1. * 5651 Sayılı Kanun'a göre TÜM ÜYELERİMİZ yaptıkları paylaşımlardan sorumludur.
    * Telif hakkına konu olan eserlerin yasal olmayan şekilde paylaşıldığını ve yasal haklarının çiğnendiğini düşünen hak sahiplerinin İLETİŞİM bölümünden bize ulaşmaları durumunda ilgili şikayet incelenip gereği 1 (bir) hafta içinde gereği yapılacaktır.
    E-posta adresimiz

C.KORKUT ÇOLAK - Hermafrodit Mephisto..

Konusu 'Okunası Yazılar' forumundadır ve ...SAKLI CeNNeT__ tarafından 29 Ağustos 2012 başlatılmıştır.

  1. ...SAKLI CeNNeT__

    ...SAKLI CeNNeT__ ♥ Pєяναηє Döηєя Aşk ♥

    Katılım:
    6 Temmuz 2011
    Mesajlar:
    16.250
    Beğenileri:
    81
    Ödül Puanları:
    4.980
    Yer:
    ♥ Bєη Hєp Sєηdєyim ♥
    Banka:
    110 ÇTL






    HERMAFRODİT MEPHİSTO

    Militan bir Türkçeyle düşüyorum en uygunsuz fikirlerine.
    Haşmetli zaman ! kadranın kadar konuş (…)
    Düşe kafa tutan zorba bir kaçış bu saatte yokluğun.
    Ve ben tiryakiyim ki uygunsuz anımda kesirlere bölüyor beni yokluğunun oligarşisi.
    Kent efsanesine dönüşen iki delinin kaptı kaçtı oynaması gibi kovalıyoruz karşı şeritten birbirimizi.

    Bakışın düşüşüne ihanet edip sunuyor ellerini göğe doğru.
    İnanma ! bütün ritüeller tanrının kiriyle paklamaz iblisi.
    Sen yine de kirli kirli gülümse.
    Aşkı lanete çevirseler ilk ben sobelenirdim gözlerinde.
    Ki o gözler yanışıdır günaha tapan cellatların.
    Ben içime devrimimi çekip, tanrı’mı üflediğimde güzelleşen şehir, dalgaların kustuğu denizi şikayet ediyor suskunluğuma.
    Lostracı çocukların köşe kapma telaşıyla yüklendiği boya çantaları kadar anlamsız bu şehir.
    Bu şehir senin gövdene hapsedilmiş bir kaplan kadar çevik.
    Yer değiştiriyor anlamlar, mağazalar hatta seviştiğimiz mağaralar.
    İninden kovulmuş bir yırtıcının atikliğiyle gözlerim telefona takılıyor.
    Sonrasını meşgul tonun biliyor.
    Sevişirken şaheser, dövüşürken gladyatör, giderken şeytana ısmarlanmış şık bir günah gibisin.
    Göğüslerin engizisyon mahkemem benim, göğüslerin acıdan kalma günlerimi teselli eden süt annem.
    Diğerleri oratoryonun büyüsüyle sokaklara kasık saçan korkaklar.
    Onların görevi aramızdaki uzaklığın türevine serilmek / çırılçıplak !
    İçime yığdığım sıkıntının yükleri arasında ıslanmaya razı bir kedi gibi dolaşıyorum kapının önünde.
    Ama olsun (…)
    Hayattan saklanmak için bildiğim en müsait yer canımı yakan gözlerinde.
    Büstünden kaçtığım ebatı daralmış şarkılar yıkıyor beni.
    Hem sen biliyor musun önce fikirler yola düşer, sonra vücut onu takip eder.
    Kasılmayacak ruhundan arınmış bedenler ismi bulanık gidişleri içerken şerefine.
    Doğduğumdan beri kendimle aramda devam eden bir aile kavgasının orta yerine düştün sen;
    Ne zaman düşlerimin telif haklarını hayata ödediysem, kimsesiz aşklara bölündüm ben.

    Gece, şarap ve müzik…!
    Mis gibi etik kokan eteğinin arasındaki o kirli yangında dilimi kemiren öfkeler bitik !
    Pink floyt tepişiyor ruhumda (…)
    Gururlu bir yosmanın sokağa fırlattığı bahşiş gibi bakıyorum yüzüme.
    Aynayı kandırmak için çevirdiğim musluktan akan su sesinin peşinde takıldığımda senin duruluğuna varıyorum yine.
    Bütün yollarımı olmayışların kesmiş.
    Yaşlı bir çocuk, genç sevgilisini kesmiş.
    Cinsiyet seviciler, toplum baskısıyla arzularını yitirmiş kayıp dullar ve kurumuş mürekkeplerin silik imzaları altında yok olan ruhsuz vücutlar arasında transformasyonla bölünmüş DNA’larımı yolluyorum sana.
    Ardımdan koşan bir sting şarkısı, koreografisi aşınmış iki hüzünlü dans figürüyle çalkalarken başımı, sen hangi cehennemdesin sorusu tepişiyor aklımda.
    Biliyorum ki hangi cehennemde olsan yakışır sana..
    Her cehennem şık durur üstünde.
    Tülden bir elbisenin anlamsızca raks etmesiyle savuşursun kaderine kapatılmış kadınlığının içine.
    Çokluğa bulaşmaktan seçemez oluşunun çaresizliği içinde ruhunun yitik dulluğunu salarsın saldırgan tüketiş biçimine.
    Gözünü körelten hasta bir köprünün tüneline tünemiş lanetli ezgiler çalarım sana.
    Oradasın ve duyduğunu biliyorum !
    Küfür iç…
    Zebani giyin …
    Ve serseri soyun kimsesizliğini.
    Yaradılış sebebini unutturan bir uygarlığın vahşileşmiş hermafrodit çaresizliğisin sen;
    Ruhunu hayattan dışlıyorsun Kendini korumaya çalışırken.

    Şimdi evlerin alt katlarını isyan basar, sokaklar küfürlerle dolup taşar.
    Hermafrodit mephisto çalkalar ruhumuzdaki yaralanmış toplumsuz kaypaklığı.
    Oyunların en temel yerinde yaşantısızlığından faydalanmaya çalışan bir korkunun girdabına atlarız beraber.
    Dilini ısırırsın geceye, aklını tutup fırlatılmış hissedersin.
    Yarasaların peşinde koşmaktan martıların deniz sevdasını bilemezsin.
    Ve bütün denizler maalesef gözlerinden geçiyor.
    Benim içimden bir şehir, benim içimden bir şarkı, benim içimden bir efsane gidiyor.
    Pencereleri kapanıyor bütün o uyandırmaya çalıştığım düş sakinlerinin.
    Yavaş yavaş senin eksilmelerin benim yoklukla bütünleşmem oluyor.
    Sonrası iki yabancıya dönüşecek olan bir ıssız bir ayrılığın ilk öncesini yaşıyoruz.
    Yavaş yavaş soğuyor iki ateşten beden.
    Yalnızlık uykularımıza Uyanmamak üzere yatıyoruz.


    C.KORKUT ÇOLAK
     

Sayfayı Paylaş