1. * 5651 Sayılı Kanun'a göre TÜM ÜYELERİMİZ yaptıkları paylaşımlardan sorumludur.
    * Telif hakkına konu olan eserlerin yasal olmayan şekilde paylaşıldığını ve yasal haklarının çiğnendiğini düşünen hak sahiplerinin İLETİŞİM bölümünden bize ulaşmaları durumunda ilgili şikayet incelenip gereği 1 (bir) hafta içinde gereği yapılacaktır.
    E-posta adresimiz

Cahit Koytak - Ağaca,Rüzgara,Yağmura Poetikaları Sorulsa..

Konusu 'Şairlerden' forumundadır ve ...SAKLI CeNNeT__ tarafından 30 Eylül 2012 başlatılmıştır.

  1. ...SAKLI CeNNeT__

    ...SAKLI CeNNeT__ ♥ Pєяναηє Döηєя Aşk ♥

    Katılım:
    6 Temmuz 2011
    Mesajlar:
    16.250
    Beğenileri:
    81
    Ödül Puanları:
    4.980
    Yer:
    ♥ Bєη Hєp Sєηdєyim ♥
    Banka:
    110 ÇTL





    Badem ağacına, çiçeğinden sual olunsa,

    “Baharı bekleyin ve bunu saka kuşuna sorun!”
    diyecektir.

    Yağmurdan kendini anlatması istenecek olsa,
    “Tohum olun ve bunu toprağa sorun!”
    diyecektir.

    Bir kayadan bilgi sorulsa, suskunluğuna dair,
    “Kulaklarınızı tıkayın
    ve bunu kalbinize sorun!” diyecek
    ve tutup daha derin bir sessizliğe gömülecektir.

    Şairden de konuşması istenecek olursa, şiiri hakkında,
    kimi şair saatlerce, belki günlerce konuşacaktır size.
    İyi olan da budur belki.

    Çünkü böyle biri, konuşa konuşa, şiirin gökçe haritasını
    avucunun içi gibi serebilir gözlerinizin önüne.

    Size su çektiği kuyuları,
    tırmandığı burçları gösterebilir.
    Elinizden tutup, meleklerle ya da cinlerle
    çene çaldığı gök katlarını
    ya da mağaraları gezdirebilir size.

    Ne mutlu bunu yapabilen şaire!
    Ve ne mutlu onu dinleyenlere!

    Ama kimi şair de konuşmayacaktır sizinle.
    Çünkü bakın, konuşmasını sevmeyebilir kimileri;
    Belki beceremez de.
    Ve kendisine şiir hakkında sorulduğunda,

    “Rüzgârı dinleyin! der; geceyi dinleyin,
    denizi dinleyin! der.
    Şehirlerin uğultusuna kulak verin!
    Şehirlerin, ormanların, mezarların uğultusuna…
    Kulağınızı toprağa, ağaca, yastığa,
    aşıkların kalbine, meczupların beynine,
    hamile anaların karınlarına dayayın ve
    Varlığın sesini oralarda dinleyin! der.

    Bunları söyler ve susar;
    belki ötesini bilmediği için,
    belki sorulardan korktuğu için,
    belki de, yalnızca şiirin sesi duyulabilsin diye
    bunları söyler ve susar.

    Bunları söyler ve susar,
    kanatlarının hışırtısı duyulabilsin diye, şiirin!
    Rüzgârın, gecenin, denizin;
    kalemin, fırçanın ya da mızrabın sesi;
    sessizliğin sesi,
    uyumun ve kaosun sesi…

    Ve olabilir ki, yeterince sessiz,
    yeterince ‘büyük’ bir anda,
    Tanrı’nın sesi
    duyulabilsin diye,
    tutar daha derin, daha büyük,
    daha dokunaklı
    ve daha konuşkan
    bir sessizliğe gömülür.



    Cahit Koytak
     

Sayfayı Paylaş