1. * 5651 Sayılı Kanun'a göre TÜM ÜYELERİMİZ yaptıkları paylaşımlardan sorumludur.
    * Telif hakkına konu olan eserlerin yasal olmayan şekilde paylaşıldığını ve yasal haklarının çiğnendiğini düşünen hak sahiplerinin İLETİŞİM bölümünden bize ulaşmaları durumunda ilgili şikayet incelenip gereği 1 (bir) hafta içinde gereği yapılacaktır.
    E-posta adresimiz

Canavarın Karısı

Konusu 'Çocuk Masalları' forumundadır ve KıRMıZı tarafından 28 Nisan 2008 başlatılmıştır.

  1. KıRMıZı
    Aşık

    KıRMıZı TeK BaşıNa CUMHURİYET V.I.P

    Katılım:
    22 Şubat 2008
    Mesajlar:
    27.183
    Beğenileri:
    4.778
    Ödül Puanları:
    11.580
    Cinsiyet:
    Bayan
    Meslek:
    Karmaşıkkk
    Yer:
    TÜRKİYE
    Banka:
    375 ÇTL
    CANAVARIN KARISI

    Köylerin birinde iki kızı olan bir adam yaşıyordu. Kızların ikisi de güzeldi ve evlenme çağına gelmişlerdi. Bir gün baba komşu köye arkadaşlarını ziyarete gitti. Orada, o köyün şefinin evlenmek istediğini öğrendi. Eve döner dönmez kızlarını çağırdı:

    “Komşu köyün şefi evlenmek istiyormuş. Hanginiz onun karısı olmak istersiniz?”

    “Ben” dedi Mpunsikasi, büyük kız.

    “İyi” dedi baba, “bir düğün alayı hazırlatayım. Komşu köye kadar sana eşlik etsinler.”

    Ama Mpunsikasi bunu duymak bile istemedi.

    “Hayır ben yalnız gideceğim.”

    Baba öfkeden küplere bindi. “Sen neler söylüyorsun? Gelinin yalnız başına damada gitmesi yakışık alır mı hiç? Geline düğün alayı eşlik eder”, dedi hiddetle.

    Ama kız çocukları nasıl inatçı olursa Mpunsikasi da öyleydi. Sonunda baba ısrarından vazgeçti. Ertesi sabah Mpunsikasi komşu köye, damada gitmek üzere yola çıktı.

    Yolda bir fareye rastladı.

    “Şefiyle evleneceğin komşu köyün yolunu göstermemi ister misin Mpunsikasi” dedi sevimli farecik.

    “Gözümün önünden kaybol” diye tersledi onu Mpunsikasi. Farecik sessizce kaçtı oradan. Mpunsikasi yoluna devam etti. Ama biraz sonra yolunu kaybetti. Saatlerce oradan oraya dolaştıktan sonra bir kavşağa geldi. Yaşlı sevimli bir kadın oturuyordu yolda. Tatlı tatlı gülümsedi:

    “Şefiyle evleneceğin komşu köyün yolunu göstermemi ister misin Mpunsikasi” dedi.

    “Çirkin bir ihtiyarın yardımına ihtiyacım yok benim” dedi alayla kız ve sağdaki yoldan yürümeye başladı.

    “Ama bu doğru yol değil” diye seslendi kadıncağız, ama burnu büyük Mpunsikasi geri dönmedi. Yine de tavsiyede bulundu yaşlı kadın arkasından seslenerek.

    “O kadar istiyorsan git. Ama dikkatli ol. Kahkaha ağacının yanından geçeceksin, sakın onunla gülme, yoksa kocandan korkarsın. Sonra süt dolu deri kovanın yanından geçeceksin, sakın sütten içme yoksa kocana ekmek hamuru yapamazsın. En sonunda ateşin yanında oturan, kafasını kolunun altında taşıyan adama rastlayacaksın, sakın onun yanına oturma, yoksa kocana ekmek pişiremezsin.”

    Kendini beğenmiş Mpunsikasi hiç kulak asmadı kadının söylediklerine. Salına salına yoluna devam etti. Biraz sonra neşeyle gülen kahkaha ağacının yanına geldi. Ağacın neşesi ona da bulaştı ve gülerek karşılık verdi ona. Hemen sonra süt dolu deri kovayı gördü. Çok susamıştı ve kana kana içti sütten. En sonunda ateşin yanında oturan ve kafasını koltuğunun altında taşıyan adamı gördü. Adam ateşin yanına davet etti onu. Sivrisinekler hiç rahat vermedikleri için ateşin yanında biraz oturup onlardan kurtulmak istedi genç kız. Akşama doğru tekrar yola çıktığında, bir tavşancık çıktı önüne.

    “Şefiyle evleneceğin köye geldin artık” dedi. “Az sonra bir ırmağa geleceksin ve orada su dolduran bir kız göreceksin, ona karşı nazik ol!”

    “Ne yapacağımı senden mi öğreneceğim” diye sert sert bağırdı tavşana. Ama sevimli tavşanın söyledikleri oldu. Az sonra ırmak kıyısına geldi. Köy karşı taraftaydı. Kıyıda su dolduran bir kız gördü.

    “Yolun nereye?” diye sordu kız.

    “Sana ne” diye payladı Mpunsikasi, “Şefin karısı olacağım. Sen de benim hizmetçim.”

    “Senin hizmetçin olmayacağım” dedi kız gülümseyerek, “ama belki görümcen olurum. Ben şefin kız kardeşiyim.”

    Sonra sevimsiz, kendini beğenmiş Mpunsikasi’yi eve götürdü. Ona çavdar ve mısır verdi. “Çabuk ol. Şef birazdan eve döner” dedi kız.

    İsteksizce işe koyuldu Mpunsikasi. Çavdarla mısırı öğüttü ve bunlardan ekmek hamuru yapmaya çalıştı. Ama ne kadar uğraşırsa uğraşsın hamur bir türlü olmadı, topak topak kaldı. Sonunda hamura benzer bulamacı ekmek somunu şekline sokup fırına verdi. Ama ne kadar pişerse pişsin ekmek bir türlü olmadı, kabuğu yandı ama içi çiğ kaldı. Bir anda müthiş bir fırtına çıktı, rüzgar esti, şimşekler çaktı ve sanki gökten inmiş gibi korkunç çirkin, beş kafalı bir canavar beliriverdi.

    “İşte damadım, Makanda Mahlanu” dedi şefin kız kardeşi. Ama Mpunsikasi’nin korkudan beti benzi atmış, donup kalmıştı. Sanki dilini yutmuştu.

    “Kardeşim, işte gelinin” dedi şefin kız kardeşi.

    “Damadı karşılamaya gelmeyen güzel bir gelin” diye gürledi canavar.

    Sonunda kendisini toparladı Mpunsikasi ve ekmeği alıp damada sundu. Ama ekmeğin ne kadar kötü pişmiş olduğunu gören canavar ürkütücü bir sesle bağırdı:

    “Seni karım olarak almıyorum!”

    Ve kuyruğunu öyle bir hiddetle savurup yere vurdu ki, zavallı Mpunsikasi korkudan oracıkta düşüp öldü. Uzun süre Mpunsikasi’den haber alamayınca, küçük kardeş Mpunsanjano babasına “Komşu köye gidip şefin karısı olmak istiyorum. Belki ablamdan daha şanslıyımdır” dedi. Babası kabul etti ve bir düğün alayı hazırlattı. Alay yola çıkınca fareyle karşılaştılar.

    “Şefiyle evleneceğin komşu köyün yolunu göstermemi ister misin Mpunsanjano” dedi sevimli fare.

    “Bana bu iyiliği yaparsan çok sevinirim” diye karşılık verdi Mpunsanjano tatlılıkla.

    Fare çalılıklardan geçen yolu gösterdi.

    Düğün alayının yaşlı kadının oturduğu kavşağa gelmesi hiç uzun sürmedi.

    “Şefiyle evleneceğin komşu köyün yolunu göstermemi ister misin Mpunsanjano” dedi sevimli ihtiyar.

    “Bana bu iyiliği yaparsan çok sevinirim” diye karşılık verdi Mpunsanjano sevinçle. Ve yaşlı kadın soldaki yolu takip etmelerini söyledi. Bir süre sonra bir tavşancık çıktı yollarına.

    “Şefiyle evleneceğin köye geldin artık” dedi. “Az sonra bir ırmağa geleceksin ve orada su dolduran bir kız göreceksin. Ona karşı nazik ol.”

    “Uyarın için teşekkürler tavşancık” dedi Mpunsanjano. Az sonra kıyıya geldiler. Irmağın kenarında su dolduran kızı gördüler.

    “Yolun nereye” diye sordu kız.

    “Ben Mpunsanjano. Komşu köyden geliyorum ve şefle evlenmek istiyorum.”

    “Damadı gördüğünde sakın korkma.”

    “Neden korkayım ki” dedi şaşıran Mpunsanjano. Şefin kardeşi cevap vermedi ve sessizce eve götürdü onu. Çavdar ve mısır verdi. Bunlardan ekmek yapması gerekiyordu. Mpunsanjano çavdar ve mısırı öğüttü, hamuru hazırladı. Hamur kıvama gelince, ekmek biçimini verdi ve fırına sürdü. Az sonra bütün köyü taze ekmeğin nefis kokusu kapladı.

    O sırada müthiş bir fırtına koptu, rüzgar esti, şimşekler çaktı ve korkunç beş başlı canavar Makanda Mahlanu belirdi avluda.

    “İşte damat” dedi şefin kardeşi.

    Korkusuzca ekmeği alıp onu karşılamaya gitti Mpunsanjano. Canavar ekmeğin tadına baktı, çok lezzetliydi.

    “Seni karım olarak alıyorum” diye haykırdı. Ve o anda üzerindeki canavar giysisini attı. Şimdi Mpunsanjano’nun karşısında çok yakışıklı bir delikanlı vardı. Genç adam geline değerli taşlar, bilezikler, yüzükler, kolyeler hediye etti. Birkaç gün sonra da muhteşem bir düğün töreni yapıldı.
     

Sayfayı Paylaş