1. * 5651 Sayılı Kanun'a göre TÜM ÜYELERİMİZ yaptıkları paylaşımlardan sorumludur.
    * Telif hakkına konu olan eserlerin yasal olmayan şekilde paylaşıldığını ve yasal haklarının çiğnendiğini düşünen hak sahiplerinin İLETİŞİM bölümünden bize ulaşmaları durumunda ilgili şikayet incelenip gereği 1 (bir) hafta içinde gereği yapılacaktır.
    E-posta adresimiz

Cari açık 70 milyar dolara dayandı

Konusu 'Ekonomi' forumundadır ve BeReNN tarafından 11 Temmuz 2011 başlatılmıştır.

  1. BeReNN
    Uykumvar

    BeReNN Özel Üye Özel üye

    Katılım:
    30 Nisan 2011
    Mesajlar:
    8.855
    Beğenileri:
    254
    Ödül Puanları:
    5.330
    Cinsiyet:
    Bayan
    Meslek:
    Muhasebe
    Yer:
    Istanbul, Turkey
    Banka:
    289 ÇTL
    Merkez Bankası'nın verilerine göre, Mayıs ayında 7.75 milyar dolar olan cari açık, yıllıklandırılmış bazda 68.2 milyar dolara ulaştı

    Türkiye'nin cari İşlemler hesabı açığı, yılın ilk 5 ayında, geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 121,3 artarak, 37 milyar 274 milyon dolar oldu.

    Merkez Bankası tarafından açıklanan 2011 yılı Mayıs ayına ilişkin ödemeler dengesi verilerine göre, cari açık 2011 yılı Ocak-Mayıs döneminde bir önceki yılın aynı dönemine göre 20 milyar 435 milyon dolar artış gösterdi. Geçen yılın ilk 5 ayında, cari açık 16 milyar 839 milyon dolar düzeyindeydi.

    Geçen yıl Mayıs'ta 2 milyar 944 milyon dolar açık veren cari işlemler hesabında, bu yılın aynı ayında 7 milyar 753 milyon dolar açık meydana geldi.

    Cari işlemler açığının artmasında dış ticaret açığındaki artış etkili oldu.

    Ocak-Mayıs döneminde 37.3 milyar dolara ulaşan cari açık, yıllıklandırılmış bazda 68 milyar 174 milyon dolara ulaştı. Yıllıklandırılmış cari açık yüzde 160 artış kaydetti.

    Cari işlemler hesabı, yılın ilk 5 ayında bir önceki yılın aynı dönemine göre 20 milyar 435 milyon dolar artarak, 37 milyar 274 milyon dolar açık kaydetti. Bu gelişmede, dış ticaret açığının 20 milyar 501 milyon dolar tutarında artarak, 37 milyar 95 milyon dolara ulaşması etkili oldu.

    Hizmetler Dengesi kalemi altındaki turizm gelirleri, bir önceki yılın aynı dönemine göre yüzde 21,3 artışla 6 milyar 135 milyon dolara ulaştı. Turizm giderleri de yüzde 17,3 artarak, 2 milyar 34 milyon dolara yükseldi.

    Bu dönemde yatırım geliri dengesinin altında yer alan ''doğrudan yatırımlar'', ''portföy yatırımları'' ile faizlerden oluşan ''diğer yatırımlarda'' gerçekleşen toplam net çıkış, ilk beş ayda 3 milyar 905 milyon dolar olarak gerçekleşti. 2010'un aynı döneminde tutar, 2 milyar 850 milyon dolar düzeyindeydi.

    SERMAYE VE FİNANS HESAPLARI

    Sermaye ve Finans Hesapları kapsamında, portföy yatırımları 2010'nun ilk 5 aylık dönemine kıyasla 7 milyar 518 milyon dolardan 14 milyar 836 milyon dolara yükseldi.

    Yurt dışında yerleşik kişilerin yurt içinde yaptıkları net yatırımlar, ilk beş aylık dönemde bir önceki yılın aynı dönemine göre 3 milyar 35 milyon dolar artarak, 5 milyar 613 milyon dolara yükseldi. Bu dönemde yurt dışı yerleşiklerin yurt içinde gerçekleştirdiği net gayrimenkul yatırımları, 1 milyar 86 milyon dolara ulaştı.

    Yurt içinde yerleşik kişilerin, yurt dışında yaptıkları net yatırımlar da bu dönemde net 1 milyar 204 milyon dolar tutarında gerçekleşti.

    Yurt dışında yerleşik kişiler, hisse senedi piyasasında Mayıs ayında 193 milyon dolar tutarında satımla birlikte ilk beş ayda 649 milyon dolar net satım yaptı.

    Yurt dışında gerçekleştirilen tahvil ihraçlarıyla ilgili olarak bankacılık sektörü, Mayıs ayında yapılan 500 milyon dolar tutarındaki menkul kıymet ihracıyla birlikte yılın ilk beş ayında toplam 2,3 milyar dolar yurt dışında tahvil ihracı gerçekleştirdi.

    Yurt dışı yerleşiklerce Mayıs ayında 1 milyar 107 milyon doları tutarında devlet iç borçlanma senetleri (DİBS) satımı gerçekleştirildi. Buna rağmen, ilk beş ayda toplam 9 milyar 424 milyon doları tutarında DİBS alımı yapıldı. Geçen yılın Ocak-Mayıs döneminde bu tutar, 4 milyar 991 milyon dolar düzeyindeydi.

    Öte yandan, bankacılık sektörünün yurt içi menkul kıymet ihraçlarıyla ilgili olarak, yurt dışı yerleşikler ilk beş ayda 77 milyon dolar tutarında net alım yaptı.

    BANKACILIK SEKTÖRÜNÜN NET KREDİ KULLANIMI ARTTI

    Bankaların yabancı para ve Türk Lirası cinsinden efektif ve mevduat varlıkları, bu yılın ilk beş ayında 1 milyar 346 milyon dolar tutarında azalış gösterdi. Bu azalışta Türk Lirasında 998 milyon dolarlık artışa rağmen, yabancı paradaki 2 milyar 344 milyon dolar azalış etkili oldu.

    Diğer sektörlerin yurt dışındaki mevduat varlıkları hesaplanırken, bankaların yurt dışı şubelerinin mizan verilerindeki ilgili hesaplar gösterge niteliğinde kullanılıyor. Söz konusu veri, bu yılın ilk beş ayında 10 milyar 859 milyon dolar azaldı.

    Bankacılık sektörünün net kredi kullanımı, bir önceki yılın aynı döneminde 2 milyar 716 milyon ABD doları olmuşken, bu yılın aynı döneminde 7 milyar 24 milyon dolara yükseldi. Diğer sektörler ise bir önceki yılın aynı döneminde 3 milyar 287 milyon dolar net kredi ödeyicisi konumunda iken, bu yılın aynı döneminde 3 milyar 480 milyon dolar tutarında net kredi kullanıcısı oldu.

    Yurtdışı bankaların yurtiçi bankalar nezdinde tuttukları yabancı para mevduatları söz konusu dönemde 2 milyar 44 milyon dolar arttı, Türk Lirası mevduatları ise 5 milyar 616 milyon dolar azalış kaydetti.

    Finans hesaplarının son kalemi olan rezerv varlıkların içinde bulunan resmi rezervler, Mayıs ayında 3 milyar 33 milyon dolar artarak ilk beş aylık dönemde 8 milyar 169 milyon dolara ulaştı. Mayıs ayındaki artışın temel nedeni, bankaların Merkez Bankası nezdinde tutmak zorunda oldukları yabancı para mevduat hesaplarındaki artış oldu.

    NET HATA NOKSANDA CİDDİ ARTIŞ

    Ödemeler dengesinde, net hata noksan kaleminde Mayıs ayında gözlenen artış dikkati çekti.

    Mayıs ayında, net hata noksan, 4 milyar 518 milyon dolar olarak gerçekleşti. Ocak-Mayıs döneminde bu kalemdeki tutar, 8 milyar 425 milyon dolar olarak hesaplandı. 2010 yılının Ocak-Mayıs döneminde ise net hata noksan 836 milyon dolar düzeyindeydi.

    Net hata ve noksan, tanım gereği ölçüm hataları ve tablodaki verilerin eksik veya fazla derlenmesinden kaynaklanıyor. Uygulamada, cari işlemler hesabı ile rezerv varlıklar dahil sermaye ve finans hesapları toplamı, çeşitli hata ve noksanlıklardan ötürü sıfırdan farklı sonuç verdiğinde, söz konusu toplam, ters işareti ile ''net hata ve noksan'' kalemine kaydedilerek, ödemeler dengesi eşitliği sağlanıyor.

    "CARİ AÇIK TÜKETİME DAYANIYOR"

    Merkez Bankası Danışmanı Zafer Yükseler'in hazırladığı çalışmada, son dönemde yükselen cari açığı, hızlı büyümeye bağlamanın gerçekçi olmadığı belirtildi ve büyümenin de temeline oluşturan tüketimin etkisine dikkat çekildi.

    Çalışmada, ''2005–2010 döneminde, Türkiye'de cari işlemler açığının yükselmesinin temel nedeni tasarruf oranındaki düşüş. Bu durum, yurtiçi talep ağırlıklı büyüme stratejisi uygulayan Yunanistan, İspanya, İtalya ve ABD gibi ülkelerde de açıkça görülmektedir'' değerlendirmesine yer verildi.

    Dış dengede 2010'da gözlenen bozulmanın süreceği tahmin edilen çalışmada, ''Böyle bir durumun, halen cari açık konusunda 15 ülkeden farklı konumda bulunan Türkiye'nin uluslararası piyasalardaki pozisyonunu zayıflatacağı ve ülke açısından risk oluşturacağı düşünülmektedir'' tespiti yapıldı.

    Merkez Bankası Danışmanı Yükseler'in ''Türkiye'nin Karşılaştırmalı Cari İşlemler Dengesi ve Rekabet Gücü Performansı (1997–2010 dönemi)'' konulu çalışması, bankanın internet sitesinde yayımlandı.

    Çalışmada, 1997–2010 döneminde Türkiye'nin dış ticaret ve cari işlemler dengesindeki gelişmeler ve etkileyen faktörler irdelendi.

    Cari işlemler dengesi performansını değerlendirebilmek amacıyla da ülkenin dış ticareti içinde önemli payı bulunan ve uluslararası piyasalarda rakip konumdaki 15 ülkenin performansıyla karşılaştırma yapıldı. Bu ülkeler, Almanya, İtalya, Fransa, İspanya, İngiltere, Yunanistan, Japonya, Rusya, Polonya, Çin, Güney Kore, Tayland, Malezya, Brezilya ve ABD olarak belirlendi. 15 ülke geneline ilişkin verilen oran ve değerler, bu ülkelerin ilgili yılda Türkiye ile yaptıkları toplam dış ticaret hacmi içindeki payları dikkate alınarak hesaplandı.

    TÜRKİYE'DE CARİ AÇIK, 2005-2010 DÖNEMİNDE YÜKSELDİ

    Çalışmaya göre, 1997-2010 döneminde cari işlemler dengesi, mal ticareti dengesine bağlı hareket etti ve Türkiye bu dönemde kronik olarak cari işlemler açığı verdi. Bu dönemde, cari açık, GSYH'nin ortalama yüzde 2,9'u oranında seyretti.

    Uluslararası piyasalarda, başta enerji olmak üzere, temel mal fiyatlarındaki yükselme, ekonomideki canlanma, rekabet gücündeki zayıflama ve uluslararası likidite bolluğunun finansman imkanlarını artırması, 2005'ten itibaren Türkiye'de cari açığın yükselmesine neden oldu. 1997–2004 döneminde GSYH'nin yüzde 1,1'i kadar olan cari işlemler açığı, 2005–2010 döneminde yüzde 5,2'ye çıktı.

    Türkiye'nin performansı söz konusu 15 ülkeyle karşılaştırıldığında, bu ülkelerin 1997-2010 döneminde ortalama yüzde 1 cari işlemler fazlası verdiği görüldü.

    Türkiye'de cari açığın yüzde 5,2'ye yükseldiği 2005-2010 döneminde, 15 ülke genelinde cari işlemler dengesi fazla vermeye devam etti ve fazlanın GSYH'ye oranı yüzde 1,6'ya çıktı.

    Söz konusu dönemde, Çin, Almanya, Malezya ve Japonya'nın cari işlemler dengesi fazlası/GSYH oranı yükseldi. Rusya, Tayland ve Güney Kore'nin cari işlem fazlalarının GSYH'ye oranında ise sınırlı bir azalış gözlendi.

    Türkiye gibi cari işlemler açığı/GSYH oranı hızla artan ülkeler arasında, Yunanistan (yüzde 11,5), İspanya (yüzde 7,7) ve ABD (yüzde 4,6) ilk sıralarda yer aldı.

    ''BÜYÜME ZAYIFLADI, ANCAK CARİ AÇIKTA BOZULMA SÜRDÜ''

    Büyüme ile cari işlemler dengesi arasındaki bağın irdelendiği çalışmaya göre, 1997–2010 döneminde, yıllık ortalama GSYH büyüme hızı 15 ülkede yüzde 3,5, Türkiye'de ise yüzde 3,8 olarak gerçekleşti. Bu dönemde, Türkiye'de büyüme açısından üç farklı eğilim gözlendi. 1997–2001 döneminde, Asya-Rusya krizleri, Marmara depremi ve Şubat krizi nedeniyle Türkiye'de istikrarsız bir büyüme süreci yaşandı ve ortalama yıllık GSYH büyüme hızı yüzde 1 civarında kaldı. 2002–2006 döneminde, ortalama yıllık GSYH büyüme hızı yüzde 7,5'e yükseldi, 2007–2010 döneminde ise bu oran yüzde 2,3'e geriledi.

    Aynı dönemlerde, 15 ülke genelinde ortalama büyüme hızı ise sırasıyla, yüzde 2,7, yüzde 4,0 ve yüzde 3,7 oldu.

    Cari işlemler dengesi açığının GSYH'ye oranı, bu dönemlerde, Türkiye'de sürekli yükseldi ve sırasıyla, yüzde 0,5, yüzde 3,4 ve yüzde 5,1 olarak gerçekleşti. Aynı dönemlerde, 15 ülke genelinde cari işlemler dengesi fazla verdi ve fazlanın GSYH'ye oranı sırasıyla, yüzde 0,3, yüzde 1,2 ve yüzde 1,5 oldu.

    2007–2010 döneminde, ekonominin büyüme performansı zayıflarken, Türkiye'de cari işlemler dengesindeki bozulmanın sürdüğü, 15 ülke genelinde ise cari işlemler dengesi performansının daha da iyileştiği gözlendi.

    ''TÜRKİYE, KISMEN AYRIŞMAYA BAŞLADI''

    Türkiye'de cari işlemler açığına ilişkin veriler, büyüme hızındaki artışın cari işlemler açığını yükselttiği, ekonomik daralma dönemlerinde ise ithalatla birlikte cari işlemler açığının azaldığına işaret ediyor. Bu eğilim, gerek ekonomi çevrelerinde gerek toplumda, ''cari açığın hızlı büyümenin bir sonucu olduğu'' kanısını yerleştirdi.

    15 ülke verisi incelendiğinde, sadece büyümenin değil, büyümenin kaynağının da cari açık açısından önemli olduğu görülüyor. Nitekim genelde dış talebe dayalı büyümenin ağırlıklı olduğu Çin, Güney Kore, Malezya, Tayland ve Almanya gibi ülkelerde yüksek büyüme hızlarının, cari işlemler açığına yol açması söz konusu değil. Ancak, genelde yurtiçi talebe dayalı büyümeyi benimseyen, Yunanistan, İspanya, İtalya ve ABD gibi ülkelerde, büyüme hızındaki yükseliş cari açıktaki yükselişi de beraberinde getiriyor.

    1997-2010 döneminde Türkiye'nin büyüme ve cari açık performansı incelendiğinde, Türkiye'de yurtiçi talebe dayalı büyüyen ülkelerin özelliklerinin hakim olduğu görülüyor. Ancak, 2006 yılı sonrasında ortalama büyüme hızı düşerken, cari işlemler açığı/GSYH oranının yüksek seviyede kalması, Türkiye'nin bu ikinci gruptan da kısmen ayrışmaya başladığına işaret ediyor.

    Çalışmada, ''Türkiye'nin gerek ortalama yıllık GSYH büyüme hızı gerek göreli büyüme performans endeksinin eğilimi dikkate alındığında, cari işlemler dengesindeki bozulmanın kaynağı olarak, Türkiye'nin 15 ülkeye göre daha hızlı büyüdüğünü ifade etmek gerçekçi görülmemektedir'' tespitine yer verildi.

    TASARRUF AÇIĞI, YATIRIMDAN ÇOK TÜKETİMDEN KAYNAKLANIYOR

    Cari işlemler performansında önemli faktörlerden yatırım ve tasarruf oranlarına bakıldığında da Türkiye'deki tasarruf açığı dikkati çekti.

    Çalışmaya göre, 1997–2010 döneminde, 15 ülke genelinde yatırımların GSYH'ye oranı, ortalama yüzde 21,7 iken, Türkiye'de oran yüzde 19,6 oldu. Sözkonusu dönemde, tasarrufların GSYH'ye oranı da 15 ülke genelinde yüzde 22,7, Türkiye'de yüzde 17,8 olarak hesaplandı.

    Alt dönemler itibariyle, yatırım ve tasarruf oranları incelendiğinde, 2005–2010 döneminde, 15 ülke genelinde tasarruf fazlasının arttığı, Türkiye'de ise tersi bir eğilim yaşandığı ve önemli bir tasarruf açığının ortaya çıktığı görüldü. Tasarruf açığı, yatırım oranının yükselmesinden çok tasarruf oranının gerilemesinden kaynaklandı.

    2005–2010 döneminde, 15 ülke içinde tasarruf oranındaki gerileme dolayısıyla tasarruf/cari işlemler dengesi açığı artan ülkeler, sırasıyla, Yunanistan, İspanya, Fransa, İtalya ve ABD oldu.

    Türkiye'de hanehalkı ve firmaların tasarruf etme eğilim ve olanaklarının, son yıllarda, önemli ölçüde zayıfladığı gözleniyor. Hane halkı borçluluğundaki artış ve firmaların işletme artığı (işletme faaliyetlerinden elde edilen gayrisafi gelir) elde etme kapasitelerinin zaman içinde azalması, ekonomi genelinde tasarruf oranlarının yetersiz kalmasına neden oluyor.

    2003 yılında hane halkı borcunun GSYH'ye oranı yüzde 3 iken, 2010'da yüzde 17,3'e yükseldi. Sanayi ve hizmetler sektörü genelinde, 2002 yılında işletme artığının ciroya oranı yüzde 23,4 düzeyindeydi, oran, 2008'de yüzde 15,3'e geriledi.

    Çalışmada konuya ilişkin şu tespitlere yer verildi:


    ''Türkiye'de, yüksek büyüme için tasarrufların yetersiz olduğu, bu nedenle yüksek büyüme dönemlerinde cari işlemler açığı verilmesinin normal olduğu görüşü hakim bulunmaktadır. Ancak, bu görüşün arka planında, yüksek büyüme dönemlerinde yatırım oranının arttığı, tasarruf düzeyinin ise bu yatırımları karşılamakta yetersiz kaldığı inancı yer almaktadır.

    Sadece yıllık verilere bakıldığında, bu görüşü desteklemek söz konusu olabilir. Ancak, 1997–2010 dönemi yatırım ve tasarruf oranları incelendiğinde, cari işlemler dengesindeki bozulmanın arka planında, büyük ölçüde tasarruf oranındaki gerilemenin etkili olduğu görülmektedir. Nitekim bu durum, 2005–2010 döneminde Türkiye'de ve yurtiçi talep ağırlıklı büyüme stratejisi uygulayan Yunanistan, İspanya, İtalya ve ABD gibi ülkelerde de açıkça görülmektedir.''

    ''TEMEL NEDEN, TASARRUFTAKİ DÜŞÜŞ''

    Çalışmaya göre 1997–2010 döneminde, 15 ülke ile Türkiye'nin cari işlemler dengesi performansı karşılaştırıldığında şu iki nokta ön plana çıkıyor:

    ''Birincisi, Türkiye'nin tasarruf oranının düşük olması ve son yıllarda bu oranın gerilemesidir. Özellikle, 2005–2010 döneminde, 15 ülke genelinin aksine, Türkiye'de cari işlemler açığının yükselmesinin temel nedeni tasarruf oranındaki düşüştür. Finansman imkanlarındaki artış ve tüketicilerin finansman kaynaklarına erişiminin kolaylaşması, tüketici kredilerini ve hanehalkı borçluluğunu artırmış ve kişilerin tasarruf eğilimlerini zayıflatmıştır.

    İkinci husus, incelenen dönemde Türkiye 15 ülkeye, özellikle yükselen piyasa ekonomilerine, karşı rekabet gücü kaybetmiştir. Bu durum, yükselen enerji ithal faturasına ek olarak, enerji-dışı ithalatta da artışa yol açmış, 15 ülke piyasalarına yönelik ihracatımızı ise olumsuz etkilemiştir.''

    ''İTHALAT ARTIŞINI YAVAŞLATMAK OLDUKÇA GÜÇ GÖZÜKÜYOR''

    Dış dengede 2010'da gözlenen bozulmanın, 2011 başlarında güçlenerek devam ettiği kaydedilen çalışmada, şu değerlendirmeler yapıldı:

    ''Mevcut iç ve dış ekonomik konjonktür ile firmaların yatırım tercihleri dikkate alındığında, dış dengedeki bozulmayı tetikleyen ithalat artışının yavaşlatılmasının oldukça güç olduğu görülmektedir. Ekonominin rekabet gücü kaybı nedeniyle yerli ve yabancı firmaların döviz kazandırıcı alanlara yatırım yapmaktan kaçındıkları, genelde dış ticarete konu olmayan konut, gayrimenkul, alış veriş merkezi, ofis binası, iletişim ve enerji gibi yatırım alanlarını tercih ettikleri görülmektedir.

    Bu yatırım tercihleri ve tüketicilerin yüksek teknolojili tüketim ürünleri satın alma eğilimleri birlikte dikkate alındığında, önümüzdeki dönemde de dış dengedeki bozulmanın süreceği tahmin edilmektedir. Böyle bir durumun, halen cari açık konusunda 15 ülkeden farklı bir konumda bulunan Türkiye'nin uluslararası piyasalardaki pozisyonunu zayıflatacağı ve ülke açısından risk oluşturacağı düşünülmektedir.''

    2011 BAŞINDAN BU YANA CARİ AÇIĞIN SEYRİ

    A.A muhabirinin ödemeler dengesi verilerinden yaptığı derlemeye göre, 2009 sonunda yaklaşık 14 milyar dolar olan cari açık, 2010 yılı sonunda 47,6 milyar dolara çıktı. 2011 yılı itibariyle cari açıkta artış hızının sürmesi nedeniyle ekonomi yönetimi soğutma tedbirlerini hayata geçirmeye başladı. Cari açığın yılın son çeyreğinden itibaren baz etkisi nedeniyle iyileşme sürecine girmesi bekleniyor ancak yılsonu beklentisi, açığın 60 milyar doları aşacağı yönünde.

    Cari açık, Ocak-Mayıs döneminde 37 milyar 274 milyon dolara ulaştı. Aylar itibariyle açığın seyri; Ocak'ta 6 milyar 79 milyon dolar, Şubat'ta 6 milyar 138 milyon dolar, Mart'ta 9 milyar 745 milyon dolar, Nisan'da 7 milyar 680 milyon dolar, Mayıs'ta ise 7 milyar 753 milyon dolar oldu.
     

Sayfayı Paylaş