1. * 5651 Sayılı Kanun'a göre TÜM ÜYELERİMİZ yaptıkları paylaşımlardan sorumludur.
    * Telif hakkına konu olan eserlerin yasal olmayan şekilde paylaşıldığını ve yasal haklarının çiğnendiğini düşünen hak sahiplerinin İLETİŞİM bölümünden bize ulaşmaları durumunda ilgili şikayet incelenip gereği 1 (bir) hafta içinde gereği yapılacaktır.
    E-posta adresimiz

can Dündar' dan...

Konusu 'Güzel Sözler' forumundadır ve fırtına tarafından 10 Haziran 2006 başlatılmıştır.

  1. fırtına

    fırtına Üye

    Katılım:
    8 Haziran 2006
    Mesajlar:
    17
    Beğenileri:
    1
    Ödül Puanları:
    20
    Meslek:
    serbest hemde çok serbest
    Yer:
    ist
    Banka:
    1 ÇTL
    Evlilik, inanmadigim halde içerisinde 17 seneyi
    bitirdigim bir kurum benim için..
    17 senede (abartmiyorum) 40 çift arkadasimin son
    verdigi kurum ayni zamanda da...
    Evliligimin bu kadar uzun sürmesinin gizi belkide
    kuruma inanmamaktan geçiyor.
    Evliligi toplumun dayattigi sekilde
    yasamamaktan...
    Nedir bu dayatmalar?
    Erkegin muhakkak kadindan yasça büyük olmasi, egitim
    seviyesinin erkegin lehine yada en azindan esit
    olmasi bunlarin sadece ikisi...
    Olmaz, yürümez diyor toplum... Erkek yasça büyük
    olmali ki, kadina "hot" dediginde oturmali kadin...
    Yada yumusatiyorlar; efendim kadin erkekten önce
    çöktügü için (hani dogum felan) küçük olmaliymis
    yasi...
    Egitimde de böyle.. Kadinin çok okumusu bilmis
    olurmus, evde kalmakmis layiki....
    ESiM BENDEN 2 YAS BÜYÜK; ne "hot" dememe gerek kaldi
    17 senede, ne de benden önce çöktü...
    Yillar içinde ben yaslandikça o gençlesti, "oo
    Can bey kapmisiniz çitiri" esprilerine muhattap
    dahi oldum.
    ESiM 3 ÜNiVERSiTE BiTiRDi; ben bi taneyi 9 senede
    bitirdim..
    Ne o bana bilmislik tasladi, ne ben ona ezik
    baktim...
    Kulaga gelen müzik tekse de, onu olusturan notalar
    farklidir der Halil Cibran...
    Bunu unutmadik biz. Ben konusurken o dinledi,
    Ben dinlerken o konustu 17 sene.
    O öfkeliyken ben, ben öfkeliyken o "haklisin
    bitanem..." dedik,
    öfke bitip firtina duruldugunda "ama bi de böyle
    düsün" de dedik fikrimizi savunurken.
    Farkli insanlar olarak görmedik birbirimizi,
    ayni amaç için savasan neferlerdik bu hayatta...
    Asla bilmedik ne kadar para kazandigimizi, ortak
    cüzdanimizdan gerektigi kadar aldik..
    Ne kadar çalarsa çalsin masanin üstünde telefon,
    kim bu saatte arayan karsi cins diye sorgulamadik da
    ama...
    Sevginin en büyük dostuydu bizim için "güven"... Ve
    güvenin ardina saklanmis bir "saygi" vardi daima...
    Ne kavgalar, ne badireler atlattik 17 senede...
    Eee ülkeler neler gördü, biz çekirdek aile mi
    sütliman yasayacaktik...
    Öyle bir girdik ki birbirimize, ben ilk kez
    odamin disinda yattim bi gece, misafir odasinda...
    Gece yarisi kapi açildi, esim "ne yapiyosun burda?"
    diye sordu kapinin esiginden,
    "uyuyorum" dedim buz gibi bi sesle...
    Gitti, gelmesi 1 dakikasini almisti elinde
    yastikla... "kay yana" dedi daracik yatakta.
    "ne yapiyosun?" dedigimde "benim yerim senin yanin,
    sen gelmezsen ben gelirim" dedi...
    Anladim ki o gece, en uzun kavgamiz yat saatine
    kadar sürecek...
    Ve bence dogrusu da bu...
    Özen gösterdik o günden sonra, evin her yerinde
    kavga ettik, yatak odamiz haric..
    Kirsak da zaman zaman kalplerimizi, asla kin
    tutmadik birbirimize...
    Toplum kurallariyla oynasaydik bu oyunu belki de 41
    inci çift olacaktik o listede...
    Ama oyunun kurallarini biz koyduk... Nede olsa
    bizim oyunumuzdu, oynanan...
    Evlilik; hesapsiz içine dalinmasi gereken bir oyun
    bence...
    Topluma kulaklarini tikayarak hemde... Ne benim, ne
    de bizim sözlerimizle...
    Sadece gönlünüzden geçtigince...
    Dedigi gibi Ataol Behramoglu' nun;
    "...Yasadiklarimdan ögrendigim bir sey var: Yasadin
    mi büyük yasayacaksin, irmaklara, göge, bütün evrene
    karisircasina. Çünkü ömür dedigimiz sey, hayata
    sunulmus bir armagandir.
    Ve hayat, sunulmus bir armagandir insana..."

    CAN DÜNDAR
     
    JosTeR bunu beğendi.
  2. Defne

    Defne Aktif

    Katılım:
    8 Haziran 2006
    Mesajlar:
    423
    Beğenileri:
    22
    Ödül Puanları:
    630
    Banka:
    18 ÇTL
    Sen ki en cilvelisisin mevsimlerin,
    afrodizyakların en etkilisi,
    sevdanın suç ortağısın.

    Yapma bunu bana!..

    Bahar, yalvarırım çek git işine!..

    Salma üstüme çiçeklerini, aklımı çelme!..

    Her sabah çimenlerin çiyden ürpererek uyanıyor bahçemde;
    sonra güneşle oynaşıp tütsülenmiş gibi buğulanıyor.

    Ne zaman sokağa çıksam badem ağaçları salkım saçak çiçek...

    Kavaklar kıpır kıpır, ıslık ıslığa meltem...

    Kırda dayanılmaz bir kekik kokusu,
    toprakta türlü çeşit börtü böcek...

    Yapma bunu bana bahar,

    Böyle üstüme gelme!..

    Zaten damarlarıma zor zaptediyorum kanımı...

    çoktan cemreler düşmüş beynime, yüreğime...

    Kalbimin buzları erimiş.

    Göğüs kafesimde ne idüğü belirsiz bir kıpırtıyla geziyorum nicedir...
    bir de sen çıldırtma beni...

    Krizdeyim ben... Tembelliğin sırası değil, uyamam sana...

    Al git serçelerini sabahlarımdan, çağlalarına, kokularına hakim ol.

    Meltemlerine söyle, deli gibi ıslık çalıp sokağa çağırmasınlar beni...

    Bulutların üşüşmesin başıma...

    Girme kanıma benim... yoldan çıkarma!..


    Sen ki en cilvelisisin mevsimlerin, afrodizyakların en etkilisi,

    Sevdanın suç ortağısın.

    Kıyma bana!..

    Biliyorum çünkü, yine kandırıp yeşillendireceksin aşka; gövdemi
    azdırıp sonra birden çekip gideceksin.

    Tam kanım kaynamışken sana, toplayıp allarını morlarını, beni bir
    kuraklığın ortasında terk edeceksin...

    O iple çektiğim ışığın, dayanılmaz olacak o zaman...

    Ne o delişmen sabahlar kalacak, ne günaha çağıran çapkın eteklerin

    uçuştuğu günbatımları...

    Tembel kuşların şakımaktan bitap, ebruli çiçeklerin kokmaktan...

    Buselerin nemi kuruyacak çöl rüzgârlarında...

    Yeşerttiğin çiçekler, yürekler solacak;
    damar damar çatlayacak ruhumuz...

    Hayat, bir ezik otlar diyarına dönüşecek yeniden...
    Yüreğim viraneye...

    Her bahar sarhoşluğu gibi, geçecek bu sonuncusu da...

    Ebedi bahar, bir başka bahara kalacak.


    İyisi mi, hiç azdırma ruhumu bahar...

    İş açma başıma...

    Git işine!

    Yoldan çıkarma beni!...



    Can DÜNDAR
     
    JosTeR bunu beğendi.

Sayfayı Paylaş