480
    Meslek:
    Serbest
    Yer:
    Viyana
    Banka:
    292 ÇTL
    Sonu İzmir'e, sonu memleketin kurtuluşuna varan Büyük Taarruz, bütün dünyanın da kabul ettiği gibi, gerçekten akıllara durgunluk verecek bir deha eseridir.

    Çağının en zeki, en güçlü ve kendini -ulusunu da- en beğenmiş adamlardan biri olan İngiltere Başbakanı Lloyd George bir konuşmasında, "Yüzyıllar çok seyrek deha yetiştirir. Şu talihsizliğe bakın ki, o büyük dahi çağımızda Türk milleti içinden çıktı. Mustafa Kemal'in dehasına karşı elden ne gelir ki?" dediğinde, tüm dünya uluslarina tercüman olduğunu biliyordu.

    Afyon Cephesi'nin yapılışında, büyük bir devletin genelkurmayının en yetkili adamları bulunmuştu. Bu kurmayların verdikleri rapor şöyleydi: "Eğer Türkler, iki yüz bin asker harcayarak, bu cepheyi iki yılda yıkabilirlerse, dünyanın en kahraman adamlarıdır."

    Mustafa Kemal bu raporu okur, kısa bir süre düşünür, sonra gülümser: "Bu istihkamları sekiz saatte yıkarak Afyonkarahisar' ı ele geçireceğiz."

    Ancak, Mustafa Kemal bunları söylemeden önce, askeri hareketlerin bütün planlarını, en ince ayrıntılarına kadar hazırlamış ve bütün ihtimalleri belirleyerek hiçbir şeyi rastlantıya, kadere bırakmamıştı.

    Üstelik Ankara' da bulunan bütün yabancı diplomatlar, 26 Ağustos günü, Büyük Millet Meclisi Başkanı Mustafa Kemal Paşa Hazretleri'nin Çankaya' da vereceği çaya çağrılmışlardı. Bu çağrı, Anadolu Ajansı aracılığıyla tüm dünyaya duyurulmuştu.

    Oysa o gün Mustafa Kemal, Akşehir yolundadır... Ve düşmana yapılacak o eşsiz baskının son ayrıntılarını, son kez gözden geçirmektedir.

    Aynı gün, cephede Gazi, Büyük Taarruz'un planlarını ortaya koyar... Ve, huyu olduğu üzere, çevresindekilerin fikirlerini almaya başlar. Biri dışında hepsi, onun fikrine katılmaktadır.

    Mustafa Kemal, karşı çıkan komutandan, fikirlerini yazılı olarak vermesini ister. Komutan şöyle yazar: "Bu plan gerçekleşirse, sonuç eşsiz olacaktır. Fakat, en ufak bir yanlışlık da bütün savaşı ebediyen kaybetmemize sebep olur. Bu kadar büyük bir riske girilmesinden yana değilim."

    Sabaha karşı Büyük Taarruz başlar... Plan gerçekleşir... Sonuç eşsizdir.

    Mustafa Kemal, Meclis'ten, bütün subayların bir üst dereceye yükseltilmelerini ister. İsteği 24 saat içinde kabul edilir. Orduda bir ikinci bayram havası esmeye başlar. Herkes yakasına, bir yıldız, bir çizgi eklemenin mutluluğu içindedir.

    Bu sırada Gazi, Büyük Taarruz fikrine karşı çıkmış olan kumandanla karşılaşır. O, rütbesini değiştirmemiştir.

    Mustafa Kemal sorar:

    -"Neden sizin bir yıldızınız eksik?"

    -"Bildiğiniz gibi, ben bu taarruza karşı idim... Şimdi onun nimetlerinden yararlanmak için kendimde hak bulamıyorum."

    Mustafa Kemal, İsmet Paşa'ya döner:

    -"İsmet, senin gibi yüksek bir komutanın yıldıza ihtiyacı yok," der. "Bir yıldızını sökde bu arkadaşımıza ver. O da bu bayrama yeni rütbesiyle katılsın."


    Kaynak: Anılarla Mustafa Kemal Atatürk, İsmet Kür, Alfa Yayınları, ISBN: 978-975-297-924-6. Sayfa:92-94
     

Sayfayı Paylaş