Can Acısı...

ZeyNoO

٠•●♥ KuŞ YüreKLi ♥●•٠
V.I.P
Katılım
5 Ags 2008
Mesajlar
61,530
Beğeniler
6,246
Takım
GALATASARAY
#1
Can Acısı

"Sen bu çocuğa çizmeyi öğret... Resmetmeyi öğret. Öğret ki neşeyi resmetsin, mutluluğu boyasın, hüznü karalasın... "
Böyle miydi? Can acısıydı en çok korktuğu... Yara bereden, ölümden bile daha çok korktuğu. En çok ne acıtırdı ki canını? Ne acıtırdı en çok? Belki bildiğinden değildi can acısını, belki henüz bildiğinden değildi, bilmediği bu sorunun cevabı...

Sonra büyürken...
Bir resim görmüştü, denizi, güneşi, kuşları. Hepsi aynıydı gerçeğiyle. Ama o resimde bahar da görse bakan... Canı acımıştı birden...

Yanzlığa saklanıyordu, yapayalnızlığa... Yalnızlıkla kalınca başbaşa yalnızlık olmuyordu, konuşuyordu içindeki isyan... İsyan, yangın yeri, toz, duman... Canı acıdığında, hali böyleydi canının.

Hani karalayacaktı hüzhü ve boyayacaktı sevinci... Boyuyordu hüznü, durmadan karadan maviye... İşte o zaman sevinç oluyordu...
Tek bir dileği vardı o da imkansızdı. Ve masallarda vardı sadece bir sihirli değnek...

Sonra büyürken...

"Ah çocuk ah!

Eski bir sokakta alırdı soluğu
geçmiş bir zamanda...
Ne zaman dayanamasa
yalana
haksızlığa
can acısına...

Bir serçe konardı saçlarına,
saçları karmakarışık
çırpınırdı serçe, tutup azad ederdi
serçe yine saçlarında...

Eski evler gibiydi
iki odalı, taş duvar, toprak avlu...
Eski evler gibi sinmişti içine her anı...

Kim baksa görürdü, bir odada doğum sevinci
bir odada sabah güneşi.
Biraz gece, biraz hiçlik, ve varlık ve yoksunluk
ve belki biraz karmaşık, biraz çamaşır ipinde yeni yıkanmış çamaşır kokusu...
Ya da eski bir sandıkta çeyiz. Ya da taş plakta bir şarkı...
Anason kokusu yaz bahçesinde, biraz sarhoş, biraz hayal...
Kim baksa görürdü, bir odada ölüm acısı
bahçede kara kazan, usul usul kaynayan suyun sessizliği...

Ve ginler hep içinde, gelenlere açık kapılar gibiydi...

Yağmurda ıslak
karda beyazdı.

Elleri güneş kadar sıcak
gözleri bahardı...

tek dileği, hiç acımasındı canı...
 

Benzer konular

Top