1. * 5651 Sayılı Kanun'a göre TÜM ÜYELERİMİZ yaptıkları paylaşımlardan sorumludur.
    * Telif hakkına konu olan eserlerin yasal olmayan şekilde paylaşıldığını ve yasal haklarının çiğnendiğini düşünen hak sahiplerinin İLETİŞİM bölümünden bize ulaşmaları durumunda ilgili şikayet incelenip gereği 1 (bir) hafta içinde gereği yapılacaktır.
    E-posta adresimiz

Canakkale Savasi Hakkinda Bilmediklerimiz

Konusu 'Kurtuluş Savaşımız ve Kahramanları' forumundadır ve wien06 tarafından 30 Haziran 2008 başlatılmıştır.

  1. wien06

    wien06 V.I.P V.I.P

    Katılım:
    30 Ağustos 2007
    Mesajlar:
    6.117
    Beğenileri:
    148
    Ödül Puanları:
    4.480
    Meslek:
    Serbest
    Yer:
    Viyana
    Banka:
    292 ÇTL
    Bu Makale teknolojinin her şeyi çözeceğine inanan teknoloji budalalarına ithaf edilmiştir. Aç ve perişan halkın dişinden tırnağından artırarak devletine kazandırmak istediği ve parası peşin ödenmiş iki savaş gemimize İngilizlerin göz göre el koyduğunu, tüm ültimatomlarımıza rağmen paramızı geri ödemediklerini ve bu gemilere daha sonra askerlerini doldurarak Çanakkale’ye yolladıklarını
    ________________________________

    Enver Paşa’nın Alman hayranlığının bize 500 bin vatan evladına ve bir imparatorluğun tasfiyesine neden olduğunu, Almanlarla yapılan gizli anlaşmanın kabinedeki bakanlardan bile gizlendiğini, aradan yüz yıl geçmesine rağmen yabancı hayranlığı hastalığımızın geçmediğini, sadece hayran olunanların değiştiğini
    ________________________________

    Sultan Abdülhamid’in olayları kırk yıl önceden görerek Çanakkale’deki tabyaları güçlendirdiğini ve elden geçirdiğini, Bazı yeni tabyaları inşa ettirdiğini, O’nun yaptığı çalışmaların belki de savaşın seyrini değiştirdiğini
    ________________________________

    İngilizlerin daha savaş ilan edilmeden Seddülbahir’i bombaladıklarını ve 86 şehit verdiğimizi
    _____________________________

    Avustralya’nın ve Yeni Zelanda’nın gençlerinin “Avrupa’yı Almanlardan kurtarmak ve Avrupa’nın özgür kalmasını sağlamak” propagandasıyla toplandığını, Bu gençlerin daha önce Gelibolu denilen yerin adını bile duymadıklarını
    ________________________________

    İkinci çıkarma için savaşa giden bir Avustralya askerine nereye gittiğini soran bir yaşlı adama “Türkler buraya gelip yerleşecekler, onları öldürmeye gidiyoruz” dediğini, bu söz üzerine yaşlı adamın binlerce kilometrekarelik çöle doğru baktığını ve “Eee gelsinler ne olacak ki burada yer çok” dediğini
    ________________________________

    Padişahın “Cihad” ilanını duyan ve Avustralya’da yaşayan iki zenci müslümanın, Türklerle savaşa giden birliğe ateş açtığını ve orada şehit edildiklerini, Orada bulunan ve olayı yaşayan Avustralyalıların bu olayın nedenini uzun süre anlayamadıklarını
    ________________________________

    İngiliz-Fransız donanmasının Gelibolu öncesi 200 yıldır hiç yenilmediğini, dünyanın gelmiş geçmiş en iyi donanması olarak bilindiğini, bu donanmanın bayraklarını gören Türklerin topukları yağlayıp kaçacaklarını düşündüklerini, daha da trajik olanı bu düşünceye saplantı derecesinde inandıklarını
    ________________________________

    İngiliz-Fransız donanmasının seksen parça gemiyle boğaza saldırdığını, gemilerden birinin adının “Agamemnon” olduğunu, Agamemnon’un binlerce yıl önce Truva’ya saldıran Yunan ordusunun kalleşçe yöntemler kullanan komutanının adı olduğunu
    ________________________________

    Agamemnon’un yaşadığı topraklarda doğmasına rağmen kanının son damlasına kadar Türk olan ve kendisini Anadolulu hisseden Mustafa KEMAL’in Çanakkale zaferi sonrası öldürülen Truva kahramanını “Hektor’un İntikamını Aldık” diyerek unutmadığımızı ve Truvalıların bizim için ne anlama geldiğini en güzel şekilde ifade ettiğini
    ________________________________

    İngilizlerin sabah saatlerinde girdikleri boğazı ellerini kollarını sallayarak, canlarının istediği her yeri bombalayarak geçebileceklerini zannettiklerini, Akşam beş çayını Marmara denizinin ortasında içmeyi planladıklarını, İstanbul üzerine bahisler kurduklarını
    ________________________________

    Şair deyince insanların aklına terbiye, iman ve insanlık sahibi yüce kişiliklerin geldiği (Mehmet Akif ERSOY gibi), İngiliz şairlerin de –hem de yüksek ideallerle- savaşa katıldığını, bu ideallerini günlüklerinde “Lokum ve halıları yağmalamak, Ayasofya’nın çinilerini sökmek, İstanbul’un en güzel lokantalarında balık yemek” olarak yazdıklarını
    ________________________________

    Yüzlerce yıl Osmanlının ekmeğini yemiş olan ve Osmanlıdan sadece saygı ve hoşgörü görmüş olan gayr-i müslimlerin, İngiliz-Fransız donanmasının gelmekte olduğunu haber alınca İstanbul’da sevinç gösterileri yaptığını
    ________________________________

    Bu tehlikeli gelişmeler karşısında devleti yönetenlerin başkenti Eskişehir’e taşımayı düşündüğünü, hatta gerekli binaların ayarlandığını, gitmesi için teklif götürülen devrik Sultan Abdülhamid’in bu teklife şiddetle karşı çıktığını, “Biz İstanbul’u alırken Bizans İmparatoru kanının son damlasına kadar savaştı ve öldü Ben ondan daha mı az şerefliyim!

    Gelirlerse burada savaşır ve ölürüz” dediğini, bu sözler üzerine payitahtın utandığını ve İstanbul’da kalmaya karar verdiğini, Direkten dönen bu düşüncesizliğin belki de askerimiz üzerinde korkunç bir moral çöküntü yaratmış olabileceğini
    ________________________________

    Osmanlı Devletinin elinde sadece 26 deniz mayını kaldığını, Nusret (Yardım) gemimizin kaptanının (Tophaneli Hakkı Binbaşı ) mayınları nereye ve ne zaman bırakması gerektiğini bir gece önce rüyasında bir yüce kişi tarafından kendisine bildirildiğini, Bu mayınların hiç akla gelmeyecek biçimde Ertuğrul koyunda kıyıya paralel olarak döküldüğünü, İngilizlerin boğazı defalarca dikine kontrol etmelerine rağmen bu mayınları tespit edemediklerini çünkü Nusret’in bu mayınları son mayın kontrolünden sonra sabaha karşı bıraktığını
    ________________________________

    Donanma boğazı geçmeye başladığında düşük top menzilli Fransız gemilerinin taktik gereği tabyalarımızı şaşırtmak için öncü atışlar yaptıklarını daha sonra arkalarından gelen uzun menzilli İngiliz gemilerine yol açmak için kenara kaydıkları Bu kayma esnasında kıyıya paralel yerleştirilen mayınlara çarptıklarını, büyük bir panik yaşandığını, ortalığın karıştığını, gemilerin birbirine girdiğini, 200 yıldır yenilmeyen dünyanın en büyük donanmasının iki saatte dağıldığını Türklerin batan düşman gemilerindeki savunmasız askerlere ateş etmeyi bıraktıklarını ve diğer gemilere ateş ettiklerini Bunu gören İngiliz komutanlarının –muhtemelen kendileri tersini yapmış olacakları için- olaya bir anlam veremediklerini Her fırsatta bize insan hakları, medeniyet, modernite tokatları patlatanların o gün aldıkları bu insanlık dersi karşısında şok geçirdiklerini
    ________________________________

    Edremitli Seyit Onbaşının, Topun ağzına mermi süren vinç tesisatı
    bombardımanda kullanılamaz hale gelince “Ya Allah Bismillah” diyerek üç
    tane 275 kiloluk mermiyi tek başına arka arkaya kaldırarak yatağa sürdüğünü
    ve ateşlediğini, bu işlemi yapabilmesi için her defasına üç basamaklı metal
    bir merdivenden çıkması gerektiğini, üçüncü atışta İngilizlerin “Ocean”
    zırhlısının dümenini parçaladığını, dümeni kırılan “Ocean”ın sarhoş bir
    serseri gibi mayınlara sürüklendiğini bir mayına çarparak havaya uçtuğunu ve yirmi dakika içinde battığını
    ________________________________

    Bu olayın ertesinde bölük komutanının Seyit Onbaşıyı çağırttığını, aynı
    mermiyi kaldırmasını istediğini ancak Seyit Onbaşının bunu
    başaramadığını Bunun üzerine Komutanın “Bu merminin tahtadan bir
    maketini getirsinler, Bu yiğidin fotoğrafını çeksinler” diye emir
    verdiğini, Bu fotoğrafın hepimizin çok iyi bildiği ve Seyit Onbaşının
    günümüze ulaşan tek fotoğrafı olduğunu
    ________________________________

    Cumhuriyet kurulduktan çok sonra Mustafa KEMAL’in Edremit’i ziyareti
    sırasında Seyit Onbaşıyı sorduğunu ve Kaymakam dahil kimsenin
    bilmediğini Kaymakamın Seyit Onbaşı’yı Mustafa KEMAL’in huzuruna
    çıkarmadan önce kılığını beğenmeyip, tıraş ettirip takım elbise
    giydirdiğini, bu olayın Mustafa KEMAL’i derinden yaraladığını Kaymakam
    dahil orada bulunan herkesi azarladığını Seyit Onbaşının ölene kadar ormancılık yaparak sefalet içinde perişan yaşadığını
    ________________________________

    Nusret Mayın gemisinin yakın zamana kadar Mersin’de demirli olduğunu ve
    ömrü dolduğu için jilet yapılmasının planlandığını, sırf bu ihtimalin bile
    Türk Milleti adına yüz kızartıcı bir utanç levhası olarak kalacağını,
    birkaç vatanseverin çırpınışıyla şimdilik bu olayın durdurulduğunu
    ____________________________________

    İngilizlerin 18 Mart faciasının suçlusu olarak mayın
    taramacıları sorumlu tuttuğunu, Hepsinin kurşuna dizdirildiğini, savaş bittikten yıllar sonra her iki ordu arşivleri açıklanıp gerçekler öğrenilince bu askerlerin
    ailelerinden özür dilendiğini, tazminat ödendiğini, iade-i itibar
    yapıldığını ve şerefli birer asker olarak öldüklerini ilan ettiklerini
    ________________________________

    İngiliz-Fransız ortaklığının boğazı donanmayla geçemeyeceklerini anlayınca
    onlara geçit vermeyen Türk topçularını arkadan ele geçirerek temizlemek için çıkarma harekatı yapmaya karar verdiklerini, bunun için Mısır’da piramitlerin dibinde, sömürgelerinden getirdikleri on binlerce askeri toplayıp “Nasıl olsa orada
    Türklerle işimiz çok kolay olacak” diyerek bu askerlere baştan savma bir
    eğitim verdiklerini, Burada toplanan askerlerin 16 farklı ülkeden
    geldiğini, Aralarında Müslümanların bile olduğunu, daha sonra bu askerlerin
    savaş esnasında kandırıldıklarını anlayıp taraf değiştirdiklerini, Burada
    toplanan askerlerin büyük çoğunluğunun çapulcular gibi davrandığını, kahire
    sokaklarında yapmadıkları rezilliğin kalmadığını
    ________________________________

    Mısırda toplanan askerlerin kayıtlarını tutan bir katibin sürekli
    “Australia and New Zealand Army Company/ Avustralya ve Yeni Zelanda Ordu
    Birliği” yazmaktan sıkıldığını pratik bir çözüm olarak bu kelimelerin baş
    harflerini alarak ANZAC kısaltmasını bulduğunu, bu kısaltmanın dünya tarihine geçtiğini
    ________________________________

    İngilizlerin çıkarma harekatını ellerine yüzlerine bulaştırdıklarını,
    akıntı ve hava durumu dahil yaptıkları hiçbir hesabın tutmadığını,
    aralıklarla çıkmaları gereken geniş kumsala değil, dar bir koya ve
    kalabalık bir şekilde çıkmak zorunda kaldıklarını, karşılarında ise Ezineli
    Yahya Çavuş ve 62 kişilik takımı dışında hiçbir birliğimizin olmadığını
    ________________________________

    Türk ordusunun başındaki Alman Liman Von Sanders Paşa’nın çıkarma beklenen
    bölgeleri kasıtlı olarak yanlış hesapladığı, İngilizleri ve Türkleri
    olabildiğince birbirine kırdırarak İngilizlerin dikkatini bu bölgeye
    çekmeyi, bu sayede Avrupa’da savaşan Alman askerlerinin karşısında daha
    zayıf bir askeri güç olmasını ve Alman birliklerini rahatlatmayı
    amaçladığını, bu gizli hesabın her iki taraftan da 500 bin cana mal
    olduğunu, bunun ispatlanamamış bir iddia olduğunu, Tüm savaş boyunca Liman Paşanın hiçbir askeri tahmininin tutmadığını, aradan yüz yıl geçmesine rağmen bu şüphenin hala kafaları kemirdiğini
    ________________________________

    Çanakkale savaşlarındaki en büyük askeri dehaların Mustafa KEMAL ve Esat
    Paşa olduğunu, düşmanın her hamlesini doğru tahmin ettiklerini, yaptıkları
    kritik hamleler ve aldıkları cesur kararlarla savaşın seyrini
    değiştirdiklerini, gelişen olaylar neticesinde askerlerinin de yüksek
    güvenini ve hayranlıklarını kazandıklarını, bir işaretleriyle
    emrindekilerin hiç düşünmeden ölüme koştuklarını İngiliz ve Fransız
    Kurmaylarının bu kadar zor şartlarda çarpışan Türk ordusunun bu kadar
    akıllıca sevk ve idare edilebilmesine anlayamadıklarını, Zaten onların tüm
    savaş boyunca olan biten hiçbir şeyi anlayamadıklarını
    ________________________________

    Çıkarma beklenmediği için küçük bir takımdan başka hiçbir askeri birliğin
    bulunmadığı koya çıkan 4000 İngiliz askerine Yahya Çavuş ve arkadaşlarının
    eski tip piyade tüfekleriyle 18 saat boyunca karşı koyduğunu, mermi israfı
    yapmamak için asla tek dolaşan hedeflere ateş edilmediğini, neredeyse
    hiçbir mermi israfının yapılmadığını, adamların orada çakılı kaldığını, bir
    santimetre ilerleyemediklerini, takım komutanlarının üstlerine
    telsizlerinden verdikleri raporlarda karşılarında kalabalık bir makineli
    tüfek (!) birliğinin bulunduğunu bildirdiklerini, dışarıdaki kıyımı gören
    İngiliz askerlerinin çıkmak istemediklerini bunun üzerine komutanlarının
    onlara arkalarında ateş ederek zorla savaşmaya gönderdiklerini Havadan
    savaşın seyrini takip etmekle görevli bir İngiliz pırpır uçağının pilotunun
    kıyıdan 50 m kadar açığa kadar denizin kıpkırmızı kan ile dolduğunu
    gördüğünü, bunun hayatında gördüğü en korkunç şey olduğunu söylediğini ve
    muhtemelen aklını oynattığını
    ________________________________

    Ezineli Yahya Çavuş ve arkadaşlarının hepsinin orada şehit olduğunu Bu
    çarpışma ve şehadetin belki de savaşı kurtardığını, bu bölgeye çıkarma
    yapıldığını haber alan diğer birliklerin bölgeye yetişmesi için gereken
    zamanın kanla kazanıldığını
    ________________________________

    Bir bölgeye çıkarma yapan 2000 kişilik İngiliz ve Fransız bölüğünün o
    bölgede bulunan selvi ağaçlarını Türk birliği sandıklarını, hepsinin
    kaçarak bölgeyi terk ettiklerini, bu olayın yıllar sonra kendi
    raporlarından ve yazılı kaynaklarından öğrendiğimizi, kimsenin nasıl olup
    ta 2000 kişinin aynı anda hayaller gördüğünü açıklayamadığını
    ________________________________

    Tüm çıkarma harekatı boyunca İngilizlerin yılan gibi sinsice davranmaya
    çalıştıklarını, Başta Anzak birlikleri olmak üzere diğer tüm sömürge
    askerlerini hep kendilerine kalkan olarak kullandıklarını Ölümün kesin
    olduğu taarruzlarda öncü siper birlikleri olarak hep bu askerlerin kullanıldığını Mel GIBSON’un gençlik yıllarında başrol oynadığı “Gallipoli” adlı sinema filminde bu
    konuya inceden göndermeler yapıldığını
    ________________________________

    İngilizlerin tüm savaş boyunca hata üstüne hata yaptıklarını, aptalca
    kararlar aldıklarını, emir-komuta zincirlerinde sürekli kopukluklar
    olduğunu, verilen önemli emirlerin asla yerine ulaşmadığını, kimden
    geldiği belli olmayan emirlerle önemli stratejik hatalar yaptıklarını,
    mevzi ve can kaybının bu nedenle çok artığını, İngiliz savaş kaynaklarında,
    askerlerin anılarında ve araştırma eserlerinde bunun gibi yüzlerce olay
    yaşandığını
    ________________________________

    Gelibolu siper savaşlarının tarihin gördüğü en acıklı savaş olduğunu,
    on binlerce askerin savaştığı düşman askerini bir kere bile göremeden can
    verdiğini, İngilizlerin tokat üstüne tokat yedikçe Türk siperlerine kurşun
    yağdırır gibi bombalar yağdırdıklarını, kolların bacakların havalarda uçtuğunu,
    yerin altının ve üstünün sürekli yer değiştirdiğini, her defasına “Tamam
    bu sefer canlı Türk bırakmadık” diyerek saldırıya geçtiklerini, her
    defasında Allah’tan başka sığınacak hiçbir şeyleri kalmamış Mehmetlerin
    kabus gibi tekrar tekrar karşılarına çıktığını
    ________________________________

    Savaş istatistiklerine göre bir m2’ye 6000 mermi düştüğünü, bu oranın dünya
    savaş tarihinin en yüksek oranı olduğunu Havada iki merminin çarpışma
    ihtimalinin 600 milyonda bir olduğunu, bu çarpışan mermilerden Çanakkale’de
    onlarca bulunduğunu Savaş Gazilerinin “Cehennem diye bir yer vardır
    Biz orayı gördük” dediklerini
    ________________________________

    Galatasaray Sultanisi (Lisesi) öğrencilerinin okul sıralarını bırakarak
    cepheye koştuklarını, 15-16 yaşlarındaki bu fidanların hepsinin tek bir
    saldırıda İngiliz makinelisi ile biçildiğini, Olayı
    gören bir Türk askerinin yıllarca ağzını bıçak açmadığını ve ne zaman
    Çanakkale’den bahsedilse hüngür hüngür ağladığını
    ________________________________

    Darü’l Fünun’un tüm son sınıf öğrencileri şehit olduğu için o sene hiç mezun
    vermediğini
    ________________________________

    Gömülemeyen ölülerin on binleri bulduğunu, ortalığın kokundan ve sineklerden
    geçilmediği, domuzun bile yaşamayacağı şartlarda askerlerin savaştığını,
    ilk ateşkesin dostluk gösterisi değil, şartların her iki taraf için de
    artık kaldırılamayacak kadar ağırlaştığı için zorunlu olarak alındığını
    İki tarafın askerlerinin o gün arkadaşlık yaptıklarını, birbirlerine
    cigara, yiyecek ve tespih, yüzük, rütbe gibi ufak tefek hediyeler
    verdiklerini, bu manzarayı gören bir Türk Subayının “gören insanın
    zalimleşeceğini, bir zaliminde insanlaşacağını” ifade ettiğini
    ________________________________

    Ortalığı basan sinekler yüzünden hiçbir yiyecek maddesinin birkaç tane
    sinek yutmadan yenilemeyeceğini, Salgın hastalıkların da savaş kadar can
    aldığını, bir İngiliz askerinin hasta arkadaşını büyük abdestini yapmak
    için tuvalet çukuruna girerken gördüğünü, oradan çıkmayınca çukura
    koştuğunu, hasta askerin bayılarak pisliklere batmış olduğunu,
    arkadaşlarının ise onu yukarı çekemeyecek kadar güçsüz kalmış olduklarını,
    bu hasta askerin kendi pisliğinde boğularak can verdiğini Çanakkale
    savaşlarına daha önce hiç bilinmeyen zeka ürünü hileler ve aldatmacalara
    başvurulduğunu, Türklerin soba borularından top bataryaları yaptığını ve bu
    şaşırtmacanın işimize çok yaradığını, askerlerin Tahta düzenekler yaparak
    siperden hiç çıkmadan tüfek atışı yapabildiklerini, bomba fırlatan düzenekler yapıldığını, İngilizlerin Türk topçusunu yanıltmak ve zaten az olan mühimmatı boşa harcatmak için tahtadan kocaman gemiler inşa edip yüzdürdüklerini Toprağın altında bile savaş olduğunu, her iki tarafın tüneller açarak düşman siperlerinin altına kadar gelip patlayıcı yerleştirdiklerini, bu şekilde iki tarafın da çok kayıp verdiğini
    ________________________________

    İkinci çıkarmadan önce İngilizlerin komutanlarını değiştirdiğini, yeni
    gelen Sopford’un emekli bir asker olduğunu, çıkarma yapıldıktan sonra uzun
    zamandır Gelibolu’da bulunan tüm subay kadrosunun şiddetli itirazlarına ve
    “Hemen şimdi saldırırsak Türkleri arkadan çevirip bu işi bitiririz, bu
    tepeler bomboş” önerilerine karşın büyük bir aptallık yaparak “Yoldan
    geldik yorgunuz Bugün dinlenelim, yarın rahat rahat savaşırız” diyerek
    askerlerine dinlenme emrini verdiğini, çıkarma yapan askerlerin bomboş
    tepeler önünde gün boyu denize girerek eğlendiğini, mangal yaparak keyif
    yaptığını
    ________________________________

    Bu sırada çıkarmayı haber alan Esat Paşa’nın Yarımadanın öbür ucunda
    bulunan birliğe düşmanı karşılama emrini verdiğini, bu komutanın ise “Askerlerim günlerdir uykusuz ve yorgun Bu şartlar altında yarımadayı yürüyerek geçemeyiz” itirazını anında o subayı görevden alarak cevaplandırdığını, yerine Anafartalar Grup komutanı olarak Mustafa KEMAL’i görevlendirdiğini, aç, yorgun ve sefil Mehmetlerin Mustafa KEMAL’in arkasından 20 saat yürüdüğünü, bu sırada İngiliz askerlerinin kıyıda mangal ve piknik yaparak dinlendiklerini, bu iki zıt ve mantıksız şartları yaşan birliklerin sabah güneşinde karşılaştıklarını, Türk askerinin mermiyle, mermi bitince süngüyle ve daha sonra kendini uçurumdan aşağı atarak vatan toprağına yapılan son saldırıyı da durdurduğunu, Conkbayırı’nın 24 saat içinde 7 kere el değiştirdiğini, bunun bir savaş değil, boğuşma olduğunu, sonunda İngilizlerin ne yaparlarsa yapsınlar bu işi başaramayacaklarını anladıklarını, İngilizlerin ve tüm işbirlikçilerinin bu işten vazgeçme kararı aldıklarını, Çanakkale seferinin son direnişinin ileride vatanı bir kere daha kurtaracak ve Cumhuriyeti kuracak olan genç liderimizi tüm dünyaya tanıttığını Müslüman ülkelerde Mustafa KEMAL’in kahraman ilan edildiğini, kartpostallarının ve posterlerinin kapış kapış satıldığını
    ________________________________

    Mustafa Kemal’in Anafartalar’da yaralandığını, kalbinin üstünde bulunan cep
    saatinin parçalandığını ve şarapnel parçasının derine girmesini
    engellediğini, bu yaranın aylarca kapanmadığını, Mustafa KEMAL’in askerin
    morali bozulmasın diye bu olayın tek şahidine sus emri verdiğini, daha
    sonra Liman Paşa’ya parçalanan saatini hatıra olarak verdiğini ve Liman
    Paşa’nın çok şaşırıp heyecanlandığını ve kendi altın köstekli cep saatini
    Mustafa KEMAL’e hediye ettiğini
    ________________________________

    Çanakkale’de doktorların askerlerden daha çok yorulduğunu, binlerce
    yaralıyla ilgilenmek zorunda kaldıklarını, Ümitsiz vakalarla hiç ilgilenilmediğini ve kurtulma şansı olanlara öncelik verildiğini, Bir Türk doktorun önüne kendi oğlunun getirildiğini, “Kurtulma şansı yok” diye oğlunu tedavi etmediğini, hemen bir sonraki yaralıyı istediğini, yaralılardan ancak ertesi gün başını alabildiğini ve o zaman oğlunun mezarına gidebildiğini
    ________________________________

    İngilizlerin kendi ifadelerine göre mükemmel bir geri çekilme planı
    yaptıklarını, hiçbir kayıp vermeden çekip gittiklerini, onların ifadesine
    göre Türklerin hiçbir şeyden haberinin olmadığını ama yine kendi
    yalanlarını kendi kaynaklarından suratlarına tükürürcesine, ger çekilme
    esnasında bizim siperlerden onların siperlerine üzerine kağıt sarılmış bir
    taş fırlatıldığını, bu kağıtta düzgün bir İngilizceyle “Gittiğinize
    üzülüyoruz, Süveyş Kanalında Görüşürüz” yazdığını Bu olayın, geri
    çekilmeden Türklerin haberleri olduğunu ama artık savaşamayacak kadar yıpranmış olduklarını ispatladığını Okuma yazma oranının yüzde beşlerde olduğu bir dönemde bizim Çanakkale’ye hangi yetişmiş evlatlarımızı yolladığımızı ve memleketin en az 100 yılını bozuk para harcar gibi harcadığımızı
    ________________________________

    Gelibolu topraklarına çıkıp, Marmara denizini görebilen sadece tek bir
    İngiliz askeri olduğunu, bu askerin aslen İrlandalı olduğunu, Türk askerini
    şaşırtmak için gece kumsala tek başına çıkıp bir sürü meşale yakarak
    çıkarma sanki oraya yapılıyormuş gibi bir kandırmaca yapmaya çalıştığını,
    bu askerin daha sonra yolunu kaybederek yarımadanın çok içerisine kadar
    girdiğini, daha sonra bir şekilde dönerek kurtulduğunu, bu olayın yıllar
    sonra askeri günlükler okununca öğrenildiğini
    ________________________________

    Savaşta Türk ordusunun tek bir pırpır uçağı olduğunu, bu uçağın arada
    sırada askere moral vermek için uçtuğunu, bu uçağın tüm birliklerimizin sevgilisi olduğunu ve ona “Tek Kuyruk” adını taktıklarını
    _____________________________
    Savaşın özellikle sonlarına doğru ordunun istihkakları azalttığını, askere
    günde sadece yarım ekmek verilebildiğini, bu ekmeğin de taş gibi kuru
    olduğunu Açlık içinde siperlerde yaşayan Mehmetlerin ayakkabı köselelerini kaynatıp çorba niyetine içmeye çalıştıklarını Eğer fedakarlık buysa bizim bildiğimiz hiçbir fedakarlığın fedakarlık olmadığını
    ________________________________

    Medeniyetin öncüsü İngilizlerin beyaz bayrak sallayan Türk askerlerini
    kurşuna dizdiğini, esir askerlerimizi tahta barakalara doldurarak
    diri diri yaktıklarını Esir alınan aç Türk esirlere maymunlara fıstık atar gibi yiyecek kırıntıları atarak eğlendiklerini Türk askerinin savaşta silahsız düşman askerini öldürmediklerini hayretle gördüklerini, bu sayede çok sayıda İngiliz ve Anzak’ın ölümden döndüğünü, bunlardan birinin sonraki yıllarda İngiltere Genel Kurmay Başkanı olduğunu, bu adamların insanlık adına ne varsa Çanakkale’de bizden öğrendiğini, savaşın sonlarına doğru az da olsa evcilleştiklerini, Çanakkale ile yapılan her belgeselde bu temanın abartıyla işlendiğini, bu savaşın kendilerine de
    büyük pay çıkararak ve yaşadıkları ağır yenilgiyi psikolojik olarak örtbas
    etmek için yapılan son centilmen (!) savaş olduğunu utanmadan söylediklerini, Türk kökenli yapılan belgesellerde inanılmaz bir İngiliz
    yalakalığı yapıldığını, Hiçbir belgeselde Çanakkale’de yaşanan olayların
    sansürsüz ve adam gibi anlatılmadığını
    ________________________________

    İngiltere ve Avustralya’nın aradan bu kadar yıl geçtikten sonra
    Gelibolu’nun küresel miras olduğunu ve uluslar arası toprak sayılmasını
    istediklerini, kendi şehitliklerinin olduğu bölgelerin ise kendi toprakları
    olarak kabul edilmesini istediklerini
    ________________________________

    Anzak günü olarak kutlanan 25 Nisan’da TV’lerde Anzak törenlerinin en ince
    ayrıntısına kadar anlatıldığını, aynı gün yapılan bu memleketin gerçek
    sahibi her görüşten Türk gençlerin 20 bin kişilik yürüyüşünün ise Türk
    TV’leri tarafından sansürlendiğini, gösterilmediğini, Atatürk’ün
    Çanakkale’de emperyalizme attığı tokat cezalandırılırcasına kendisinden
    kerhen (zoraki) bahsedildiğini
    ________________________________

    Çanakkale deniz zaferinin 91 Anma yıldönümü olan 18 Mart Gecesi, Biri
    hariç hiçbir ulusal kanalın adam gibi bir yayın yapmadığını, bu kanalın
    yayınladığı belgeselin ise prime Time bitiminden sonra (24:00)
    yayınlandığını Diğer TV’lerin belgesel ya da tartışma programı yapmak
    yerine magazin, eğlence, yarışma ve dizi film gösterimi yaptıklarını Bu
    konuyla ilgili yayın yapan diğer TV’lerin ise marjinal çizgiye sahip ulusal
    ölçekli kanallar olduğunu Gazetelerin ise konuya lütfen değindiklerini
    ________________________________

    Çanakkale savaşının sonuçları itibariyle hiçbir savaşla kıyaslanamayacak
    kadar Dünya’yı etkilediğini, Bir çok ülkede politik gidişi etkilediğini,
    özellikle Rusya’da Bolşevik devrimine yol açtığını Yarım milyon cesedin
    ise Gelibolu’da toprağın kimyasını değiştirdiğini ve yeşillendirdiğini
    Hâlâ toprağın altında kemikler, boş mermi kovanları ve patlamamış top
    mermileri çıktığını
    ________________________________

    Tarihin en büyük teknolojisine ulaşan ve teknolojiyle her şeyi
    halledeceklerini zannedenlerin tarihin en büyük yenilgisini aldıklarını
    Göğüs göğüse hiçbir çarpışmayı kazanamadıklarını Torunlarının güya
    bundan ders çıkarıp şimdi uzun menzilli silahlar yaptıklarını, uzaktan
    kumanda ile savaştıklarını, hiçbir uçaksavarın vuramayacağı yükseklikten
    uçan ve bombalar atan uçaklar yaptıklarını, Irak’ta bu silahlarını
    denediklerini Ne var ki göğüs göğüse çarpışmaya giriştiklerinde gene çuvalladıklarını, teknolojinin bir kere daha mağlup olduğunu
    ________________________________

    Ayrılırken hırsını alamayan İngiliz ve Avustralyalı askerlerin ölü Türk
    askerlerinin kafataslarını keserek ülkelerine götürdüklerini Bu
    yenilgiyi asla unutamayacaklarını, Bir gün mutlaka buraya yeniden
    geleceklerini

    Biliyor muydunuz?Bilmiyorduk tabi Nereden bileceğiz

    ki? Ders kitaplarında yazmıyordu Öğretmenlerimiz bahsetmediler Gazeteler
    yazmadı
     

Sayfayı Paylaş