1. * 5651 Sayılı Kanun'a göre TÜM ÜYELERİMİZ yaptıkları paylaşımlardan sorumludur.
    * Telif hakkına konu olan eserlerin yasal olmayan şekilde paylaşıldığını ve yasal haklarının çiğnendiğini düşünen hak sahiplerinin İLETİŞİM bölümünden bize ulaşmaları durumunda ilgili şikayet incelenip gereği 1 (bir) hafta içinde gereği yapılacaktır.
    E-posta adresimiz

C. KORKUT ÇOLAK - Seni İfade Eden Herşeyim Sensin..

Konusu 'Okunası Yazılar' forumundadır ve ...SAKLI CeNNeT__ tarafından 29 Ağustos 2012 başlatılmıştır.

  1. ...SAKLI CeNNeT__

    ...SAKLI CeNNeT__ ♥ Pєяναηє Döηєя Aşk ♥

    Katılım:
    6 Temmuz 2011
    Mesajlar:
    16.250
    Beğenileri:
    81
    Ödül Puanları:
    4.980
    Yer:
    ♥ Bєη Hєp Sєηdєyim ♥
    Banka:
    110 ÇTL




    SENİ İFADE EDEN HERŞEYİM SENSİN

    Senin hangi köşeni dönsem yine sensin…
    Uğrak bir semt sakinisin yorgun gecelerimin kepenk indiren telaşlarında.
    Elinde poşetlerle günü kucaklayarak geliyorsun bana.
    Biraz umut biraz düş kırıklığı ceplerinde. Ben umarsızca bakıyorum omzumdan akıp giden senelerin üzerinden.
    Şaşırıyorsun önce…
    Önceliğimiz neydi_? Sevdiklerimiz hangi pardesü cebine bir hoşça kal notu iliştirmişti_?
    Hangi yaması eskimiş pantolona kıyamazdık çöpe atmak için_?
    Gözlerinin anlattıklarını çok iyi tanıyorum, hepsini yaşadım inan ki !
    Belki bire bir aynı duyguları hissetmemiş olabiliriz.
    Aynı işgallerde aynı acıyı duyumsamamışızdır yada aynı katliamlarda aynı sosyal tepkileri vermemişizdir.
    Mutluluklarımızı coşkuyla harman ederken denize düşen mehtaba katıldığında gözlerimiz aynı sevinci en üst perdeden hissetmemişizdir.
    Ama mutlaka bir duyguda daha önce ikamet etmişiz ki, seni bu kadar iyi anlayabiliyorum.
    Seninle ıslanabiliyorum, seninle dövüşebiliyorum, seninle silah tutuyorum.
    Kendimi tehdit edebiliyorum, şehirlere racon kesip, hasretlerden haraç isteyebiliyorum.
    Bazen bir kabadayı, bazen kollarında evine küskün bir mafya babası olabiliyorum.
    Çok önceden bildiğim bir şeysin sen…
    Adı konulmamış bir sır gibi, aile içinde herkesin bildiği ama hiç kimsenin dile getirmediği üzeri örtülmüş bir gizem gibi.
    Bir geleceği bilinen ama beklenirken eskiyen ömürler gibi.
    Ayrılıklar, hastalıklar acılar içinde aşkı deşelerken mutluluğu şarap kadehine çevirebilmek gibi.
    Senin para birimin var, senin yürek birimin !
    Senin hangi köşeni dönsem sensin / Çünkü tüm sokakları yalnızlığına çıkıyor düşlerimin !

    Senin hangi günbatımını izlesem yine sensin…
    Güneş çağırır beni, yağmurun yoklamasında parmak kaldırır ıslanmış hayal kırıklıklarım.
    Yenilgilerimi denize attığımda martılar kapışır boşa gitmiş senelerin biçareliğini.
    Dilenesim gelir sahilde bir bankta, senden aşk dileniyorcasına.
    İsyan etseydim bu kadar güzel sever miydin beni_?
    Günbatımı gökkuşağı tayfı olup sarar mıydı o kömür edalı gözlerini.
    Kendine rağmen renk tutamıyormuş insan, kendine rağmen gidemiyormuş.
    Kendine rağmen hiçbir savaş kazanılmıyormuş sevgili.
    Büyümek engerekli bir yılan gibi göğsünde uyuyormuş sessiz gecelerin.
    Beni şimdi düşmanlarımdan tanı, emeğimi çalan politik tanrılardan, sevişmeyi unutup aşkı dar tabutlara çivileyen tabulardan tanı.
    Beni en derinde ölünmüş doğumlardan tanı !
    Geldiğim yerleri bilsen ürkersin, tenin irkilir, çocuksu gözlerinde saklanan bebekler kendini atar uçurumlarımdan.
    Geldiğim yerleri bilsen üşürsün yazın ortasında, parkalar çürür akşam kimsesizliğinin sırtlarında.
    Ki o sırtlarda kanlı bıçakların açtığı yaraları görürsün.
    Sonra kendi hayatını görürsün…
    İhaneti tanırsın, yalanı duyarsın dipsizliğimizde.
    Güvenmen zorlaşır bana.
    Güven hem gerekli hemde acı veren bir sırdır söylenmeyen, kırılganca hatırladıklarımızı öldürme pahasına sevişir tenimizin kabuk bağlamış yaralarıyla.
    Yine de sen çok güzelsin (…)
    Yine de deniz kabarıyor itfaiyesi gecikmiş yangınları içerken dudakların.
    Yine de bu akşam bu sahilin böyle güzel olmasının nedeni sensin.
    Senin hangi gün batımını izlesem yine sensin !

    Senin hangi cesedini gömsem kalbime doğan yine sensin…
    Kaç aşkın meydan muharebesinde çarpıştıysak bilincimizin direnciyle, o kadar büyük geldik kalıplara.
    Beni bedensiz sevmen bu yüzden.
    Bu yüzden vasatları taşa tutuyor sınırsızlığın.
    Uçmanın kanatla ilgili bir şey olmadığını bilenlerdensin bu yüzden !
    Uçmak için kanat kuşlara / Düş insanlara gerekir.
    Bunu anlamak için kalbine batan kaç şarapnele gönül sahipliği yaptın_?
    Kaç yalnızlığın kabuğunu soyup, ıssız gecelere gece kondu acılar yerleştirdin_?
    Çarpık kentleşen yitirişlerini teselli edebilmek için uykusuz gecelerine katık ettiğin sigara dumanların yada sarhoş zihninde bulanan kaç korkak dava hüküm giydi bitişlerle_?
    Kaç ayrılığından tanıyorsun beni_?
    Benim yüzlerim var, benim yüzümü bile unuttuğum sevgilerim var.
    Severken kendimi aşkın içinde unutup bir ayrılığın hüzün selinde aklımdaki bütün belgeleri kendimi silmek pahasına yakışlarım var.
    Kıyametlerim var celladımı tanımak için.
    Kafa tutuşlarım var sevdanın desibelini ölçebilmek için.
    Oysa senin bakışların nitrit, dudakların amonyak kokusu.
    Eriyorsam gözlerinde havaya katılmış bir kimyasaldır sevda, gözlerim yanar aşkın yüreğime temas ettiğinde.
    Senin hangi dehlizine girsem dokunduğum duvarlarda senin izlerin.
    Senin hangi cesedini gömsem kalbime doğan yine sensin !

    Senin hangi deliliğine katılsam kaçırdığım akıl yine sensin….
    Düşünceden firar edişsin,kalbe tekrar dönüşsün.
    Yürüdüğü hiçbir yolu unutmayan derin izlerle çentiklenmiş vefaların var.
    Keskin anlatıların siniyor evinin her bir köşesine.
    Yürek kapmaca oynayan insanların tuttuğu köşe başlarına tamah etmeyişin bu yüzden.
    Belki de bu yüzden ucuz insanların yürek ile beden arasındaki farkı kavrayamamaları.
    Aşklarda ya bedenlerini unutuyorlar yada duygularımı.
    Bu yüzden ihmallerle bağlıyorlar umutsuzluk içinde kaybolmuş yıkımlarını.
    Yine de sen uzattığım halatı tanıyacaksın.
    Ben bir ses değilim sadece sana.
    Tanınmamış bir ülke, keşfedilmemiş serüven, deli aşırı zamanım.
    Seni bütün gönül dillerinde, kuş tüylerinde, konforun albenisinde sevebilirim.
    Yapabiliyorum heyecan fırtınasında sürüklenirken ironilerim sana.
    Çılgınlık tanrının armağanıdır insana, sıkıntılardan kurtulmak için, tekdüzeliği yıkıp kendi evrimimizde yeni yolların özgürlüğünü kuşanabilmek için.
    Damarlarımdan akıp giden Sürpriz dolu bütün yaşam arterlerim sensin.
    Senin hangi deliline katılsam kaçırdığım akıl yine sensin !

    Seni hangi dilde konuşsam yine sensin…
    Oysa suskunluk en güzel elbisen.
    Gizem tenini kuşanan bir şifa gibi örter gecenin gururlu kanını.
    Şarap kadehlerinin tıkırtılarıyla bahçemizde salınır ağaçlar.
    Rüzgar ilişir ateş düşmüş yürek kentlerimizin kuytularına.
    Denizi işgal edilmiş bir lodos gibi yaslarım başımı senin öksüz çocukluğuna.
    Şüphelerin sarar beni kollarında.
    Sen dilsiz bir anne, sen ölüme meydan okuyan bir çığlık, sen acıya feryat bir türkü, sen bahara selam duran bir tohum olursun.
    İçime kendini nasıl serpiyorsan öyle olursun.
    Olmanın ne olduğunu en iyi sen biliyorsun !
    Olmak bir tehdit gibi büyür bakışlarında, olmak bir uçurum, olmak bir korku.
    Yitirişten bir önceki kavuşma bu (…)
    Sonsuzluğun yırtık kapısında hünerli iki yolcunun yürek güreşi bizi bileklerimizden kenetleyen.
    Ben seni hiçbir dilde yitirmedim.
    Hiçbir dilde konuşmadım öksüz bakışlarında gördüğüm yara izlerini.
    Heba etmedim akşamları.
    Ayrılıkları davet etmedim masamıza, hiçbir kadehimizde umutsuzluğun parmak izlerine rastlamadılar.
    Sen benim ana dilimsin…
    Sen benim ana yurdum, ana yaram, ana karamsın.
    An yangınlarından birinde tanrı’ya neden inandığımı göz bebeklerinin büyüyüp küçülen oyunlarında ispatladığımsın.
    Hiçbir acıyı, hiçbir kahır’ı hiçbir yalanı üzerine konduramayıp melekleştirdiğim tabiat üstü kutsalımsın.
    Bildiğim bütün lisanlardan ayıkladığım çıplak argolarımsın.
    Her aşk kendi lisanını yaratır.
    Her dil bildiği tüm kelimeleri temize çeker aşka düştüğünde.
    Ortak bir şifre gibi yayılır yürek tutan kelimeler yüz mimiklerinde belirdiğinde.
    Şahidim ol !
    Gözlerim gülüyorsa mutluluğun korkuyla karıştığı o lisanda erir kanatları yanmış kimliğim.
    Düşüncemde, fikrimde gezinen bütün ezberlerimsin.
    Seni hangi dilde konuşsam yine sensin !
    Çünkü seni ifade eden her şeyim ‘sensin’.



    C. KORKUT ÇOLAK
     

Sayfayı Paylaş