1. * 5651 Sayılı Kanun'a göre TÜM ÜYELERİMİZ yaptıkları paylaşımlardan sorumludur.
    * Telif hakkına konu olan eserlerin yasal olmayan şekilde paylaşıldığını ve yasal haklarının çiğnendiğini düşünen hak sahiplerinin İLETİŞİM bölümünden bize ulaşmaları durumunda ilgili şikayet incelenip gereği 1 (bir) hafta içinde gereği yapılacaktır.
    E-posta adresimiz

Candaroğulları Beyliği

Konusu 'Genel Türk Tarihi' forumundadır ve ZeyNoO tarafından 13 Ekim 2013 başlatılmıştır.

  1. ZeyNoO
    Melek

    ZeyNoO ٠•●♥ KuŞ YüreKLi ♥●•٠ AdminE

    Katılım:
    5 Ağustos 2008
    Mesajlar:
    58.480
    Beğenileri:
    5.784
    Ödül Puanları:
    12.080
    Cinsiyet:
    Bayan
    Meslek:
    Muhasebe
    Yer:
    ❤ Şehr-i İstanbul ❤
    Banka:
    3.064 ÇTL
    Candaroğulları Beyliği

    Beyliğin kurucusu Demir Yaman Candar Bey' Oğuzların Kayı boyundandır. Beyliğin 8. beyi İsfendiyar Bey'den sonra (1392'den itibaren) itibaren hanedan İsfendiyaroğulları olarak anılmıştır. Beyliğin asıl adı Cândâroğulları Beyliği'dir. Fakat sonradan hanedana son hükümdarlarına göre Kızıl-Ahmedlular diyen tarihçiler de vardır.

    Candaroğulları, devamlılık ve Osmanlılar'la son derece sıkı münasebetleri bakımından mühim bir beylik kurmuşlardır.1291-1461 arasında 170 yıl sürmüştür. Karamanoğulları'ndan sonra, Dulkadıroğulları ile beraber en devamlı Türkmen beyliği Candarlılar'dır. 1308'e kadar Selçuklular'a, 1335'e kadar İlhanlılar'a tabî olan Candaroğulları, bu tarihten 1383'e kadar 49 yıl istiklâl kazanmışlar, 1383'te Osmanoğlu I. Murad'a tabî olmuşlardır. 1392'den 1402 ye kadar 10 yıl, alelade Osmanlı valisi durumuna düşmüşler, Ankara felâketinden sonra tekrar istiklâl kazanmışlar, fakat 1413'te tekrar Osmanlı tâbiiyetine girmişler, 1417'de ve sonraki yıllarda bu tâbiiyet bağları gittikçe artmıştır. 1459-1461 arasında gene Osmanlı valisi vaziyetinde kalmışlardır. Osmanoğulları ile Candaroğulları'nın kanı o derece karışmıştır ki, Candaroğulları, nadiren Osmanlılar'a muhalif bir siyaset takip edebilmişler, ekseriya onlarla müttefikan hareket etmişler, birçok Candaroğlu doğrudan doğruya Osmanlı hizmetine girmiştir.

    Beylik, Kastamonu, Sinop, Samsun, Cankırı, Zonguldak vilayetlerinde hüküm sürüyordu. Osmanlı sarayı ile sıkı bir akrabalık bağı kurmuşlardı. 1461'de Osmanlı Devleti'ne bağlandı.Türkiye Selçuklu Sultanı II. Gıyâseddîn Mes'ûd, taht mücâdeleleri sırasında Çobanoğullarının karıştığı bir savaşta esir düşmüş, fakat sonra kurtarılmıştı (1292). Sultan Mes'ûd, kurtarılması sırasında yararlığı görülen Şemseddîn Demir Yaman Candâr'a Kastamonu ve havalisini vermiş ve böylece bu beyliği kurulmuştu.

    Ama bu hibe işe yaramadı çünkü bu sırada Çobanoğullarından Hüsâmeddîn Bey Kastamonu'yu elinde bulunduruyordu. Şemseddîn Yaman Candâr'ın yerine geçen oğlu Süleymân Paşa âni bir baskınla Kastamonu'ya sahip oldu. Daha sonra Sinop şehri de Candaroğulları topraklarına ilhak edildi (1322). Bir süre sonra taht mücadelesi sebebiyle beyliğin ikiye ayrıldığını görüyoruz. Osmanlıların yardımı ile Süleymân-şâh 1384'den itibaren Kastamonu'ya hâkim olmuş, rakibi Celâleddîn Bayezid ise Sinop'a çekilmek zorunda kalmıştı. II. Süleymân-şâh Osmanlılar ile dost geçindiyse de, bu dostluk Yıldırım Bayezid'in ilk yıllarına kadar devam etmiştir.

    Yıldırım Bayezid Anadolu'daki Tükr birliğini sağlama yolundaki çalışmaları sırasında Candaroğulları topraklarına sahip olmuş, fakat Sinop'da Candaoğulları Beyliğini devam ettirmiştir. İsfendiyar Bey Ankara savaşından (1402) sonra Timur'un hâkimiyetini tanıdı. Bunun karşılığında da eski Candaroğulları toprakları kendisine verildi, böylece Kastamonu'ya yeniden hâkim oldu.

    Osmanlı şehzâdeleri arasındaki saltanat mücadelesi sırasında tedbirli bir politika takip ederek, her defasında bu şehzâdelerden birisini destekledi. Bu mücadele sonunda duruma hâkim olan Çelebi Mehmed ile dost geçindi. Çelebi Mehmed'e Karaman ve Eflak seferlerinde oğlu Kasım Bey idaresinde yardımcı kuvvet verdi (1417).Fakat Kasım Bey geri dönmeyerek Çelebi Mehmed'den Candaroğullarına ait bazı yerlerin kendisine verilmesini istedi. Neticede Kasım Bey bu arzusuna kavuşmuş, İsfendiyar Bey de Osmanlılara tâbi olmuştu. Ancak Sultan II. Murad Osmanlı tahtına çıktığı zaman (1421) meydana gelen karışıklıklardan istifade eden İsfendiyar Bey oldu ve Kasım Bey'in elindeki toprakları ele geçirdi.II. Murad, şehzâde isyanları bastırıp duruma hâkim olduktan sonra İsfendiyar Bey üzerine yürüdü. İsfendiyar Bey yeniden Osmanlılara tâbi oldu (1423-4) ve bundan sonra da onlarla dost geçindi.

    Candaroğulları Beyliği Fatih Sultan Mehmed devrine kadar varlığını sürdürdü. Fatih Trabzon seferi dönüşünde Kastamonu ve Sinop Osmanlı topraklarına katılarak Candaroğulları Beyliği'ne son verildi (1462).Candaroğulları beyleri çeşitli eserlerle ülkelerini imâr etmişlerdi. Bu devreden Kastamonu'da İbn Neccâr Câmii ve altı yapıdan ibaret bir külliye olan İsmail Bey İmâreti en önemli eserler olarak göze çarpmaktadır. Candaroğulları beyleri sanat adamlarını da himaye etmişler ve kendi adlarına çeşitli Türkçe eserler yazdırmışlardır. Candarlılardan İsmail Bey (1443-1461) "Hulviyât-ı Şâhî" isminde büyük bir eser yazmıştır.
     
  2. ZeyNoO
    Melek

    ZeyNoO ٠•●♥ KuŞ YüreKLi ♥●•٠ AdminE

    Katılım:
    5 Ağustos 2008
    Mesajlar:
    58.480
    Beğenileri:
    5.784
    Ödül Puanları:
    12.080
    Cinsiyet:
    Bayan
    Meslek:
    Muhasebe
    Yer:
    ❤ Şehr-i İstanbul ❤
    Banka:
    3.064 ÇTL
    CANDAROĞULLARI (İSFENDİYAROĞULLARI) BEYLİĞİ (1292-1461)

    Candaroğulları Beyliği Anadolu beylikleri arasında Karamanoğulları Beyliği'nden sonra en uzun ömür süren beylik olmuştur. Kastamonu ve çevresinde kurulan Candaroğulları Beyliği sülalenin altıncı hükümdarı İsfendiyar Beye nispetle İsfendiyaroğulları Beyliği diye de anılmaktadır.

    Ailenin ilk reisi Şemseddin Yaman Candar, Selçuklu ümerasından olup hizmetlerine karşılık Kastamonu ve etrafı kendisine verilmiştir. 1292 yılında Oğlu Süleyman Paşa Kastamonu'da bir beylik kurmaya muvaffak olmuştur. Bilahare Sinop ve Safranbolu'yu da alarak kuvvetlenen Süleyman Paşa bir müddet İlhanlılara itaat eder gibi gözükmüştür. Bu beyliğin tam bağımsız hale gelmesi, İlhanlı hükümdarı Ebu Said Bahadır Han'ın vefatından sonrasına rastlamaktadır.

    Candaroğulları Beyliği ve Osmanlı Beyliği arasındaki ilk münasebetler Celaleddin Bayezid Bey zamanında başlamıştır. Osmanlı tarihçilerinin kötürüm Bayezid olarak bahsettikleri Candaroğulları Beyliği'nin hükümdarı Celaleddin sert ve haşin tabiatlı bir kişilik özelliğine sahip olmuştur. Kötürüm Bayezid'in haşin tabiatı yüzünden Candaroğulları Beyliği komşuları ile mütemadiyen anlaşmazlıklara düşmüştür.

    Kötürüm Bayezid'in İskender adındaki oğlunu veliaht ilan edeceğinden kuşkulanan öteki oğlu Süleyman Paşa babasına karşı silahlı muhalefete geçmiştir. Bu arada Osmanlıların yardımını temin edebilmek için de Orhan Gazi'nin oğlu Süleyman Paşa'nın kızı ile evlenmiştir. Osmanlıların yardımı sayesinde babası Kötürüm Bayezid'i Kastamonu'yu terke mecbur bırakmıştır. Kötürüm Bayezid Kastamonu'yu terk edip Sinop'a yerleşirken, oğlu da Kastamonu'ya hakim vaziyete geçtiği cihetle, Candaroğulları Beyliği'ni ikiye ayırmıştır.

    Kötürüm Bayezid 1385 yılında vefat edince oğlu İsfendiyar Bey, Candaroğulları Beyliği'nin Sinop kanadına hükümdar olmuştur. İlk zamanlarında Osmanlılarla iyi geçinen II. Süleyman Bey bilahare bu tavrını değiştirdiğinden Yıldırım Bayezid ile çarpışmak durumunda kalmıştır. 1392 yılında yapılan harpte yenilerek vefat etmiş ve Candaroğulları Beyliği'nin Kastamonu toprakları Osmanlı Devleti'nin eline geçmiştir.

    Sinop'ta hüküm süren İsfendiyar Bey'in hakimiyeti devam etmiştir. 1402 Ankara muharebesini müteakip ise, Timur'un müsaadesiyle İsfendiyar Bey Kastamonu'dan Samsun'a kadar olan Candaroğulları Beyliği'nin eski topraklarına yeniden sahip olmuştur.

    Ankara savaşının sarsıntıları atlatılmaya çalışılırken Çelebi Sultan Mehmet zamanından itibaren Candaroğulları Beyliği ile Osmanlı Devleti arasındaki mücadele yeniden başlamıştır. II. Murad zamanında çatışmalar şiddetlenmiş ve 1461 yılında Fatih Sultan Mehmet zamanında izlenen akıllı politikalar sonucunda savaşsız bir şekilde Candaroğulları Beyliği fiilen son bulmuş ve Osmanlı topraklarına katılmıştır.
     

Sayfayı Paylaş